☝📖İbrahimi ﷺ Muhammedi ﷺ Hanif İslam📖☝﷽𐰃𐰠𐰯☝📖المحمدية☝Muhammediyye📖☝𐰃𐰠𐰯༺الله أكبر ༻

Güncel Duyuru Eylül -Ekim 2026

Nehvul Vazıh 2.Merhale Derslerimiz Çok Yakında Eylül itibariyle Başlayacak Ekim itibariyle devam edecek inşallah!Nehcül Belağa Dersleri sitemize ekleniyor,Kur'anla Arapça Dilbilgisi derslerimiz ve 116 tane Arapça dilbilgisi konu testi sitemize eklendi..

☝المحمدية☝الاامام سيد محمد هاشمي الموسوي 📖 ☝

☝https://www.muhammediyye.org/☝
📖-المحمدية-📖

Teoriye göre;İlluminati(hizbüşşeytan) yani uzaylı ve insan melezi ırklar,yarı vampir,yılan,ejderha vs melez soylardan oluşan topluluk,masonik, illuminatik firavun ve nemrud soylarının hipnoz,büyü,zihin kontrolü,algı yönetimi ile bireyler ve toplumları yönetmesi,hizbüşşeytan illumiatinin küresel illuminatik sistemi; siyaset,medya,sivil toplum,terör örgütleri,mafya,enerji,silah,ilaç,gıda tekeli alanlarda illuminati vardır!

Destek olmak isteyen kardeşlerimiz iletişim formundan bize yazınız Allah razı olsun.

Arapça Metinler-نهج البلاغة-Nehcül Belağa-Hutbe-179-185.Hutbeler

☝https://www.muhammediyye.org/☝
📖-المحمدية علي الكتاب و السنة الصحيحة-📖
Üye olmak isteyen kardeşlerimiz iletişim formundan bize yazınız Allah razı olsun.Kardeşlerimize Önemli :
اعوذ بالله من الشيطان الرجيم
 بسم الله الرحمان الرحيم
 الحمد لله رب العالمين و الصلاة و السلام علي امامنا محمد
 و آله و اهل بيته و صحبه و امته اجمعين
Euzü billahi mineşeydanirracimi ve min hizbihi..
Bismillahirrahmanirrahiym
Allahım cc Şeytandan ve onun hizbi tağutlardan
marid ve hannaslardan,cibt ve belamlardan sana sığınırız.Rahman ve rahiym olan Allahın cc adıyla.. 
Ahmedilik,kadıyanilik,bahailik,Vahhabilik,Şiilik,
illuminati,masonluk,yahudilik,nasırilik,nusayrilik,yezidilik,
sağcılık,solculuk,islamcılık,ateizm,deizm, budizm,hinduizm gibi  İbrahimi  ﷺ Muhammedi  ﷺ hanif İslama aykırı dini,felsefi ve ideolojik akımlardan imanımızı ve dinimizi koruyalım!     
İbrahimi  ﷺ Muhammedi  ﷺ hanif din islamdır!
İslam ise; peygamberler peygamberi cenabı Muhammed ﷺ  dinidir!..
Nemrut,Firavun,İsis,ra ve el gibi tağutlar(illuminati) ve onların günümüzdeki soylarının ve taraftarlarının dini(inanış,felsefe,ideolojilerinin) değil!
𐰃𐰠𐰯Kur'an ve sahih sünnetin izinde Muhammediyiz𐰃𐰠𐰯
📖☝ المحمدية علي الكتاب و السنة☝📖 Arapça Dersleri☝İslami Sohbetler☝İslami İlimler☝Manevi Rehberlik☝  instagram: https://www.instagram.com/muhammediyye
  • Nehc1
  • Nehc2
  • Nehc3
  • Nehc4
  • Nehc5
  • Nehc6
  • Nehc
  • ☝📖المحمدية📖☝

نهج البلاغة لامامنا علي عليه السلام
www.muhammediyye.org
Hadislerle Arapça

Nehcül Belağa | الخطبة ١٨٠ - أَحْمَدُ اللَّهَ عَلَى مَا قَضَى

Okuma Parçası - Metin

أَحْمَدُ اللَّهَ عَلَى مَا قَضَى مِنْ أَمْرٍ وَقَدَّرَ مِنْ فِعْلٍ وَعَلَى ابْتِلَائِي بِكُمْ، أَيَّتُهَا الْفِرْقَةُ الَّتِي إِذَا أَمَرْتُ لَمْ تُطِعْ وَإِذَا دَعَوْتُ لَمْ تُجِبْ. إِنْ أُمْهِلْتُمْ خُضْتُمْ وَإِنْ حُورِبْتُمْ خُرْتُمْ وَإِنِ اجْتَمَعَ النَّاسُ عَلَى إِمَامٍ طَعَنْتُمْ وَإِنْ أُجِئْتُمْ إِلَى مُشَاقَّةٍ نَكَصْتُمْ. لَا أَبَا لِغَيْرِكُمْ! مَا تَنْتَظِرُونَ بِنَصْرِكُمْ وَالْجِهَادِ عَلَى حَقِّكُمْ الْمَوْتَ أَوِ الذُّلَّ لَكُمْ؟ فَوَاللَّهِ لَئِنْ جَاءَ يَومِي وَلَيَأْتِيَنِّي لَيُفَرِّقَنَّ بَيْنِي وَبَيْنَكُمْ وَأَنَا لِصُحْبَتِكُمْ قَالٍ وَبِكُمْ غَيْرُ كَثِيرٍ. لِلَّهِ أَنْتُمْ، أَمَا دِينٌ يَجْمَعُكُمْ وَلَا حَمِيَّةٌ تَشْحَذُكُمْ؟ أَوَ لَيْسَ عَجَباً أَنَّ مُعَاوِيَةَ يَدْعُو الْجُفَاةَ الطَّغَامَ فَيَتَّبِعُونَهُ عَلَى غَيْرِ مَعُونَةٍ وَلَا عَطَاءٍ وَأَنَا أَدْعُوكُمْ وَأَنْتُمْ تَرِيكَةُ الْإِسْلَامِ وَبَقِيَّةُ النَّاسِ إِلَى الْمَعُونَةِ أَوْ طَائِفَةٍ مِنَ الْعَطَاءِ فَتَفَرَّقُونَ عَنِّي وَتَخْتَلِفُونَ عَلَيَّ؟ إِنَّهُ لَا يَخْرُجُ إِلَيْكُمْ مِنْ أَمْرِي رِضًى فَتَرْضَوْنَهُ وَلَا سُخْطٌ فَتَجْتَمِعُونَ عَلَيْهِ، وَإِنَّ أَحَبَّ مَا أَنَا لَاقٍ إِلَيَّ الْمَوْتُ. قَدْ دَارَسْتُكُمُ الْكِتَابَ وَفَاتَحْتُكُمُ الْحِجَاجَ وَعَرَّفْتُكُمْ مَا أَنْكَرْتُمْ وَسَوَّغْتُكُمْ مَا مَجَجْتُمْ. لَوْ كَانَ الْأَعْمَى يَلْحَظُ أَوِ النَّائِمُ يَسْتَيْقِظُ. وَأَقْرِبْ بِقَوْمٍ مِنَ الْجَهْلِ بِاللَّهِ قَائِدُهُمْ مُعَاوِيَةُ وَمُؤَدِّبُهُمُ ابْنُ النَّابِغَةِ.
Türkçe Çevirisi:
İşten hükmettiğine ve fiilden takdir ettiğine ve sizinle imtihan edilmeme karşı Allah'a hamd ederim. Ey emrettiğimde itaat etmeyen, çağırdığımda icabet etmeyen fırka! Mühlet verilseniz dalarsınız, savaşılsanız gevşersiniz, insanlar bir imam üzerine toplansa ta'n edersiniz, meşakkate sevk edilseniz geri dönersiniz. Başkalarının babası yok! Yardımınız ve hakkınız üzerine cihad ile ne bekliyorsunuz, ölüm mü yoksa sizin için zillet mi? Vallahi günüm gelirse -ki gelecektir- benimle aranızı ayıracak, ben sizin sohbetinizden bıkmışım ve sizden dolayı pek de istekli değilim. Allah için siz! Sizi toplayan din yok mu, sizi bileyen hamiyet yok mu? Muaviye'nin kaba saba avamı, yardım ve atiyye olmadan çağırıp ona tabi olmaları, benim sizi -İslam'ın kalıntısı ve insanların bakiyesi iken- yardıma veya bir miktar atiyyeye çağırmam üzerine benden dağılıp bana muhalefet etmeniz şaşırtıcı değil mi? Benim işimden size rıza çıkmıyor ki razı olasınız, gazap da çıkmıyor ki onun üzerine toplansınız, kavuşacağım en sevimli şey ölümdür. Size kitabı ders verdim, hüccetle açtım, inkar ettiğinizi tanıttım, kustuğunuzu içirdim. Kör görseydi veya uyuyan uyansaydı. Allah'ı bilmemekte liderleri Muaviye ve müeddibi Nâbiğa oğlu olan kavma ne yakın!

Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri

1. Arapça İsim Örnekleri (8 Adet)

  • ابْتِلَائِي - İmtihanım
    Anlamı: bela
    Cümle: وَعَلَى ابْتِلَائِي بِكُمْ
    Türkçe: Sizinle imtihan edilmeme.
  • الْفِرْقَةُ - Fırka, grup
    Anlamı: topluluk
    Cümle: أَيَّتُهَا الْفِرْقَةُ الَّتِي إِذَا أَمَرْتُ لَمْ تُطِعْ
    Türkçe: Ey emredince itaat etmeyen fırka.
  • مُعَاوِيَةَ - Muaviye
    Anlamı: özel isim
    Cümle: أَنَّ مُعَاوِيَةَ يَدْعُو الْجُفَاةَ
    Türkçe: Muaviye'nin kabaları çağırması.
  • الْجُفَاةَ الطَّغَامَ - Kaba avam
    Anlamı: düşük tabaka
    Cümle: يَدْعُو الْجُفَاةَ الطَّغَامَ فَيَتَّبِعُونَهُ
    Türkçe: Kaba avamı çağırıyor tabi oluyorlar.
  • الْإِسْلَامِ - İslam
    Anlamı: din
    Cümle: وَأَنْتُمْ تَرِيكَةُ الْإِسْلَامِ
    Türkçe: Siz İslam'ın kalıntısısınız.
  • الْمَوْتُ - Ölüm
    Anlamı: vefat
    Cümle: أَحَبَّ مَا أَنَا لَاقٍ إِلَيَّ الْمَوْتُ
    Türkçe: Kavuşacağım en sevimli şey ölümdür.
  • الْكِتَابَ - Kitap
    Anlamı: Kur'an
    Cümle: قَدْ دَارَسْتُكُمُ الْكِتَابَ
    Türkçe: Size kitabı ders verdim.
  • ابْنُ النَّابِغَةِ - Nâbiğa oğlu
    Anlamı: Amr b. As lakabı
    Cümle: وَمُؤَدِّبُهُمُ ابْنُ النَّابِغَةِ
    Türkçe: Müeddibleri Nâbiğa oğludur - alseraj.net/الخطبة-١٨٠/

2. Arapça Fiil Örnekleri (9 Adet)

  • أَحْمَدُ - Hamd ederim
    Kökü: ح م د
    Cümle: أَحْمَدُ اللَّهَ عَلَى مَا قَضَى
    Türkçe: Hükmettiğine karşı Allah'a hamd ederim.
  • قَضَى - Hükmetti
    Kökü: ق ض ي
    Cümle: عَلَى مَا قَضَى مِنْ أَمْرٍ
    Türkçe: İşten hükmettiğine.
  • أَمَرْتُ - Emrettim
    Kökü: أ م ر
    Cümle: إِذَا أَمَرْتُ لَمْ تُطِعْ
    Türkçe: Emrettiğimde itaat etmedin.
  • دَعَوْتُ - Çağırdım
    Kökü: د ع و
    Cümle: وَإِذَا دَعَوْتُ لَمْ تُجِبْ
    Türkçe: Çağırdığımda icabet etmedin.
  • خُضْتُمْ - Daldınız
    Kökü: خ و ض
    Cümle: إِنْ أُمْهِلْتُمْ خُضْتُمْ
    Türkçe: Mühlet verilseniz dalarsınız.
  • نَكَصْتُمْ - Geri döndünüz
    Kökü: ن ك ص
    Cümle: إِلَى مُشَاقَّةٍ نَكَصْتُمْ
    Türkçe: Meşakkate geri döndünüz.
  • يَدْعُو - Çağırıyor
    Kökü: د ع و
    Cümle: مُعَاوِيَةَ يَدْعُو الْجُفَاةَ
    Türkçe: Muaviye kabaları çağırıyor.
  • يَتَّبِعُونَهُ - Ona tabi oluyorlar
    Kökü: ت ب ع
    Cümle: فَيَتَّبِعُونَهُ عَلَى غَيْرِ مَعُونَةٍ
    Türkçe: Yardım olmadan ona tabi oluyorlar.
  • دَارَسْتُكُمُ - Size ders verdim
    Kökü: د ر س
    Cümle: قَدْ دَارَسْتُكُمُ الْكِتَابَ
    Türkçe: Size kitabı ders verdim - alseraj.net/الخطبة-١٨٠/

3. Arapça Edat Örnekleri (6 Adet - Harf-i Cer Hariç)

  • مَا - İsmi mevsul
    Cümle: عَلَى مَا قَضَى مِنْ أَمْرٍ
    Türkçe: İşten hükmettiği şey üzerine.
  • إِذَا - Zaman edatı
    Cümle: إِذَا أَمَرْتُ لَمْ تُطِعْ
    Türkçe: Emrettiğimde itaat etmedin.
  • إِنْ - Şart edatı
    Cümle: إِنْ أُمْهِلْتُمْ خُضْتُمْ
    Türkçe: Mühlet verilseniz dalarsınız.
  • لَـ - Te'kid lamı
    Cümle: لَئِنْ جَاءَ يَومِي
    Türkçe: Andolsun günüm gelirse.
  • أَمَا - Tenbih
    Cümle: أَمَا دِينٌ يَجْمَعُكُمْ
    Türkçe: Sizi toplayan din yok mu?
  • قَدْ - Tahkik
    Cümle: قَدْ دَارَسْتُكُمُ الْكِتَابَ
    Türkçe: Size kitabı ders verdim.

Nehcül Belaga Hutbe 180 - Paragraf Anlama ve Kelime Testi (10 Soru)

Arapça Kelime ve Gramer Testi (Hutbe 180)

نهج البلاغة لامامنا علي عليه السلام
www.muhammediyye.org
Hadislerle Arapça

Nehcül Belağa | الخطبة ١٨١ - وَقَدْ أَرْسَلَ رَجُلًا مِنْ أَصْحَابِهِ

Okuma Parçası - Metin

وَقَدْ أَرْسَلَ رَجُلًا مِنْ أَصْحَابِهِ يَعْلَمُ لَهُ عِلْمَ أَحْوَالِ قَوْمٍ مِنْ جُنْدِ الْكُوفَةِ قَدْ هَمُّوا بِاللِّحَاقِ بِالْخَوَارِجِ وَكَانُوا عَلَى خَوْفٍ مِنْهُ؛ فَلَمَّا عَادَ إِلَيْهِ الرَّجُلُ قَالَ لَهُ أَأَمِنُوا فَقَطَنُوا أَمْ جَبَنُوا فَظَعَنُوا؟ فَقَالَ الرَّجُلُ بَلْ ظَعَنُوا يَا أَمِيرَ الْمُؤْمِنِينَ. فَقَالَ:

بُعْداً لَهُمْ كَمَا بَعِدَتْ ثَمُودُ؛ أَمَا لَوْ أُشْرِعَتِ الْأَسِنَّةُ إِلَيْهِمْ وَصُبَّتِ السُّيُوفُ عَلَى هَامَاتِهِمْ لَقَدْ نَدِمُوا عَلَى مَا كَانَ مِنْهُمْ. إِنَّ الشَّيْطَانَ الْيَوْمَ قَدِ اسْتَفَلَّهُمْ وَهُوَ غَداً مُتَبَرِّئٌ مِنْهُمْ وَمُتَخَلٍ عَنْهُمْ، فَحَسْبُهُمْ بِخُرُوجِهِمْ مِنَ الْهُدَى وَارْتِكَاسِهِمْ فِي الضَّلَالِ وَالْعَمَى وَصَدِّهِمْ عَنِ الْحَقِّ وَجِمَاحِهِمْ فِي التِّيهِ.
Türkçe Çevirisi:
Ashabından bir adamı, Kufe ordusundan bir topluluğun durumunu öğrenmesi için göndermişti ki onlar Haricilere katılmayı düşünüyorlardı ve ondan korku üzerindeydiler. Adam ona döndüğünde ona dedi: Emin olup da kaldılar mı yoksa korkup da göçtüler mi? Adam dedi: Bilakis göçtüler ey müminlerin emiri. Dedi ki:

Onlara Semud'un uzak olduğu gibi uzaklık olsun; eğer mızraklar onlara doğrultulsa ve kılıçlar başlarına dökülse yaptıklarına pişman olurlardı. Şeytan bugün onları kandırdı, yarın onlardan teberri edecek ve onları terk edecek. Onlara hidayetten çıkmaları, dalalet ve körlük içinde ters dönmeleri, haktan engellemeleri ve şaşkınlıkta azgınlıkları yeter.

Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri

1. Arapça İsim Örnekleri (8 Adet)

  • رَجُلًا - Adam
    Anlamı: kişi
    Cümle: وَقَدْ أَرْسَلَ رَجُلًا مِنْ أَصْحَابِهِ
    Türkçe: Ashabından bir adam gönderdi.
  • الْخَوَارِجِ - Hariciler
    Anlamı: çıkanlar
    Cümle: قَدْ هَمُّوا بِاللِّحَاقِ بِالْخَوَارِجِ
    Türkçe: Haricilere katılmayı düşündüler.
  • ثَمُودُ - Semud kavmi
    Anlamı: kavim adı
    Cümle: بُعْداً لَهُمْ كَمَا بَعِدَتْ ثَمُودُ
    Türkçe: Semud'un uzak olduğu gibi.
  • الْأَسِنَّةُ - Mızrak uçları
    Anlamı: süngüler
    Cümle: لَوْ أُشْرِعَتِ الْأَسِنَّةُ إِلَيْهِمْ
    Türkçe: Mızraklar onlara doğrultulsa.
  • السُّيُوفُ - Kılıçlar
    Anlamı: seyfler
    Cümle: وَصُبَّتِ السُّيُوفُ عَلَى هَامَاتِهِمْ
    Türkçe: Kılıçlar başlarına dökülse.
  • الشَّيْطَانَ - Şeytan
    Anlamı: iblis
    Cümle: إِنَّ الشَّيْطَانَ الْيَوْمَ قَدِ اسْتَفَلَّهُمْ
    Türkçe: Şeytan bugün onları kandırdı.
  • الْهُدَى - Hidayet
    Anlamı: doğru yol
    Cümle: بِخُرُوجِهِمْ مِنَ الْهُدَى
    Türkçe: Hidayetten çıkmaları.
  • الضَّلَالِ - Dalalet
    Anlamı: sapıklık
    Cümle: وَارْتِكَاسِهِمْ فِي الضَّلَالِ
    Türkçe: Dalalette ters dönmeleri - alseraj.net/الخطبة-١٨١/

2. Arapça Fiil Örnekleri (9 Adet)

  • أَرْسَلَ - Gönderdi
    Kökü: ر س ل
    Cümle: وَقَدْ أَرْسَلَ رَجُلًا مِنْ أَصْحَابِهِ
    Türkçe: Ashabından bir adam gönderdi.
  • يَعْلَمُ - Bilsin
    Kökü: ع ل م
    Cümle: يَعْلَمُ لَهُ عِلْمَ أَحْوَالِ قَوْمٍ
    Türkçe: Bir kavmin durumunu öğrensin.
  • هَمُّوا - Niyetlendiler
    Kökü: ه م م
    Cümle: قَدْ هَمُّوا بِاللِّحَاقِ بِالْخَوَارِجِ
    Türkçe: Haricilere katılmayı niyetlendiler.
  • عَادَ - Döndü
    Kökü: ع و د
    Cümle: فَلَمَّا عَادَ إِلَيْهِ الرَّجُلُ
    Türkçe: Adam ona döndüğünde.
  • ظَعَنُوا - Göç ettiler
    Kökü: ظ ع ن
    Cümle: بَلْ ظَعَنُوا يَا أَمِيرَ الْمُؤْمِنِينَ
    Türkçe: Göç ettiler ey müminlerin emiri.
  • بَعِدَتْ - Uzak oldu
    Kökü: ب ع د
    Cümle: كَمَا بَعِدَتْ ثَمُودُ
    Türkçe: Semud'un uzak olduğu gibi.
  • أُشْرِعَتِ - Doğrultuldu
    Kökü: ش ر ع
    Cümle: لَوْ أُشْرِعَتِ الْأَسِنَّةُ إِلَيْهِمْ
    Türkçe: Mızraklar onlara doğrultulsa.
  • اسْتَفَلَّهُمْ - Onları kandırdı
    Kökü: ف ل ل
    Cümle: قَدِ اسْتَفَلَّهُمْ الشَّيْطَانُ
    Türkçe: Şeytan onları kandırdı.
  • صَدِّهِمْ - Engellemeleri
    Kökü: ص د د
    Cümle: وَصَدِّهِمْ عَنِ الْحَقِّ
    Türkçe: Hak'tan engellemeleri - alseraj.net/الخطبة-١٨١/

3. Arapça Edat Örnekleri (6 Adet - Harf-i Cer Hariç)

  • قَدْ - Tahkik
    Cümle: وَقَدْ أَرْسَلَ رَجُلًا
    Türkçe: Bir adam göndermişti.
  • أَ - İstifham
    Cümle: أَأَمِنُوا فَقَطَنُوا
    Türkçe: Emin olup kaldılar mı?
  • أَمْ - Atıf-ı istifham
    Cümle: أَمْ جَبَنُوا فَظَعَنُوا
    Türkçe: Yoksa korkup göçtüler mi?
  • بَلْ - İdrab
    Cümle: بَلْ ظَعَنُوا يَا أَمِيرَ الْمُؤْمِنِينَ
    Türkçe: Bilakis göçtüler ey müminlerin emiri.
  • لَوْ - Şart
    Cümle: لَوْ أُشْرِعَتِ الْأَسِنَّةُ
    Türkçe: Eğer mızraklar doğrultulsa.
  • إِنَّ - Te'kid
    Cümle: إِنَّ الشَّيْطَانَ قَدِ اسْتَفَلَّهُمْ
    Türkçe: Muhakkak şeytan onları kandırdı.

Nehcül Belaga Hutbe 181 - Paragraf Anlama ve Kelime Testi (10 Soru)

Arapça Kelime ve Gramer Testi (Hutbe 181)

نهج البلاغة لامامنا علي عليه السلام
www.muhammediyye.org
Hadislerle Arapça

Nehcül Belağa | الخطبة ١٨٢ - الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي إِلَيْهِ مَصَائِرُ

Okuma Parçası - Metin

الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي إِلَيْهِ مَصَائِرُ الْخَلْقِ وَعَوَاقِبُ الْأَمْرِ، نَحْمَدُهُ عَلَى عَظِيمِ إِحْسَانِهِ وَنَيِّرِ بُرْهَانِهِ وَنَوَامِي فَضْلِهِ وَامْتِنَانِهِ؛ حَمْداً يَكُونُ لِحَقِّهِ قَضَاءً وَلِشُكْرِهِ أَدَاءً وَإِلَى ثَوَابِهِ مُقَرِّباً وَلِحُسْنِ مَزِيدِهِ مُوجِباً؛ وَنَسْتَعِينُ بِهِ اسْتِعَانَةَ رَاجٍ لِفَضْلِهِ مُؤَمِّلٍ لِنَفْعِهِ وَاثِقٍ بِدَفْعِهِ، مُعْتَرِفٍ لَهُ بِالطَّوْلِ مُذْعِنٍ لَهُ بِالْعَمَلِ وَالْقَوْلِ؛ وَنُؤْمِنُ بِهِ إِيمَانَ مَنْ رَجَاهُ مُوقِناً وَأَنَابَ إِلَيْهِ مُؤْمِناً وَخَنَعَ لَهُ مُذْعِناً وَأَخْلَصَ لَهُ مُوَحِّداً وَعَظَّمَهُ مُمَجِّداً وَلَاذَ بِهِ رَاغِباً مُجْتَهِداً.

لَمْ يُولَدْ سُبْحَانَهُ فَيَكُونَ فِي الْعِزِّ مُشَارَكاً وَلَمْ يَلِدْ فَيَكُونَ مَوْرُوثاً هَالِكاً، وَلَمْ يَتَقَدَّمْهُ وَقْتٌ وَلَا زَمَانٌ وَلَمْ يَتَعَاوَرْهُ زِيَادَةٌ وَلَا نُقْصَانٌ، بَلْ ظَهَرَ لِلْعُقُولِ بِمَا أَرَانَا مِنْ عَلَامَاتِ التَّدْبِيرِ الْمُتْقَنِ وَالْقَضَاءِ الْمُبْرَمِ. فَمِنْ شَوَاهِدِ خَلْقِهِ خَلْقُ السَّمَاوَاتِ مُوَطَّدَاتٍ بِلَا عَمَدٍ قَائِمَاتٍ بِلَا سَنَدٍ، دَعَاهُنَّ فَأَجَبْنَ طَائِعَاتٍ مُذْعِنَاتٍ غَيْرَ مُتَلَكِّئَاتٍ وَلَا مُبْطِئَاتٍ، وَلَوْ لَا إِقْرَارُهُنَّ لَهُ بِالرُّبُوبِيَّةِ وَإِذْعَانُهُنَّ بِالطَّوَاعِيَةِ لَمَا جَعَلَهُنَّ مَوْضِعاً لِعَرْشِهِ وَلَا مَسْكَناً لِمَلَائِكَتِهِ وَلَا مَصْعَداً لِلْكَلِمِ الطَّيِّبِ وَالْعَمَلِ الصَّالِحِ مِنْ خَلْقِهِ.
Türkçe Çevirisi:
Hamd, mahlukatın varacağı yer ve işlerin akıbeti kendisine ait olan Allah'a mahsustur. O'na büyük ihsanı, parlak burhanı, artan fazlı ve minneti üzerine hamd ederiz; hakkı yerine getiren, şükrü eda eden, sevabına yaklaştıran ve güzel ziyadesini gerektiren bir hamd. O'ndan fazlını uman, faydasını bekleyen, def'ine güvenen, ihsanını itiraf eden, amel ve sözle boyun eğen birinin yardım istemesi gibi yardım isteriz. O'na, O'nu ümit ederek yakinen, O'na yönelerek iman ederek, boyun eğerek huşu duyarak, tevhid ederek ihlasla, tazim ederek yücelterek ve rağbet ederek çabalayarak sığınan birinin imanı gibi iman ederiz.

