- Nehc1
- Nehc2
- Nehc3
- Nehc4
- Nehc5
- Nehc6
- İçerik
- ☝📖المحمدية📖☝
Nehcül Belağa | الخطبة ٢٣٦ - Hutbe 236
Okuma Parçası - Metin
حاشية السيد الشريف الرضي: قوله عليه السلام: «فَأطَأُ ذِكْرَهُ»، من الكلام الذي رُمِيَ به إلى غايتي الإيجاز والفصاحة، وأراد أني كنتُ أُعْطي خبره ـ صلى الله عليه وآله ـ من بدء خروجي إلى أن انتهيتُ إلى هذا الموضع، وكنّى عن ذلك بهذه الكناية العجيبة.
Resulullah'ın (s.a.a) gittiği yolu takip etmeye başladım, onun izini / haberini adım adım izliyordum, ta ki Arec (A'rec) mevkiine kadar ulaştım.
Şerh: Seyyid Radi diyor: "Fe etau zikrahu" sözü, icaz ve fesahatin zirvesine atılmış bir sözdür. Yani çıkışımın başından bu yere varıncaya kadar onun haberini veriyordum, bunu bu acip kinaye ile ifade etti. İmam Ali (a.s) Mekke'den Medine'ye hicret ederken Peygamber'in emanetlerini sahiplerine teslim ettikten sonra onun yolunu takip etmiştir.
Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri
1. Arapça İsim Örnekleri (8 Adet)
-
مَأْخَذَ - Gidilen yol, iz
Anlamı: مأخذ رسول الله
Cümle: أَتْبَعُ مَأْخَذَ رَسُولِ اللَّهِ
Türkçe: Resulullah'ın yolunu takip ediyorum. -
رَسُولِ اللَّهِ - Allah'ın Resulü
Anlamı: Hz. Muhammed s.a.a
Cümle: مَأْخَذَ رَسُولِ اللَّهِ
Türkçe: Resulullah'ın gittiği yol. -
ذِكْرَهُ - Onun zikri, haberi, izi
Anlamı: anılması
Cümle: فَأَطَأُ ذِكْرَهُ
Türkçe: Onun izine basıyorum / haberini izliyorum. -
الْعَرَجِ - Arec mevkii
Anlamı: Mekke-Medine arasında bir yer
Cümle: حَتَّى انْتَهَيْتُ إِلَى الْعَرَجِ
Türkçe: Arec'e kadar ulaştım. -
خَبَرَهُ - Onun haberi
Anlamı: Peygamberin haberi
Cümle: أُعْطِي خَبَرَهُ
Türkçe: Onun haberini veriyordum. -
بَدْءِ خُرُوجِي - Çıkışımın başlangıcı
Anlamı: hicretin başı
Cümle: مِنْ بَدْءِ خُرُوجِي
Türkçe: Çıkışımın başından itibaren. -
غَايَتَيِ الْإِيجَازِ - İcazın zirvesi
Anlamı: kısa ve öz söyleme
Cümle: رُمِيَ بِهِ إِلَى غَايَتَيِ الْإِيجَازِ
Türkçe: İcazın zirvesine atılmış. -
الْفَصَاحَةِ - Fesahat, belagat
Anlamı: güzel konuşma
Cümle: غَايَتَيِ الْإِيجَازِ وَالْفَصَاحَةِ
Türkçe: İcaz ve fesahatin zirvesi.
