☝📖İbrahimi ﷺ Muhammedi ﷺ Hanif İslam📖☝﷽𐰃𐰠𐰯☝📖المحمدية☝Muhammediyye📖☝𐰃𐰠𐰯༺الله أكبر ༻

Güncel Duyuru Eylül -Ekim 2026

Nehvul Vazıh 2.Merhale Derslerimiz Çok Yakında Eylül itibariyle Başlayacak Ekim itibariyle devam edecek inşallah!Nehcül Belağa Dersleri sitemize ekleniyor,Kur'anla Arapça Dilbilgisi derslerimiz ve 116 tane Arapça dilbilgisi konu testi sitemize eklendi..

☝المحمدية☝الاامام سيد محمد هاشمي الموسوي 📖 ☝

☝https://www.muhammediyye.org/☝
📖-المحمدية-📖

Teoriye göre;İlluminati(hizbüşşeytan) yani uzaylı ve insan melezi ırklar,yarı vampir,yılan,ejderha vs melez soylardan oluşan topluluk,masonik, illuminatik firavun ve nemrud soylarının hipnoz,büyü,zihin kontrolü,algı yönetimi ile bireyler ve toplumları yönetmesi,hizbüşşeytan illumiatinin küresel illuminatik sistemi; siyaset,medya,sivil toplum,terör örgütleri,mafya,enerji,silah,ilaç,gıda tekeli alanlarda illuminati vardır!

Destek olmak isteyen kardeşlerimiz iletişim formundan bize yazınız Allah razı olsun.

Arapça Metinler-نهج البلاغة-Nehcül Belağa-Hutbe-219-224.Hutbeler

☝https://www.muhammediyye.org/☝
📖-المحمدية علي الكتاب و السنة الصحيحة-📖
Üye olmak isteyen kardeşlerimiz iletişim formundan bize yazınız Allah razı olsun.Kardeşlerimize Önemli :
اعوذ بالله من الشيطان الرجيم
 بسم الله الرحمان الرحيم
 الحمد لله رب العالمين و الصلاة و السلام علي امامنا محمد
 و آله و اهل بيته و صحبه و امته اجمعين
Euzü billahi mineşeydanirracimi ve min hizbihi..
Bismillahirrahmanirrahiym
Allahım cc Şeytandan ve onun hizbi tağutlardan
marid ve hannaslardan,cibt ve belamlardan sana sığınırız.Rahman ve rahiym olan Allahın cc adıyla.. 
Ahmedilik,kadıyanilik,bahailik,Vahhabilik,Şiilik,
illuminati,masonluk,yahudilik,nasırilik,nusayrilik,yezidilik,
sağcılık,solculuk,islamcılık,ateizm,deizm, budizm,hinduizm gibi  İbrahimi  ﷺ Muhammedi  ﷺ hanif İslama aykırı dini,felsefi ve ideolojik akımlardan imanımızı ve dinimizi koruyalım!     
İbrahimi  ﷺ Muhammedi  ﷺ hanif din islamdır!
İslam ise; peygamberler peygamberi cenabı Muhammed ﷺ  dinidir!..
Nemrut,Firavun,İsis,ra ve el gibi tağutlar(illuminati) ve onların günümüzdeki soylarının ve taraftarlarının dini(inanış,felsefe,ideolojilerinin) değil!
𐰃𐰠𐰯Kur'an ve sahih sünnetin izinde Muhammediyiz𐰃𐰠𐰯
📖☝ المحمدية علي الكتاب و السنة☝📖 Arapça Dersleri☝İslami Sohbetler☝İslami İlimler☝Manevi Rehberlik☝  instagram: https://www.instagram.com/muhammediyye
  • Nehc1
  • Nehc2
  • Nehc3
  • Nehc4
  • Nehc5
  • Nehc6
  • Nehc
  • ☝📖المحمدية📖☝

نهج البلاغة
www.muhammediyye.org

Hutbe ٢١٩ - لَقَدْ أَصْبَحَ أَبُو مُحَمَّدٍ بِهَذَا الْمَكَانِ غَرِيباً

لَقَدْ أَصْبَحَ أَبُو مُحَمَّدٍ بِهَذَا الْمَكَانِ غَرِيباً، أَمَا وَ اللَّهِ لَقَدْ كُنْتُ أَكْرَهُ أَنْ تَكُونَ قُرَيْشٌ قَتْلَى تَحْتَ بُطُونِ الْكَوَاكِبِ. أَدْرَكْتُ وَتْرِي مِنْ بَنِي عَبْدِ مَنَافٍ وَأَفْلَتَتْنِي أَعْيَانُ بَنِي جُمَحَ. لَقَدْ أَتْلَعُوا أَعْنَاقَهُمْ إِلَى أَمْرٍ لَمْ يَكُونُوا أَهْلَهُ فَوُقِصُوا دُونَهُ.
Türkçe: Ebu Muhammed (Talha) bu yerde garip kaldı. Vallahi Kureyş'in yıldızların altında ölü serilmesini istemezdim. Abd-i Menaf oğullarından öcümü aldım, Cumah oğullarının ileri gelenleri elimden kurtuldu. Ehli olmadıkları işe boyun uzattılar, altında boyunları kırıldı.

İsim (8)

  • أَبُو مُحَمَّدٍ - Talha'nın künyesi
  • الْمَكَانِ - yer
  • غَرِيباً - garip
  • قُرَيْشٌ - Kureyş
  • الْكَوَاكِبِ - yıldızlar
  • بَنِي عَبْدِ مَنَافٍ - Abd-i Menaf oğulları
  • بَنِي جُمَحَ - Cumah oğulları
  • أَعْنَاقَهُمْ - boyunları

Fiil (9)

  • أَصْبَحَ - oldu - ص ب ح
  • كُنْتُ - idim - ك و ن
  • أَكْرَهُ - istemem - ك ر ه
  • تَكُونَ - olmak - ك و ن
  • أَدْرَكْتُ - ulaştım - د ر ك
  • أَفْلَتَتْنِي - kurtuldu - ف ل ت
  • أَتْلَعُوا - uzattılar - ت ل ع
  • يَكُونُوا - olmak - ك و ن
  • وُقِصُوا - kırıldı - و ق ص

