- Nehc1
- Nehc2
- Nehc3
- Nehc4
- Nehc5
- Nehc6
- Nehc
- ☝📖المحمدية📖☝
Nehcül Belağa | الخطبة ٢٢٥ - اللَّهُمَّ صُنْ وَجْهِي بِالْيَسَارِ وَلَا تَبْذُلْ
Okuma Parçası - Metin
Allah'ım yüzümü varlıkla (zenginlikle) koru ve itibarımı yoklukla harcattırma ki, Senin rızkını isteyenlerden rızık dileyeyim, yaratıklarının en şerlilerine şefkat dileneyim, bana vereni övmekle sınanayım ve benden esirgeyeni yermekle fitneye düşeyim. Oysa bütün bunların arkasında verme ve engellemenin sahibi Sensin; şüphesiz Sen her şeye kadirsin.
Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri
1. Arapça İsim Örnekleri (8 Adet)
-
وَجْهِي - Yüzüm
Anlamı: itibar, çehre
Cümle: اللَّهُمَّ صُنْ وَجْهِي بِالْيَسَارِ
Türkçe: Yüzümü varlıkla koru. -
الْيَسَارِ - Zenginlik, varlık
Anlamı: kolaylık, bolluk
Cümle: صُنْ وَجْهِي بِالْيَسَارِ
Türkçe: Varlıkla yüzümü koru. -
جَاهِيَ - İtibarım, mevkiim
Anlamı: şan
Cümle: وَلَا تَبْذُلْ جَاهِيَ بِالْإِقْتَارِ
Türkçe: İtibarımı yoklukla harcattırma. -
الْإِقْتَارِ - Yokluk, fakirlik
Anlamı: darlık
Cümle: بِالْإِقْتَارِ
Türkçe: Yoklukla. -
طَالِبِي رِزْقِكَ - Rızkını isteyenler
Anlamı: rızık talep eden
Cümle: فَأَسْتَرْزِقَ طَالِبِي رِزْقِكَ
Türkçe: Rızkını isteyenlerden rızık dileyeyim. -
شِرَارَ خَلْقِكَ - Yaratıklarının en şerlileri
Anlamı: şerir çoğulu
Cümle: وَأَسْتَعْطِفَ شِرَارَ خَلْقِكَ
Türkçe: En şerlilerine şefkat dileneyim. -
وَلِيُّ الْإِعْطَاءِ - Vermenin sahibi
Anlamı: dost, sahip
Cümle: وَلِيُّ الْإِعْطَاءِ وَالْمَنْعِ
Türkçe: Verme ve engellemenin sahibi. -
شَيْءٍ قَدِيرٌ - Her şeye kadir
Anlamı: güç yetiren
Cümle: إِنَّكَ عَلى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ
Türkçe: Sen her şeye kadirsin.
2. Arapça Fiil Örnekleri (9 Adet)
-
صُنْ - Koru
Kökü: ص و ن
Cümle: اللَّهُمَّ صُنْ وَجْهِي
Türkçe: Yüzümü koru. -
تَبْذُلْ - Harcattırma, değersizleştirme
Kökü: ب ذ ل
Cümle: وَلَا تَبْذُلْ جَاهِيَ
Türkçe: İtibarımı harcattırma. -
أَسْتَرْزِقَ - Rızık dileyeyim
Kökü: ر ز ق
Cümle: فَأَسْتَرْزِقَ طَالِبِي رِزْقِكَ
Türkçe: Rızkını isteyenlerden rızık dileyeyim. -
أَسْتَعْطِفَ - Şefkat dileneyim
Kökü: ع ط ف
Cümle: وَأَسْتَعْطِفَ شِرَارَ خَلْقِكَ
Türkçe: Şerlilerine şefkat dileneyim. -
أُبْتَلَى - Sınanayım
Kökü: ب ل و
Cümle: وَأُبْتَلَى بِحَمْدِ مَنْ أَعْطَانِي
Türkçe: Vereni övmekle sınanayım. -
أَعْطَانِي - Bana verdi
Kökü: ع ط و
Cümle: بِحَمْدِ مَنْ أَعْطَانِي
Türkçe: Bana vereni övmek. -
أُفْتَتَنَ - Fitneye düşeyim
Kökü: ف ت ن
Cümle: وَأُفْتَتَنَ بِذَمِّ مَنْ مَنَعَنِي
Türkçe: Engelleyeni yermekle fitneye düşeyim. -
مَنَعَنِي - Beni engelledi
Kökü: م ن ع
Cümle: بِذَمِّ مَنْ مَنَعَنِي
Türkçe: Beni engelleyeni yermek. -
قَدِيرٌ - Kadir (isim-fiil)
Kökü: ق د ر
Cümle: إِنَّكَ عَلى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ
Türkçe: Sen her şeye kadirsin.
