- Nehc1
- Nehc2
- Nehc3
- Nehc4
- Nehc5
- Nehc6
- Nehc
- ☝📖المحمدية📖☝
Nehcül Belağa | الخطبة ٢٣١ - فَصَدَعَ بِمَا أُمِرَ بِهِ
Okuma Parçası - Metin
Emrolunduğu şeyi açıkça ortaya koydu ve Rabbinin risaletlerini tebliğ etti. Böylece Allah onunla çatlağı kapattı, yarığı dikti, akrabalar arasında, göğüslerdeki kızgın düşmanlıktan ve kalplerdeki alevli kinlerden sonra birliği sağladı.
Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri
1. Arapça İsim Örnekleri (8 Adet)
-
رِسَالاتِ رَبِّهِ - Rabbinin risaletleri
Anlamı: mesajları
Cümle: وَبَلَّغَ رِسَالاتِ رَبِّهِ
Türkçe: Rabbinin risaletlerini tebliğ etti. -
الصَّدْعَ - Çatlak, ayrılık
Anlamı: yarık
Cümle: فَلَمَّ اللَّهُ بِهِ الصَّدْعَ
Türkçe: Allah onunla çatlağı kapattı. -
الْفَتْقَ - Yırtık, yarık
Anlamı: açılma
Cümle: وَرَتَقَ بِهِ الْفَتْقَ
Türkçe: Onunla yarığı dikti. -
الشَّمْلَ - Dağınık topluluk
Anlamı: birlik
Cümle: وَأَلَّفَ بِهِ الشَّمْلَ
Türkçe: Onunla birliği sağladı. -
الْعَدَاوَةِ الْوَاغِرَةِ - Kızgın düşmanlık
Anlamı: kinli adavet
Cümle: بَعْدَ الْعَدَاوَةِ الْوَاغِرَةِ فِي الصُّدُورِ
Türkçe: Göğüslerdeki kızgın düşmanlıktan sonra. -
الصُّدُورِ - Göğüsler
Anlamı: sineler
Cümle: الْعَدَاوَةِ الْوَاغِرَةِ فِي الصُّدُورِ
Türkçe: Göğüslerdeki düşmanlık. -
الضَّغَائِنِ - Kinler
Anlamı: düşmanlıklar
Cümle: وَالضَّغَائِنِ الْقَادِحَةِ فِي الْقُلُوبِ
Türkçe: Kalplerdeki alevli kinler. -
الْقُلُوبِ - Kalpler
Anlamı: gönüller
Cümle: الْقَادِحَةِ فِي الْقُلُوبِ
Türkçe: Kalplerdeki alevli kinler.
2. Arapça Fiil Örnekleri (9 Adet)
-
صَدَعَ - Açıkça ortaya koydu
Kökü: ص د ع
Cümle: فَصَدَعَ بِمَا أُمِرَ بِهِ
Türkçe: Emrolunduğu şeyi açıkladı. -
أُمِرَ - Emrolundu (meçhul)
Kökü: أ م ر
Cümle: بِمَا أُمِرَ بِهِ
Türkçe: Emrolunduğu şey ile. -
بَلَّغَ - Tebliğ etti
Kökü: ب ل غ
Cümle: وَبَلَّغَ رِسَالاتِ رَبِّهِ
Türkçe: Rabbinin risaletlerini tebliğ etti. -
لَمَّ - Topladı, kapattı
Kökü: ل م م
Cümle: فَلَمَّ اللَّهُ بِهِ الصَّدْعَ
Türkçe: Allah onunla çatlağı kapattı. -
رَتَقَ - Dikti, kapattı
Kökü: ر ت ق
Cümle: وَرَتَقَ بِهِ الْفَتْقَ
Türkçe: Onunla yarığı dikti. -
أَلَّفَ - Birleştirdi, ısındırdı
Kökü: أ ل ف
Cümle: وَأَلَّفَ بِهِ الشَّمْلَ
Türkçe: Onunla birliği sağladı. -
وَغَرَ (الْوَاغِرَةِ) - Kızdı, yandı
Kökü: و غ ر
Cümle: الْعَدَاوَةِ الْوَاغِرَةِ
Türkçe: Kızgın düşmanlık. -
قَدَحَ (الْقَادِحَةِ) - Alevlendirdi
Kökü: ق د ح
Cümle: الضَّغَائِنِ الْقَادِحَةِ
Türkçe: Alevli kinler. -
أَلَّفَ (tekrar vurgu) - Ülfet ettirdi
Kökü: أ ل ف
Cümle: بَيْنَ ذَوِي الْأَرْحَامِ
Türkçe: Akrabalar arasını birleştirdi.