Edat (6)

  • لَقَدْ - tahkik
  • أَمَا وَ - tenbih + yemin
  • وَ - atıf
  • أَنْ - masdariye
  • لَمْ - nefy
  • إِلَى - harf-i cer değil burada gaye ama aslında فَـ ayrı

نهج البلاغة
www.muhammediyye.org

Hutbe ٢٢٠ - قَدْ أَحْيَا عَقْلَهُ وَأَمَاتَ نَفْسَهُ

قَدْ أَحْيَا عَقْلَهُ وَأَمَاتَ نَفْسَهُ حَتَّى دَقَّ جَلِيلُهُ وَلَطُفَ غَلِيظُهُ وَبَرَقَ لَهُ لَامِعٌ كَثِيرُ الْبَرْقِ، فَأَبَانَ لَهُ الطَّرِيقَ وَسَلَكَ بِهِ السَّبِيلَ وَتَدَافَعَتْهُ الْأَبْوَابُ إِلَى بَابِ السَّلَامَةِ وَدَارِ الْإِقَامَةِ وَثَبَتَتْ رِجْلَاهُ بِطُمَأْنِينَةِ بَدَنِهِ فِي قَرَارِ الْأَمْنِ وَالرَّاحَةِ بِمَا اسْتَعْمَلَ قَلْبَهُ وَأَرْضَى رَبَّهُ.
Türkçe: Aklını diriltti, nefsini öldürdü. Kalın olan inceldi, büyük olan küçüldü, kendisine çok parlayan bir parıltı parladı, yolu ona açıkladı, selamet kapısına doğru itildi, ayakları emniyet kararında sabit kaldı; kalbini kullanmakla ve Rabbini razı etmekle.

Kelime Örnekleri

İsim (8)

  • عَقْلَهُ - aklı
  • نَفْسَهُ - nefsi
  • جَلِيلُهُ - büyüğü
  • غَلِيظُهُ - kalını
  • لَامِعٌ - parıltı
  • الطَّرِيقَ - yol
  • بَابِ السَّلَامَةِ - selamet kapısı
  • دَارِ الْإِقَامَةِ - ikamet yurdu

Fiil (9)

  • أَحْيَا - diriltti - ح ي ي
  • أَمَاتَ - öldürdü - م و ت
  • دَقَّ - inceldi - د ق ق
  • لَطُفَ - latifleşti - ل ط ف
  • بَرَقَ - parladı - ب ر ق
  • أَبَانَ - açıkladı - ب ي ن
  • سَلَكَ - yola koydu - س ل ك
  • تَدَافَعَتْهُ - itti - د ف ع
  • ثَبَتَتْ - sabit kaldı - ث ب ت

Edat (6)

  • قَدْ - tahkik
  • وَ - atıf
  • حَتَّى - gaye
  • فَـ - sebep
  • إِلَى - harf-i cer değil burada gaye ama atıf benzeri - aslında فَقَدْ ayrı
  • بِـ - için değil - burada بِمَا - ismi mevsul

نهج البلاغة لامامنا علي عليه السلام
www.muhammediyye.org
Hadislerle Arapça

Nehcül Belağa | الخطبة ٢٢١ - يَا لَهُ مَرَاماً مَا أَبْعَدَهُ وَزَوْراً مَا أَغْفَلَهُ

Okuma Parçası - Metin

يَا لَهُ مَرَاماً مَا أَبْعَدَهُ وَزَوْراً مَا أَغْفَلَهُ وَخَطَراً مَا أَفْظَعَهُ! لَقَدِ اسْتَخْلَوْا مِنْهُمْ أَيَّ مُدَّكِرٍ وَتَنَاوَشُوهُمْ مِنْ مَكانٍ بَعِيدٍ، أَ فَبِمَصَارِعِ آبَائِهِمْ يَفْخَرُونَ؟ أَمْ بِعَدِيدِ الْهَلْكَى يَتَكَاثَرُونَ؟ يَرْتَجِعُونَ مِنْهُمْ أَجْسَاداً خَوَتْ وَحَرَكَاتٍ سَكَنَتْ؛ وَلَأَنْ يَكُونُوا عِبَراً أَحَقُّ مِنْ أَنْ يَكُونُوا مُفْتَخَراً.

وَلَوِ اسْتَنْطَقُوا عَنْهُمْ عَرَصَاتِ تِلْكَ الدِّيَارِ الْخَاوِيَةِ وَالرُّبُوعِ الْخَالِيَةِ لَقَالَتْ ذَهَبُوا فِي الْأَرْضِ ضُلَّالًا وَذَهَبْتُمْ فِي أَعْقَابِهِمْ جُهَّالًا.
Türkçe Çevirisi:
Ne uzak bir hedef, ne gafil bir ziyaret, ne dehşetli bir tehlike! Onlardan ibret alacak kimse kalmamış, uzak bir yerden onlara el uzatmaya çalışıyorlar. Atalarının düştüğü yerlerle mi övünüyorlar? Yoksa helak olanların çokluğuyla mı çokluk taslıyorlar? Onlardan çürümüş cesetleri ve sönmüş hareketleri geri getiriyorlar; oysa ibret olmaları, övünç olmalarından daha hak, zillet tarafı olmaları izzet makamı olmalarından daha uygundur.

Eğer o harap diyarların avlularını ve boş kalmış yurtları konuşturabilselerdi, derlerdi ki: Onlar yeryüzünde sapkın olarak gittiler, siz de onların ardından cahiller olarak gittiniz.

Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri

1. Arapça İsim Örnekleri (8 Adet)

  • مَرَاماً - Hedef, istek
    Anlamı: aranan şey
    Cümle: يَا لَهُ مَرَاماً مَا أَبْعَدَهُ
    Türkçe: Ne uzak bir hedef!
  • زَوْراً - Ziyaret
    Anlamı: uğrama
    Cümle: وَزَوْراً مَا أَغْفَلَهُ
    Türkçe: Ne gafil bir ziyaret!
  • خَطَراً - Tehlike, büyük iş
    Anlamı: önem
    Cümle: وَخَطَراً مَا أَفْظَعَهُ
    Türkçe: Ne dehşetli bir tehlike!
  • مُدَّكِرٍ - İbret alan, hatırlayan
    Anlamı: tezekkür eden
    Cümle: لَقَدِ اسْتَخْلَوْا مِنْهُمْ أَيَّ مُدَّكِرٍ
    Türkçe: Onlardan ibret alan kalmadı.
  • مَصَارِعِ آبَائِهِمْ - Atalarının düştüğü yerler
    Anlamı: masra' çoğulu
    Cümle: أَ فَبِمَصَارِعِ آبَائِهِمْ يَفْخَرُونَ
    Türkçe: Atalarının düştüğü yerlerle mi övünüyorlar?
  • الْهَلْكَى - Helak olanlar
    Anlamı: ölüler
    Cümle: أَمْ بِعَدِيدِ الْهَلْكَى يَتَكَاثَرُونَ
    Türkçe: Helak olanların çokluğuyla mı çokluk taslıyorlar?
  • أَجْسَاداً خَوَتْ - Çürümüş cesetler
    Anlamı: bedenler
    Cümle: يَرْتَجِعُونَ مِنْهُمْ أَجْسَاداً خَوَتْ
    Türkçe: Çürümüş cesetleri geri getiriyorlar.
  • الدِّيَارِ الْخَاوِيَةِ - Harap diyarlar
    Anlamı: boş evler
    Cümle: عَرَصَاتِ تِلْكَ الدِّيَارِ الْخَاوِيَةِ
    Türkçe: O harap diyarların avluları.

2. Arapça Fiil Örnekleri (9 Adet)

  • اسْتَخْلَوْا - Boşaldı, kalmadı
    Kökü: خ ل و
    Cümle: لَقَدِ اسْتَخْلَوْا مِنْهُمْ أَيَّ مُدَّكِرٍ
    Türkçe: İbret alan kalmadı.
  • تَنَاوَشُوهُمْ - Onlara el uzattılar
    Kökü: ن و ش
    Cümle: وَتَنَاوَشُوهُمْ مِنْ مَكانٍ بَعِيدٍ
    Türkçe: Uzak yerden onlara el uzattılar.
  • يَفْخَرُونَ - Övünüyorlar
    Kökü: ف خ ر
    Cümle: أَ فَبِمَصَارِعِ آبَائِهِمْ يَفْخَرُونَ
    Türkçe: Atalarıyla mı övünüyorlar?
  • يَتَكَاثَرُونَ - Çoklukla övünüyorlar
    Kökü: ك ث ر
    Cümle: أَمْ بِعَدِيدِ الْهَلْكَى يَتَكَاثَرُونَ
    Türkçe: Helak olanlarla çokluk taslıyorlar.
  • يَرْتَجِعُونَ - Geri getiriyorlar
    Kökü: ر ج ع
    Cümle: يَرْتَجِعُونَ مِنْهُمْ أَجْسَاداً
    Türkçe: Cesetleri geri getiriyorlar.
  • خَوَتْ - Çürüdü, boşaldı
    Kökü: خ و ي
    Cümle: أَجْسَاداً خَوَتْ
    Türkçe: Çürümüş cesetler.
  • سَكَنَتْ - Durdu, söndü
    Kökü: س ك ن
    Cümle: وَحَرَكَاتٍ سَكَنَتْ
    Türkçe: Sönmüş hareketler.
  • اسْتَنْطَقُوا - Konuştursalar
    Kökü: ن ط ق
    Cümle: وَلَوِ اسْتَنْطَقُوا عَنْهُمْ عَرَصَاتِ
    Türkçe: Avluları konuşturabilselerdi.
  • ذَهَبُوا - Gittiler
    Kökü: ذ ه ب
    Cümle: ذَهَبُوا فِي الْأَرْضِ ضُلَّالًا
    Türkçe: Yeryüzünde sapkın gittiler.

3. Arapça Edat Örnekleri (6 Adet - Harf-i Cer Hariç)

  • يَا - Nida + taaccub
    Cümle: يَا لَهُ مَرَاماً
    Türkçe: Ne hedef!
  • مَا - Taaccub edatı
    Cümle: مَا أَبْعَدَهُ
    Türkçe: Ne kadar uzak!
  • لَقَدْ - Tahkik edatı
    Cümle: لَقَدِ اسْتَخْلَوْا
    Türkçe: Andolsun boşaldı.
  • أَ - İstifham edatı
    Cümle: أَ فَبِمَصَارِعِ آبَائِهِمْ يَفْخَرُونَ
    Türkçe: Atalarıyla mı övünüyorlar?
  • أَمْ - Atıf + istifham
    Cümle: أَمْ بِعَدِيدِ الْهَلْكَى
    Türkçe: Yoksa helak olanlarla mı?
  • لَوْ - Şart edatı
    Cümle: وَلَوِ اسْتَنْطَقُوا
    Türkçe: Eğer konuşturabilselerdi.

Nehcül Belaga Hutbe 221 - Paragraf Anlama ve Kelime Testi (10 Soru)

Arapça Kelime ve Gramer Testi (Hutbe 221)