3. Arapça Edat Örnekleri (6 Adet - Harf-i Cer Hariç)
-
اللَّهُمَّ - Nida edatı
Cümle: اللَّهُمَّ صُنْ وَجْهِي
Türkçe: Allah'ım yüzümü koru. -
وَ - Atıf edatı
Cümle: وَلَا تَبْذُلْ جَاهِيَ
Türkçe: Ve itibarımı harcattırma. -
لَا - Nehy edatı
Cümle: وَلَا تَبْذُلْ جَاهِيَ
Türkçe: İtibarımı harcattırma. -
فَـ - Sebep fa'sı
Cümle: فَأَسْتَرْزِقَ طَالِبِي رِزْقِكَ
Türkçe: Ki rızık dileyeyim. -
مَنْ - İsmi mevsul
Cümle: بِحَمْدِ مَنْ أَعْطَانِي
Türkçe: Bana vereni övmek. -
إِنَّكَ - Tahkik edatı + zamir
Cümle: إِنَّكَ عَلى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ
Türkçe: Şüphesiz Sen her şeye kadirsin.
Nehcül Belaga Hutbe 225 - Paragraf Anlama ve Kelime Testi (10 Soru)
Nehcül Belağa | الخطبة ٢٢٦ - دَارٌ بِالْبَلَاءِ مَحْفُوفَةٌ وَبِالْغَدْرِ مَعْرُوفَةٌ
Okuma Parçası - Metin
وَاعْلَمُوا عِبَادَ اللَّهِ أَنَّكُمْ وَمَا أَنْتُمْ فِيهِ مِنْ هَذِهِ الدُّنْيَا عَلَى سَبِيلِ مَنْ قَدْ مَضَى قَبْلَكُمْ مِمَّنْ كَانَ أَطْوَلَ مِنْكُمْ أَعْمَاراً وَأَعْمَرَ دِيَاراً وَأَبْعَدَ آثَاراً. أَصْبَحَتْ أَصْوَاتُهُمْ هَامِدَةً وَرِيَاحُهُمْ رَاكِدَةً وَأَجْسَادُهُمْ بَالِيَةً وَدِيَارُهُمْ خَالِيَةً وَآثَارُهُمْ عَافِيَةً؛
Bela ile kuşatılmış, vefasızlıkla tanınmış bir evdir (dünya). Halleri devam etmez, konukları selamette kalmaz. Halleri değişik, nöbetleri dönücüdür. Onda yaşamak yerilmiştir, ondan emanda olmak yoktur; halkı onda hedef alınmış hedeflerdir, oklarıyla onları atar ve ölümüyle onları yok eder.
Ey Allah'ın kulları bilin ki siz ve içinde bulunduğunuz şu dünya, sizden önce gelip geçmiş olanların yolu üzerindesiniz; sizden ömürce daha uzun, diyarca daha mamur, eserlerce daha uzak olanlar. Sesleri sönmüş, rüzgarları durmuş, cesetleri çürümüş, diyarları boş kalmış, eserleri silinmiştir.
Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri
1. Arapça İsim Örnekleri (8 Adet)
-
دَارٌ - Ev, dünya
Anlamı: mesken
Cümle: دَارٌ بِالْبَلَاءِ مَحْفُوفَةٌ
Türkçe: Bela ile kuşatılmış bir ev. -
الْبَلَاءِ - Bela, imtihan
Anlamı: musibet
Cümle: دَارٌ بِالْبَلَاءِ مَحْفُوفَةٌ
Türkçe: Bela ile kuşatılmış. -
الْغَدْرِ - Vefasızlık
Anlamı: ihanet
Cümle: وَبِالْغَدْرِ مَعْرُوفَةٌ
Türkçe: Vefasızlıkla tanınmış. -
نُزَّالُهَا - Konukları, sakinleri
Anlamı: inenler
Cümle: وَلَا يَسْلَمُ نُزَّالُهَا
Türkçe: Konukları selamette kalmaz. -
أَغْرَاضٌ مُسْتَهْدَفَةٌ - Hedef alınmış hedefler
Anlamı: nişan
Cümle: أَهْلُهَا فِيهَا أَغْرَاضٌ مُسْتَهْدَفَةٌ
Türkçe: Halkı hedef alınmış hedeflerdir. -
سِهَامِهَا - Okları
Anlamı: sehm çoğulu
Cümle: تَرْمِيهِمْ بِسِهَامِهَا
Türkçe: Oklarıyla onları atar. -
حِمَامِهَا - Ölümü
Anlamı: ecel
Cümle: وَتُفْنِيهِمْ بِحِمَامِهَا
Türkçe: Ölümüyle yok eder. -
أَعْمَاراً - Ömürler
Anlamı: ömür çoğulu
Cümle: كَانَ أَطْوَلَ مِنْكُمْ أَعْمَاراً
Türkçe: Sizden ömürce daha uzun olanlar.
