☝📖İbrahimi ﷺ Muhammedi ﷺ Hanif İslam📖☝﷽𐰃𐰠𐰯☝📖المحمدية☝Muhammediyye📖☝𐰃𐰠𐰯༺الله أكبر ༻

Güncel Duyuru Eylül -Ekim 2026

Nehvul Vazıh 2.Merhale Derslerimiz Çok Yakında Eylül itibariyle Başlayacak Ekim itibariyle devam edecek inşallah!Nehcül Belağa Dersleri sitemize ekleniyor,Kur'anla Arapça Dilbilgisi derslerimiz ve 116 tane Arapça dilbilgisi konu testi sitemize eklendi..

☝المحمدية☝الاامام سيد محمد هاشمي الموسوي 📖 ☝

☝https://www.muhammediyye.org/☝
📖-المحمدية-📖

Teoriye göre;İlluminati(hizbüşşeytan) yani uzaylı ve insan melezi ırklar,yarı vampir,yılan,ejderha vs melez soylardan oluşan topluluk,masonik, illuminatik firavun ve nemrud soylarının hipnoz,büyü,zihin kontrolü,algı yönetimi ile bireyler ve toplumları yönetmesi,hizbüşşeytan illumiatinin küresel illuminatik sistemi; siyaset,medya,sivil toplum,terör örgütleri,mafya,enerji,silah,ilaç,gıda tekeli alanlarda illuminati vardır!

Destek olmak isteyen kardeşlerimiz iletişim formundan bize yazınız Allah razı olsun.

Arapça Metinler-نهج البلاغة-Nehcül Belağa-Hutbe-211-218.Hutbeler

☝https://www.muhammediyye.org/☝
📖-المحمدية علي الكتاب و السنة الصحيحة-📖
Üye olmak isteyen kardeşlerimiz iletişim formundan bize yazınız Allah razı olsun.Kardeşlerimize Önemli :
اعوذ بالله من الشيطان الرجيم
 بسم الله الرحمان الرحيم
 الحمد لله رب العالمين و الصلاة و السلام علي امامنا محمد
 و آله و اهل بيته و صحبه و امته اجمعين
Euzü billahi mineşeydanirracimi ve min hizbihi..
Bismillahirrahmanirrahiym
Allahım cc Şeytandan ve onun hizbi tağutlardan
marid ve hannaslardan,cibt ve belamlardan sana sığınırız.Rahman ve rahiym olan Allahın cc adıyla.. 
Ahmedilik,kadıyanilik,bahailik,Vahhabilik,Şiilik,
illuminati,masonluk,yahudilik,nasırilik,nusayrilik,yezidilik,
sağcılık,solculuk,islamcılık,ateizm,deizm, budizm,hinduizm gibi  İbrahimi  ﷺ Muhammedi  ﷺ hanif İslama aykırı dini,felsefi ve ideolojik akımlardan imanımızı ve dinimizi koruyalım!     
İbrahimi  ﷺ Muhammedi  ﷺ hanif din islamdır!
İslam ise; peygamberler peygamberi cenabı Muhammed ﷺ  dinidir!..
Nemrut,Firavun,İsis,ra ve el gibi tağutlar(illuminati) ve onların günümüzdeki soylarının ve taraftarlarının dini(inanış,felsefe,ideolojilerinin) değil!
𐰃𐰠𐰯Kur'an ve sahih sünnetin izinde Muhammediyiz𐰃𐰠𐰯
📖☝ المحمدية علي الكتاب و السنة☝📖 Arapça Dersleri☝İslami Sohbetler☝İslami İlimler☝Manevi Rehberlik☝  instagram: https://www.instagram.com/muhammediyye
  • Nehc1
  • Nehc2
  • Nehc3
  • Nehc4
  • Nehc5
  • Nehc6
  • Nehc
  • ☝📖المحمدية📖☝

نهج البلاغة لامامنا علي عليه السلام
www.muhammediyye.org
Hadislerle Arapça

Nehcül Belağa | الخطبة ٢١١ - وَكَانَ مِنِ اقْتِدَارِ جَبَرُوتِهِ

Okuma Parçası - Metin

Kaynak: alseraj.net/nahj_al-balagha/الخطبة-٢١١/ - الخطبة الحادية عشر بعد المائتين في خلق الكون والجبال والرياح
وَكَانَ مِنِ اقْتِدَارِ جَبَروتِهِ، وَبَدِيعِ لَطَائِفِ صَنْعَتِهِ، أَنْ جَعَلَ مِنْ مَاءِ الْبَحْرِ الزَّاخِرِ الْمُتَرَاكِمِ الْمُتَقَاصِفِ، يَبَساً جَامِداً، ثُمَّ فَطَرَ مِنْهُ أَطْبَاقاً، فَفَتَقَهَا سَبْعَ سَمَاوَات بَعْدَ ارْتِتَاقِهَا، فَاسْتَمْسَكَتْ بِأَمْرِهِ، وَقَامَتْ عَلَى حَدِّهِ، وَأَرْسَى أَرْضاً يَحْمِلُهَا الاَْخْضَرُ المُثْعَنْجِرُ، وَالْقَمْقَامُ الْمُسَخَّرُ، قَدْ ذَلَّ لِأَمْرِهِ، وَأَذْعَنَ لِهَيْبَتِهِ، وَوَقَفَ الْجَارِي مِنْهُ لِخَشْيَتِهِ، وَجَبَلَ جَلاَمِيدَهَا، وَنُشُوزَ مُتُونِهَا وَأَطْوَادِهَا، فَأَرْسَاهَا في مَرَاسِيهَا، وَأَلْزَمَهَا قَرَارَاتِهَا، فَمَضَتْ رُؤُسُهَا فِي الْهَوَاءِ، وَرَسَتْ أُصُولُهَا فِي الْمَاءِ، فَأَنْهَدَ جِبَالَهَا عَنْ سُهُولِهَا، وَأَسَاخَ قَوَاعِدَهَا فِي مُتُونِ أَقْطَارِهَا، وَمَوَاضِعِ أَنْصَابِهَا، فَأَشْهَقَ قِلاَلَهَا، وَأَطَالَ أَنْشَازَهَا، وَجَعَلَهَا لِلْأَرْضِ عِمَاداً، وَأَرَّزَهَا فِيهَا أَوْتَاداً، فَسَكَنَتْ عَلَى حَرَكَتِهَا مِنْ أَنْ تَمِيدَ بِأَهْلِهَا، أَوْ تَسِيخَ بِحِمْلِهَا، أَوْ تَزُولَ عَنْ مَوَاضِعِهَا. فَسُبْحَانَ مَنْ أَمْسَكَهَا بَعْدَ مَوَجَانِ مِيَاهِهَا، وَأَجْمَدَهَا بَعْدَ رُطُوبَةِ أَكْنَافِهَا، فَجَعَلَهَا لِخَلْقِهِ مِهَاداً، وَبَسَطَهَا لَهُمْ فِرَاشاً! فَوْقَ بَحْر لُجِّيّ رَاكِد لاَ يَجْرِي، وَقَائِم لاَ يَسْرِي، تُكَرْكِرُهُ الرِّيَاحُ الْعَوَاصِفُ، وَتَمْخُضُهُ الْغَمَامُ الذَّوَارِفُ، (إِنَّ فِي ذلِكَ لَعِبْرَةً لِمَنْ يَخْشَى).
Türkçe Çevirisi:
Ve O'nun ceberutunun iktidarından ve sanatının latif harikalarından biri de şudur ki, coşkun, birbiri üzerine yığılmış, çarpışan deniz suyundan katı ve kuru bir kara kıldı. Sonra ondan katmanlar yarattı, bitişik olmasından sonra onları yedi sema olarak yardı; böylece emriyle tutundular ve sınırında durdular. Ve yeşil, coşkun, emre amade kılınmış engin denizin taşıdığı bir arzı sağlamlaştırdı ki, o deniz emrine boyun eğmiş, heybetine itaat etmiş ve akanı haşyetinden durmuştu. Ve onun sert kayalarını, sırtlarının yüksekliklerini ve dağlarını yarattı, onları demirledikleri yerlere yerleştirdi ve karar yerlerine bağladı. Böylece başları havada gitti, kökleri suda sabit kaldı. Dağlarını ovalarından yükseltti ve kaidelerini, etrafının sırtlarında ve dikili olduğu yerlerde toprağa gömdü. Doruklarını yükseltti ve sırtlarını uzattı, onları yer için direkler kıldı ve orada kazıklar gibi çaktı. Böylece, ehliyle sallanmaması veya yüküyle çöküp batmaması veya yerlerinden kaymaması için hareketi üzerinde sakinleşti. Sularının dalgalanmasından sonra onu tutan ve kenarlarının ıslaklığından sonra onu donduran Allah ne yücedir! Onu yaratıkları için bir beşik kıldı ve onlara bir döşek olarak serdi! Akıp gitmeyen durgun, akmayan duran, derin bir denizin üstünde; fırtınalı rüzgarların gürlettiği ve bol yağmurlu bulutların çalkaladığı bir denizin üstünde. Şüphesiz bunda, haşyet duyan için bir ibret vardır.

Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri - خذ نفس المتن كلها تحت الموضوع

1. Arapça İsim Örnekleri (8 Adet)

  • اقْتِدَارِ - Kudret, iktidar
    Anlamı: güç ve kuvvet
    Cümle: وَكَانَ مِنِ اقْتِدَارِ جَبَروتِهِ
    Türkçe: Ceberutunun iktidarından idi.
  • جَبَرُوتِهِ - Ceberutu, büyüklüğü
    Anlamı: azamet ve kahır
    Cümle: مِنِ اقْتِدَارِ جَبَروتِهِ
    Türkçe: Ceberutunun iktidarından.
  • لَطَائِفِ صَنْعَتِهِ - Sanatının incelikleri
    Anlamı: latif sanatlar
    Cümle: وَبَدِيعِ لَطَائِفِ صَنْعَتِهِ
    Türkçe: Sanatının inceliklerinin bedii oluşundan.
  • الْبَحْرِ الزَّاخِرِ - Coşkun deniz
    Anlamı: taşkın, dolu deniz
    Cümle: مِنْ مَاءِ الْبَحْرِ الزَّاخِرِ
    Türkçe: Coşkun deniz suyundan.
  • الْمُتَرَاكِمِ - Birikmiş, yığılmış
    Anlamı: üst üste yığılan
    Cümle: الزَّاخِرِ الْمُتَرَاكِمِ الْمُتَقَاصِفِ
    Türkçe: Yığılmış, çarpışan coşkun deniz.
  • يَبَساً جَامِداً - Katı kuru
    Anlamı: donuk kuruluk
    Cümle: جَعَلَ مِنْ مَاءِ الْبَحْرِ يَبَساً جَامِداً
    Türkçe: Deniz suyundan katı kuru kıldı.
  • أَطْبَاقاً - Katmanlar, tabakalar
    Anlamı: kat kat
    Cümle: فَطَرَ مِنْهُ أَطْبَاقاً
    Türkçe: Ondan katmanlar yarattı.
  • الْجِبَالِ - عِمَاداً - أَوْتَاداً - Dağlar, direkler, kazıklar
    Anlamı: sabit kılcılar
    Cümle: وَجَعَلَهَا لِلْأَرْضِ عِمَاداً وَأَرَّزَهَا فِيهَا أَوْتَاداً
    Türkçe: Onları yer için direkler kıldı ve orada kazıklar gibi çaktı.

2. Arapça Fiil Örnekleri (9 Adet)

  • جَعَلَ - Kıldı, yaptı
    Kökü: ج ع ل
    Cümle: أَنْ جَعَلَ مِنْ مَاءِ الْبَحْرِ يَبَساً
    Türkçe: Deniz suyundan kuru kılması.
  • فَطَرَ - Yarattı, yoktan var etti
    Kökü: ف ط ر
    Cümle: ثُمَّ فَطَرَ مِنْهُ أَطْبَاقاً
    Türkçe: Sonra ondan katmanlar yarattı.
  • فَتَقَ - Yardı, ayırdı
    Kökü: ف ت ق
    Cümle: فَفَتَقَهَا سَبْعَ سَمَاوَات
    Türkçe: Onları yedi sema olarak yardı.
  • اسْتَمْسَكَتْ - Tutundu, sarıldı
    Kökü: م س ك - istifal
    Cümle: فَاسْتَمْسَكَتْ بِأَمْرِهِ
    Türkçe: Emriyle tutundu.
  • ذَلَّ - Boyun eğdi, zelil oldu
    Kökü: ذ ل ل
    Cümle: قَدْ ذَلَّ لِأَمْرِهِ
    Türkçe: Emrine boyun eğdi.
  • أَذْعَنَ - İtaat etti
    Kökü: ذ ع ن
    Cümle: وَأَذْعَنَ لِهَيْبَتِهِ
    Türkçe: Heybetine itaat etti.
  • أَرْسَى - Sabitledi, demirledi
    Kökü: ر س و
    Cümle: وَأَرْسَى أَرْضاً
    Türkçe: Bir arzı sağlamlaştırdı.
  • أَمْسَكَ - Tuttu
    Kökü: م س ك - ifal
    Cümle: فَسُبْحَانَ مَنْ أَمْسَكَهَا بَعْدَ مَوَجَانِ
    Türkçe: Dalgalanmasından sonra onu tutan ne yücedir!
  • تَمِيدَ - تَسِيخَ - تَزُولَ - Sallanmak, batmak, kaymak
    Kökü: م ي د - س ي خ - ز و ل
    Cümle: مِنْ أَنْ تَمِيدَ بِأَهْلِهَا أَوْ تَسِيخَ
    Türkçe: Ehliyle sallanmaması veya çöküp batmaması için.

3. Arapça Edat Örnekleri (6 Adet - Harf-i Cer Hariç)

  • كَانَ - İdi - Nakıs fiil edatı
    Türü: Fiil-i nakıs
    Cümle: وَكَانَ مِنِ اقْتِدَارِ جَبَروتِهِ
    Türkçe: Ceberutunun iktidarından idi.
  • أَنْ - Ki, ...mesi için
    Türü: Mastariye edatı
    Cümle: أَنْ جَعَلَ مِنْ مَاءِ الْبَحْرِ
    Türkçe: Deniz suyundan kılması.
  • ثُمَّ - Sonra
    Türü: Atıf ve tertip
    Cümle: ثُمَّ فَطَرَ مِنْهُ أَطْبَاقاً
    Türkçe: Sonra ondan katmanlar yarattı.
  • قَدْ - Muhakkak, gerçekten
    Türü: Tahkik edatı
    Cümle: قَدْ ذَلَّ لِأَمْرِهِ
    Türkçe: Muhakkak emrine boyun eğdi.
  • أَوْ - Veya, yahut
    Türü: Atıf / tahyir
    Cümle: أَوْ تَسِيخَ بِحِمْلِهَا
    Türkçe: Veya yüküyle çöküp batması.
  • لاَ - Olumsuzluk, -maz
    Türü: Nefy edatı
    Cümle: بَحْر لُجِّيّ رَاكِد لاَ يَجْرِي
    Türkçe: Akıp gitmeyen durgun derin deniz.