نهج البلاغة لامامنا علي عليه السلام
www.muhammediyye.org
Hadislerle Arapça

Nehcül Belağa | الخطبة ٢٢٢ - إِنَّ اللَّهَ سُبْحَانَهُ وَتَعَالَى جَعَلَ

Okuma Parçası - Metin

إِنَّ اللَّهَ سُبْحَانَهُ وَتَعَالَى جَعَلَ الذِّكْرَ جِلاءً لِلْقُلُوبِ تَسْمَعُ بِهِ بَعْدَ الْوَقْرَةِ وَتُبْصِرُ بِهِ بَعْدَ الْعَشْوَةِ وَتَنْقَادُ بِهِ بَعْدَ الْمُعَانَدَةِ، وَمَا بَرِحَ لِلَّهِ عَزَّتْ آلَاؤُهُ فِي الْبُرْهَةِ بَعْدَ الْبُرْهَةِ وَفِي أَزْمَانِ الْفَتَرَاتِ عِبَادٌ نَاجَاهُمْ فِي فِكْرِهِمْ وَكَلَّمَهُمْ فِي ذَاتِ عُقُولِهِمْ، فَاسْتَصْبَحُوا بِنُورِ يَقَظَةٍ فِي الْأَبْصَارِ وَالْأَسْمَاعِ وَالْأَفْئِدَةِ يُذَكِّرُونَ بِأَيَّامِ اللَّهِ وَيُخَوِّفُونَ مَقَامَهُ بِمَنْزِلَةِ الْأَدِلَّةِ فِي الْفَلَوَاتِ. مَنْ أَخَذَ الْقَصْدَ حَمِدُوا إِلَيْهِ طَرِيقَهُ وَبَشَّرُوهُ بِالنَّجَاةِ وَمَنْ أَخَذَ يَمِيناً وَشِمَالًا ذَمُّوا إِلَيْهِ الطَّرِيقَ وَحَذَّرُوهُ مِنَ الْهَلَكَةِ، وَكَانُوا كَذَلِكَ مَصَابِيحَ تِلْكَ الظُّلُمَاتِ وَأَدِلَّةَ تِلْكَ الشُّبُهَاتِ. وَإِنَّ لِلذِّكْرِ لَأَهْلًا أَخَذُوهُ مِنَ الدُّنْيَا بَدَلًا فَلَمْ تَشْغَلْهُمْ تِجَارَةٌ وَلَا بَيْعٌ عَنْهُ يَقْطَعُونَ بِهِ أَيَّامَ الْحَيَاةِ وَيَهْتِفُونَ بِالزَّوَاجِرِ عَنْ مَحَارِمِ اللَّهِ فِي أَسْمَاعِ الْغَافِلِينَ وَيَأْمُرُونَ بِالْقِسْطِ وَيَأْتَمِرُونَ بِهِ وَيَنْهَوْنَ عَنِ الْمُنْكَرِ وَيَتَنَاهَوْنَ عَنْهُ؛ فَكَأَنَّمَا قَطَعُوا الدُّنْيَا إِلَى الْآخِرَةِ وَهُمْ فِيهَا فَشَاهَدُوا مَا وَرَاءَ ذَلِكَ فَكَأَنَّمَا اطَّلَعُوا غُيُوبَ أَهْلِ الْبَرْزَخِ فِي طُولِ الْإِقَامَةِ فِيهِ وَحَقَّقَتِ الْقِيَامَةُ عَلَيْهِمْ عِدَاتِهَا، فَكَشَفُوا غِطَاءَ ذَلِكَ لِأَهْلِ الدُّنْيَا حَتَّى كَأَنَّهُمْ يَرَوْنَ مَا لَا يَرَى النَّاسُ وَيَسْمَعُونَ مَا لَا يَسْمَعُونَ، فَلَوْ مَثَّلْتَهُمْ لِعَقْلِكَ فِي مَقَاوِمِهِمُ الْمَحْمُودَةِ وَمَجَالِسِهِمُ الْمَشْهُودَةِ وَقَدْ نَشَرُوا دَوَاوِينَ أَعْمَالِهِمْ وَفَرَغُوا لِمُحَاسَبَةِ أَنْفُسِهِمْ عَلَى كُلِّ صَغِيرَةٍ وَكَبِيرَةٍ أُمِرُوا بِهَا فَقَصَّرُوا عَنْهَا أَوْ نُهُوا عَنْهَا فَفَرَّطُوا فيهَا، وَحَمَّلُوا ثِقَلَ أَوْزَارِهمْ ظُهُورَهُمْ فَضَعُفُوا عَنِ الِاسْتِقْلَالِ بِهَا فَنَشَجُوا نَشِيجاً وَتَجَاوَبُوا نَحِيباً يَعِجُّونَ إِلَى رَبِّهِمْ مِنْ مَقَامِ نَدَمٍ وَاعْتِرَافٍ. لَرَأَيْتَ أَعْلَامَ هُدًى وَمَصَابِيحَ دُجًى قَدْ حَفَّتْ بِهِمُ الْمَلَائِكَةُ وَتَنَزَّلَتْ عَلَيْهِمُ السَّكِينَةُ وَفُتِحَتْ لَهُمْ أَبْوَابُ السَّمَاءِ وَأُعِدَّتْ لَهُمْ مَقَاعِدُ الْكَرَامَاتِ فِي مَقْعَدٍ اطَّلَعَ اللَّهُ عَلَيْهِمْ فِيهِ، فَرَضِيَ سَعْيَهُمْ وَحَمِدَ مَقَامَهُمْ يَتَنَسَّمُونَ بِدُعَائِهِ رَوْحَ التَّجَاوُزِ رَهَائِنُ فَاقَةٍ إِلَى فَضْلِهِ وَأُسَارَى ذِلَّةٍ لِعَظَمَتِهِ جَرَحَ طُولُ الْأَسَى قُلُوبَهُمْ وَطُولُ الْبُكَاءِ عُيُونَهُمْ، لِكُلِّ بَابِ رَغْبَةٍ إِلَى اللَّهِ مِنْهُمْ يَدٌ قَارِعَةٌ يَسْأَلُونَ مَنْ لَا تَضِيقُ لَدَيْهِ الْمَنَادِحُ وَلَا يَخِيبُ عَلَيْهِ الرَّاغِبُونَ.