2. Arapça Fiil Örnekleri (9 Adet)
-
مَحْفُوفَةٌ (حُفَّ) - Kuşatılmış
Kökü: ح ف ف
Cümle: دَارٌ بِالْبَلَاءِ مَحْفُوفَةٌ
Türkçe: Bela ile kuşatılmış ev. -
تَدُومُ - Devam eder
Kökü: د و م
Cümle: لَا تَدُومُ أَحْوَالُهَا
Türkçe: Halleri devam etmez. -
يَسْلَمُ - Selamette kalır
Kökü: س ل م
Cümle: وَلَا يَسْلَمُ نُزَّالُهَا
Türkçe: Konukları selamette kalmaz. -
تَرْمِيهِمْ - Onları atar
Kökü: ر م ي
Cümle: تَرْمِيهِمْ بِسِهَامِهَا
Türkçe: Oklarıyla onları atar. -
تُفْنِيهِمْ - Yok eder
Kökü: ف ن ي
Cümle: وَتُفْنِيهِمْ بِحِمَامِهَا
Türkçe: Ölümüyle yok eder. -
اعْلَمُوا - Bilin
Kökü: ع ل م
Cümle: وَاعْلَمُوا عِبَادَ اللَّهِ
Türkçe: Ey Allah'ın kulları bilin. -
مَضَى - Geçti
Kökü: م ض ي
Cümle: عَلَى سَبِيلِ مَنْ قَدْ مَضَى قَبْلَكُمْ
Türkçe: Sizden önce geçmiş olanların yolu. -
أَصْبَحَتْ - Oldu, sabahladı
Kökü: ص ب ح
Cümle: أَصْبَحَتْ أَصْوَاتُهُمْ هَامِدَةً
Türkçe: Sesleri sönmüş oldu. -
بُنِيَ - Bina edildi (meçhul)
Kökü: ب ن ي
Cümle: قَدْ بُنِيَ عَلَى الْخَرَابِ فِنَاؤُهَا
Türkçe: Avlusu harap üzerine bina edilmiş.
3. Arapça Edat Örnekleri (6 Adet - Harf-i Cer Hariç)
-
وَ - Atıf edatı
Cümle: وَبِالْغَدْرِ مَعْرُوفَةٌ
Türkçe: Ve vefasızlıkla tanınmış. -
لَا - Nefy edatı
Cümle: لَا تَدُومُ أَحْوَالُهَا
Türkçe: Halleri devam etmez. -
إِنَّمَا - Hasr edatı
Cümle: وَإِنَّمَا أَهْلُهَا فِيهَا أَغْرَاضٌ
Türkçe: Halkı ancak hedeflerdir. -
قَدْ - Tahkik edatı
Cümle: مَنْ قَدْ مَضَى قَبْلَكُمْ
Türkçe: Sizden önce geçmiş olan. -
كَأَنْ - Teşbih edatı
Cümle: وَكَأَنْ قَدْ صِرْتُمْ إِلَى مَا صَارُوا إِلَيْهِ
Türkçe: Sanki onların vardığına vardınız. -
لَوْ - Şart edatı
Cümle: فَكَيْفَ بِكُمْ لَوْ تَنَاهَتْ بِكُمُ الْأُمُورُ
Türkçe: İşler sizi sona ulaştırsa haliniz nice olur?
Nehcül Belaga Hutbe 226 - Paragraf Anlama ve Kelime Testi (10 Soru)
Nehcül Belağa | الخطبة ٢٢٧ - اللَّهُمَّ إِنَّكَ آنَسُ الْآنِسِينَ لِأَوْلِيَائِكَ
Okuma Parçası - Metin
اللَّهُمَّ إِنْ فَهِهْتُ عَنْ مَسْأَلَتِي أَوْ عَمِيتُ عَنْ طِلْبَتِي فَدُلَّنِي عَلَى مَصَالِحِي وَخُذْ بِقَلْبِي إِلَى مَرَاشِدِي، فَلَيْسَ ذَلِكَ بِنُكْرٍ مِنْ هِدَايَاتِكَ وَلَا بِبِدْعٍ مِنْ كِفَايَاتِكَ.
اللَّهُمَّ احْمِلْنِي عَلَى عَفْوِكَ وَلَا تَحْمِلْنِي عَلَى عَدْلِكَ.
Allah'ım, Sen dostların için dostların en samimisisin ve Sana tevekkül edenler için kifayetle en hazır olanısın. Onları sırlarında görürsün, vicdanlarında muttali olursun, basiretlerinin derecesini bilirsin; sırları Sana açıktır, kalpleri Sana karşı hasretle çarpan. Eğer gurbet onları yalnızlaştırırsa, zikrin onlara dost olur; eğer musibetler üzerlerine dökülürse, Sana sığınmaya koşarlar, çünkü bilirler ki işlerin dizginleri Senin elindedir ve kaynakları Senin kazandan gelir.