Nehcül Belaga Hutbe 211 - Paragraf Anlama ve Kelime Testi (10 Soru)

Hutbe 211 Anlama Testi - وَكَانَ مِنِ اقْتِدَارِ
Kaynak: alseraj.net/nahj_al-balagha/الخطبة-٢١١/ | www.muhammediyye.org | وَكَانَ مِنِ اقْتِدَارِ جَبَرُوتِهِ

نهج البلاغة لامامنا علي عليه السلام
www.muhammediyye.org
Hadislerle Arapça

Nehcül Belağa | الخطبة ٢١٢ - اللَّهُمَّ أَيُّمَا عَبْدٍ مِنْ عِبَادِكَ

Okuma Parçası - Metin

Kaynak: alseraj.net/nahj_al-balagha/الخطبة-٢١٢/ - الخطبة الثانية عشر بعد المائتين يدعو فيها الله أن يغنيه عن المتخاذلين
اللَّهُمَّ أَيُّمَا عَبْد مِنْ عِبَادِكَ سَمِعَ مَقَالَتَنَا الْعَادِلَةَ غَيْرَ الْجَائِرَةِ، وَالْمُصْلِحَةَ فِي الدِّينِ وَالدُّنْيَا غَيْرَ الْمُفْسِدَةِ، فَأَبَى بَعْدَ سَمْعِهِ لَهَا إِلاَّ النُّكُوصَ عَنْ نُصْرَتِكَ، وَالْإِبْطَاءَ عَنْ إِعْزَازِ دِينِكَ، فَإِنَّا نَسْتَشْهِدُكَ عَلَيْهِ يَا أَكْبَرَ الشَّاهِدِينَ شَهَادَةً، وَنَسْتَشْهِدُ عَلَيْهِ جَمِيعَ مَا أَسْكَنْتَهُ أَرْضَكَ وَسَمَاوَاتِكَ، ثُمَّ أَنْتَ بَعْدُ الْمُغْنِي عَنْ نَصْرِهِ، وَالْآخِذُ لَهُ بِذَنْبِهِ.
Türkçe Çevirisi:
Allah'ım! Kullarından herhangi bir kul, bizim adaletli, zulümden uzak, din ve dünya hususunda ıslah edici, fesattan uzak olan sözümüzü işitir de, işittikten sonra Senin yardımından geri dönmekten ve dinini aziz kılmakta gecikmekten başka bir şey yapmaya yanaşmazsa, biz Seni onun aleyhine, ey şahitlerin en büyüğü, şahit tutuyoruz ve Senin arzında ve semalarında iskan ettirdiğin her şeyi onun aleyhine şahit tutuyoruz. Sonra onun yardımından müstağni olan Sensin ve onu günahı sebebiyle yakalayacak olan da Sensin.

Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri - خذ نفس المتن كلها تحت الموضوع

1. Arapça İsim Örnekleri (8 Adet)

  • عَبْدٍ - Kul, köle
    Anlamı: insan, abd
    Cümle: أَيُّمَا عَبْد مِنْ عِبَادِكَ
    Türkçe: Kullarından herhangi bir kul.
  • مَقَالَتَنَا - Sözümüz, makalemiz
    Anlamı: konuşmamız
    Cümle: سَمِعَ مَقَالَتَنَا الْعَادِلَةَ
    Türkçe: Bizim adaletli sözümüzü işitti.
  • الْعَادِلَةَ - Adaletli olan
    Anlamı: adil, hakkaniyetli
    Cümle: مَقَالَتَنَا الْعَادِلَةَ غَيْرَ الْجَائِرَةِ
    Türkçe: Zalim olmayan adaletli sözümüz.
  • الْجَائِرَةِ - Zalim, sapan
    Anlamı: zulmeden
    Cümle: غَيْرَ الْجَائِرَةِ
    Türkçe: Zulüm olmayan, cair olmayan.
  • الْمُصْلِحَةَ - Islah edici
    Anlamı: düzelten, iyileştiren
    Cümle: وَالْمُصْلِحَةَ فِي الدِّينِ وَالدُّنْيَا
    Türkçe: Din ve dünya hususunda ıslah edici olan.
  • النُّكُوصَ - Geri dönmek, caymak
    Anlamı: nükus, geri çekilme
    Cümle: إِلاَّ النُّكُوصَ عَنْ نُصْرَتِكَ
    Türkçe: Senin yardımından geri dönmekten başka.
  • الْإِبْطَاءَ - Gecikme, yavaşlama
    Anlamı: ağır davranma
    Cümle: وَالْإِبْطَاءَ عَنْ إِعْزَازِ دِينِكَ
    Türkçe: Dinini aziz kılmakta gecikme.
  • الشَّاهِدِينَ - Şahitler
    Anlamı: tanıklar
    Cümle: يَا أَكْبَرَ الشَّاهِدِينَ
    Türkçe: Ey şahitlerin en büyüğü.

2. Arapça Fiil Örnekleri (9 Adet)

  • سَمِعَ - İşitti
    Kökü: س م ع - mazi
    Cümle: سَمِعَ مَقَالَتَنَا الْعَادِلَةَ
    Türkçe: Bizim adaletli sözümüzü işitti.
  • أَبَى - Yanaşmadı, kaçındı, reddetti
    Kökü: أ ب ي
    Cümle: فَأَبَى بَعْدَ سَمْعِهِ لَهَا
    Türkçe: İşittikten sonra yanaşmadı, kaçındı.
  • نَكَصَ - Geri döndü (النُّكُوصَ mastarı)
    Kökü: ن ك ص
    Cümle: إِلاَّ النُّكُوصَ عَنْ نُصْرَتِكَ
    Türkçe: Senin yardımından geri dönmek.
  • أَبْطَأَ - Gecikti, yavaş davrandı
    Kökü: ب ط ء
    Cümle: وَالْإِبْطَاءَ عَنْ إِعْزَازِ دِينِكَ
    Türkçe: Dinini aziz kılmakta gecikmek.
  • نَسْتَشْهِدُكَ - Seni şahit tutuyoruz
    Kökü: ش ه د - istifal muzari
    Cümle: فَإِنَّا نَسْتَشْهِدُكَ عَلَيْهِ
    Türkçe: Biz Seni onun aleyhine şahit tutuyoruz.
  • أَسْكَنْتَهُ - Onu iskan ettirdin, yerleştirdin
    Kökü: س ك ن - ifal mazi
    Cümle: جَمِيعَ مَا أَسْكَنْتَهُ أَرْضَكَ
    Türkçe: Arzında iskan ettirdiğin her şey.
  • أَعَزَّ - Aziz kıldı (إِعْزَازِ mastarı)
    Kökü: ع ز ز
    Cümle: عَنْ إِعْزَازِ دِينِكَ
    Türkçe: Dinini aziz kılmak.
  • أَغْنَى - Müstağni kıldı (الْمُغْنِي ismi fail)
    Kökü: غ ن ي
    Cümle: أَنْتَ بَعْدُ الْمُغْنِي عَنْ نَصْرِهِ
    Türkçe: Sen onun yardımından müstağnisin.
  • أَخَذَ - Yakaladı, cezalandırdı
    Kökü: أ خ ذ - الآخِذُ
    Cümle: وَالْآخِذُ لَهُ بِذَنْبِهِ
    Türkçe: Onu günahı sebebiyle yakalayacak olan Sensin.