فَحَاسِبْ نَفْسَكَ لِنَفْسِكَ فَإِنَّ غَيْرَهَا مِنَ الْأَنْفُسِ لَهَا حَسِيبٌ غَيْرُكَ.
Türkçe Çevirisi:
Şüphesiz Allah subhanehu ve teala zikri kalpler için cila kıldı; onunla ağırlıktan sonra işitirsin, şaşkınlıktan sonra görürsün, inatçılıktan sonra boyun eğersin. Allah için, nimetleri yüce olan, bir süreden sonra diğer sürede ve fetret zamanlarında kullar vardır ki fikirlerinde onlara fısıldadı ve akıllarının özünde onlarla konuştu; uyanıklık nuruyla gözlerde, kulaklarda ve gönüllerde aydınlandılar, Allah'ın günlerini hatırlatırlar ve O'nun makamından korkuturlar, çöllerdeki kılavuzlar menzilesindedirler. Kim doğru yolu tutarsa, yolunu ona övüp kurtuluşla müjdelerler, kim sağa sola saparsa yolu ona yerseler ve helakten sakındırırlar; işte onlar o karanlıkların kandilleri ve o şüphelerin delilleridir. Zikir için bir ehli vardır ki onu dünyaya bedel aldılar; ticaret ve alışveriş onları ondan alıkoymadı, onunla hayat günlerini keserler, Allah'ın haramlarından sakındıran engellerle gafillerin kulaklarında haykırırlar, adaleti emrederler ve kendileri de ona uyarlar, münkerden nehyederler ve kendileri de ondan sakınırlar; sanki dünyadan ahirete göçmüşler ve içindeyken ötesini görmüşler, sanki berzah ehlinin gayblarına uzun kalışında muttali olmuşlar ve kıyamet onlara vaatlerini tahkik etmiş, dünya ehline o örtüyü açmışlar hatta sanki insanların görmediğini görürler ve işitmediğini işitirler. Eğer onları aklında övülmüş duruşlarında ve şahit olunan meclislerinde tasvir etsen, amel defterlerini yaymışlar ve küçük büyük emrolunup kusur ettikleri veya nehyolunup ifrat ettikleri her şeyde nefislerini hesaba çekmeye koyulmuşlar, günah yüklerini sırtlarına yüklenmişler de taşımaktan aciz kalmışlar, hıçkıra hıçkıra ağlamışlar ve feryatla karşılık vermişler, pişmanlık ve itiraf makamından Rablerine yalvarıyorlar. Hidayet bayrakları ve karanlık gecelerin kandillerini görürsün; melekler etraflarını sarmış, sekinet üzerlerine inmiş, gök kapıları onlara açılmış, keramet makamları hazırlanmış, Allah'ın kendilerine muttali olduğu bir makamda, çalışmalarından razı olmuş ve duruşlarını övmüş. Duasıyla affın ruhunu teneffüs ederler, fazlına muhtaç rehineler ve azametine karşı zillet esirleri; uzun hüzün kalplerini yaralamış, uzun ağlama gözlerini... Her rağbet kapısı için Allah'a onlardan çalan bir elleri vardır; genişlikleri yanında daralmayan ve isteyenleri boşa çıkarmayan Zat'tan isterler.

Öyleyse nefsini kendi nefsin için hesaba çek, çünkü onun dışındaki nefislerin senden başka bir hesapçısı vardır.

Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri

1. Arapça İsim Örnekleri (8 Adet)

  • الذِّكْرَ - Zikir
    Anlamı: anma, hatırlama
    Cümle: جَعَلَ الذِّكْرَ جِلاءً لِلْقُلُوبِ
    Türkçe: Zikri kalpler için cila kıldı.
  • جِلاءً لِلْقُلُوبِ - Kalplerin cilası
    Anlamı: parlatan
    Cümle: جَعَلَ الذِّكْرَ جِلاءً لِلْقُلُوبِ
    Türkçe: Kalplerin cilası kıldı.
  • الْوَقْرَةِ - Ağırlık, sağırlık
    Anlamı: kulak tıkanıklığı
    Cümle: تَسْمَعُ بِهِ بَعْدَ الْوَقْرَةِ
    Türkçe: Ağırlıktan sonra onunla işitirsin.
  • الْعَشْوَةِ - Gece körlüğü, şaşkınlık
    Anlamı: görmeme
    Cümle: وَتُبْصِرُ بِهِ بَعْدَ الْعَشْوَةِ
    Türkçe: Şaşkınlıktan sonra onunla görürsün.
  • الْبُرْهَةِ - Süre, zaman dilimi
    Anlamı: an
    Cümle: فِي الْبُرْهَةِ بَعْدَ الْبُرْهَةِ
    Türkçe: Bir süreden sonra diğer sürede.
  • عِبَادٌ - Kullar
    Anlamı: abd çoğulu
    Cümle: عِبَادٌ نَاجَاهُمْ فِي فِكْرِهِمْ
    Türkçe: Fikirlerinde fısıldadığı kullar.
  • الْأَدِلَّةِ فِي الْفَلَوَاتِ - Çöllerdeki kılavuzlar
    Anlamı: delil çoğulu
    Cümle: بِمَنْزِلَةِ الْأَدِلَّةِ فِي الْفَلَوَاتِ
    Türkçe: Çöllerdeki kılavuzlar menzilesindedirler.
  • مَصَابِيحَ الظُّلُمَاتِ - Karanlıkların kandilleri
    Anlamı: misbah çoğulu
    Cümle: وَكَانُوا كَذَلِكَ مَصَابِيحَ تِلْكَ الظُّلُمَاتِ
    Türkçe: O karanlıkların kandilleriydiler.

2. Arapça Fiil Örnekleri (9 Adet)

  • جَعَلَ - Kıldı
    Kökü: ج ع ل
    Cümle: جَعَلَ الذِّكْرَ جِلاءً
    Türkçe: Zikri cila kıldı.
  • تَسْمَعُ - İşitirsin
    Kökü: س م ع
    Cümle: تَسْمَعُ بِهِ بَعْدَ الْوَقْرَةِ
    Türkçe: Ağırlıktan sonra onunla işitirsin.
  • تُبْصِرُ - Görürsün
    Kökü: ب ص ر
    Cümle: وَتُبْصِرُ بِهِ بَعْدَ الْعَشْوَةِ
    Türkçe: Şaşkınlıktan sonra görürsün.
  • تَنْقَادُ - Boyun eğersin
    Kökü: ق و د
    Cümle: وَتَنْقَادُ بِهِ بَعْدَ الْمُعَانَدَةِ
    Türkçe: İnatçılıktan sonra boyun eğersin.
  • نَاجَاهُمْ - Onlara fısıldadı
    Kökü: ن ج و
    Cümle: عِبَادٌ نَاجَاهُمْ فِي فِكْرِهِمْ
    Türkçe: Fikirlerinde fısıldadığı kullar.
  • اسْتَصْبَحُوا - Aydınlandılar
    Kökü: ص ب ح
    Cümle: فَاسْتَصْبَحُوا بِنُورِ يَقَظَةٍ
    Türkçe: Uyanıklık nuruyla aydınlandılar.
  • يُذَكِّرُونَ - Hatırlatırlar
    Kökü: ذ ك ر
    Cümle: يُذَكِّرُونَ بِأَيَّامِ اللَّهِ
    Türkçe: Allah'ın günlerini hatırlatırlar.
  • يَقْطَعُونَ - Keserler, geçirirler
    Kökü: ق ط ع
    Cümle: يَقْطَعُونَ بِهِ أَيَّامَ الْحَيَاةِ
    Türkçe: Onunla hayat günlerini geçirirler.
  • حَاسِبْ - Hesaba çek
    Kökü: ح س ب
    Cümle: فَحَاسِبْ نَفْسَكَ لِنَفْسِكَ
    Türkçe: Nefsini kendin için hesaba çek.