3. Arapça Edat Örnekleri (6 Adet - Harf-i Cer Hariç)
-
فَـ - Fa-i istinaf
Cümle: فَصَدَعَ بِمَا أُمِرَ
Türkçe: Böylece açıkladı. -
مَا - İsmi mevsul
Cümle: بِمَا أُمِرَ بِهِ
Türkçe: Emrolunduğu şey. -
وَ - Atıf edatı
Cümle: وَبَلَّغَ رِسَالاتِ رَبِّهِ
Türkçe: Ve risaletlerini tebliğ etti. -
فَلَمَّ - Fa + lemma
Cümle: فَلَمَّ اللَّهُ بِهِ الصَّدْعَ
Türkçe: Allah onunla çatlağı kapattı. -
بَيْنَ - Zarf-ı mekan
Cümle: بَيْنَ ذَوِي الْأَرْحَامِ
Türkçe: Akrabalar arasında. -
بَعْدَ - Zarf-ı zaman
Cümle: بَعْدَ الْعَدَاوَةِ الْوَاغِرَةِ
Türkçe: Kızgın düşmanlıktan sonra.
Nehcül Belaga Hutbe 231 - Paragraf Anlama ve Kelime Testi (10 Soru)
Nehcül Belağa | الخطبة ٢٣٢ - Hutbe 232
Okuma Parçası - Metin
إِنَّ هَذَا الْمَالَ لَيْسَ لِي وَلَا لَكَ، وَإِنَّمَا هُوَ فَيْءٌ لِلْمُسْلِمِينَ وَجَلْبُ أَسْيَافِهِمْ. فَإِنْ شَرِكْتَهُمْ فِي حَرْبِهِمْ كَانَ لَكَ مِثْلُ حَظِّهِمْ، وَإِلَّا فَجَنَاةُ أَيْدِيهِمْ لَا تَكُونُ لِغَيْرِ أَفْوَاهِهِمْ.
Abdullah b. Zema'ya söylediği sözlerdendir; o İmam'ın şiasındandı ve halifeliği sırasında kendisinden mal istemek için yanına gelmişti. İmam buyurdu:
Bu mal ne benimdir ne de senin; o ancak Müslümanların fey'i (ganimeti) ve kılıçlarının getirisidir. Eğer onların savaşına katılırsan senin de onlar gibi bir payın olur, yoksa ellerinin topladığı başkalarının ağızlarına olmaz.
Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri
1. Arapça İsim Örnekleri (8 Adet)
-
الْمَالَ - Mal
Anlamı: servet
Cümle: إِنَّ هَذَا الْمَالَ لَيْسَ لِي
Türkçe: Bu mal benim değil. -
فَيْءٌ - Fey, ganimet
Anlamı: savaşsız elde edilen
Cümle: هُوَ فَيْءٌ لِلْمُسْلِمِينَ
Türkçe: Müslümanların feyidir. -
أَسْيَافِهِمْ - Kılıçları
Anlamı: seyf'in çoğulu
Cümle: وَجَلْبُ أَسْيَافِهِمْ
Türkçe: Kılıçlarının getirisi. -
حَرْبِهِمْ - Savaşları
Anlamı: cihadları
Cümle: فَإِنْ شَرِكْتَهُمْ فِي حَرْبِهِمْ
Türkçe: Savaşlarına katılırsan. -
حَظِّهِمْ - Payları, nasipleri
Anlamı: hisse
Cümle: كَانَ لَكَ مِثْلُ حَظِّهِمْ
Türkçe: Onlar gibi payın olur. -
جَنَاةُ - Topladığı, devşirdiği
Anlamı: hasat
Cümle: فَجَنَاةُ أَيْدِيهِمْ
Türkçe: Ellerinin topladığı. -
أَيْدِيهِمْ - Elleri
Anlamı: yed çoğulu
Cümle: جَنَاةُ أَيْدِيهِمْ
Türkçe: Ellerinin topladığı. -
أَفْوَاهِهِمْ - Ağızları
Anlamı: feh çoğulu
Cümle: لَا تَكُونُ لِغَيْرِ أَفْوَاهِهِمْ
Türkçe: Başkalarının ağızlarına olmaz.