Sübhan olan doğurulmadı ki izzette ortak olsun, doğurmadı ki miras bırakılan helak olsun, O'ndan önce vakit ve zaman geçmedi, ziyade ve noksan O'na arız olmadı, bilakis sağlam tedbir ve kesin kaza alametlerinden bize gösterdiği şeylerle akıllara zahir oldu. Yaratılışının şahitlerinden biri, semavatı direksiz sağlam, dayaksız ayakta yaratmasıdır, onları çağırdı onlar da itaatkar ve boyun eğen olarak gecikmeden cevap verdiler. Eğer O'na rububiyetle ikrarları ve itaatle boyun eğmeleri olmasaydı onları arşı için mevzi, melekleri için mesken ve mahlukatından güzel kelime ve salih amel için mi'rac kılmazdı.

Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri

1. Arapça İsim Örnekleri (8 Adet)

  • مَصَائِرُ الْخَلْقِ - Mahlukatın varacağı yerler
    Anlamı: akıbetler
    Cümle: الَّذِي إِلَيْهِ مَصَائِرُ الْخَلْقِ
    Türkçe: Mahlukatın varacağı yer O'nadır.
  • إِحْسَانِهِ - İhsanı
    Anlamı: iyilik
    Cümle: عَلَى عَظِيمِ إِحْسَانِهِ
    Türkçe: Büyük ihsanı üzerine.
  • بُرْهَانِهِ - Burhanı, delili
    Anlamı: hüccet
    Cümle: وَنَيِّرِ بُرْهَانِهِ
    Türkçe: Parlak burhanı.
  • السَّمَاوَاتِ - Gökler
    Anlamı: semalar
    Cümle: خَلْقُ السَّمَاوَاتِ مُوَطَّدَاتٍ بِلَا عَمَدٍ
    Türkçe: Gökleri direksiz sağlam yaratması.
  • عَرْشِهِ - Arşı
    Anlamı: taht
    Cümle: مَوْضِعاً لِعَرْشِهِ
    Türkçe: Arşı için mevzi.
  • مَلَائِكَتِهِ - Melekleri
    Anlamı: elçiler
    Cümle: مَسْكَناً لِمَلَائِكَتِهِ
    Türkçe: Melekleri için mesken.
  • الْكَلِمِ الطَّيِّبِ - Güzel kelime
    Anlamı: hoş söz
    Cümle: مَصْعَداً لِلْكَلِمِ الطَّيِّبِ
    Türkçe: Güzel kelime için mi'rac.
  • الْعَمَلِ الصَّالِحِ - Salih amel
    Anlamı: iyi iş
    Cümle: وَالْعَمَلِ الصَّالِحِ مِنْ خَلْقِهِ
    Türkçe: Mahlukatından salih amel - alseraj.net/الخطبة-١٨٢/

2. Arapça Fiil Örnekleri (9 Adet)

  • نَحْمَدُهُ - O'na hamd ederiz
    Kökü: ح م د
    Cümle: نَحْمَدُهُ عَلَى عَظِيمِ إِحْسَانِهِ
    Türkçe: Büyük ihsanı üzerine O'na hamd ederiz.
  • نَسْتَعِينُ - Yardım isteriz
    Kökü: ع و ن
    Cümle: وَنَسْتَعِينُ بِهِ اسْتِعَانَةَ رَاجٍ
    Türkçe: Uman birinin yardım istemesi gibi yardım isteriz.
  • يُولَدْ - Doğurulmak
    Kökü: و ل د
    Cümle: لَمْ يُولَدْ سُبْحَانَهُ
    Türkçe: Sübhan olan doğurulmadı.
  • يَلِدْ - Doğurmak
    Kökü: و ل د
    Cümle: وَلَمْ يَلِدْ فَيَكُونَ مَوْرُوثاً
    Türkçe: Doğurmadı ki miras bırakılsın.
  • ظَهَرَ - Zahir oldu
    Kökü: ظ ه ر
    Cümle: بَلْ ظَهَرَ لِلْعُقُولِ
    Türkçe: Akıllara zahir oldu.
  • دَعَاهُنَّ - Onları çağırdı
    Kökü: د ع و
    Cümle: دَعَاهُنَّ فَأَجَبْنَ طَائِعَاتٍ
    Türkçe: Onları çağırdı itaat ederek cevap verdiler.
  • أَجَبْنَ - Cevap verdiler
    Kökü: ج و ب
    Cümle: فَأَجَبْنَ طَائِعَاتٍ مُذْعِنَاتٍ
    Türkçe: İtaatkar olarak cevap verdiler.
  • جَعَلَهُنَّ - Onları kıldı
    Kökü: ج ع ل
    Cümle: لَمَا جَعَلَهُنَّ مَوْضِعاً لِعَرْشِهِ
    Türkçe: Onları arşı için mevzi kılmazdı.
  • نُؤْمِنُ - İman ederiz
    Kökü: أ م ن
    Cümle: وَنُؤْمِنُ بِهِ إِيمَانَ مَنْ رَجَاهُ
    Türkçe: O'nu uman gibi iman ederiz - alseraj.net/الخطبة-١٨٢/

3. Arapça Edat Örnekleri (6 Adet - Harf-i Cer Hariç)

  • الَّذِي - İsmi mevsul
    Cümle: الَّذِي إِلَيْهِ مَصَائِرُ الْخَلْقِ
    Türkçe: Mahlukatın varacağı yer kendisine ait olan.
  • لَمْ - Nefy-i geçmiş
    Cümle: لَمْ يُولَدْ سُبْحَانَهُ
    Türkçe: Sübhan olan doğurulmadı.
  • فَـ - Ta'lil edatı
    Cümle: فَيَكُونَ فِي الْعِزِّ مُشَارَكاً
    Türkçe: İzzette ortak olsun diye.
  • بَلْ - İdrab
    Cümle: بَلْ ظَهَرَ لِلْعُقُولِ
    Türkçe: Bilakis akıllara zahir oldu.
  • لَوْ لَا - Şart-ı imtina
    Cümle: وَلَوْ لَا إِقْرَارُهُنَّ لَهُ
    Türkçe: Eğer ikrarları olmasaydı.
  • مَا - Nefy edatı
    Cümle: لَمَا جَعَلَهُنَّ مَوْضِعاً
    Türkçe: Mevzi kılmazdı.

Nehcül Belaga Hutbe 182 - Paragraf Anlama ve Kelime Testi (10 Soru)

Arapça Kelime ve Gramer Testi (Hutbe 182)

نهج البلاغة لامامنا علي عليه السلام
www.muhammediyye.org
Hadislerle Arapça

Nehcül Belağa | الخطبة ١٨٣ - الْحَمْدُ لِلَّهِ الْمَعْرُوفِ مِنْ غَيْرِ

Okuma Parçası - Metin

الْحَمْدُ لِلَّهِ الْمَعْرُوفِ مِنْ غَيْرِ رُؤْيَةٍ وَالْخَالِقِ مِنْ غَيْرِ مَنْصَبَةٍ؛ خَلَقَ الْخَلَائِقَ بِقُدْرَتِهِ وَاسْتَعْبَدَ الْأَرْبَابَ بِعِزَّتِهِ وَسَادَ الْعُظَمَاءَ بِجُودِهِ؛ وَهُوَ الَّذِي أَسْكَنَ الدُّنْيَا خَلْقَهُ وَبَعَثَ إِلَى الْجِنِّ وَالْإِنْسِ رُسُلَهُ، لِيَكْشِفُوا لَهُمْ عَنْ غِطَائِهَا وَلِيُحَذِّرُوهُمْ مِنْ ضَرَّائِهَا وَلِيَضْرِبُوا لَهُمْ أَمْثَالَهَا وَلِيُبَصِّرُوهُمْ عُيُوبَهَا وَلِيَهْجُمُوا عَلَيْهِمْ بِمُعْتَبَرٍ مِنْ تَصَرُّفِ مَصَاحِّهَا وَأَسْقَامِهَا وَحَلَالِهَا وَحَرَامِهَا وَمَا أَعَدَّ اللَّهُ لِلْمُطِيعِينَ مِنْهُمْ وَالْعُصَاةِ مِنْ جَنَّةٍ وَنَارٍ وَكَرَامَةٍ وَهَوَانٍ. أَحْمَدُهُ إِلَى نَفْسِهِ كَمَا اسْتَحْمَدَ إِلَى خَلْقِهِ وَجَعَلَ لِكُلِّ شَيْءٍ قَدْراً وَلِكُلِّ قَدْرٍ أَجَلًا وَلِكُلِّ أَجَلٍ كِتَاباً.