3. Arapça Edat Örnekleri (6 Adet - Harf-i Cer Hariç)

  • اللَّهُمَّ - Ey Allah'ım - Nida edatı
    Türü: Münada, dua edatı
    Cümle: اللَّهُمَّ أَيُّمَا عَبْد
    Türkçe: Allah'ım! Herhangi bir kul.
  • أَيُّمَا - Herhangi, ne kadar
    Türü: Şart edatı
    Cümle: أَيُّمَا عَبْد مِنْ عِبَادِكَ
    Türkçe: Kullarından herhangi bir kul.
  • غَيْرَ - Dışında, -sız
    Türü: İstisna / sıfat edatı
    Cümle: غَيْرَ الْجَائِرَةِ
    Türkçe: Zalim olmayan, zulüm dışında.
  • إِلاَّ - Ancak, hariç
    Türü: İstisna edatı
    Cümle: إِلاَّ النُّكُوصَ عَنْ نُصْرَتِكَ
    Türkçe: Ancak Senin yardımından geri dönmek.
  • يَا - Ey! - Nida
    Türü: Nida harfi
    Cümle: يَا أَكْبَرَ الشَّاهِدِينَ
    Türkçe: Ey şahitlerin en büyüğü!
  • ثُمَّ - Sonra
    Türü: Atıf ve tertip edatı
    Cümle: ثُمَّ أَنْتَ بَعْدُ الْمُغْنِي
    Türkçe: Sonra onun yardımından müstağni olan Sensin.

Nehcül Belaga Hutbe 212 - Paragraf Anlama ve Kelime Testi (10 Soru)

Hutbe 212 Anlama Testi - اللَّهُمَّ أَيُّمَا عَبْدٍ
Kaynak: alseraj.net/nahj_al-balagha/الخطبة-٢١٢/ | www.muhammediyye.org | İlk 5 kelime header: اللَّهُمَّ أَيُّمَا عَبْدٍ مِنْ عِبَادِكَ

نهج البلاغة لامامنا علي عليه السلام
www.muhammediyye.org
Hadislerle Arapça

Nehcül Belağa | الخطبة ٢١٣ - الْحَمْدُ لله الْعَلِيِّ عَنْ شَبَهِ

Okuma Parçası - Metin

Kaynak: alseraj.net/nahj_al-balagha/الخطبة-٢١٣/ - الخطبة الثالثة عشر بعد المائتين يمجد الله تعالى فيها
الْحَمْدُ لله الْعَلِيِّ عَنْ شَبَهِ الْمَخْلُوقِينَ، الْغَالِبِ لِمَقَالِ الْوَاصِفِينَ، الظَّاهِرِ بَعَجَائِبِ تَدْبِيرِهِ لِلنَّاظِرينَ، الْبَاطِنِ بِجَلاَلِ عِزَّتِهِ عَنْ فِكْرِ الْمُتَوَهِّمِينَ، الْعَالِمِ بَلاَ اكْتِسَاب وَلاَ ازْدِيَاد، وَلاَ عِلْم مُسْتَفَاد، الْمُقَدِّرِ لِجَميِعِ الاُْمُورِ بِلاَ رَوِيَّة وَلاَ ضَمِير، الَّذِي لاَ تَغْشَاهُ الظُّلَمُ، وَلاَ يَسْتَضِيءُ بِالاَْنْوَارِ، وَلاَ يَرْهَقُهُ لَيْلٌ، وَلاَ يَجْرِي عَلَيْهِ نَهَارٌ، لَيْسَ إِدْرَاكُهُ بِالاِْبْصَارِ، وَلاَ عِلْمُهُ بِالاِْخْبَارِ.

وَمِنْهَا: فِي ذِكْرِ النَّبِيِّ (صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَآلِهِ):
أَرْسَلَهُ بِالضِّيَاءِ، وَقَدَّمَهُ فِي الاصْطِفَاءِ، فَرَتَقَ بِهِ الْمَفَاتِقَ، وَسَاوَرَ بِهِ الْمُغَالِبَ، وَذَلَّلَ بِهِ الصُّعُوبَةَ، وَسَهَّلَ بِهِ الْحُزُونَةَ، حَتَّى سَرَّحَ الضَّلاَلَ، عَنْ يَمِين وَشِمَال.
Türkçe Çevirisi:
Hamd, yaratılmışların benzerliğinden yüce olan, vasıflayanların sözlerine galip gelen, tedbirinin acayiplikleriyle bakanlara zahir olan, izzetinin celaliyle vehmedenlerin fikrinden batın olan Allah'a mahsustur. O, kazanma olmaksızın, artma olmaksızın ve istifade edilmiş bir ilim olmaksızın bilendir. Bütün işleri düşünme ve vicdana danışma olmaksızın takdir edendir. Öyle bir Allah ki, karanlıklar O'nu bürüyemez, nurlarla aydınlanmaz, gece O'nu bürüyemez ve gündüz O'nun üzerine cereyan etmez. O'nu gözlerle idrak etmek mümkün değildir ve O'nun ilmi haberlerle elde edilmez.

Bu hutbenin bir bölümü Peygamber (s.a.a) hakkında:
Onu aydınlık (İslam ve Kur'an) ile gönderdi ve seçilmişlikte öne geçirdi. Böylece onunla yırtıkları kapattı, onunla galip gelmeye çalışana galip geldi, onunla zorluğu zelil etti (kolaylaştırdı) ve onunla engebeyi kolaylaştırdı, hatta dalaleti sağdan ve soldan uzaklaştırıp serbest bıraktı.

Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri

1. Arapça İsim Örnekleri (8 Adet) - خذ نفس المتن كلها تحت الموضوع

  • الْمَخْلُوقِينَ - Yaratılmışlar
    Anlamı: yaratılan varlıklar, mahluklar
    Cümle: الْعَلِيِّ عَنْ شَبَهِ الْمَخْلُوقِينَ
    Türkçe: Yaratılmışların benzerliğinden yüce olan.
  • الْوَاصِفِينَ - Vasıflayanlar
    Anlamı: nitelendirenler, anlatanlar
    Cümle: الْغَالِبِ لِمَقَالِ الْوَاصِفِينَ
    Türkçe: Vasıflayanların sözüne galip gelen.
  • النَّاظِرِينَ - Bakanlar, gözlemleyenler
    Anlamı: ibretle bakanlar
    Cümle: الظَّاهِرِ بَعَجَائِبِ تَدْبِيرِهِ لِلنَّاظِرينَ
    Türkçe: Tedbirinin acayiplikleriyle bakanlara zahir olan.
  • الْمُتَوَهِّمِينَ - Vehmedenler, hayal edenler
    Anlamı: zannedenler
    Cümle: عَنْ فِكْرِ الْمُتَوَهِّمِينَ
    Türkçe: Vehmedenlerin fikrinden gizli olan.
  • الظُّلَمُ - Karanlıklar
    Anlamı: zulmetler
    Cümle: الَّذِي لاَ تَغْشَاهُ الظُّلَمُ
    Türkçe: Karanlıkların bürüyemediği Allah.
  • الْأَنْوَارِ - Nurlar, ışıklar
    Anlamı: aydınlıklar
    Cümle: وَلاَ يَسْتَضِيءُ بِالْأَنْوَارِ
    Türkçe: Nurlarla aydınlanmayan.
  • الضِّيَاءِ - Işık, aydınlık
    Anlamı: ziya, Kur'an ve İslam
    Cümle: أَرْسَلَهُ بِالضِّيَاءِ
    Türkçe: Onu aydınlık ile gönderdi.
  • الْمَفَاتِقَ - Yırtıklar, ayrılıklar
    Anlamı: fetkler, çatlaklar
    Cümle: فَرَتَقَ بِهِ الْمَفَاتِقَ
    Türkçe: Onunla yırtıkları kapattı, dikti.