2. Arapça Fiil Örnekleri (9 Adet)
-
جَعَلْتُ - Başladım, yaptım
Kökü: ج ع ل
Cümle: فَجَعَلْتُ أَتْبَعُ مَأْخَذَ رَسُولِ اللَّهِ
Türkçe: Resulullah'ın yolunu takip etmeye başladım. -
أَتْبَعُ - Takip ediyorum
Kökü: ت ب ع
Cümle: أَتْبَعُ مَأْخَذَ رَسُولِ اللَّهِ
Türkçe: Resulullah'ın izini takip ediyorum. -
أَطَأُ - Basıyorum
Kökü: و ط أ
Cümle: فَأَطَأُ ذِكْرَهُ
Türkçe: Onun izine basıyorum. -
انْتَهَيْتُ - Ulaştım, bittim
Kökü: ن ه ي
Cümle: حَتَّى انْتَهَيْتُ إِلَى الْعَرَجِ
Türkçe: Arec'e kadar ulaştım. -
رُمِيَ - Atıldı (meçhul)
Kökü: ر م ي
Cümle: مِنَ الْكَلَامِ الَّذِي رُمِيَ بِهِ
Türkçe: Atılmış olan sözdendir. -
أُعْطِي - Veriyordum
Kökü: ع ط ي
Cümle: كُنْتُ أُعْطِي خَبَرَهُ
Türkçe: Onun haberini veriyordum. -
كَنَّى - Kinaye etti, dolaylı anlattı
Kökü: ك ن ي
Cümle: كَنَّى عَنْ ذَلِكَ بِهَذِهِ الْكِنَايَةِ
Türkçe: Bunu bu kinaye ile anlattı. -
بَاتَ - Geceledi
Kökü: ب ي ت - şerhten: بات على فراشه
Cümle: بَاتَ عَلَى فِرَاشِ النَّبِيِّ
Türkçe: Peygamberin yatağında geceledi. -
سَلَّمَ - Teslim etti
Kökü: س ل م
Cümle: سَلَّمَ وَدَائِعَهُ إِلَى أَهْلِهَا
Türkçe: Emanetlerini sahiplerine teslim etti.
3. Arapça Edat Örnekleri (6 Adet - Harf-i Cer Hariç)
-
فَـ - İstinaf fa'sı (فَجَعَلْتُ)
Cümle: فَجَعَلْتُ أَتْبَعُ
Türkçe: Böylece başladım. -
حَتَّى - Gaye edatı, ta ki
Cümle: حَتَّى انْتَهَيْتُ إِلَى الْعَرَجِ
Türkçe: Arec'e varıncaya kadar. -
أَنْ - Masdariya (أَنِّي كُنْتُ)
Cümle: أَرادَ أَنِّي كُنْتُ أُعْطِي خَبَرَهُ
Türkçe: Haberini veriyordum demek istedi. -
بِهِ edatı değil ama بِهِ içinde بِـ harf-i cer hariç alternatif: إِلَى yerine قَدْ gibi: قَدْ - Tahkik
Cümle: قَدْ رُمِيَ بِهِ إِلَى غَايَةِ الْفَصَاحَةِ
Türkçe: Fesahat zirvesine atılmıştır. -
وَ - Atıf (وَالْإِيجَازِ)
Cümle: غَايَتَيِ الْإِيجَازِ وَالْفَصَاحَةِ
Türkçe: İcaz ve fesahat. -
بِهَذِهِ içinde هَذِهِ - İşaret edatı
Cümle: بِهَذِهِ الْكِنَايَةِ الْعَجِيبَةِ
Türkçe: Bu acip kinaye ile.
Nehcül Belaga Hutbe 236 - Paragraf Anlama ve Kelime Testi (10 Soru)
Nehcül Belağa | الخطبة ٢٣٧ - Hutbe 237
Okuma Parçası - Metin
Öyleyse amel edin siz beka nefesi içinde iken, sahifeler açık, tevbe kapısı yayılmış, yüz çeviren çağrılır ve kötülük edenin dönmesi umulur durumda iken; amel sönmeden, mühlet kesilmeden, ecel bitmeden, tevbe kapısı kapanmadan ve melekler yükselmeden önce.
Kişi kendi nefsinden kendi nefsi için aldı, diriden ölü için, faniden baki için, gidenden daimi için aldı. Öyle bir kişi ki Allah'tan korktu, o eceline kadar ömür verilmiş ve ameline bakılmakta olan biridir. Öyle bir kişi ki nefsini gemiyle gemledi ve yularıyla yularladı, onu Allah'a isyanlardan gemiyle tuttu ve Allah'a itaate yularıyla sevk etti.
Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri
1. Arapça İsim Örnekleri (8 Adet)
-
نَفَسِ الْبَقَاءِ - Beka nefesi
Anlamı: yaşama mühleti, genişlik zamanı
Cümle: وَأَنْتُمْ فِي نَفَسِ الْبَقَاءِ
Türkçe: Siz beka nefesi içinde iken. -
الصُّحُفُ - Sahifeler, amel defterleri
Anlamı: جمع صحيفة
Cümle: وَالصُّحُفُ مَنْشُورَةٌ
Türkçe: Sahifeler yayılmıştır. -
التَّوْبَةُ - Tevbe
Anlamı: dönüş, istiğfar
Cümle: وَالتَّوْبَةُ مَبْسُوطَةٌ
Türkçe: Tevbe yayılmıştır - açıktır. -
الْمُدْبِرُ - Yüz çeviren, sırt dönen
Anlamı: اسم فاعل من أدبر
Cümle: وَالْمُدْبِرُ يُدْعَى
Türkçe: Yüz çeviren çağrılır. -
الْمَلَائِكَةُ - Melekler
Anlamı: جمع ملك
Cümle: وَتَصْعَدَ الْمَلَائِكَةُ
Türkçe: Melekler yükselir. -
امْرُؤٌ - Kişi, kimse
Anlamı: insan
Cümle: فَأَخَذَ امْرُؤٌ مِنْ نَفْسِهِ
Türkçe: Kişi nefsinden aldı. -
لِجَامِهَا - Gem
Anlamı: hayvanın ağızlığı
Cümle: أَلْجَمَ نَفْسَهُ بِلِجَامِهَا
Türkçe: Nefsini gemiyle gemledi. -
طَاعَةِ اللَّهِ - Allah'a itaat
Anlamı: ibadet
Cümle: وَقَادَهَا بِزِمَامِهَا إِلَى طَاعَةِ اللَّهِ
Türkçe: Onu Allah'a itaate sevk etti.
2. Arapça Fiil Örnekleri (9 Adet)
-
اعْمَلُوا - Amel edin (emir)
Kökü: ع م ل
Cümle: فَاعْمَلُوا وَأَنْتُمْ فِي نَفَسِ الْبَقَاءِ
Türkçe: Beka nefesinde iken amel edin. -
يَخْمُدَ - Sönsün
Kökü: خ م د
Cümle: قَبْلَ أَنْ يَخْمُدَ الْعَمَلُ
Türkçe: Amel sönmeden önce. -
يَنْقَطِعَ - Kesilsin
Kökü: ق ط ع
Cümle: وَيَنْقَطِعَ الْمَهَلُ
Türkçe: Mühlet kesilmeden. -
يَنْقَضِيَ - Bitsin
Kökü: ق ض ي
Cümle: وَيَنْقَضِيَ الْأَجَلُ
Türkçe: Ecel bitmeden. -
يُسَدَّ - Kapansın
Kökü: س د د
Cümle: وَيُسَدَّ بَابُ التَّوْبَةِ
Türkçe: Tevbe kapısı kapanmadan. -
أَخَذَ - Aldı
Kökü: أ خ ذ
Cümle: فَأَخَذَ امْرُؤٌ مِنْ نَفْسِهِ لِنَفْسِهِ
Türkçe: Kişi nefsinden nefsi için aldı. -
خَافَ - Korktu
Kökü: خ و ف
Cümle: امْرُؤٌ خَافَ اللَّهَ
Türkçe: Allah'tan korkan kişi. -
أَلْجَمَ - Gemledi
Kökü: ل ج م
Cümle: أَلْجَمَ نَفْسَهُ بِلِجَامِهَا
Türkçe: Nefsini gemledi. -
قَادَهَا - Sevk etti
Kökü: ق و د
Cümle: وَقَادَهَا بِزِمَامِهَا إِلَى طَاعَةِ اللَّهِ
Türkçe: Onu itaate sevk etti.
3. Arapça Edat Örnekleri (6 Adet - Harf-i Cer Hariç)
-
فَـ - İstinaf edatı (فَاعْمَلُوا)
Cümle: فَاعْمَلُوا وَأَنْتُمْ فِي نَفَسِ الْبَقَاءِ
Türkçe: Öyleyse amel edin. -
وَ - Atıf edatı (وَالصُّحُفُ)
Cümle: وَالصُّحُفُ مَنْشُورَةٌ
Türkçe: Ve sahifeler yayılmıştır. -
قَبْلَ - Zarf edatı, önce
Cümle: قَبْلَ أَنْ يَخْمُدَ الْعَمَلُ
Türkçe: Amel sönmeden önce. -
أَنْ - Masdariya nasb edatı
Cümle: قَبْلَ أَنْ يَخْمُدَ الْعَمَلُ
Türkçe: Amelin sönmesi. -
فَأَخَذَ - Ta'kip fa'sı
Cümle: فَأَخَذَ امْرُؤٌ مِنْ نَفْسِهِ
Türkçe: Kişi aldı. -
وَهُوَ - Hal vavı
Cümle: وَهُوَ مُعَمَّرٌ إِلَى أَجَلِهِ
Türkçe: O eceline kadar ömür verilmiş iken.