فَالْقُرْآنُ آمِرٌ زَاجِرٌ وَصَامِتٌ نَاطِقٌ، حُجَّةُ اللَّهِ عَلَى خَلْقِهِ، أَخَذَ عَلَيْهِ مِيثَاقَهُمْ وَارْتَهَنَ عَلَيْهِمْ أَنْفُسَهُمْ؛ أَتَمَّ نُورَهُ وَأَكْمَلَ بِهِ دِينَهُ وَقَبَضَ نَبِيَّهُ صلی الله علیه وآله وَقَدْ فَرَغَ إِلَى الْخَلْقِ مِنْ أَحْكَامِ الْهُدَى بِهِ، فَعَظِّمُوا مِنْهُ سُبْحَانَهُ مَا عَظَّمَ مِنْ نَفْسِهِ، فَإِنَّهُ لَمْ يُخْفِ عَنْكُمْ شَيْئاً مِنْ دِينِهِ وَلَمْ يَتْرُكْ شَيْئاً رَضِيَهُ أَوْ كَرِهَهُ إِلَّا وَجَعَلَ لَهُ عَلَماً بَادِياً وَآيَةً مُحْكَمَةً تَزْجُرُ عَنْهُ أَوْ تَدْعُو إِلَيْهِ؛ فَرِضَاهُ فِيمَا بَقِيَ وَاحِدٌ وَسَخَطُهُ فِيمَا بَقِيَ وَاحِدٌ، وَاعْلَمُوا أَنَّهُ لَنْ يَرْضَى عَنْكُمْ بِشَيْءٍ سَخِطَهُ عَلَى مَنْ كَانَ قَبْلَكُمْ وَلَنْ يَسْخَطَ عَلَيْكُمْ بِشَيْءٍ رَضِيَهُ مِمَّنْ كَانَ قَبْلَكُمْ؛ وَإِنَّمَا تَسِيرُونَ فِي أَثَرٍ بَيِّنٍ وَتَتَكَلَّمُونَ بِرَجْعِ قَوْلٍ قَدْ قَالَهُ الرِّجَالُ مِنْ قَبْلِكُمْ؛ قَدْ كَفَاكُمْ مَئُونَةَ دُنْيَاكُمْ وَحَثَّكُمْ عَلَى الشُّكْرِ وَافْتَرَضَ مِنْ أَلْسِنَتِكُمُ الذِّكْرَ.

وَأَوْصَاكُمْ بِالتَّقْوَى وَجَعَلَهَا مُنْتَهَى رِضَاهُ وَحَاجَتَهُ مِنْ خَلْقِهِ، فَاتَّقُوا اللَّهَ الَّذِي أَنْتُمْ بِعَيْنِهِ وَنَوَاصِيكُمْ بِيَدِهِ وَتَقَلُّبُكُمْ فِي قَبْضَتِهِ. إِنْ أَسْرَرْتُمْ عَلِمَهُ وَإِنْ أَعْلَنْتُمْ كَتَبَهُ؛ قَدْ وَكَّلَ بِذَلِكَ حَفَظَةً كِرَاماً لَا يُسْقِطُونَ حَقّاً وَلَا يُثْبِتُونَ بَاطِلًا. وَاعْلَمُوا أَنَّهُ مَنْ يَتَّقِ اللَّهَ يَجْعَلْ لَهُ مَخْرَجاً مِنَ الْفِتَنِ وَنُوراً مِنَ الظُّلَمِ، وَيُخَلِّدْهُ فِيمَا اشْتَهَتْ نَفْسُهُ وَيُنْزِلْهُ مَنْزِلَ الْكَرَامَةِ عِنْدَهُ فِي دَارٍ اصْطَنَعَهَا لِنَفْسِهِ، ظِلُّهَا عَرْشُهُ وَنُورُهَا بَهْجَتُهُ وَزُوَّارُهَا مَلَائِكَتُهُ وَرُفَقَاؤُهَا رُسُلُهُ. فَبَادِرُوا الْمَعَادَ وَسَابِقُوا الْآجَالَ، فَإِنَّ النَّاسَ يُوشِكُ أَنْ يَنْقَطِعَ بِهِمُ الْأَمَلُ وَيَرْهَقَهُمُ الْأَجَلُ وَيُسَدَّ عَنْهُمْ بَابُ التَّوْبَةِ.
Türkçe Çevirisi:
Hamd, görülmeden bilinen ve yorgunluk olmadan yaratan Allah'a mahsustur. Mahlukları kudretiyle yarattı, rableri izzetiyle kullandırdı, büyükleri cömertliğiyle yönetti. O, dünyaya mahlukunu iskan eden ve cinlere ve insanlara elçilerini gönderen zattır, ta ki onlara örtüsünü açsınlar, zararlarından sakındırsınlar, misaller versinler, ayıplarını göstersinler, sağlık ve hastalık, helal ve haramın değişiminden ibretle üzerlerine hücum etsinler ve Allah'ın itaatkarlar ve asiler için hazırladığı cennet ve cehennem, keramet ve hevandan haber versinler. Kendisine hamd ettiği gibi O'na hamd ederim, her şeye bir miktar, her miktara bir ecel, her ecele bir kitap kıldı.

Kur'an emredici ve sakındırıcıdır, suskun ve konuşandır, Allah'ın mahlukatı üzerine hüccetidir, onların sözünü aldı ve nefislerini rehin aldı. Nurunu tamamladı ve onunla dinini kemale erdirdi, peygamberini vefat ettirdi ve hidayet hükümlerini onunla mahlukata ulaştırmaktan kurtuldu. O'ndan, kendisinden yücelttiğini yüceltin, zira dininden hiçbir şeyi sizden gizlemedi ve razı olduğu veya kerih gördüğü hiçbir şeyi bırakmadı ki ona açık bir alamet ve sakındıran veya davet eden muhkem bir ayet kılmasın. Razı olduğu şey devam eden şeyde birdir ve gazabı devam eden şeyde birdir. Bilin ki sizden, öncekilere gazap ettiği şeye razı olmaz ve öncekilerden razı olduğu şeye size gazap etmez. Siz ancak açık bir izin peşinde yürüyorsunuz ve sizden önceki adamların söylediği sözün dönüşünü konuşuyorsunuz. Dünya geçiminizin yükünü sizden kaldırdı ve sizi şükre teşvik etti ve dillerinizden zikri farz kıldı.

Size takvayı vasiyet etti ve onu rızasının sonu ve mahlukatından ihtiyacı kıldı. Gözetiminde olduğunuz, perçemleriniz elinde, dönüşünüz kabzasında olan Allah'tan sakının. Gizlerseniz bilir, açıklarsanız yazar. Buna şerefli hafızlar vekil kıldı, hak düşürmezler ve batıl sabit kılmazlar. Bilin ki kim Allah'tan sakınırsa ona fitnelerden çıkış ve karanlıklardan nur kılar, nefsinin arzuladığı şeyde ebedi kılar ve onu kendi yanında keramet menziline, kendisi için hazırladığı yurda indirir, gölgesi arşı, nuru behceti, ziyaretçileri melekleri ve yoldaşları elçileridir. Meada koşun ve ecelleri geçin, insanlar umutlarının kesilmek, ecelin kendilerini bürümek ve tevbe kapısının yüzlerine kapanmak üzeredir.

Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri

1. Arapça İsim Örnekleri (8 Adet)

  • الْخَلَائِقَ - Mahluklar
    Anlamı: yaratılanlar
    Cümle: خَلَقَ الْخَلَائِقَ بِقُدْرَتِهِ
    Türkçe: Mahlukları kudretiyle yarattı.
  • الْجِنِّ وَالْإِنْسِ - Cin ve insan
    Anlamı: mükellefler
    Cümle: بَعَثَ إِلَى الْجِنِّ وَالْإِنْسِ رُسُلَهُ
    Türkçe: Cin ve inse elçilerini gönderdi.
  • الْقُرْآنُ - Kur'an
    Anlamı: okunan
    Cümle: فَالْقُرْآنُ آمِرٌ زَاجِرٌ
    Türkçe: Kur'an emredici ve sakındırıcıdır.
  • الدُّنْيَا - Dünya
    Anlamı: yakın hayat
    Cümle: الَّذِي أَسْكَنَ الدُّنْيَا خَلْقَهُ
    Türkçe: Dünyaya mahlukunu iskan eden.
  • التَّقْوَى - Takva
    Anlamı: sakınma
    Cümle: وَأَوْصَاكُمْ بِالتَّقْوَى
    Türkçe: Size takvayı vasiyet etti.
  • الْفِتَنِ - Fitneler
    Anlamı: imtihanlar
    Cümle: يَجْعَلْ لَهُ مَخْرَجاً مِنَ الْفِتَنِ
    Türkçe: Ona fitnelerden çıkış kılar.
  • الظُّلَمِ - Karanlıklar
    Anlamı: zulmetler
    Cümle: وَنُوراً مِنَ الظُّلَمِ
    Türkçe: Karanlıklardan bir nur.
  • عَرْشُهُ - Arşı
    Anlamı: taht
    Cümle: ظِلُّهَا عَرْشُهُ
    Türkçe: Gölgesi O'nun arşıdır - alseraj.net/الخطبة-١٨٣/

2. Arapça Fiil Örnekleri (9 Adet)

  • خَلَقَ - Yarattı
    Kökü: خ ل ق
    Cümle: خَلَقَ الْخَلَائِقَ بِقُدْرَتِهِ
    Türkçe: Mahlukları kudretiyle yarattı.
  • أَسْكَنَ - İskan etti
    Kökü: س ك ن
    Cümle: أَسْكَنَ الدُّنْيَا خَلْقَهُ
    Türkçe: Dünyaya mahlukunu iskan etti.
  • بَعَثَ - Gönderdi
    Kökü: ب ع ث
    Cümle: بَعَثَ إِلَى الْجِنِّ وَالْإِنْسِ رُسُلَهُ
    Türkçe: Cin ve inse elçilerini gönderdi.
  • لِيَكْشِفُوا - Açsınlar diye
    Kökü: ك ش ف
    Cümle: لِيَكْشِفُوا لَهُمْ عَنْ غِطَائِهَا
    Türkçe: Örtüsünü onlara açsınlar diye.
  • أَحْمَدُهُ - O'na hamd ederim
    Kökü: ح م د
    Cümle: أَحْمَدُهُ إِلَى نَفْسِهِ
    Türkçe: Kendisine hamd ettiği gibi O'na hamd ederim.
  • جَعَلَ - Kıldı
    Kökü: ج ع ل
    Cümle: وَجَعَلَ لِكُلِّ شَيْءٍ قَدْراً
    Türkçe: Her şeye bir miktar kıldı.
  • أَتَمَّ - Tamamladı
    Kökü: ت م م
    Cümle: أَتَمَّ نُورَهُ
    Türkçe: Nurunu tamamladı.
  • أَوْصَاكُمْ - Size vasiyet etti
    Kökü: و ص ي
    Cümle: وَأَوْصَاكُمْ بِالتَّقْوَى
    Türkçe: Size takvayı vasiyet etti.
  • يَجْعَلْ - Kılar
    Kökü: ج ع ل
    Cümle: يَجْعَلْ لَهُ مَخْرَجاً مِنَ الْفِتَنِ
    Türkçe: Ona fitnelerden çıkış kılar - alseraj.net/الخطبة-١٨٣/

3. Arapça Edat Örnekleri (6 Adet - Harf-i Cer Hariç)

  • مِنْ غَيْرِ - Olmaksızın
    Cümle: الْمَعْرُوفِ مِنْ غَيْرِ رُؤْيَةٍ
    Türkçe: Görülmeden bilinen.
  • لِـ - Lam-ı ta'lil
    Cümle: لِيَكْشِفُوا لَهُمْ
    Türkçe: Onlara açsınlar diye.
  • قَدْ - Tahkik edatı
    Cümle: قَدْ كَفَاكُمْ مَئُونَةَ دُنْيَاكُمْ
    Türkçe: Dünya yükünüzü sizden kaldırmıştır.
  • لَنْ - Nefy-i istikbal
    Cümle: لَنْ يَرْضَى عَنْكُمْ
    Türkçe: Sizden asla razı olmaz.
  • إِنْ - Şart edatı
    Cümle: إِنْ أَسْرَرْتُمْ عَلِمَهُ
    Türkçe: Eğer gizlerseniz bilir.
  • مَنْ - İsmi mevsul şartiye
    Cümle: مَنْ يَتَّقِ اللَّهَ يَجْعَلْ لَهُ
    Türkçe: Kim Allah'tan sakınırsa ona kılar.

Nehcül Belaga Hutbe 183 - Paragraf Anlama ve Kelime Testi (10 Soru)

Arapça Kelime ve Gramer Testi (Hutbe 183)

نهج البلاغة لامامنا علي عليه السلام
www.muhammediyye.org
Hadislerle Arapça

Nehcül Belağa | الخطبة ١٨٤ - اسْكُتْ قَبَحَكَ اللَّهُ يَا أَثْرَمُ

Okuma Parçası - Metin

اسْكُتْ، قَبَحَكَ اللَّهُ يَا أَثْرَمُ! فَوَاللَّهِ لَقَدْ ظَهَرَ الْحَقُّ فَكُنْتَ فِيهِ ضَئِيلًا شَخْصُكَ خَفِيّاً صَوْتُكَ، حَتَّى إِذَا نَعَرَ الْبَاطِلُ نَجَمْتَ نُجُومَ قَرْنِ الْمَاعِزِ.
Türkçe Çevirisi:
Sus, Allah seni çirkinleştirsin ey dişsiz (Esrem)! Vallahi hak ortaya çıktığında senin şahsın cılız, sesin gizliydi, batıl böğürdüğünde ise keçi boynuzu gibi ortaya çıktın.

Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri

1. Arapça İsim Örnekleri (8 Adet)

  • أَثْرَمُ - Dişsiz, ön dişleri kırık
    Anlamı: lakap
    Cümle: قَبَحَكَ اللَّهُ يَا أَثْرَمُ
    Türkçe: Allah seni çirkinleştirsin ey Esrem.
  • الْحَقُّ - Hak
    Anlamı: doğru
    Cümle: لَقَدْ ظَهَرَ الْحَقُّ
    Türkçe: Hak ortaya çıktı.
  • شَخْصُكَ - Şahsın, zatın
    Anlamı: kişi
    Cümle: ضَئِيلًا شَخْصُكَ
    Türkçe: Şahsın cılızdı.
  • صَوْتُكَ - Sesin
    Anlamı: sedâ
    Cümle: خَفِيّاً صَوْتُكَ
    Türkçe: Sesin gizliydi.
  • الْبَاطِلُ - Batıl
    Anlamı: boş, yanlış
    Cümle: إِذَا نَعَرَ الْبَاطِلُ
    Türkçe: Batıl böğürdüğünde.
  • قَرْنِ - Boynuz, köşe
    Anlamı: uç
    Cümle: نُجُومَ قَرْنِ الْمَاعِزِ
    Türkçe: Keçi boynuzu gibi belirmesi.
  • الْمَاعِزِ - Keçi
    Anlamı: hayvan
    Cümle: قَرْنِ الْمَاعِزِ
    Türkçe: Keçinin boynuzu.
  • اللَّهُ - Allah
    Anlamı: ilah
    Cümle: قَبَحَكَ اللَّهُ
    Türkçe: Allah seni çirkinleştirsin - alseraj.net/الخطبة-١٨٤/