2. Arapça Fiil Örnekleri (9 Adet)

  • تَغْشَاهُ - Onu bürüyor
    Kökü: غ ش ي - Muzari
    Cümle: لاَ تَغْشَاهُ الظُّلَمُ
    Türkçe: Karanlıklar O'nu bürümez.
  • يَسْتَضِيءُ - Aydınlanıyor
    Kökü: ض و ء - istifal
    Cümle: وَلاَ يَسْتَضِيءُ بِالْأَنْوَارِ
    Türkçe: Nurlarla aydınlanmaz.
  • يَرْهَقُهُ - Ona zahmet veriyor, bürüyor
    Kökü: ر ه ق
    Cümle: وَلاَ يَرْهَقُهُ لَيْلٌ
    Türkçe: Gece O'na zorluk vermez, O'nu bürüyemez.
  • يَجْرِي - Akıyor, cereyan ediyor
    Kökü: ج ر ي
    Cümle: وَلاَ يَجْرِي عَلَيْهِ نَهَارٌ
    Türkçe: Gündüz O'nun üzerine cereyan etmez.
  • أَرْسَلَهُ - Onu gönderdi
    Kökü: ر س ل
    Cümle: أَرْسَلَهُ بِالضِّيَاءِ
    Türkçe: Onu aydınlıkla gönderdi.
  • قَدَّمَهُ - Onu öne geçirdi
    Kökü: ق د م - tefil
    Cümle: وَقَدَّمَهُ فِي الاصْطِفَاءِ
    Türkçe: Seçilmişlikte onu öne geçirdi.
  • رَتَقَ - Kapattı, dikti
    Kökü: ر ت ق
    Cümle: فَرَتَقَ بِهِ الْمَفَاتِقَ
    Türkçe: Onunla yırtıkları kapattı.
  • سَاوَرَ - Atıldı, mücadele etti
    Kökü: س و ر - mufaale
    Cümle: وَسَاوَرَ بِهِ الْمُغَالِبَ
    Türkçe: Onunla galip gelmeye çalışana galip geldi.
  • ذَلَّلَ - Zelil etti, kolaylaştırdı
    Kökü: ذ ل ل - tefil
    Cümle: وَذَلَّلَ بِهِ الصُّعُوبَةَ
    Türkçe: Onunla zorluğu kolaylaştırdı.

3. Arapça Edat Örnekleri (6 Adet - Harf-i Cer Hariç)

  • بَلاَ - Olmaksızın
    Türü: Nefy edatı, bileşik
    Cümle: الْعَالِمِ بَلاَ اكْتِسَاب
    Türkçe: Kazanmaksızın bilen.
  • لاَ - Nefy (olumsuzluk)
    Türü: Nefi edatı
    Cümle: وَلاَ عِلْم مُسْتَفَاد
    Türkçe: Ve istifade edilmiş bir ilim değil.
  • وَ - Atıf edatı
    Türü: Atıf
    Cümle: وَلاَ ازْدِيَاد
    Türkçe: Ve artma olmaksızın.
  • حَتَّى - Gaye edatı
    Türü: İbtidaiye / gaye
    Cümle: حَتَّى سَرَّحَ الضَّلاَلَ
    Türkçe: Hatta dalaleti uzaklaştırdı.
  • فَـ - Fa-i sebebiye / atıf
    Türü: Atıf ve sebep
    Cümle: فَرَتَقَ بِهِ الْمَفَاتِقَ
    Türkçe: Böylece onunla yırtıkları kapattı.
  • لَيْسَ - Leyse (nefy fiili)
    Türü: Nefy edatı fiil benzeri
    Cümle: لَيْسَ إِدْرَاكُهُ بِالْأَبْصَارِ
    Türkçe: O'nu idrak etmek gözlerle değildir.

Nehcül Belaga Hutbe 213 - Paragraf Anlama ve Kelime Testi (10 Soru)

Hutbe 213 Anlama Testi - الْحَمْدُ لله الْعَلِيِّ
Kaynak: alseraj.net/nahj_al-balagha/الخطبة-٢١٣/ | www.muhammediyye.org

نهج البلاغة لامامنا علي عليه السلام
www.muhammediyye.org
Hadislerle Arapça

Nehcül Belağa | الخطبة ٢١٤ - وَأَشْهَدُ أَنَّهُ عَدْلٌ عَدَلَ وَحَكَمٌ فَصَلَ

Okuma Parçası - Metin

مِنْ خُطْبَةٍ لَهُ عَلَيْهِ السَّلاَمُ يَصِفُ جَوْهَرَ الرَّسُولِ، وَيَصِفُ الْعُلَمَاءَ، وَيَعِظُ بِالتَّقْوَى

وَأَشْهَدُ أَنَّهُ عَدْلٌ عَدَلَ، وَحَكَمٌ فَصَلَ، وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّداً عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ، وَسَيِّدُ عِبَادِهِ، كُلَّمَا نَسَخَ اللهُ الْخَلْقَ فِرْقَتَيْنِ جَعَلَهُ فِي خَيْرِهِمَا، لَمْ يُسْهِمْ فِيهِ عَاهِرٌ، وَلاَ ضَرَبَ فِيهِ فَاجِرٌ.

أَلاَ وإِنَّ اللهَ جَعَلَ لِلْخَيْرِ أَهْلاً، وَلِلْحَقِّ دَعَائِمَ، وَلِلطَّاعَةِ عِصَماً، وَإِنَّ لَكُمْ عِنْدَ كُلِّ طَاعَة عَوْناً مِنَ اللهِ يَقُولُ عَلَى الاَْلْسِنَةِ، وَيُثَبِّتُ الاَْفْئِدَةَ، فِيهِ كِفَاءٌ لِمُكْتَف، وَشِفَاءٌ لِمُشْتَف.

وَاعْلَمُوا أَنَّ عِبَادَ اللهِ الْمُسْتَحْفَظِينَ عِلْمَهُ، يَصُونُونَ مَصُونَهُ، وَيُفَجِّرُونَ عُيُونَهُ، يَتَوَاصَلُونَ بِالْوِلاَيَةِ، وَيَتَلاَقَوْنَ بالْمَحَبَّةِ، وَيَتَسَاقَوْنَ بِكَأْس رَوِيَّة، وَيَصْدُرُونَ بِرِيَّة، لاَ تَشُوبُهُمُ الرِّيبَةُ، وَلاَ تُسْرِعُ فِيهِمْ الْغِيبَةُ.
Türkçe Çevirisi:
Onun cevherini, alimleri vasfeden ve takva ile öğüt veren bir hutbesinden: Şehadet ederim ki Allah adildir, adaletle muamele eder; hakimdir, hak ile batılı ayırır. Ve şehadet ederim ki Muhammed O'nun kulu ve resulüdür, kullarının efendisidir. Allah mahlukatı iki fırkaya her ayırdığında O'nu en hayırlı fırkada kılmıştır, O'nun soyunda ne zina eden ne kötülük yoluna giden bulunmamıştır.

Bilin ki Allah hayır için ehiller, hak için direkler, itaat için koruyucular kılmıştır. Sizin için her itaatte Allah'tan bir yardım vardır ki dillerde söyler, gönüllerde sabit kılar. Onda yetinene yeterlilik, şifa isteyene şifa vardır.