2. Arapça Fiil Örnekleri (9 Adet)
-
لَيْسَ - Değildir
Kökü: ل ي س
Cümle: إِنَّ هَذَا الْمَالَ لَيْسَ لِي
Türkçe: Bu mal benim değil. -
كَلَّمَ - Konuştu
Kökü: ك ل م
Cümle: كَلَّمَ بِهِ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ زَمَعَةَ
Türkçe: Abdullah b. Zema ile konuştu. -
قَدِمَ - Geldi
Kökü: ق د م
Cümle: أَنَّهُ قَدِمَ عَلَيْهِ
Türkçe: Onun yanına geldi. -
يَطْلُبُ - İstiyor
Kökü: ط ل ب
Cümle: يَطْلُبُ مِنْهُ مَالاً
Türkçe: Ondan mal istiyor. -
شَرِكْتَ - Ortak oldun, katıldın
Kökü: ش ر ك
Cümle: فَإِنْ شَرِكْتَهُمْ فِي حَرْبِهِمْ
Türkçe: Savaşlarına katılırsan. -
كَانَ - Oldu
Kökü: ك و ن
Cümle: كَانَ لَكَ مِثْلُ حَظِّهِمْ
Türkçe: Senin de onlar gibi payın olur. -
تَكُونُ - Olur
Kökü: ك و ن
Cümle: لَا تَكُونُ لِغَيْرِ أَفْوَاهِهِمْ
Türkçe: Başkalarının ağızlarına olmaz. -
جَلَبَ - Getirdi
Kökü: ج ل ب
Cümle: وَجَلْبُ أَسْيَافِهِمْ
Türkçe: Kılıçlarının getirdiği. -
جَنَى - Topladı
Kökü: ج ن ي
Cümle: فَجَنَاةُ أَيْدِيهِمْ
Türkçe: Ellerinin topladığı.
3. Arapça Edat Örnekleri (6 Adet - Harf-i Cer Hariç)
-
إِنَّ - Tahkik edatı
Cümle: إِنَّ هَذَا الْمَالَ
Türkçe: Şüphesiz bu mal... -
لَا - Nefy edatı
Cümle: لَيْسَ لِي وَلَا لَكَ
Türkçe: Ne benim ne de senin. -
إِنَّمَا - Hasr edatı
Cümle: وَإِنَّمَا هُوَ فَيْءٌ لِلْمُسْلِمِينَ
Türkçe: O ancak Müslümanların feyidir. -
فَإِنْ - Şart edatı
Cümle: فَإِنْ شَرِكْتَهُمْ
Türkçe: Eğer onlara ortak olursan. -
إِلَّا - İstisna edatı
Cümle: وَإِلَّا فَجَنَاةُ أَيْدِيهِمْ
Türkçe: Yoksa ellerinin topladığı... -
مِثْلُ - Benzerlik edatı
Cümle: كَانَ لَكَ مِثْلُ حَظِّهِمْ
Türkçe: Onlar gibi payın olur.
Nehcül Belaga Hutbe 232 - Paragraf Anlama ve Kelime Testi (10 Soru)
Nehcül Belağa | الخطبة ٢٣٣ - Hutbe 233
Okuma Parçası - Metin
وَاعْلَمُوا رَحِمَكُمُ اللَّهُ أَنَّكُمْ فِي زَمَانٍ الْقَائِلُ فِيهِ بِالْحَقِّ قَلِيلٌ وَاللِّسَانُ عَنِ الصِّدْقِ كَلِيلٌ وَاللَّازِمُ لِلْحَقِّ ذَلِيلٌ، أَهْلُهُ مُعْتَكِفُونَ عَلَى الْعِصْيَانِ، مُصْطَلِحُونَ عَلَى الْإِدْهَانِ، فَتَاهُمْ عَارِمٌ وَشَائِبُهُمْ آثِمٌ وَعَالِمُهُمْ مُنَافِقٌ وَقَارِنُهُمْ مُمَاذِقٌ، لَا يُعَظِّمُ صَغِيرُهُمْ كَبِيرَهُمْ وَلَا يَعُولُ غَنِيُّهُمْ فَقِيرَهُم.
Dikkat edin! Dil insandan bir parçadır. Konuşma engellendiğinde söz ona yardım etmez, genişlediğinde nutuk ona mühlet vermez. Biz kelamın emirleriyiz ve damarları bizde kök salmıştır, dalları bizim üzerimize sarkmıştır.
Bilin ki -Allah size merhamet etsin- siz öyle bir zamandasınız ki o zamanda hakkı söyleyen azdır, dil doğruluktan yorgundur, hakka sarılan zelildir. Ehli isyana kapanmış, yağcılığa anlaşmışlardır. Gençleri azgın, yaşlıları günahkâr, âlimleri münafık, okuyucuları mumaiziktir (yağcıdır). Küçükleri büyüklerine saygı göstermez, zenginleri fakirlerine bakmaz.
Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri
1. Arapça İsim Örnekleri (8 Adet)
-
اللِّسَانَ - Dil
Anlamı: konuşma organı
Cümle: أَلَا وَإِنَّ اللِّسَانَ بَضْعَةٌ
Türkçe: Dil insandan bir parçadır. -
بَضْعَةٌ - Bir parça
Anlamı: kısım
Cümle: اللِّسَانَ بَضْعَةٌ مِنَ الْإِنْسَانِ
Türkçe: Dil insandan bir parçadır. -
أُمَرَاءُ الْكَلَامِ - Kelamın emirleri
Anlamı: sözün efendileri
Cümle: وَإِنَّا لَأُمَرَاءُ الْكَلَامِ
Türkçe: Biz kelamın emirleriyiz. -
عُرُوقُهُ - Damarları
Anlamı: kökleri
Cümle: وَفِينَا تَنَشَّبَتْ عُرُوقُهُ
Türkçe: Damarları bizde kök saldı. -
الْقَائِلُ بِالْحَقِّ - Hakkı söyleyen
Anlamı: doğru konuşan
Cümle: الْقَائِلُ فِيهِ بِالْحَقِّ قَلِيلٌ
Türkçe: Hakkı söyleyen azdır. -
الْعِصْيَانِ - İsyan
Anlamı: günah
Cümle: مُعْتَكِفُونَ عَلَى الْعِصْيَانِ
Türkçe: İsyana kapanmışlar. -
عَالِمُهُمْ - Alimleri
Anlamı: bilginleri
Cümle: وَعَالِمُهُمْ مُنَافِقٌ
Türkçe: Alimleri münafıktır. -
غَنِيُّهُمْ - Zenginleri
Anlamı: varlıklıları
Cümle: وَلَا يَعُولُ غَنِيُّهُمْ فَقِيرَهُم
Türkçe: Zenginleri fakirlerine bakmaz.
2. Arapça Fiil Örnekleri (9 Adet)
-
يُسْعِدُهُ - Ona yardım eder
Kökü: س ع د
Cümle: فَلَا يُسْعِدُهُ الْقَوْلُ
Türkçe: Söz ona yardım etmez. -
امْتَنَعَ - Engellendi
Kökü: م ن ع
Cümle: إِذَا امْتَنَعَ
Türkçe: Engellendiğinde. -
اتَّسَعَ - Genişledi
Kökü: و س ع
Cümle: إِذَا اتَّسَعَ
Türkçe: Genişlediğinde. -
تَنَشَّبَتْ - Kök saldı
Kökü: ن ش ب
Cümle: وَفِينَا تَنَشَّبَتْ عُرُوقُهُ
Türkçe: Damarları bizde kök saldı. -
تَهَدَّلَتْ - Sarktı
Kökü: ه د ل
Cümle: وَعَلَيْنَا تَهَدَّلَتْ غُصُونُهُ
Türkçe: Dalları üzerimize sarktı. -
اعْلَمُوا - Bilin (emir)
Kökü: ع ل م
Cümle: وَاعْلَمُوا رَحِمَكُمُ اللَّهُ
Türkçe: Bilin ki Allah size merhamet etsin. -
رَحِمَكُمُ - Size merhamet etsin
Kökü: ر ح م
Cümle: رَحِمَكُمُ اللَّهُ
Türkçe: Allah size merhamet etsin. -
يُعَظِّمُ - Saygı gösterir
Kökü: ع ظ م
Cümle: لَا يُعَظِّمُ صَغِيرُهُمْ كَبِيرَهُمْ
Türkçe: Küçükleri büyüklerine saygı göstermez. -
يَعُولُ - Bakar, geçindirir
Kökü: ع و ل
Cümle: وَلَا يَعُولُ غَنِيُّهُمْ فَقِيرَهُم
Türkçe: Zenginleri fakirlerine bakmaz.
3. Arapça Edat Örnekleri (6 Adet - Harf-i Cer Hariç)
-
أَلَا - Dikkat edatı
Cümle: أَلَا وَإِنَّ اللِّسَانَ بَضْعَةٌ
Türkçe: Dikkat edin ki dil... -
فَلَا - Fa + la nafiye
Cümle: فَلَا يُسْعِدُهُ الْقَوْلُ
Türkçe: Söz ona yardım etmez. -
إِذَا - Şart edatı
Cümle: إِذَا امْتَنَعَ
Türkçe: Engellendiğinde. -
وَإِنَّا - Tahkik + zamir
Cümle: وَإِنَّا لَأُمَرَاءُ الْكَلَامِ
Türkçe: Biz kelamın emirleriyiz. -
لَأُمَرَاءُ - Lam-ı tekit
Cümle: لَأُمَرَاءُ الْكَلَامِ
Türkçe: Kelamın emirleriyiz. -
أَنَّكُمْ - Tahkik edatı
Cümle: أَنَّكُمْ فِي زَمَانٍ
Türkçe: Siz bir zamandasınız.