2. Arapça Fiil Örnekleri (9 Adet)

  • اسْكُتْ - Sus
    Kökü: س ك ت
    Cümle: اسْكُتْ، قَبَحَكَ اللَّهُ
    Türkçe: Sus, Allah seni çirkinleştirsin.
  • قَبَحَكَ - Seni çirkinleştirdi
    Kökü: ق ب ح
    Cümle: قَبَحَكَ اللَّهُ يَا أَثْرَمُ
    Türkçe: Allah seni çirkinleştirsin.
  • ظَهَرَ - Ortaya çıktı
    Kökü: ظ ه ر
    Cümle: لَقَدْ ظَهَرَ الْحَقُّ
    Türkçe: Hak ortaya çıktı.
  • كُنْتَ - İdin
    Kökü: ك و ن
    Cümle: فَكُنْتَ فِيهِ ضَئِيلًا
    Türkçe: Onda cılız idin.
  • نَعَرَ - Böğürdü, bağırdı
    Kökü: ن ع ر
    Cümle: حَتَّى إِذَا نَعَرَ الْبَاطِلُ
    Türkçe: Batıl böğürdüğünde.
  • نَجَمْتَ - Ortaya çıktın, belirdin
    Kökü: ن ج م
    Cümle: نَجَمْتَ نُجُومَ قَرْنِ الْمَاعِزِ
    Türkçe: Keçi boynuzu gibi belirdin.
  • ظَهَرَ - Tekrar - zuhur
    Kökü: ظ ه ر
    Cümle: ظَهَرَ الْحَقُّ فَكُنْتَ فِيهِ ضَئِيلًا
    Türkçe: Hak zahir oldu sen cılızdın.
  • كَانَ - İdi (gizli)
    Kökü: ك و ن
    Cümle: شَخْصُكَ خَفِيّاً
    Türkçe: Şahsın gizli idi.
  • قَبَّحَ - Çirkinleştirme fiili
    Kökü: ق ب ح
    Cümle: قَبَحَكَ اللَّهُ
    Türkçe: Allah çirkinleştirsin - alseraj.net/الخطبة-١٨٤/

3. Arapça Edat Örnekleri (6 Adet - Harf-i Cer Hariç)

  • يَا - Nida edatı
    Cümle: يَا أَثْرَمُ
    Türkçe: Ey Esrem!
  • فَـ - Ta'kip edatı
    Cümle: فَوَاللَّهِ
    Türkçe: Vallahi.
  • وَ - Kasem edatı
    Cümle: وَاللَّهِ لَقَدْ ظَهَرَ
    Türkçe: Vallahi hak ortaya çıktı.
  • لَقَدْ - Te'kid edatı
    Cümle: لَقَدْ ظَهَرَ الْحَقُّ
    Türkçe: Andolsun hak ortaya çıktı.
  • حَتَّى - Gaye edatı
    Cümle: حَتَّى إِذَا نَعَرَ الْبَاطِلُ
    Türkçe: Ta ki batıl böğürdüğünde.
  • إِذَا - Şart / zaman edatı
    Cümle: إِذَا نَعَرَ الْبَاطِلُ نَجَمْتَ
    Türkçe: Batıl böğürdüğünde ortaya çıktın.

Nehcül Belaga Hutbe 184 - Paragraf Anlama ve Kelime Testi (10 Soru)

Arapça Kelime ve Gramer Testi (Hutbe 184)

نهج البلاغة لامامنا علي عليه السلام
www.muhammediyye.org
Hadislerle Arapça

Nehcül Belağa | الخطبة ١٨٥ - الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي لَا تُدْرِكُهُ

Okuma Parçası - Metin

الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي لَا تُدْرِكُهُ الشَّوَاهِدُ وَلَا تَحْوِيهِ الْمَشَاهِدُ وَلَا تَرَاهُ النَّوَاظِرُ وَلَا تَحْجُبُهُ السَّوَاتِرُ؛ الدَّالِّ عَلَى قِدَمِهِ بِحُدُوثِ خَلْقِهِ، وَبِحُدُوثِ خَلْقِهِ عَلَى وُجُودِهِ، وَبِاشْتِبَاهِهِمْ عَلَى أَنْ لَا شَبَهَ لَهُ؛ الَّذِي صَدَقَ فِي مِيعَادِهِ وَارْتَفَعَ عَنْ ظُلْمِ عِبَادِهِ وَقَامَ بِالْقِسْطِ فِي خَلْقِهِ وَعَدَلَ عَلَيْهِمْ فِي حُكْمِهِ؛ مُسْتَشْهِدٌ بِحُدُوثِ الْأَشْيَاءِ عَلَى أَزَلِيَّتِهِ وَبِمَا وَسَمَهَا بِهِ مِنَ الْعَجْزِ عَلَى قُدْرَتِهِ وَبِمَا اضْطَرَّهَا إِلَيْهِ مِنَ الْفَنَاءِ عَلَى دَوَامِهِ. وَاحِدٌ لَا بِعَدَدٍ وَدَائِمٌ لَا بِأَمَدٍ وَقَائِمٌ لَا بِعَمَدٍ. تَتَلَقَّاهُ الْأَذْهَانُ لَا بِمُشَاعَرَةٍ وَتَشْهَدُ لَهُ الْمَرَائِي لَا بِمُحَاضَرَةٍ. لَمْ تُحِطْ بِهِ الْأَوْهَامُ بَلْ تَجَلَّى لَهَا بِهَا وَبِهَا امْتَنَعَ مِنْهَا وَإِلَيْهَا حَاكَمَهَا. لَيْسَ بِذِي كِبَرٍ امْتَدَّتْ بِهِ النِّهَايَاتُ فَكَبَّرَتْهُ تَجْسِيماً، وَلَا بِذِي عِظَمٍ تَنَاهَتْ بِهِ الْغَايَاتُ فَعَظَّمَتْهُ تَجْسِيداً، بَلْ كَبُرَ شَأْناً وَعَظُمَ سُلْطَاناً.

وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّداً عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ الصَّفِيُّ وَأَمِينُهُ الرَّضِيُّ صلى الله عليه وآله، أَرْسَلَهُ بِوُجُوبِ الْحُجَجِ وَظُهُورِ الْفَلَجِ وَإِيضَاحِ الْمَنْهَجِ؛ فَبَلَّغَ الرِّسَالَةَ صَادِعاً بِهَا وَحَمَلَ عَلَى الْمَحَجَّةِ دَالًّا عَلَيْهَا، وَأَقَامَ أَعْلَامَ الِاهْتِدَاءِ وَمَنَارَ الضِّيَاءِ، وَجَعَلَ أَمْرَاسَ الْإِسْلَامِ مَتِينَةً وَعُرَى الْإِيمَانِ وَثِيقَةً.

وَلَوْ فَكَّرُوا فِي عَظِيمِ الْقُدْرَةِ وَجَسِيمِ النِّعْمَةِ لَرَجَعُوا إِلَى الطَّرِيقِ وَخَافُوا عَذَابَ الْحَرِيقِ، وَلَكِنِ الْقُلُوبُ عَلِيلَةٌ وَالْبَصَائِرُ مَدْخُولَةٌ. أَلَا يَنْظُرُونَ إِلَى صَغِيرِ مَا خَلَقَ كَيْفَ أَحْكَمَ خَلْقَهُ وَأَتْقَنَ تَرْكِيبَهُ وَفَلَقَ لَهُ السَّمْعَ وَالْبَصَرَ وَسَوَّى لَهُ الْعَظْمَ وَالْبَشَرَ؟ انْظُرُوا إِلَى النَّمْلَةِ فِي صِغَرِ جُثَّتِهَا وَلَطَافَةِ هَيْئَتِهَا لَا تَكَادُ تُنَالُ بِلَحْظِ الْبَصَرِ وَلَا بِمُسْتَدْرَكِ الْفِكَرِ. كَيْفَ دَبَّتْ عَلَى أَرْضِهَا وَصُبَّتْ عَلَى رِزْقِهَا، تَنْقُلُ الْحَبَّةَ إِلَى جُحْرِهَا وَتُعِدُّهَا فِي مُسْتَقَرِّهَا؛ تَجْمَعُ فِي حَرِّهَا لِبَرْدِهَا وَفِي وِرْدِهَا لِصَدَرِهَا؛ مَكْفُولٌ بِرِزْقِهَا مَرْزُوقَةٌ بِوَفْقِهَا. لَا يُغْفِلُهَا الْمَنَّانُ وَلَا يَحْرِمُهَا الدَّيَّانُ، وَلَوْ فِي الصَّفَا الْيَابِسِ وَالْحَجَرِ الْجَامِسِ وَلَوْ فَكَّرْتَ فِي مَجَارِي أَكْلِهَا فِي عُلْوِهَا وَسُفْلِهَا وَمَا فِي الْجَوْفِ مِنْ شَرَاسِيفِ بَطْنِهَا وَمَا فِي الرَّأْسِ مِنْ عَيْنِهَا وَأُذُنِهَا لَقَضَيْتَ مِنْ خَلْقِهَا عَجَباً وَلَقِيتَ مِنْ وَصْفِهَا تَعَباً. فَتَعَالَى الَّذِي أَقَامَهَا عَلَى قَوَائِمِهَا وَبَنَاهَا عَلَى دَعَائِمِهَا، لَمْ يَشْرَكْهُ فِي فِطْرَتِهَا فَاطِرٌ وَلَمْ يُعِنْهُ عَلَى خَلْقِهَا قَادِرٌ. وَلَوْ ضَرَبْتَ فِي مَذَاهِبِ فِكْرِكَ لِتَبْلُغَ غَايَاتِهِ مَا دَلَّتْكَ الدَّلَالَةُ إِلَّا عَلَى أَنَّ فَاطِرَ النَّمْلَةِ هُوَ فَاطِرُ النَّخْلَةِ، لِدَقِيقِ تَفْصِيلِ كُلِّ شَيْءٍ وَغَامِضِ اخْتِلَافِ كُلِّ حَيٍّ؛ وَمَا الْجَلِيلُ وَاللَّطِيفُ وَالثَّقِيلُ وَالْخَفِيفُ وَالْقَوِيُّ وَالضَّعِيفُ فِي خَلْقِهِ إِلَّا سَوَاءٌ.
Türkçe Çevirisi:
Hamd Allah'a mahsustur ki deliller O'nu idrak edemez, manzaralar O'nu kapsayamaz, gözler O'nu göremez, örtüler O'nu gizleyemez. Kadimliğine mahlukatının hadis oluşuyla, varlığına mahlukatının hadis oluşuyla, benzeri olmadığına onların birbirine benzemesiyle delalet edendir. Vaadinde sadık olan, kullarına zulmetmekten yüce olan, yaratılışında adaletle kaim olan ve hükmünde onlara adalet edendir. Eşyaların hadis oluşuyla ezelîliğine, onlara acizlik damgası vurmasıyla kudretine, onları yok olmaya mecbur etmesiyle devamına şahitlik edilir. Sayı olmadan birdir, süre olmadan daimdir, direk olmadan kaimdir. Zihinler O'nu duygusal temas olmadan kavrar, gözler O'na hazır bulunmadan şahitlik eder. Vehimler O'nu kuşatamadı, bilakis O onlarla onlara tecelli etti ve onlarla onlardan saklı kaldı. Büyüklük sahibi değildir ki sonlar uzasın da cisimleştirerek büyütsün, bilakis şan olarak büyük, saltanat olarak azimdir.