Allah'ım, eğer meselemden şaşırırsam veya isteğimden kör olursam, beni maslahatlarıma delalet et ve kalbimi doğru yollara al. Bu, Senin hidayetlerinden garip değildir ve kifayetlerinden bidat değildir.
Allah'ım, beni affın üzere taşı, adaletin üzere taşıma.
Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri
1. Arapça İsim Örnekleri (8 Adet)
-
آنَسُ الْآنِسِينَ - Dostların en samimisi
Anlamı: ünsiyet veren
Cümle: إِنَّكَ آنَسُ الْآنِسِينَ لِأَوْلِيَائِكَ
Türkçe: Sen dostların için en samimisin. -
أَوْلِيَائِكَ - Dostların
Anlamı: veliler
Cümle: آنَسُ الْآنِسِينَ لِأَوْلِيَائِكَ
Türkçe: Dostların için dostların en samimisi. -
الْمُتَوَكِّلِينَ - Tevekkül edenler
Anlamı: güvenenler
Cümle: لِلْمُتَوَكِّلِينَ عَلَيْكَ
Türkçe: Sana tevekkül edenler için. -
سَرَائِرِهِمْ - Sırları
Anlamı: gizlilikler
Cümle: تُشَاهِدُهُمْ فِي سَرَائِرِهِمْ
Türkçe: Onları sırlarında görürsün. -
ضَمَائِرِهِمْ - Vicdanları
Anlamı: içleri
Cümle: وَتَطَّلِعُ عَلَيْهِمْ فِي ضَمَائِرِهِمْ
Türkçe: Vicdanlarında muttali olursun. -
الْغُرْبَةُ - Gurbet
Anlamı: yabancılık
Cümle: إِنْ أَوْحَشَتْهُمُ الْغُرْبَةُ
Türkçe: Gurbet onları yalnızlaştırırsa. -
أَزِمَّةَ الْأُمُورِ - İşlerin dizginleri
Anlamı: zimamlar
Cümle: بِأَنَّ أَزِمَّةَ الْأُمُورِ بِيَدِكَ
Türkçe: İşlerin dizginleri Senin elinde. -
مَصَالِحِي - Maslahatlarım
Anlamı: yararlarım
Cümle: فَدُلَّنِي عَلَى مَصَالِحِي
Türkçe: Beni maslahatlarıma delalet et.
2. Arapça Fiil Örnekleri (9 Adet)
-
تُشَاهِدُهُمْ - Onları görürsün
Kökü: ش ه د
Cümle: تُشَاهِدُهُمْ فِي سَرَائِرِهِمْ
Türkçe: Onları sırlarında görürsün. -
تَطَّلِعُ - Muttali olursun
Kökü: ط ل ع
Cümle: وَتَطَّلِعُ عَلَيْهِمْ فِي ضَمَائِرِهِمْ
Türkçe: Vicdanlarında bilirsin. -
تَعْلَمُ - Bilirsin
Kökü: ع ل م
Cümle: وَتَعْلَمُ مَبْلَغَ بَصَائِرِهِمْ
Türkçe: Basiretlerinin derecesini bilirsin. -
أَوْحَشَتْهُمُ - Onları yalnızlaştırdı
Kökü: و ح ش
Cümle: إِنْ أَوْحَشَتْهُمُ الْغُرْبَةُ
Türkçe: Gurbet onları yalnızlaştırırsa. -
آنَسَهُمْ - Onlara dost oldu
Kökü: أ ن س
Cümle: آنَسَهُمْ ذِكْرُكَ
Türkçe: Zikrin onlara dost oldu. -
صُبَّتْ - Döküldü (meçhul)
Kökü: ص ب ب
Cümle: وَإِنْ صُبَّتْ عَلَيْهِمُ الْمَصَائِبُ
Türkçe: Musibetler üzerlerine dökülürse. -
لَجَئُوا - Sığındılar
Kökü: ل ج أ
Cümle: لَجَئُوا إِلَى الِاسْتِجَارَةِ بِكَ
Türkçe: Sana sığınmaya koştular. -
فَهِهْتُ - Şaşırdım, aciz kaldım
Kökü: ف ه ه
Cümle: إِنْ فَهِهْتُ عَنْ مَسْأَلَتِي
Türkçe: Meselemden şaşırırsam. -
احْمِلْنِي - Beni taşı
Kökü: ح م ل
Cümle: اللَّهُمَّ احْمِلْنِي عَلَى عَفْوِكَ
Türkçe: Beni affın üzere taşı.