Bilin ki Allah'ın ilmini korumakla görevli kulları vardır ki O'nun korunmuşunu korurlar, kaynaklarını akıtırlar. Velayetle birbirleriyle uzlaşır, muhabbetle buluşurlar, kanaat kadehinden birbirlerine içirirler, susuzluk gidererek dönerler. Onları şüphe bulandırmaz, gıybet onlara yol bulmaz. - alseraj.net/nahj_al-balagha/الخطبة-٢١٤/

Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri

1. Arapça İsim Örnekleri (8 Adet)

  • عَدْلٌ - Adalet sahibi, adil
    Anlamı: adalet
    Cümle: وَأَشْهَدُ أَنَّهُ عَدْلٌ عَدَلَ
    Türkçe: Şehadet ederim ki O adildir, adalet etti.
  • حَكَمٌ - Hakim, hükmeden
    Anlamı: hikmetli hüküm veren
    Cümle: وَحَكَمٌ فَصَلَ
    Türkçe: Hakimdir, hak ile batılı ayırdı.
  • سَيِّدُ عِبَادِهِ - Kullarının efendisi
    Anlamı: önder
    Cümle: وَسَيِّدُ عِبَادِهِ
    Türkçe: Kullarının efendisidir.
  • فِرْقَتَيْنِ - İki fırka, iki grup
    Anlamı: bölük
    Cümle: كُلَّمَا نَسَخَ اللهُ الْخَلْقَ فِرْقَتَيْنِ
    Türkçe: Allah mahlukatı iki fırkaya ayırdıkça.
  • دَعَائِمَ - Direkler, sütunlar
    Anlamı: dayanaklar
    Cümle: وَلِلْحَقِّ دَعَائِمَ
    Türkçe: Hak için direkler kıldı.
  • عِصَماً - Koruyucular, ismetler
    Anlamı: koruyanlar
    Cümle: وَلِلطَّاعَةِ عِصَماً
    Türkçe: İtaat için koruyucular kıldı.
  • الاَْفْئِدَةَ - Gönüller, kalpler
    Anlamı: fuadlar
    Cümle: وَيُثَبِّتُ الاَْفْئِدَةَ
    Türkçe: Gönülleri sabit kılar.
  • الْوِلاَيَةِ - Velayet, dostluk
    Anlamı: velilik, sevgi bağı
    Cümle: يَتَوَاصَلُونَ بِالْوِلاَيَةِ
    Türkçe: Velayetle birbirleriyle uzlaşırlar.

2. Arapça Fiil Örnekleri (9 Adet)

  • أَشْهَدُ - Şehadet ederim
    Kökü: ش هـ د
    Cümle: وَأَشْهَدُ أَنَّهُ عَدْلٌ
    Türkçe: Şehadet ederim ki O adildir.
  • عَدَلَ - Adalet etti
    Kökü: ع د ل
    Cümle: عَدْلٌ عَدَلَ
    Türkçe: Adildir, adalet etti.
  • فَصَلَ - Ayırdı, hükmetti
    Kökü: ف ص ل
    Cümle: وَحَكَمٌ فَصَلَ
    Türkçe: Hakimdir, ayırdı.
  • نَسَخَ - Değiştirdi, kopyaladı
    Kökü: ن س خ
    Cümle: كُلَّمَا نَسَخَ اللهُ الْخَلْقَ
    Türkçe: Allah mahlukatı her değiştirdiğinde.
  • جَعَلَهُ - Onu kıldı
    Kökü: ج ع ل
    Cümle: جَعَلَهُ فِي خَيْرِهِمَا
    Türkçe: Onu ikisinin en hayırlısında kıldı.
  • يَقُولُ - Söyler
    Kökü: ق و ل
    Cümle: عَوْناً يَقُولُ عَلَى الاَْلْسِنَةِ
    Türkçe: Dillerde söyleyen bir yardım.
  • يُثَبِّتُ - Sabit kılar
    Kökü: ث ب ت
    Cümle: وَيُثَبِّتُ الاَْفْئِدَةَ
    Türkçe: Gönülleri sabit kılar.
  • يَصُونُونَ - Korurlar
    Kökü: ص و ن
    Cümle: يَصُونُونَ مَصُونَهُ
    Türkçe: Onun korunmuşunu korurlar.
  • يَتَوَاصَلُونَ - Birbirleriyle uzlaşırlar
    Kökü: و ص ل
    Cümle: يَتَوَاصَلُونَ بِالْوِلاَيَةِ
    Türkçe: Velayetle uzlaşırlar.

3. Arapça Edat Örnekleri (6 Adet - Harf-i Cer Hariç)

  • أَنَّ - Tahkik edatı
    Cümle: وَأَشْهَدُ أَنَّهُ عَدْلٌ
    Türkçe: Şehadet ederim ki O adildir.
  • أَلاَ - Tembih ve dikkat edatı
    Cümle: أَلاَ وإِنَّ اللهَ جَعَلَ
    Türkçe: Dikkat edin, Allah kıldı.
  • كُلَّمَا - Her ne zaman
    Cümle: كُلَّمَا نَسَخَ اللهُ الْخَلْقَ
    Türkçe: Allah mahlukatı her değiştirdiğinde.
  • لَمْ - Cezm ve nefy edatı
    Cümle: لَمْ يُسْهِمْ فِيهِ عَاهِرٌ
    Türkçe: Onda zina edenin payı olmadı.
  • لاَ - Nefy edatı
    Cümle: وَلاَ ضَرَبَ فِيهِ فَاجِرٌ
    Türkçe: Ve onda kötü olanın payı olmadı.
  • إِنَّ - Te'kid edatı
    Cümle: وَإِنَّ لَكُمْ عِنْدَ كُلِّ طَاعَة عَوْناً
    Türkçe: Muhakkak sizin için her itaatte bir yardım vardır.

Nehcül Belaga Hutbe 214 - Paragraf Anlama ve Kelime Testi (10 Soru)

Arapça Kelime ve Gramer Testi (Hutbe 214)

نهج البلاغة لامامنا علي عليه السلام
www.muhammediyye.org
Hadislerle Arapça

Nehcül Belağa | الخطبة ٢١٥ - الْحَمْدُ للهِ الَّذِي لَمْ يُصْبِحْ

Okuma Parçası - Metin

الْحَمْدُ لله الَّذِي لَمْ يُصبِحْ بِي مَيِّتاً وَلاَ سَقِيماً، وَلاَ مَضْرُوباً عَلَى عُرُوقِي بِسُوء، وَلاَ مَأْخُوذاً بِأَسْوَاَ عَمَلِي، وَلاَ مَقْطُوعاً دَابِرِي، وَلاَ مُرْتَدّاً عَنْ دِينِي، وَلاَ مُنْكِراً لِرَبِّي، وَلاَ مُسْتَوْحِشاً مِنْ إِيمَانِي، وَلاَ مُلْتَبِساً عَقْلِي، وَلاَ مُعَذَّباً بَعَذابِ الاُْمَمِ مِنْ قَبْلِي. أَصْبَحْتُ عَبْداً مَمْلُوكاً ظَالِماً لِنَفْسِي، لَكَ الْحُجَّةُ عَلَيَّ وَلاَ حُجَّةَ لِي، لاَ أَسْتَطِيعُ أَنْ آخُذَ إِلاَّ مَا أَعْطَيْتَنِي، وَلاَ أَتَّقِيَ إِلاَّ مَا وَقَيْتَنِي.