Nehcül Belaga Hutbe 233 - Paragraf Anlama ve Kelime Testi (10 Soru)
Nehcül Belağa | الخطبة ٢٣٤ - Hutbe 234
Okuma Parçası - Metin
Onlar arasındaki farkı ayıran ancak çamurlarının başlangıçlarıdır. Şöyle ki onlar tuzlu bir yerin ve tatlı bir yerin, sert toprağın ve yumuşak toprağın bir parçası idiler. Bu yüzden yerlerinin yakınlığına göre yakınlaşırlar ve farklılığı ölçüsünde ayrışırlar. Bu yüzden görünüşü tam olanın aklı noksandır, boyu uzun olanın himmeti kısadır, ameli temiz olanın manzarası çirkindir, dibi yakın olanın derinliği uzaktır, mayası bilinenin kılığı bilinmezdir, kalbi şaşkın olanın aklı dağınıktır, dili açık olanın kalbi keskindir.
Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri
1. Arapça İsim Örnekleri (8 Adet)
-
مَبَادِئُ طِينِهِمْ - Çamurlarının başlangıçları
Anlamı: yaratılış asılları
Cümle: فَرَّقَ بَيْنَهُمْ مَبَادِئُ طِينِهِمْ
Türkçe: Çamurlarının başlangıçları onları ayırdı. -
سَبَخِ أَرْضٍ - Tuzlu yer
Anlamı: verimsiz toprak
Cümle: فِلْقَةً مِنْ سَبَخِ أَرْضٍ
Türkçe: Tuzlu yerden bir parça. -
حَزْنِ تُرْبَةٍ - Sert toprak
Anlamı: katı zemin
Cümle: وَحَزْنِ تُرْبَةٍ وَسَهْلِهَا
Türkçe: Sert ve yumuşak toprak. -
الرُّوَاءِ - Görünüş, manzara
Anlamı: dış görünüş
Cümle: فَتَامُّ الرُّوَاءِ نَاقِصُ الْعَقْلِ
Türkçe: Görünüşü tam olanın aklı noksandır. -
الْقَامَةِ - Boy
Anlamı: endam
Cümle: وَمَادُّ الْقَامَةِ قَصِيرُ الْهِمَّةِ
Türkçe: Boyu uzun olanın himmeti kısadır. -
الْمَنْظَرِ - Manzara
Anlamı: görünüş
Cümle: وَزَاكِي الْعَمَلِ قَبِيحُ الْمَنْظَرِ
Türkçe: Ameli temiz olanın manzarası çirkindir. -
الضَّرِيبَةِ - Tabiat, maya
Anlamı: fıtrat
Cümle: وَمَعْرُوفُ الضَّرِيبَةِ مُنْكَرُ الْجَلِيبَةِ
Türkçe: Mayası bilinenin kılığı bilinmezdir. -
الْجَنَانِ - Kalp, yürek
Anlamı: gönül
Cümle: وَطَلِيقُ اللِّسَانِ حَدِيدُ الْجَنَانِ
Türkçe: Dili açık olanın yüreği keskindir.
2. Arapça Fiil Örnekleri (9 Adet)
-
فَرَّقَ - Ayırdı
Kökü: ف ر ق
Cümle: إِنَّمَا فَرَّقَ بَيْنَهُمْ مَبَادِئُ طِينِهِمْ
Türkçe: Aralarını çamurlarının başlangıcı ayırdı. -
كَانُوا - İdiler
Kökü: ك و ن
Cümle: أَنَّهُمْ كَانُوا فِلْقَةً
Türkçe: Onlar bir parça idiler. -
يَتَقَارَبُونَ - Yakınlaşırlar
Kökü: ق ر ب
Cümle: عَلَى حَسَبِ قُرْبِ أَرْضِهِمْ يَتَقَارَبُونَ
Türkçe: Yerlerinin yakınlığına göre yakınlaşırlar. -
يَتَفَاوَتُونَ - Ayrışırlar
Kökü: ف و ت
Cümle: وَعَلَى قَدْرِ اخْتِلَافِهَا يَتَفَاوَتُونَ
Türkçe: Farklılığı ölçüsünde ayrışırlar. -
تَمَّ (تَامُّ) - Tam oldu
Kökü: ت م م
Cümle: فَتَامُّ الرُّوَاءِ
Türkçe: Görünüşü tam olan. -
مَدَّ (مَادُّ) - Uzattı
Kökü: م د د
Cümle: وَمَادُّ الْقَامَةِ
Türkçe: Boyu uzun olan. -
زَكَا (زَاكِي) - Temiz oldu
Kökü: ز ك و
Cümle: وَزَاكِي الْعَمَلِ
Türkçe: Ameli temiz olan. -
عُرِفَ (مَعْرُوفُ) - Bilindi
Kökü: ع ر ف
Cümle: وَمَعْرُوفُ الضَّرِيبَةِ
Türkçe: Mayası bilinen. -
تَاهَ (تَائِهُ) - Şaşkın oldu
Kökü: ت ي ه
Cümle: وَتَائِهُ الْقَلْبِ
Türkçe: Kalbi şaşkın olan.