3. Arapça Edat Örnekleri (6 Adet - Harf-i Cer Hariç)
-
إِنَّكَ - Tahkik + zamir
Cümle: إِنَّكَ آنَسُ الْآنِسِينَ
Türkçe: Şüphesiz Sen en samimisin. -
وَ - Atıf edatı
Cümle: وَأَحْضَرُهُمْ بِالْكِفَايَةِ
Türkçe: Ve kifayetle en hazır olanısın. -
فَـ - Fa-i atıf / sebebiye
Cümle: فَأَسْرَارُهُمْ لَكَ مَكْشُوفَةٌ
Türkçe: Sırları Sana açıktır. -
إِنْ - Şart edatı
Cümle: إِنْ أَوْحَشَتْهُمُ الْغُرْبَةُ
Türkçe: Eğer gurbet onları yalnızlaştırırsa. -
أَوْ - Tahyir edatı
Cümle: أَوْ عَمِيتُ عَنْ طِلْبَتِي
Türkçe: Veya isteğimden kör olursam. -
لَا - Nefy edatı
Cümle: وَلَا تَحْمِلْنِي عَلَى عَدْلِكَ
Türkçe: Ve beni adaletin üzere taşıma.
Nehcül Belaga Hutbe 227 - Paragraf Anlama ve Kelime Testi (10 Soru)
Nehcül Belağa | الخطبة ٢٢٨ - لِلَّهِ بَلَاءُ فُلَانٍ فَلَقَدْ قَوَّمَ
Okuma Parçası - Metin
Allah için filanın belası (imtihanı, çabası) ne güzeldi! Andolsun ki eğriliği doğrulttu, hastalığı tedavi etti, sünneti ikame etti, fitneyi geride bıraktı. Elbisesi temiz, ayıbı az olarak gitti. Onun hayrına isabet etti ve şerrini geride bıraktı; Allah'a itaatini eda etti ve hakkıyla O'ndan sakındı. Göçtü ve onları dallanıp budaklanan yollarda bıraktı; sapkın onda hidayet bulamaz, hidayette olan da yakine ulaşamaz.
Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri
1. Arapça İsim Örnekleri (8 Adet)
-
بَلَاءُ - Bela, imtihan, çaba
Anlamı: gayret
Cümle: لِلَّهِ بَلَاءُ فُلَانٍ
Türkçe: Filanın çabası Allah içindir. -
الْأَوَدَ - Eğrilik
Anlamı: çarpıklık
Cümle: فَلَقَدْ قَوَّمَ الْأَوَدَ
Türkçe: Eğrilik doğrulttu. -
الْعَمَدَ - Hastalık, iç hastalık
Anlamı: yara
Cümle: وَدَاوَى الْعَمَدَ
Türkçe: Hastalığı tedavi etti. -
السُّنَّةَ - Sünnet, yol
Anlamı: adet
Cümle: وَأَقَامَ السُّنَّةَ
Türkçe: Sünneti ikame etti. -
الْفِتْنَةَ - Fitne
Anlamı: karışıklık
Cümle: وَخَلَّفَ الْفِتْنَةَ
Türkçe: Fitneyi geride bıraktı. -
نَقِيَّ الثَّوْبِ - Elbisesi temiz
Anlamı: pak
Cümle: ذَهَبَ نَقِيَّ الثَّوْبِ
Türkçe: Elbisesi temiz gitti. -
طُرُقٍ مُتَشَعِّبَةٍ - Dallı yollar
Anlamı: şubelenen yollar
Cümle: وَتَرَكَهُمْ فِي طُرُقٍ مُتَشَعِّبَةٍ
Türkçe: Onları dallanan yollarda bıraktı. -
الضَّالُّ - Sapan
Anlamı: kaybolan
Cümle: لَا يَهْتَدِي بِهَا الضَّالُّ
Türkçe: Sapan onda hidayet bulamaz.
2. Arapça Fiil Örnekleri (9 Adet)
-
قَوَّمَ - Doğrulttu
Kökü: ق و م
Cümle: فَلَقَدْ قَوَّمَ الْأَوَدَ
Türkçe: Eğrilik doğrulttu. -
دَاوَى - Tedavi etti
Kökü: د و ي
Cümle: وَدَاوَى الْعَمَدَ
Türkçe: Hastalığı tedavi etti. -
أَقَامَ - İkame etti
Kökü: ق و م
Cümle: وَأَقَامَ السُّنَّةَ
Türkçe: Sünneti ikame etti. -
خَلَّفَ - Geride bıraktı
Kökü: خ ل ف
Cümle: وَخَلَّفَ الْفِتْنَةَ
Türkçe: Fitneyi geride bıraktı. -
ذَهَبَ - Gitti
Kökü: ذ ه ب
Cümle: ذَهَبَ نَقِيَّ الثَّوْبِ
Türkçe: Temiz elbiseyle gitti. -
أَصَابَ - İsabet etti
Kökü: ص و ب
Cümle: أَصَابَ خَيْرَهَا
Türkçe: Hayrına isabet etti. -
سَبَقَ - Geride bıraktı, geçti
Kökü: س ب ق
Cümle: وَسَبَقَ شَرَّهَا
Türkçe: Şerrini geçti. -
رَحَلَ - Göçtü
Kökü: ر ح ل
Cümle: رَحَلَ وَتَرَكَهُمْ
Türkçe: Göçtü ve onları bıraktı. -
يَهْتَدِي - Hidayet bulur
Kökü: ه د ي
Cümle: لَا يَهْتَدِي بِهَا الضَّالُّ
Türkçe: Sapan onda hidayet bulamaz.