3. Arapça Edat Örnekleri (6 Adet - Harf-i Cer Hariç)

  • إِنَّ - Tahkik edatı
    Cümle: إِنَّ اللَّهَ جَعَلَ الذِّكْرَ
    Türkçe: Şüphesiz Allah zikri kıldı.
  • وَ - Atıf edatı
    Cümle: وَتُبْصِرُ بِهِ بَعْدَ الْعَشْوَةِ
    Türkçe: Ve şaşkınlıktan sonra görürsün.
  • مَا - Nefy edatı (ma beriha)
    Cümle: وَمَا بَرِحَ لِلَّهِ عِبَادٌ
    Türkçe: Allah için kullar var olmaya devam etti.
  • مَنْ - Şart / mevsul edatı
    Cümle: مَنْ أَخَذَ الْقَصْدَ حَمِدُوا إِلَيْهِ
    Türkçe: Kim doğru yolu tutarsa yolunu övdüler.
  • فَـ - Fa-i tafri'iye
    Cümle: فَاسْتَصْبَحُوا بِنُورِ يَقَظَةٍ
    Türkçe: Böylece uyanıklık nuruyla aydınlandılar.
  • كَأَنَّمَا - Teşbih edatı
    Cümle: فَكَأَنَّمَا قَطَعُوا الدُّنْيَا إِلَى الْآخِرَةِ
    Türkçe: Sanki dünyadan ahirete göçmüşler.

Nehcül Belaga Hutbe 222 - Paragraf Anlama ve Kelime Testi (10 Soru)

Arapça Kelime ve Gramer Testi (Hutbe 222)

نهج البلاغة لامامنا علي عليه السلام
www.muhammediyye.org
Hadislerle Arapça

Nehcül Belağa | الخطبة ٢٢٣ - أَدْحَضُ مَسْئُولٍ حُجَّةً وَأَقْطَعُ مُغْتَرٍّ

Okuma Parçası - Metin

أَدْحَضُ مَسْئُولٍ حُجَّةً وَأَقْطَعُ مُغْتَرٍّ مَعْذِرَةً، لَقَدْ أَبْرَحَ جَهَالَةً بِنَفْسِهِ.

يَا أَيُّهَا الْإِنْسَانُ مَا جَرَّأَكَ عَلَى ذَنْبِكَ وَمَا غَرَّكَ بِرَبِّكَ وَمَا أَنَّسَكَ بِهَلَكَةِ نَفْسِكَ؟ أَمَا مِنْ دَائِكَ بُلُولٌ، أَمْ لَيْسَ مِنْ نَوْمَتِكَ يَقَظَةٌ؟ أَمَا تَرْحَمُ مِنْ نَفْسِكَ مَا تَرْحَمُ مِنْ غَيْرِكَ؟ فَلَرُبَّمَا تَرَى الضَّاحِيَ مِنْ حَرِّ الشَّمْسِ فَتُظِلُّهُ أَوْ تَرَى الْمُبْتَلَى بِأَلَمٍ يُمِضُّ جَسَدَهُ فَتَبْكِي رَحْمَةً لَهُ، فَمَا صَبَّرَكَ عَلَى دَائِكَ وَجَلَّدَكَ عَلَى مُصَابِكَ وَعَزَّاكَ عَنِ الْبُكَاءِ عَلَى نَفْسِكَ، وَهِيَ أَعَزُّ الْأَنْفُسِ عَلَيْكَ؟
Türkçe Çevirisi:
Delili en çürük sorumlu ve mazereti en kopuk aldanmış; andolsun kendine karşı cehalette ileri gitti.

Ey insan! Seni günahına karşı ne cüretkar kıldı, Rabbine karşı ne aldattı ve nefsinin helakine karşı ne unutturdu? Hastalığından bir iyileşme yok mu, uykundan bir uyanış yok mu? Kendine, başkasına acıdığın kadar acımıyor musun? Nice olur güneş hararetinde açıkta kalanı görürsün de gölgelendirirsin veya acısı bedenini sızlatan müptelayı görürsün de ona acıyarak ağlarsın; peki seni hastalığına karşı sabrettiren, musibetine karşı tahammüllü kılan ve nefsine ağlamaktan teselli eden nedir, oysa o nefs sana en aziz olanıdır?

Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri

1. Arapça İsim Örnekleri (8 Adet)

  • مَسْئُولٍ - Sorumlu, sorulan
    Anlamı: sorgulanan
    Cümle: أَدْحَضُ مَسْئُولٍ حُجَّةً
    Türkçe: Delili en çürük sorumlu.
  • حُجَّةً - Delil, hüccet
    Anlamı: kanıt
    Cümle: أَدْحَضُ مَسْئُولٍ حُجَّةً
    Türkçe: Delili en çürük.
  • مُغْتَرٍّ - Aldanmış
    Anlamı: gurura kapılan
    Cümle: وَأَقْطَعُ مُغْتَرٍّ مَعْذِرَةً
    Türkçe: Mazereti en kopuk aldanmış.
  • الْإِنْسَانُ - İnsan
    Anlamı: beşer
    Cümle: يَا أَيُّهَا الْإِنْسَانُ مَا غَرَّكَ
    Türkçe: Ey insan seni ne aldattı?
  • ذَنْبِكَ - Günahın
    Anlamı: suç
    Cümle: مَا جَرَّأَكَ عَلَى ذَنْبِكَ
    Türkçe: Günahına ne cüretkar kıldı?
  • دَائِكَ - Hastalığın
    Anlamı: dert
    Cümle: أَمَا مِنْ دَائِكَ بُلُولٌ
    Türkçe: Hastalığından iyileşme yok mu?
  • الضَّاحِيَ - Güneşte kalan
    Anlamı: açıkta
    Cümle: تَرَى الضَّاحِيَ مِنْ حَرِّ الشَّمْسِ
    Türkçe: Güneş hararetinde açıkta kalanı görürsün.
  • الْمُبْتَلَى - Müptela, belaya düşmüş
    Anlamı: imtihan olunan
    Cümle: أَوْ تَرَى الْمُبْتَلَى بِأَلَمٍ
    Türkçe: Acı ile müptela olanı görürsün.

2. Arapça Fiil Örnekleri (9 Adet)

  • أَبْرَحَ - İleri gitti, açığa vurdu
    Kökü: ب ر ح
    Cümle: لَقَدْ أَبْرَحَ جَهَالَةً بِنَفْسِهِ
    Türkçe: Kendine cehalette ileri gitti.
  • جَرَّأَكَ - Seni cüretkar kıldı
    Kökü: ج ر أ
    Cümle: مَا جَرَّأَكَ عَلَى ذَنْبِكَ
    Türkçe: Günahına ne cüretkar kıldı?
  • غَرَّكَ - Seni aldattı
    Kökü: غ ر ر
    Cümle: وَمَا غَرَّكَ بِرَبِّكَ
    Türkçe: Rabbine karşı ne aldattı?
  • أَنَّسَكَ - Unutturdu
    Kökü: ن س ي
    Cümle: وَمَا أَنَّسَكَ بِهَلَكَةِ نَفْسِكَ
    Türkçe: Nefsinin helakini ne unutturdu?
  • تَرَى - Görürsün
    Kökü: ر أ ي
    Cümle: تَرَى الضَّاحِيَ مِنْ حَرِّ الشَّمْسِ
    Türkçe: Güneşte kalanı görürsün.
  • تُظِلُّهُ - Gölgelendirirsin
    Kökü: ظ ل ل
    Cümle: فَتُظِلُّهُ
    Türkçe: Onu gölgelendirirsin.
  • يُمِضُّ - Sızlatır
    Kökü: م ض ض
    Cümle: بِأَلَمٍ يُمِضُّ جَسَدَهُ
    Türkçe: Bedenini sızlatan acı.
  • تَبْكِي - Ağlarsın
    Kökü: ب ك ي
    Cümle: فَتَبْكِي رَحْمَةً لَهُ
    Türkçe: Ona acıyarak ağlarsın.
  • صَبَّرَكَ - Sabrettirdi
    Kökü: ص ب ر
    Cümle: فَمَا صَبَّرَكَ عَلَى دَائِكَ
    Türkçe: Hastalığına ne sabrettirdi?

3. Arapça Edat Örnekleri (6 Adet - Harf-i Cer Hariç)

  • وَ - Atıf edatı
    Cümle: وَأَقْطَعُ مُغْتَرٍّ مَعْذِرَةً
    Türkçe: Ve mazereti en kopuk aldanmış.
  • لَقَدْ - Tahkik edatı
    Cümle: لَقَدْ أَبْرَحَ جَهَالَةً
    Türkçe: Andolsun cehalette ileri gitti.
  • مَا - Soru edatı
    Cümle: مَا جَرَّأَكَ عَلَى ذَنْبِكَ
    Türkçe: Seni günahına ne cüretkar kıldı?
  • أَمَا - Soru + nefy
    Cümle: أَمَا مِنْ دَائِكَ بُلُولٌ
    Türkçe: Hastalığından iyileşme yok mu?
  • أَمْ - Atıf / soru
    Cümle: أَمْ لَيْسَ مِنْ نَوْمَتِكَ يَقَظَةٌ
    Türkçe: Yoksa uykundan uyanış yok mu?
  • فَلَرُبَّمَا - Tahkik + rubbe
    Cümle: فَلَرُبَّمَا تَرَى الضَّاحِيَ
    Türkçe: Nice olur güneştekini görürsün.

Nehcül Belaga Hutbe 223 - Paragraf Anlama ve Kelime Testi (10 Soru)

Arapça Kelime ve Gramer Testi (Hutbe 223)

نهج البلاغة لامامنا علي عليه السلام
www.muhammediyye.org
Hadislerle Arapça

Nehcül Belağa | الخطبة ٢٢٤ - وَاللَّهِ لَأَنْ أَبِيتَ عَلَى حَسَكِ

Okuma Parçası - Metin

وَاللَّهِ لَأَنْ أَبِيتَ عَلَى حَسَكِ السَّعْدَانِ مُسَهَّداً أَوْ أُجَرَّ فِي الْأَغْلَالِ مُصَفَّداً، أَحَبُّ إِلَيَّ مِنْ أَنْ أَلْقَى اللَّهَ وَرَسُولَهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ ظَالِماً لِبَعْضِ الْعِبَادِ وَغَاصِباً لِشَيْءٍ مِنَ الْحُطَامِ؛ وَكَيْفَ أَظْلِمُ أَحَداً لِنَفْسٍ يُسْرِعُ إِلَى الْبِلَى قُفُولُهَا وَيَطُولُ فِي الثَّرَى حُلُولُهَا؟!
Türkçe Çevirisi:
Vallahi Sa'dan dikeni üzerinde uykusuz gecelesem veya zincirlerde bağlı olarak sürüklensem, Allah ve Resulünü kıyamet günü kullardan birine zulmetmiş ve maldan bir şeyi gasbetmiş olarak karşılamaktan bana daha sevimlidir. Bir nefis için nasıl birine zulmederim ki onun dönüşü çürümeye hızlıdır ve toprakta kalışı uzundur?!

Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri

1. Arapça İsim Örnekleri (8 Adet)

  • حَسَكِ السَّعْدَانِ - Sa'dan dikeni
    Anlamı: dikenli bitki
    Cümle: لَأَنْ أَبِيتَ عَلَى حَسَكِ السَّعْدَانِ
    Türkçe: Sa'dan dikeni üzerinde gecelesem.
  • الْأَغْلَالِ - Zincirler, bukağılar
    Anlamı: gul çoğulu
    Cümle: أَوْ أُجَرَّ فِي الْأَغْلَالِ مُصَفَّداً
    Türkçe: Zincirlerde bağlı olarak sürüklensem.
  • الْحُطَامِ - Mal, dünya döküntüsü
    Anlamı: enkaz
    Cümle: وَغَاصِباً لِشَيْءٍ مِنَ الْحُطَامِ
    Türkçe: Maldan bir şeyi gasbeden.
  • ظَالِماً - Zalim
    Anlamı: zulmeden
    Cümle: ظَالِماً لِبَعْضِ الْعِبَادِ
    Türkçe: Kullardan birine zulmeden.
  • الْبِلَى - Çürüme, eskime
    Anlamı: fena
    Cümle: يُسْرِعُ إِلَى الْبِلَى قُفُولُهَا
    Türkçe: Dönüşü çürümeye hızlıdır.
  • الثَّرَى - Toprak
    Anlamı: yer
    Cümle: وَيَطُولُ فِي الثَّرَى حُلُولُهَا
    Türkçe: Toprakta kalışı uzundur.
  • عَقِيلًا - Akil (kardeşi)
    Anlamı: özel isim
    Cümle: لَقَدْ رَأَيْتُ عَقِيلًا وَقَدْ أَمْلَقَ
    Türkçe: Akil'i fakir düşmüş gördüm.
  • صَاعاً - Ölçek, sa'
    Anlamı: buğday ölçeği
    Cümle: اسْتَمَاحَنِي مِنْ بُرِّكُمْ صَاعاً
    Türkçe: Buğdayınızdan bir sa' istedi.

2. Arapça Fiil Örnekleri (9 Adet)

  • أَبِيتَ - Gecelesem
    Kökü: ب ي ت
    Cümle: لَأَنْ أَبِيتَ عَلَى حَسَكِ السَّعْدَانِ
    Türkçe: Diken üzerinde gecelesem.
  • أُجَرَّ - Sürüklensem (meçhul)
    Kökü: ج ر ر
    Cümle: أَوْ أُجَرَّ فِي الْأَغْلَالِ
    Türkçe: Zincirlerde sürüklensem.
  • أَلْقَى - Karşılaşayım
    Kökü: ل ق ي
    Cümle: مِنْ أَنْ أَلْقَى اللَّهَ
    Türkçe: Allah'a kavuşmaktan.
  • أَظْلِمُ - Zulmedeyim
    Kökü: ظ ل م
    Cümle: وَكَيْفَ أَظْلِمُ أَحَداً
    Türkçe: Nasıl birine zulmederim?
  • يُسْرِعُ - Hızlanır
    Kökü: س ر ع
    Cümle: يُسْرِعُ إِلَى الْبِلَى قُفُولُهَا
    Türkçe: Dönüşü çürümeye hızlıdır.
  • أَمْلَقَ - Fakir düştü
    Kökü: م ل ق
    Cümle: وَقَدْ أَمْلَقَ
    Türkçe: Fakir düşmüş.
  • أَحْمَيْتُ - Kızdırdım
    Kökü: ح م ي
    Cümle: فَأَحْمَيْتُ لَهُ حَدِيدَةً
    Türkçe: Onun için demiri kızdırdım.
  • يَحْتَرِقَ - Yanacak
    Kökü: ح ر ق
    Cümle: كَادَ أَنْ يَحْتَرِقَ مِنْ مِيسَمِهَا
    Türkçe: Damgasından yanacaktı.
  • أُعْطِيتُ - Verilsem (meçhul)
    Kökü: ع ط و
    Cümle: لَوْ أُعْطِيتُ الْأَقَالِيمَ السَّبْعَةَ
    Türkçe: Yedi iklim verilse.

3. Arapça Edat Örnekleri (6 Adet - Harf-i Cer Hariç)

  • وَاللَّهِ - Yemin edatı
    Cümle: وَاللَّهِ لَأَنْ أَبِيتَ
    Türkçe: Vallahi gecelesem.
  • لَأَنْ - Te'kid + masdariye
    Cümle: لَأَنْ أَبِيتَ عَلَى حَسَكِ
    Türkçe: Diken üzerinde gecelesem.
  • أَوْ - Tahyir edatı
    Cümle: أَوْ أُجَرَّ فِي الْأَغْلَالِ
    Türkçe: Veya zincirlerde sürüklensem.
  • كَيْفَ - Soru edatı
    Cümle: وَكَيْفَ أَظْلِمُ أَحَداً
    Türkçe: Nasıl birine zulmederim?
  • لَوْ - Şart edatı
    Cümle: وَاللَّهِ لَوْ أُعْطِيتُ الْأَقَالِيمَ
    Türkçe: Yedi iklim verilsem.
  • كَأَنَّمَا - Teşbih edatı
    Cümle: كَأَنَّمَا سُوِّدَتْ وُجُوهُهُمْ بِالْعِظْلِمِ
    Türkçe: Yüzleri çivit ile karartılmış gibi.

Nehcül Belaga Hutbe 224 - Paragraf Anlama ve Kelime Testi (10 Soru)

Arapça Kelime ve Gramer Testi (Hutbe 224)

S.Muhammed Kayaalp (el-Haşimi) Ks

الاامام سيد محمد هاشمي الموسوي

Arapça Dersleri-İslami Sohbetler-Tevhid-Tefsir-Hadis-Fıkıh-Fetvalar-İrşadlar

Arapça Metinler-نهج البلاغة-Nehcül Belağa-Hutbe-219-224.Hutbeler Rating: 4.5 Diposkan Oleh: ☝الاامام سيد محمد هاشمي الموسوي☝المحمدية☝

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.