3. Arapça Edat Örnekleri (6 Adet - Harf-i Cer Hariç)
-
إِنَّمَا - Hasr edatı, ancak
Cümle: إِنَّمَا فَرَّقَ بَيْنَهُمْ
Türkçe: Ancak aralarını ayırdı. -
بَيْنَهُمْ - Aralarında (zarf)
Cümle: فَرَّقَ بَيْنَهُمْ مَبَادِئُ طِينِهِمْ
Türkçe: Aralarını çamurları ayırdı. -
أَنَّهُمْ - Tahkik + zamir
Cümle: وَذَلِكَ أَنَّهُمْ كَانُوا
Türkçe: Çünkü onlar idiler. -
فَهُمْ - Fa + zamir
Cümle: فَهُمْ عَلَى حَسَبِ قُرْبِ أَرْضِهِمْ
Türkçe: İşte onlar yakınlığa göre. -
حَسَبِ - Göre (zarf)
Cümle: عَلَى حَسَبِ قُرْبِ أَرْضِهِمْ
Türkçe: Yerlerinin yakınlığına göre. -
فَتَامُّ - Fa + tam
Cümle: فَتَامُّ الرُّوَاءِ نَاقِصُ الْعَقْلِ
Türkçe: Görünüşü tam olanın aklı noksandır.
Nehcül Belaga Hutbe 234 - Paragraf Anlama ve Kelime Testi (10 Soru)
Nehcül Belağa | الخطبة ٢٣٥ - Hutbe 235
Okuma Parçası - Metin
Anam babam sana feda olsun ya Resulallah! Senin ölümünle, başkasının ölümüyle kesilmeyen bir şey kesildi; nübüvvet, enba (haber verme) ve sema haberleri kesildi. Öyle bir özellik verdin ki başkasından teselli bulur olduk, öyle genelleştirdin ki insanlar senin hakkında eşit oldu. Eğer sen sabrı emretmemiş ve feryattan nehyetmemiş olsaydın, senin üzerine gözyaşı pınarlarının suyunu tüketirdik ve dert uzar, keder bizimle kalırdı ve senin için az bile olurdu. Fakat bu, geri çevrilmesi elde olmayan ve defedilmesi mümkün olmayan bir şeydir. Anam babam sana feda olsun, Rabbinin katında bizi an ve bizi hatırında tut!
Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri
1. Arapça İsim Örnekleri (8 Adet)
-
رَسُولَ اللَّهِ - Allah'ın Resulü
Anlamı: Hz. Muhammed s.a.a
Cümle: يَا رَسُولَ اللَّهِ
Türkçe: Ya Resulallah! -
النُّبُوَّةِ - Peygamberlik
Anlamı: nübüvvet
Cümle: انْقَطَعَ مِنَ النُّبُوَّةِ
Türkçe: Nübüvvet kesildi. -
أَخْبَارِ السَّمَاءِ - Sema haberleri
Anlamı: vahiy haberleri
Cümle: وَأَخْبَارِ السَّمَاءِ
Türkçe: Ve sema haberleri. -
مَاءَ الشُّئُونِ - Gözyaşı pınarlarının suyu
Anlamı: göz pınarları
Cümle: لَأَنْفَدْنَا عَلَيْكَ مَاءَ الشُّئُونِ
Türkçe: Üzerine gözyaşı suyunu tüketirdik. -
الدَّاءُ - Dert, hastalık
Anlamı: elem
Cümle: وَلَكَانَ الدَّاءُ مُمَاطِلًا
Türkçe: Dert uzardı. -
الْكَمَدُ - Keder, iç yanması
Anlamı: hüzün
Cümle: وَالْكَمَدُ مُحَالِفاً
Türkçe: Keder bizimle kalırdı. -
الصَّبْرِ - Sabır
Anlamı: tahammül
Cümle: أَمَرْتَ بِالصَّبْرِ
Türkçe: Sabrı emrettin. -
بَالِكَ - Hatırın, aklın
Anlamı: düşüncen
Cümle: وَاجْعَلْنَا مِنْ بَالِكَ
Türkçe: Bizi hatırından eyle.