Nehcül Belaga Hutbe 237 - Paragraf Anlama ve Kelime Testi (10 Soru)
Nehcül Belağa | الخطبة ٢٣٨ - Hutbe 238
Okuma Parçası - Metin
أَلَا وَإِنَّ الْقَوْمَ اخْتَارُوا لِأَنْفُسِهِمْ أَقْرَبَ الْقَوْمِ مِمَّا تُحِبُّونَ، وَإِنَّكُمُ اخْتَرْتُمْ لِأَنْفُسِكُمْ أَقْرَبَ الْقَوْمِ مِمَّا تَكْرَهُونَ، وَإِنَّمَا عَهْدُكُمْ بِعَبْدِ اللَّهِ بْنِ قَيْسٍ بِالْأَمْسِ يَقُولُ إِنَّهَا فِتْنَةٌ، فَقَطِّعُوا أَوْتَارَكُمْ وَشِيمُوا سُيُوفَكُمْ، فَإِنْ كَانَ صَادِقاً فَقَدْ أَخْطَأَ بِمَسِيرِهِ غَيْرَ مُسْتَكْرَهٍ وَإِنْ كَانَ كَاذِباً فَقَدْ لَزِمَتْهُ التُّهَمَةُ. فَادْفَعُوا فِي صَدْرِ عَمْرِو بْنِ الْعَاصِ بِعَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْعَبَّاسِ وَخُذُوا مَهَلَ الْأَيَّامِ وَحُوطُوا قَوَاصِيَ الْإِسْلَامِ. أَلَا تَرَوْنَ إِلَى بِلَادِكُمْ تُغْزَى وَإِلَى صَفَاتِكُمْ تُرْمَى؟
Kaba saba, aşağılık kimseler ve cüce kölelerdir; her yönden toplanmış, her karışık topluluktan devşirilmiş, fıkıh öğretilmesi, edeplendirilmesi, öğretilmesi, eğitilmesi, başına yönetici tayin edilmesi ve ellerinden tutulması gereken kimselerdendir. Ne Muhacirlerden, ne Ensar'dan, ne de Dar'a ve İman'a yerleşenlerden değillerdir.
Dikkat edin, o topluluk kendileri için sizin sevdiklerinize en yakın olanı seçtiler, siz de kendiniz için sizin sevmediklerinize en yakın olanı seçtiniz. Sizin Abdullah b. Kays ile ahdiniz daha dündür; o "Bu fitnedir, yaylarınızı kesin, kılıçlarınızı kınlayın" diyordu. Eğer doğru söylüyorsa zorlanmadan yürümekle hata etti, eğer yalan söylüyorsa töhmet ona yapışmıştır. Amr b. As'ın göğsüne Abdullah b. Abbas ile dayanın, günlerin mühletini alın ve İslam'ın uçlarını koruyun. Görmüyor musunuz beldeleriniz işgal ediliyor ve seçkinleriniz hedef alınıyor?
Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri
1. Arapça İsim Örnekleri (8 Adet)
-
جُفَاةٌ - Kaba, katı kimseler
Anlamı: جمع جاف - kaba saba
Cümle: جُفَاةٌ طَغَامٌ
Türkçe: Kaba saba aşağılık kimseler. -
طَغَامٌ - Aşağılık, avam
Anlamı: sefiller, düşük tabaka
Cümle: جُفَاةٌ طَغَامٌ
Türkçe: Kaba saba aşağılıklar. -
أَقْزَامٌ - Cüceler, kısa boylular
Anlamı: جمع قزم
Cümle: وَعَبِيدٌ أَقْزَامٌ
Türkçe: Ve cüce köleler. -
أَوْبٍ - Yön, taraf
Anlamı: ناحية
Cümle: جُمِعُوا مِنْ كُلِّ أَوْبٍ
Türkçe: Her yönden toplandılar. -
شَوْبٍ - Karışım, karışık topluluk
Anlamı: خليط
Cümle: وَتُلُقِّطُوا مِنْ كُلِّ شَوْبٍ
Türkçe: Her karışımdan devşirildiler. -
الْمُهَاجِرِينَ - Muhacirler
Anlamı: Mekke'den hicret eden sahabeler
Cümle: لَيْسُوا مِنَ الْمُهَاجِرِينَ
Türkçe: Muhacirlerden değiller. -
عَبْدِ اللَّهِ بْنِ قَيْسٍ - Abdullah b. Kays - Ebu Musa el-Eş'ari
Anlamı: Ashabdan, hakem olayındaki kişi
Cümle: عَهْدُكُمْ بِعَبْدِ اللَّهِ بْنِ قَيْسٍ
Türkçe: Abdullah b. Kays ile ahdiniz. -
قَوَاصِيَ الْإِسْلَامِ - İslam'ın uçları, sınırları
Anlamı: جمع قاصية
Cümle: وَحُوطُوا قَوَاصِيَ الْإِسْلَامِ
Türkçe: İslam'ın uçlarını koruyun.