اللَّهُمَّ إِنَّي أَعُوذُ بِكَ أَنْ أَفْتَقِرَ فِي غِنَاكَ، أَوْ أَضِلَّ فِي هُدَاكَ، أَوْ أُضَامَ فِي سُلْطَانِكَ، أَوْ أُضْطَهَدَ وَالاَْمْرُ لَكَ!

اللَّهُمَّ اجْعَلْ نَفْسِي أَوَّلَ كَرِيمَة تَنْتَزِعُهَا مِنْ كَرَائِمِي، وَأَوَّلَ وَدِيعَة تَرْتَجِعُهَا مِنْ وَدَائِعِ نِعَمِكَ عِنْدِي! اللَّهُمْ إِنَّا نَعُوذُ بِكَ أَنْ نَذْهَبَ عَنْ قَوْلِكَ، أَوْ نُفْتَتَنَ عَنْ دِينِكَ، أَوْ تَتَابَعَ بِنَا أَهْوَاؤُنَا دُونَ الْهُدَى الَّذِي جَاءَ مِنْ عِنْدِكَ!
Türkçe Çevirisi:
Hamd, beni ölü olarak sabahlatmayan, hasta kılmayan, damarlarımda kötülükle vurulmayan, en kötü amelimle yakalanmayan, soyu kesilmeyen, dininden dönmeyen, Rabbini inkar etmeyen, imanından ürkmeyen, aklı karışmayan, kendinden önceki ümmetlerin azabıyla azaplandırılmayan Allah'a mahsustur. Ben nefsine zulmeden, kul ve köle olarak sabahladım. Hüccet senin lehinedir, benim lehime hüccet yoktur. Senin verdiğinden başkasını alamam, senin koruduğundan başkasından korunamam. Allah'ım! Zenginliğin içinde fakir düşmekten, hidayetin içinde sapmaktan, saltanatın içinde zulme uğramaktan ve iş senin iken horlanmaktan sana sığınırım! Allah'ım! Nefsimi, bende bulunan kıymetli şeylerin içinden ilk çekip alacağın kıymetli şey yap, nimetlerinin vedialarından ilk geri alacağın vedie yap! Allah'ım! Sözünden sapmaktan, dininden fitneye düşmekten, hidayetten sonra hevalarımızın bize tabi olmasından sana sığınırız! - Kaynak: alseraj.net/nahj_al-balagha/الخطبة-٢١٥/

Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri

1. Arapça İsim Örnekleri (8 Adet)

  • مَيِّتاً - ölü
    Anlamı: ölü kimse
    Cümle: لَمْ يُصْبِحْ بِي مَيِّتاً
    Türkçe: Beni ölü olarak sabahlatmadı.
  • سَقِيماً - hasta
    Anlamı: hastalıklı
    Cümle: وَلاَ سَقِيماً
    Türkçe: Hasta da kılmadı.
  • عُرُوقِي - damarlarım
    Anlamı: kan damarları
    Cümle: مَضْرُوباً عَلَى عُرُوقِي بِسُوء
    Türkçe: Damarlarımda kötülükle vurulmadım.
  • دَابِرِي - soyum, arkası
    Anlamı: nesil
    Cümle: وَلاَ مَقْطُوعاً دَابِرِي
    Türkçe: Soyum kesilmedi.
  • إِيمَانِي - imanım
    Anlamı: inanç
    Cümle: وَلاَ مُسْتَوْحِشاً مِنْ إِيمَانِي
    Türkçe: İmanımdan ürpermedim.
  • الْحُجَّةُ - delil, hüccet
    Anlamı: kanıt
    Cümle: لَكَ الْحُجَّةُ عَلَيَّ
    Türkçe: Hüccet senin lehinedir.
  • كَرِيمَة - kıymetli şey
    Anlamı: değerli
    Cümle: أَوَّلَ كَرِيمَة تَنْتَزِعُهَا
    Türkçe: İlk çekip alacağın kıymetli şey.
  • وَدِيعَة - emanet
    Anlamı: bırakılan değer
    Cümle: أَوَّلَ وَدِيعَة تَرْتَجِعُهَا
    Türkçe: İlk geri alacağın emanet.

2. Arapça Fiil Örnekleri (9 Adet)

  • أَصْبَحْتُ - sabahladım
    Kökü: ص ب ح
    Cümle: أَصْبَحْتُ عَبْداً مَمْلُوكاً
    Türkçe: Köle bir kul olarak sabahladım.
  • آخُذَ - alayım
    Kökü: أ خ ذ
    Cümle: لاَ أَسْتَطِيعُ أَنْ آخُذَ
    Türkçe: Almaya güç yetiremem.
  • أَعْطَيْتَنِي - bana verdin
    Kökü: ع ط ي
    Cümle: إِلاَّ مَا أَعْطَيْتَنِي
    Türkçe: Bana verdiğinden başkası.
  • أَتَّقِيَ - korunmak
    Kökü: و ق ي
    Cümle: وَلاَ أَتَّقِيَ إِلاَّ مَا وَقَيْتَنِي
    Türkçe: Koruduğundan başkası ile korunamam.
  • أَعُوذُ - sığınırım
    Kökü: ع و ذ
    Cümle: أَعُوذُ بِكَ أَنْ أَفْتَقِرَ
    Türkçe: Fakir düşmekten sana sığınırım.
  • أَفْتَقِرَ - fakir düşmek
    Kökü: ف ق ر
    Cümle: أَنْ أَفْتَقِرَ فِي غِنَاكَ
    Türkçe: Zenginliğin içinde fakir düşmek.
  • أَضِلَّ - sapmak
    Kökü: ض ل ل
    Cümle: أَوْ أَضِلَّ فِي هُدَاكَ
    Türkçe: Hidayetin içinde sapmak.
  • اجْعَلْ - kıl, yap
    Kökü: ج ع ل
    Cümle: اللَّهُمَّ اجْعَلْ نَفْسِي
    Türkçe: Allah'ım nefsimi kıl.
  • تَنْتَزِعُهَا - çekip almak
    Kökü: ن ز ع
    Cümle: أَوَّلَ كَرِيمَة تَنْتَزِعُهَا
    Türkçe: İlk çekip alacağın şey.

3. Arapça Edat Örnekleri (6 Adet - Harf-i Cer Hariç)

  • الَّذِي - ismi mevsul
    Cümle: الْحَمْدُ لله الَّذِي لَمْ يُصْبِحْ
    Türkçe: Öyle Allah ki sabahlatmadı.
  • لَمْ - cezim ve nefy edatı
    Cümle: لَمْ يُصْبِحْ بِي
    Türkçe: Beni ... kılmadı.
  • لاَ - nefy edatı
    Cümle: وَلاَ سَقِيماً
    Türkçe: Ve hasta da değil.
  • أَنْ - masdar edatı
    Cümle: أَنْ أَفْتَقِرَ
    Türkçe: Fakir düşmekten.
  • أَوْ - tahyir edatı
    Cümle: أَوْ أَضِلَّ فِي هُدَاكَ
    Türkçe: Yahut sapmaktan.
  • إِلاَّ - istisna edatı
    Cümle: إِلاَّ مَا أَعْطَيْتَنِي
    Türkçe: Ancak verdiğin hariç.