Ve şehadet ederim ki Muhammed O'nun kulu ve elçisidir, seçkin emini, hüccetlerin gerekliliği ve yolun açıklığıyla gönderildi. Risaleti açıkça tebliğ etti, hidayet bayraklarını dikti, İslam'ın iplerini sağlam kıldı.

Eğer kudretin büyüklüğünü düşünselerdi yola dönerler ve yakıcı azaptan korkarlardı, fakat kalpler hastadır. Yarattığı küçük şeye bakmazlar mı nasıl sağlam yaptı? Karıncaya bakın küçücük bedeninde gözle neredeyse görülmez. Yeryüzünde yürür rızkına koşar, taneyi yuvasına taşır, sıcağında soğuğu için toplar. Rızkı kefildir. Karıncanın yaratıcısı hurmanın yaratıcısıdır.

Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri

1. Arapça İsim Örnekleri (8 Adet)

  • الشَّوَاهِدُ - Deliller
    Anlamı: şahitler
    Cümle: لَا تُدْرِكُهُ الشَّوَاهِدُ
    Türkçe: Deliller O'nu idrak edemez.
  • الْمَشَاهِدُ - Manzaralar
    Anlamı: görünenler
    Cümle: وَلَا تَحْوِيهِ الْمَشَاهِدُ
    Türkçe: Manzaralar O'nu kapsayamaz.
  • النَّمْلَةِ - Karınca
    Anlamı: küçük hayvan
    Cümle: انْظُرُوا إِلَى النَّمْلَةِ فِي صِغَرِ جُثَّتِهَا
    Türkçe: Karıncaya bakın küçücük bedeninde.
  • الْجَرَادَةِ - Çekirge
    Anlamı: haşere
    Cümle: قُلْتَ فِي الْجَرَادَةِ إِذْ خَلَقَ لَهَا عَيْنَيْنِ
    Türkçe: Çekirge hakkında iki göz yarattı desen.
  • السَّمَاءُ - Gök
    Anlamı: sema
    Cümle: وَكَذَلِكَ السَّمَاءُ وَالْهَوَاءُ
    Türkçe: Gök, hava böyledir.
  • الشَّمْسِ - Güneş
    Anlamı: ışık
    Cümle: فَانْظُرْ إِلَى الشَّمْسِ وَالْقَمَرِ
    Türkçe: Güneş ve aya bak.
  • الْقُلُوبُ - Kalpler
    Anlamı: gönüller
    Cümle: وَلَكِنِ الْقُلُوبُ عَلِيلَةٌ
    Türkçe: Fakat kalpler hastadır.
  • الْقُدْرَةِ - Kudret
    Anlamı: güç
    Cümle: فِي عَظِيمِ الْقُدْرَةِ وَجَسِيمِ النِّعْمَةِ
    Türkçe: Kudretin büyüklüğünde - alseraj.net/الخطبة-١٨٥/

2. Arapça Fiil Örnekleri (9 Adet)

  • تُدْرِكُهُ - İdrak eder
    Kökü: د ر ك
    Cümle: لَا تُدْرِكُهُ الشَّوَاهِدُ
    Türkçe: Deliller O'nu idrak edemez.
  • تَحْوِيهِ - Kapsar
    Kökü: ح و ي
    Cümle: وَلَا تَحْوِيهِ الْمَشَاهِدُ
    Türkçe: Manzaralar O'nu kapsayamaz.
  • بَلَّغَ - Tebliğ etti
    Kökü: ب ل غ
    Cümle: فَبَلَّغَ الرِّسَالَةَ صَادِعاً بِهَا
    Türkçe: Risaleti açıkça tebliğ etti.
  • فَكَّرُوا - Düşündüler
    Kökü: ف ك ر
    Cümle: وَلَوْ فَكَّرُوا فِي عَظِيمِ الْقُدْرَةِ
    Türkçe: Kudretin büyüklüğünü düşünselerdi.
  • أَحْكَمَ - Sağlam yaptı
    Kökü: ح ك م
    Cümle: كَيْفَ أَحْكَمَ خَلْقَهُ
    Türkçe: Yaratılışını nasıl sağlam yaptı.
  • دَبَّتْ - Yürüdü
    Kökü: د ب ب
    Cümle: كَيْفَ دَبَّتْ عَلَى أَرْضِهَا
    Türkçe: Yeryüzünde nasıl yürüdü.
  • تَنْقُلُ - Taşır
    Kökü: ن ق ل
    Cümle: تَنْقُلُ الْحَبَّةَ إِلَى جُحْرِهَا
    Türkçe: Taneyi yuvasına taşır.
  • خَلَقَ - Yarattı
    Kökü: خ ل ق
    Cümle: إِذْ خَلَقَ لَهَا عَيْنَيْنِ حَمْرَاوَيْنِ
    Türkçe: Ona iki kırmızı göz yarattı.
  • يَرْهَبُهَا - Korkar
    Kökü: ر ه ب
    Cümle: يَرْهَبُهَا الزُّرَّاعُ فِي زَرْعِهِمْ
    Türkçe: Çiftçiler ondan korkar - alseraj.net/الخطبة-١٨٥/

3. Arapça Edat Örnekleri (6 Adet - Harf-i Cer Hariç)

  • لَا - Nefy
    Cümle: لَا تُدْرِكُهُ الشَّوَاهِدُ
    Türkçe: Deliller idrak edemez.
  • بَلْ - İdrab
    Cümle: بَلْ تَجَلَّى لَهَا بِهَا
    Türkçe: Bilakis tecelli etti.
  • لَوْ - Şart
    Cümle: وَلَوْ فَكَّرُوا فِي عَظِيمِ الْقُدْرَةِ
    Türkçe: Eğer düşünselerdi.
  • أَلَا - Tenbih
    Cümle: أَلَا يَنْظُرُونَ إِلَى صَغِيرِ مَا خَلَقَ
    Türkçe: Küçük yarattığına bakmazlar mı?
  • كَيْفَ - Soru
    Cümle: كَيْفَ أَحْكَمَ خَلْقَهُ
    Türkçe: Nasıl sağlam yaptı.
  • مَا - Mevsu
    Cümle: صَغِيرِ مَا خَلَقَ
    Türkçe: Yarattığı küçük şey.

Nehcül Belaga Hutbe 185 - Paragraf Anlama ve Kelime Testi (10 Soru)

Arapça Kelime ve Gramer Testi (Hutbe 185)

S.Muhammed Kayaalp (el-Haşimi) Ks

الاامام سيد محمد هاشمي الموسوي

Arapça Dersleri-İslami Sohbetler-Tevhid-Tefsir-Hadis-Fıkıh-Fetvalar-İrşadlar

Arapça Metinler-نهج البلاغة-Nehcül Belağa-Hutbe-179-185.Hutbeler Rating: 4.5 Diposkan Oleh: ☝الاامام سيد محمد هاشمي الموسوي☝المحمدية☝

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.