3. Arapça Edat Örnekleri (6 Adet - Harf-i Cer Hariç)
-
لِلَّهِ - Tâcib lamı
Cümle: لِلَّهِ بَلَاءُ فُلَانٍ
Türkçe: Allah için filanın belası! -
فَلَقَدْ - Tahkik (fa + lam + kad)
Cümle: فَلَقَدْ قَوَّمَ الْأَوَدَ
Türkçe: Andolsun ki eğrilik doğrulttu. -
وَ - Atıf edatı
Cümle: وَدَاوَى الْعَمَدَ
Türkçe: Ve hastalığı tedavi etti. -
قَلِيلَ - Azlık edatı (sıfat)
Cümle: قَلِيلَ الْعَيْبِ
Türkçe: Ayıbı az. -
لَا - Nefy edatı
Cümle: لَا يَهْتَدِي بِهَا الضَّالُّ
Türkçe: Sapan onda hidayet bulamaz. -
بِهَا - Bi + zamir (haliye)
Cümle: لَا يَهْتَدِي بِهَا
Türkçe: Onda hidayet bulamaz.
Nehcül Belaga Hutbe 228 - Paragraf Anlama ve Kelime Testi (10 Soru)
Nehcül Belağa | الخطبة ٢٢٩ - وَبَسَطْتُمْ يَدِي فَكَفَفْتُهَا وَمَدَدْتُمُوهَا فَقَبَضْتُهَا
Okuma Parçası - Metin
Elimi uzattınız ben çektim, uzattınız ben kapattım. Sonra susuz develerin su havuzları başında su içme gününde izdihamı gibi üzerime üşüştünüz, öyle ki ayakkabı koptu, rida düştü, zayıf çiğnendi. İnsanların bana biatlarından dolayı sevinçleri o dereceye ulaştı ki küçük sevindi, büyük sevinerek yürüdü, hasta ona doğru zorlanarak geldi, genç kızlar ona doğru peçesiz koştu.
Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri
1. Arapça İsim Örnekleri (8 Adet)
-
يَدِي - Elim
Anlamı: kol, el
Cümle: وَبَسَطْتُمْ يَدِي فَكَفَفْتُهَا
Türkçe: Elimi uzattınız ben çektim. -
الْإِبِلِ الْهِيمِ - Susuz develer
Anlamı: hararetten susamış
Cümle: تَدَاكَّ الْإِبِلِ الْهِيمِ عَلَى حِيَاضِهَا
Türkçe: Susuz develerin izdihamı gibi. -
حِيَاضِهَا - Havuzları
Anlamı: havd çoğulu
Cümle: عَلَى حِيَاضِهَا يَوْمَ وِرْدِهَا
Türkçe: Su içme günü havuzları başında. -
النَّعْلُ - Ayakkabı
Anlamı: terlik, pabuç
Cümle: حَتَّى انْقَطَعَتِ النَّعْلُ
Türkçe: Ayakkabı koptu. -
الرِّدَاءُ - Rida, üst elbise
Anlamı: örtü
Cümle: وَسَقَطَ الرِّدَاءُ
Türkçe: Rida düştü. -
سُرُورِ النَّاسِ - İnsanların sevinci
Anlamı: ferah
Cümle: وَبَلَغَ مِنْ سُرُورِ النَّاسِ بِبَيْعَتِهِمْ
Türkçe: Biatlarından dolayı insanların sevinci ulaştı. -
الْعَلِيلُ - Hasta
Anlamı: zayıf, illi
Cümle: وَتَحَامَلَ نَحْوَهَا الْعَلِيلُ
Türkçe: Hasta ona doğru zorlandı. -
الْكِعَابُ - Genç kızlar
Anlamı: göğsü çıkmış kız
Cümle: وَحَسَرَتْ إِلَيْهَا الْكِعَابُ
Türkçe: Genç kızlar ona doğru açıldı.