2. Arapça Fiil Örnekleri (9 Adet)
-
انْقَطَعَ - Kesildi
Kökü: ق ط ع
Cümle: لَقَدِ انْقَطَعَ بِمَوْتِكَ
Türkçe: Ölümünle kesildi. -
خَصَّصْتَ - Özelleştirdin
Kökü: خ ص ص
Cümle: خَصَّصْتَ حَتَّى صِرْتَ مُسَلِّياً
Türkçe: Özelleştirdin ta ki teselli oldun. -
صِرْتَ - Oldun
Kökü: ص ي ر
Cümle: حَتَّى صِرْتَ مُسَلِّياً
Türkçe: Teselli edici oldun. -
أَمَرْتَ - Emrettin
Kökü: أ م ر
Cümle: أَنَّكَ أَمَرْتَ بِالصَّبْرِ
Türkçe: Sabrı emrettin. -
نَهَيْتَ - Nehyettin
Kökü: ن ه ي
Cümle: وَنَهَيْتَ عَنِ الْجَزَعِ
Türkçe: Feryattan nehyettin. -
أَنْفَدْنَا - Tüketirdik
Kökü: ن ف د
Cümle: لَأَنْفَدْنَا عَلَيْكَ مَاءَ الشُّئُونِ
Türkçe: Gözyaşı suyunu tüketirdik. -
يُمْلَكُ - Sahip olunamaz
Kökü: م ل ك
Cümle: مَا لَا يُمْلَكُ رَدُّهُ
Türkçe: Geri çevrilmesi elde olmayan. -
اذْكُرْنَا - Bizi an (emir)
Kökü: ذ ك ر
Cümle: اذْكُرْنَا عِنْدَ رَبِّكَ
Türkçe: Rabbinin katında bizi an. -
اجْعَلْنَا - Bizi kıl (emir)
Kökü: ج ع ل
Cümle: وَاجْعَلْنَا مِنْ بَالِكَ
Türkçe: Bizi hatırından kıl.
3. Arapça Edat Örnekleri (6 Adet - Harf-i Cer Hariç)
-
يَا - Nida edatı
Cümle: يَا رَسُولَ اللَّهِ
Türkçe: Ey Allah'ın Resulü! -
لَقَدْ - Tahkik edatı
Cümle: لَقَدِ انْقَطَعَ بِمَوْتِكَ
Türkçe: Andolsun kesildi. -
مَا - İsmi mevsul
Cümle: مَا لَمْ يَنْقَطِعْ
Türkçe: Kesilmeyen şey. -
حَتَّى - Gaye edatı
Cümle: حَتَّى صِرْتَ مُسَلِّياً
Türkçe: Ta ki teselli oldun. -
لَوْ لَا - Şart edatı
Cümle: وَلَوْ لَا أَنَّكَ أَمَرْتَ بِالصَّبْرِ
Türkçe: Eğer sen sabrı emretmeseydin. -
وَلَكِنَّهُ - İstisna edatı
Cümle: وَلَكِنَّهُ مَا لَا يُمْلَكُ رَدُّهُ
Türkçe: Fakat o geri çevrilemez.
Nehcül Belaga Hutbe 235 - Paragraf Anlama ve Kelime Testi (10 Soru)
Nehcül Belağa | الخطبة ٢٣٦ - Hutbe 236
Okuma Parçası - Metin
حاشية السيد الشريف الرضي: قوله عليه السلام: «فَأطَأُ ذِكْرَهُ»، من الكلام الذي رُمِيَ به إلى غايتي الإيجاز والفصاحة، وأراد أني كنتُ أُعْطي خبره ـ صلى الله عليه وآله ـ من بدء خروجي إلى أن انتهيتُ إلى هذا الموضع، وكنّى عن ذلك بهذه الكناية العجيبة.
Resulullah'ın (s.a.a) gittiği yolu takip etmeye başladım, onun izini / haberini adım adım izliyordum, ta ki Arec (A'rec) mevkiine kadar ulaştım.
Şerh: Seyyid Radi diyor: "Fe etau zikrahu" sözü, icaz ve fesahatin zirvesine atılmış bir sözdür. Yani çıkışımın başından bu yere varıncaya kadar onun haberini veriyordum, bunu bu acip kinaye ile ifade etti. İmam Ali (a.s) Mekke'den Medine'ye hicret ederken Peygamber'in emanetlerini sahiplerine teslim ettikten sonra onun yolunu takip etmiştir.
Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri
1. Arapça İsim Örnekleri (8 Adet)
-
مَأْخَذَ - Gidilen yol, iz
Anlamı: مأخذ رسول الله
Cümle: أَتْبَعُ مَأْخَذَ رَسُولِ اللَّهِ
Türkçe: Resulullah'ın yolunu takip ediyorum. -
رَسُولِ اللَّهِ - Allah'ın Resulü
Anlamı: Hz. Muhammed s.a.a
Cümle: مَأْخَذَ رَسُولِ اللَّهِ
Türkçe: Resulullah'ın gittiği yol. -
ذِكْرَهُ - Onun zikri, haberi, izi
Anlamı: anılması
Cümle: فَأَطَأُ ذِكْرَهُ
Türkçe: Onun izine basıyorum / haberini izliyorum. -
الْعَرَجِ - Arec mevkii
Anlamı: Mekke-Medine arasında bir yer
Cümle: حَتَّى انْتَهَيْتُ إِلَى الْعَرَجِ
Türkçe: Arec'e kadar ulaştım. -
خَبَرَهُ - Onun haberi
Anlamı: Peygamberin haberi
Cümle: أُعْطِي خَبَرَهُ
Türkçe: Onun haberini veriyordum. -
بَدْءِ خُرُوجِي - Çıkışımın başlangıcı
Anlamı: hicretin başı
Cümle: مِنْ بَدْءِ خُرُوجِي
Türkçe: Çıkışımın başından itibaren. -
غَايَتَيِ الْإِيجَازِ - İcazın zirvesi
Anlamı: kısa ve öz söyleme
Cümle: رُمِيَ بِهِ إِلَى غَايَتَيِ الْإِيجَازِ
Türkçe: İcazın zirvesine atılmış. -
الْفَصَاحَةِ - Fesahat, belagat
Anlamı: güzel konuşma
Cümle: غَايَتَيِ الْإِيجَازِ وَالْفَصَاحَةِ
Türkçe: İcaz ve fesahatin zirvesi.
2. Arapça Fiil Örnekleri (9 Adet)
-
جَعَلْتُ - Başladım, yaptım
Kökü: ج ع ل
Cümle: فَجَعَلْتُ أَتْبَعُ مَأْخَذَ رَسُولِ اللَّهِ
Türkçe: Resulullah'ın yolunu takip etmeye başladım. -
أَتْبَعُ - Takip ediyorum
Kökü: ت ب ع
Cümle: أَتْبَعُ مَأْخَذَ رَسُولِ اللَّهِ
Türkçe: Resulullah'ın izini takip ediyorum. -
أَطَأُ - Basıyorum
Kökü: و ط أ
Cümle: فَأَطَأُ ذِكْرَهُ
Türkçe: Onun izine basıyorum. -
انْتَهَيْتُ - Ulaştım, bittim
Kökü: ن ه ي
Cümle: حَتَّى انْتَهَيْتُ إِلَى الْعَرَجِ
Türkçe: Arec'e kadar ulaştım. -
رُمِيَ - Atıldı (meçhul)
Kökü: ر م ي
Cümle: مِنَ الْكَلَامِ الَّذِي رُمِيَ بِهِ
Türkçe: Atılmış olan sözdendir. -
أُعْطِي - Veriyordum
Kökü: ع ط ي
Cümle: كُنْتُ أُعْطِي خَبَرَهُ
Türkçe: Onun haberini veriyordum. -
كَنَّى - Kinaye etti, dolaylı anlattı
Kökü: ك ن ي
Cümle: كَنَّى عَنْ ذَلِكَ بِهَذِهِ الْكِنَايَةِ
Türkçe: Bunu bu kinaye ile anlattı. -
بَاتَ - Geceledi
Kökü: ب ي ت - şerhten: بات على فراشه
Cümle: بَاتَ عَلَى فِرَاشِ النَّبِيِّ
Türkçe: Peygamberin yatağında geceledi. -
سَلَّمَ - Teslim etti
Kökü: س ل م
Cümle: سَلَّمَ وَدَائِعَهُ إِلَى أَهْلِهَا
Türkçe: Emanetlerini sahiplerine teslim etti.
3. Arapça Edat Örnekleri (6 Adet - Harf-i Cer Hariç)
-
فَـ - İstinaf fa'sı (فَجَعَلْتُ)
Cümle: فَجَعَلْتُ أَتْبَعُ
Türkçe: Böylece başladım. -
حَتَّى - Gaye edatı, ta ki
Cümle: حَتَّى انْتَهَيْتُ إِلَى الْعَرَجِ
Türkçe: Arec'e varıncaya kadar. -
أَنْ - Masdariya (أَنِّي كُنْتُ)
Cümle: أَرادَ أَنِّي كُنْتُ أُعْطِي خَبَرَهُ
Türkçe: Haberini veriyordum demek istedi. -
بِهِ edatı değil ama بِهِ içinde بِـ harf-i cer hariç alternatif: إِلَى yerine قَدْ gibi: قَدْ - Tahkik
Cümle: قَدْ رُمِيَ بِهِ إِلَى غَايَةِ الْفَصَاحَةِ
Türkçe: Fesahat zirvesine atılmıştır. -
وَ - Atıf (وَالْإِيجَازِ)
Cümle: غَايَتَيِ الْإِيجَازِ وَالْفَصَاحَةِ
Türkçe: İcaz ve fesahat. -
بِهَذِهِ içinde هَذِهِ - İşaret edatı
Cümle: بِهَذِهِ الْكِنَايَةِ الْعَجِيبَةِ
Türkçe: Bu acip kinaye ile.
Nehcül Belaga Hutbe 236 - Paragraf Anlama ve Kelime Testi (10 Soru)



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.