Nehcül Belağa Hutbe 215 - Paragraf Anlama ve Kelime Testi (10 Soru)

Arapça Kelime ve Gramer Testi (Hutbe 215)

نهج البلاغة لامامنا علي عليه السلام
www.muhammediyye.org
Hadislerle Arapça

Nehcül Belağa | الخطبة ٢١٦ - أَمَّا بَعْدُ فَقَدْ جَعَلَ اللهُ

Okuma Parçası - Metin

مِنْ خُطْبَةٍ لَهُ عَلَيْهِ السَّلاَمُ خَطَبَهَا بِصِفِّينَ

أَمَّا بَعْدُ، فَقَدْ جَعَلَ اللهُ لِي عَلَيْكُمْ حَقّاً بِوِلاَيَةِ أَمْرِكُمْ، وَلَكُمْ عَلَيَّ مِنَ الْحَقِّ مِثْلُ الَّذِي لِي عَلَيْكُمْ، فَالْحَقُّ أَوْسَعُ الاَْشْيَاءِ فِي التَّوَاصُفِ، وَأَضْيَقُهَا فِي التَّنَاصُفِ، لاَيَجْرِي لاَِحَد إِلاَّ جَرَى عَلَيْهِ، وَلاَ يَجْرِي عَلَيْهِ إِلاَّ جَرَى لَهُ، وَلَوْ كَانَ لاَِحَد أَنْ يَجْرِيَ لَهُ وَلاَ يَجْرِيَ عَلَيْهِ، لَكَانَ ذلِكَ خَالِصاً للهِ سُبْحَانَهُ دُونَ خَلْقِهِ.

ثُمَّ جَعَلَ ـ سُبْحَانَهُ ـ مِنْ حُقُوقِهِ حُقُوقاً افْتَرَضَهَا لِبَعْضِ النَّاسِ عَلَى بَعْض، فَجَعَلَهَا تَتَكَافَأُ فِي وُجُوهِهَا، وَأَعْظَمُ مَا افْتَرَضَ مِنْ تِلْكَ الْحُقُوقِ حَقُّ الْوَالِي عَلَى الرَّعِيَّةِ، وَحَقُّ الرَّعِيَّةِ عَلَى الْوَالِي، فَرِيضَةً فَرَضَهَا اللهُ لِكُلّ عَلَى كُلّ، فَجَعَلَهَا نِظَاماً لاُِلْفَتِهِمْ، وَعِزّاً لِدِينِهِمْ، فَلَيْسَتْ تَصْلُحُ الرَّعِيَّةُ إِلاَّ بِصَلاَحِ الْوُلاَةِ، وَلاَ تَصْلُحُ الْوُلاَةُ إِلاَّ بِاسْتِقَامَةِ الرَّعِيَّةِ.
Türkçe Çevirisi:
Bundan sonra, Allah beni işlerinizi idare etmekle üzerinizde hak sahibi kılmıştır. Benim sizin üzerinizde hakkım olduğu gibi, sizin de benim üzerimde hakkınız var. Hak, anlatıp vasıflandırmada en geniş şeydir, fakat insafla amel etmede en dar şeydir. Hiç kimse için bir hak yoktur ki aleyhine de bir hak olmasın. Bu sadece Allah'a mahsustur. Sonra Allah kendi haklarından bazı hakları insanlar için farz kıldı, onları denk kıldı. En büyük farz kıldığı hak, valinin halk üzerindeki ve halkın vali üzerindeki hakkıdır. Allah bunu herkese farz kılmıştır, onu ülfetleri için düzen, dinleri için izzet kılmıştır. Halk ancak valilerin düzelmesiyle düzelir, valiler de halkın doğruluğuyla düzelir. - alseraj.net/nahj_al-balagha/الخطبة-٢١٦/

Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri

1. İsimler (8)

  • حَقّاً - hak
    Cümle: جَعَلَ اللهُ لِي عَلَيْكُمْ حَقّاً
    Türkçe: Allah üzerinizde bir hak kıldı.
  • وِلاَيَةِ - yöneticilik
    Cümle: بِوِلاَيَةِ أَمْرِكُمْ
    Türkçe: İşlerinizi yönetmem sebebiyle.
  • التَّوَاصُفِ - anlatma
    Cümle: أَوْسَعُ الاَْشْيَاءِ فِي التَّوَاصُفِ
    Türkçe: Anlatmada en geniş.
  • التَّنَاصُفِ - insaf
    Cümle: أَضْيَقُهَا فِي التَّنَاصُفِ
    Türkçe: İnsafla davranmada en dar.
  • الْوَالِي - vali
    Cümle: حَقُّ الْوَالِي عَلَى الرَّعِيَّةِ
    Türkçe: Valinin halk üzerindeki hakkı.
  • الرَّعِيَّةِ - halk
    Cümle: حَقُّ الرَّعِيَّةِ عَلَى الْوَالِي
    Türkçe: Halkın vali üzerindeki hakkı.
  • نِظَاماً - düzen
    Cümle: فَجَعَلَهَا نِظَاماً لاُِلْفَتِهِمْ
    Türkçe: Onu ülfetleri için düzen kıldı.
  • الدَّوْلَةِ - devlet
    Cümle: طُمِعَ فِي بَقَاءِ الدَّوْلَةِ
    Türkçe: Devletin bekası umulur.

2. Fiiller (9)

  • جَعَلَ - kıldı
    جَعَلَ اللهُ لِي عَلَيْكُمْ حَقّاً - Allah hak kıldı.
  • يَجْرِي - cari olur
    لاَيَجْرِي لاَِحَد إِلاَّ جَرَى عَلَيْهِ - Biri için olmaz ki aleyhine de olmasın.
  • افْتَرَضَ - farz kıldı
    حُقُوقاً افْتَرَضَهَا لِبَعْضِ النَّاسِ - İnsanlar için farz kıldığı haklar.
  • تَتَكَافَأُ - denk olur
    تَتَكَافَأُ فِي وُجُوهِهَا - Yönlerinde denk olur.
  • أَدَّتِ - yerine getirdi
    أَدَّتِ الرَّعِيَّةُ حَقَّهُ - Halk hakkını verirse.
  • عَزَّ - aziz oldu
    عَزَّ الْحَقُّ بَيْنَهُمْ - Aralarında hak güçlenir.
  • غَلَبَتِ - galip geldi
    غَلَبَتِ الرَّعِيَّةُ وَالِيَهَا - Halk valisine galip gelirse.
  • أَجْحَفَ - zulmetti
    أَجْحَفَ الْوَالِي بِرَعِيَّتِهِ - Vali halkına zulmederse.
  • ظَهَرَتْ - ortaya çıktı
    ظَهَرَتْ مَعَالِمُ الْجَوْرِ - Zulüm alametleri ortaya çıkar.

3. Edatlar (6 - harf-i cer hariç)

  • أَمَّا - tafsil
    أَمَّا بَعْدُ - Bundan sonra.
  • قَدْ - tahkik
    فَقَدْ جَعَلَ - Muhakkak kıldı.
  • لاَ - nefy
    لاَ يَجْرِي - Cari olmaz.
  • إِلاَّ - istisna
    إِلاَّ جَرَى عَلَيْهِ - Ancak aleyhine de cari olur.
  • لَوْ - şart
    وَلَوْ كَانَ - Eğer olsaydı.
  • ثُمَّ - sonra
    ثُمَّ جَعَلَ - Sonra kıldı.

Test - Hutbe 216

Hutbe 216 Kelime ve Anlama Testi

S.Muhammed Kayaalp (el-Haşimi) Ks

الاامام سيد محمد هاشمي الموسوي

Arapça Dersleri-İslami Sohbetler-Tevhid-Tefsir-Hadis-Fıkıh-Fetvalar-İrşadlar

Arapça Metinler-نهج البلاغة-Nehcül Belağa-Hutbe-211-218.Hutbeler Rating: 4.5 Diposkan Oleh: ☝الاامام سيد محمد هاشمي الموسوي☝المحمدية☝

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.