2. Arapça Fiil Örnekleri (9 Adet)
-
بَسَطْتُمْ - Uzattınız
Kökü: ب س ط
Cümle: وَبَسَطْتُمْ يَدِي
Türkçe: Elimi uzattınız. -
كَفَفْتُهَا - Çektim, tuttum
Kökü: ك ف ف
Cümle: فَكَفَفْتُهَا
Türkçe: Onu çektim. -
تَدَاكَكْتُمْ - İzdiham ettiniz
Kökü: د ك ك
Cümle: ثُمَّ تَدَاكَكْتُمْ عَلَيَّ
Türkçe: Sonra üzerime üşüştünüz. -
انْقَطَعَتِ - Koptu
Kökü: ق ط ع
Cümle: حَتَّى انْقَطَعَتِ النَّعْلُ
Türkçe: Ayakkabı koptu. -
سَقَطَ - Düştü
Kökü: س ق ط
Cümle: وَسَقَطَ الرِّدَاءُ
Türkçe: Rida düştü. -
وُطِئَ - Çiğnendi (meçhul)
Kökü: و ط أ
Cümle: وَوُطِئَ الضَّعِيفُ
Türkçe: Zayıf çiğnendi. -
ابْتَهَجَ - Sevindi
Kökü: ب ه ج
Cümle: أَنِ ابْتَهَجَ بِهَا الصَّغِيرُ
Türkçe: Küçük onunla sevindi. -
تَحَامَلَ - Zorlanarak geldi
Kökü: ح م ل
Cümle: وَتَحَامَلَ نَحْوَهَا الْعَلِيلُ
Türkçe: Hasta ona doğru zorlandı. -
حَسَرَتْ - Açıldı, peçesini attı
Kökü: ح س ر
Cümle: وَحَسَرَتْ إِلَيْهَا الْكِعَابُ
Türkçe: Genç kızlar ona doğru açıldı.
3. Arapça Edat Örnekleri (6 Adet - Harf-i Cer Hariç)
-
ثُمَّ - Sonra (atıf)
Cümle: ثُمَّ تَدَاكَكْتُمْ عَلَيَّ
Türkçe: Sonra üzerime üşüştünüz. -
حَتَّى - Hatta, kadar
Cümle: حَتَّى انْقَطَعَتِ النَّعْلُ
Türkçe: Öyle ki ayakkabı koptu. -
مِنْ - Teb'iz (bir kısmı)
Cümle: وَبَلَغَ مِنْ سُرُورِ النَّاسِ
Türkçe: İnsanların sevincinden ulaştı. -
أَنِ - Masdariye edatı
Cümle: أَنِ ابْتَهَجَ بِهَا الصَّغِيرُ
Türkçe: Küçüğün sevinmesi. -
نَحْوَهَا - Doğru, tarafına
Cümle: وَتَحَامَلَ نَحْوَهَا الْعَلِيلُ
Türkçe: Hasta ona doğru zorlandı. -
إِلَيْهَا - Ona doğru
Cümle: وَهَدَجَ إِلَيْهَا الْكَبِيرُ
Türkçe: Büyük ona doğru yürüdü.
Nehcül Belaga Hutbe 229 - Paragraf Anlama ve Kelime Testi (10 Soru)
Nehcül Belağa | الخطبة ٢٣٠ - فَإِنَّ تَقْوَى اللَّهِ مِفْتَاحُ سَدَادٍ
Okuma Parçası - Metin
فَاعْمَلُوا وَالْعَمَلُ يُرْفَعُ وَالتَّوْبَةُ تَنْفَعُ وَالدُّعَاءُ يُسْمَعُ، وَالْحَالُ هَادِئَةٌ وَالْأَقْلَامُ جَارِيَةٌ وَبَادِرُوا بِالْأَعْمَالِ عُمُراً نَاكِساً أَوْ مَرَضاً حَابِساً أَوْ مَوْتاً خَالِساً.
فَإِنَّ الْمَوْتَ هَادِمُ لَذَّاتِكُمْ وَمُكَدِّرُ شَهَوَاتِكُمْ وَمُبَاعِدُ طِيَّاتِكُمْ، زَائِرٌ غَيْرُ مَحْبُوبٍ وَقِرْنٌ غَيْرُ مَغْلُوبٍ وَوَاتِرٌ غَيْرُ مَطْلُوبٍ.
Şüphesiz Allah'tan korkmak (takva) doğruluk anahtarı, ahiret için azık, her kölelikten kurtuluş ve her helaktan kurtuluştur. Onunla arayan başarır, kaçan kurtulur ve arzular elde edilir.
O halde amel edin; amel yükseltilir, tevbe fayda verir, dua işitilir. Hal sakin, kalemler akıyorken, baş aşağı eden bir ömür, hapseden bir hastalık veya söküp alan bir ölüm gelmeden amellerde acele edin.
Çünkü ölüm lezzetlerinizi yıkan, şehvetlerinizi bulandıran, uzaklarınıza ayırandır. Sevilmeyen bir ziyaretçi, yenilmeyen bir akran, aranmayan bir kan davasıdır.
Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri
1. Arapça İsim Örnekleri (8 Adet)
-
تَقْوَى اللَّهِ - Allah korkusu
Anlamı: takva
Cümle: فَإِنَّ تَقْوَى اللَّهِ مِفْتَاحُ سَدَادٍ
Türkçe: Takva doğruluk anahtarıdır. -
مِفْتَاحُ سَدَادٍ - Doğruluk anahtarı
Anlamı: istikamet anahtarı
Cümle: مِفْتَاحُ سَدَادٍ وَذَخِيرَةُ مَعَادٍ
Türkçe: Doğruluk anahtarı ve ahiret azığı. -
ذَخِيرَةُ مَعَادٍ - Ahiret azığı
Anlamı: biriktirilen
Cümle: وَذَخِيرَةُ مَعَادٍ
Türkçe: Ahiret için azık. -
الطَّالِبُ - Arayan
Anlamı: isteyen
Cümle: بِهَا يَنْجَحُ الطَّالِبُ
Türkçe: Onunla arayan başarır. -
التَّوْبَةُ - Tevbe
Anlamı: dönüş
Cümle: وَالتَّوْبَةُ تَنْفَعُ
Türkçe: Tevbe fayda verir. -
الْأَقْلَامُ - Kalemler
Anlamı: yazı aletleri
Cümle: وَالْأَقْلَامُ جَارِيَةٌ
Türkçe: Kalemler akıyor. -
هَادِمُ لَذَّاتِكُمْ - Lezzetlerinizi yıkan
Anlamı: yok eden
Cümle: فَإِنَّ الْمَوْتَ هَادِمُ لَذَّاتِكُمْ
Türkçe: Ölüm lezzetlerinizi yıkan. -
قِرْنٌ - Akran, eş
Anlamı: benzer
Cümle: وَقِرْنٌ غَيْرُ مَغْلُوبٍ
Türkçe: Yenilmeyen bir akran.
2. Arapça Fiil Örnekleri (9 Adet)
-
يَنْجَحُ - Başarır
Kökü: ن ج ح
Cümle: بِهَا يَنْجَحُ الطَّالِبُ
Türkçe: Onunla arayan başarır. -
يَنْجُو - Kurtulur
Kökü: ن ج و
Cümle: وَيَنْجُو الْهَارِبُ
Türkçe: Kaçan kurtulur. -
تُنَالُ - Elde edilir
Kökü: ن ي ل
Cümle: وَتُنَالُ الرَّغَائِبُ
Türkçe: Arzular elde edilir. -
اعْمَلُوا - Amel edin
Kökü: ع م ل
Cümle: فَاعْمَلُوا وَالْعَمَلُ يُرْفَعُ
Türkçe: Amel edin, amel yükseltilir. -
يُرْفَعُ - Yükseltilir
Kökü: ر ف ع
Cümle: وَالْعَمَلُ يُرْفَعُ
Türkçe: Amel yükseltilir. -
تَنْفَعُ - Fayda verir
Kökü: ن ف ع
Cümle: وَالتَّوْبَةُ تَنْفَعُ
Türkçe: Tevbe fayda verir. -
يُسْمَعُ - İşitilir
Kökü: س م ع
Cümle: وَالدُّعَاءُ يُسْمَعُ
Türkçe: Dua işitilir. -
بَادِرُوا - Acele edin
Kökü: ب د ر
Cümle: وَبَادِرُوا بِالْأَعْمَالِ
Türkçe: Amellerde acele edin. -
هَادِمُ (هَدَمَ) - Yıktı
Kökü: ه د م
Cümle: هَادِمُ لَذَّاتِكُمْ
Türkçe: Lezzetlerinizi yıkan.
3. Arapça Edat Örnekleri (6 Adet - Harf-i Cer Hariç)
-
فَإِنَّ - Tahkik + ta'lil
Cümle: فَإِنَّ تَقْوَى اللَّهِ مِفْتَاحُ سَدَادٍ
Türkçe: Şüphesiz takva... -
وَ - Atıf edatı
Cümle: وَذَخِيرَةُ مَعَادٍ
Türkçe: Ve ahiret azığı. -
بِهَا - Bi + zamir (sebebiye)
Cümle: بِهَا يَنْجَحُ الطَّالِبُ
Türkçe: Onunla arayan başarır. -
فَاعْمَلُوا - Fa-i emir
Cümle: فَاعْمَلُوا وَالْعَمَلُ يُرْفَعُ
Türkçe: O halde amel edin. -
أَوْ - Tahyir edatı
Cümle: عُمُراً نَاكِساً أَوْ مَرَضاً حَابِساً
Türkçe: Baş aşağı eden ömür veya hapseden hastalık. -
غَيْرُ - İstisna / sıfat edatı
Cümle: زَائِرٌ غَيْرُ مَحْبُوبٍ
Türkçe: Sevilmeyen bir ziyaretçi.
Nehcül Belaga Hutbe 230 - Paragraf Anlama ve Kelime Testi (10 Soru)



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.