2. Arapça Fiil Örnekleri (9 Adet)
-
جُمِعُوا - Topladılar (meçhul)
Kökü: ج م ع
Cümle: جُمِعُوا مِنْ كُلِّ أَوْبٍ
Türkçe: Her yönden toplandılar. -
تُلُقِّطُوا - Devşirildiler
Kökü: ل ق ط
Cümle: وَتُلُقِّطُوا مِنْ كُلِّ شَوْبٍ
Türkçe: Her karışımdan devşirildiler. -
يُفَقَّهَ - Fıkıh öğretilsin
Kökü: ف ق ه
Cümle: مِمَّنْ يَنْبَغِي أَنْ يُفَقَّهَ
Türkçe: Fıkıh öğretilmesi gereken. -
تَبَوَّؤُا - Yerleştiler
Kökü: ب و أ
Cümle: الَّذِينَ تَبَوَّؤُا الدَّارَ وَالْإِيمَانَ
Türkçe: Dar'a ve imana yerleşenler. -
اخْتَارُوا - Seçtiler
Kökü: خ ي ر
Cümle: الْقَوْمَ اخْتَارُوا لِأَنْفُسِهِمْ
Türkçe: Topluluk kendileri için seçti. -
يَقُولُ - Diyor
Kökü: ق و ل
Cümle: يَقُولُ إِنَّهَا فِتْنَةٌ
Türkçe: Fitnedir diyor. -
قَطِّعُوا - Kesin (emir)
Kökü: ق ط ع
Cümle: فَقَطِّعُوا أَوْتَارَكُمْ
Türkçe: Yaylarınızı kesin. -
ادْفَعُوا - Def edin, savuşturun
Kökü: د ف ع
Cümle: فَادْفَعُوا فِي صَدْرِ عَمْرِو بْنِ الْعَاصِ
Türkçe: Amr b. As'ın göğsüne dayanın. -
تَرَوْنَ - Görmüyor musunuz?
Kökü: ر أ ي
Cümle: أَلَا تَرَوْنَ إِلَى بِلَادِكُمْ تُغْزَى
Türkçe: Beldelerinizin işgal edildiğini görmüyor musunuz?
3. Arapça Edat Örnekleri (6 Adet - Harf-i Cer Hariç)
-
أَلَا - Tenbih edatı
Cümle: أَلَا وَإِنَّ الْقَوْمَ اخْتَارُوا
Türkçe: Dikkat edin kavim seçti. -
إِنَّ - Tekit edatı
Cümle: وَإِنَّ الْقَوْمَ اخْتَارُوا
Türkçe: Muhakkak kavim seçti. -
إِنَّمَا - Hasr edatı
Cümle: وَإِنَّمَا عَهْدُكُمْ بِعَبْدِ اللَّهِ بْنِ قَيْسٍ بِالْأَمْسِ
Türkçe: Sizin ahdiniz ancak dündür. -
إِنْ - Şart edatı
Cümle: فَإِنْ كَانَ صَادِقاً
Türkçe: Eğer doğru ise. -
قَدْ - Tahkik edatı
Cümle: فَقَدْ أَخْطَأَ بِمَسِيرِهِ
Türkçe: Muhakkak yürüyüşüyle hata etti. -
غَيْرَ - İstisna edatı
Cümle: غَيْرَ مُسْتَكْرَهٍ
Türkçe: Zorlanmaksızın.
Nehcül Belaga Hutbe 238 - Paragraf Anlama ve Kelime Testi (10 Soru)
Nehcül Belağa | الخطبة ٢٣٩ - Hutbe 239
Okuma Parçası - Metin
عَقَلُوا الدِّينَ عَقْلَ وِعَايَةٍ وَرِعَايَةٍ، لَا عَقْلَ سَمَاعٍ وَرِوَايَةٍ، فَإِنَّ رُوَاةَ الْعِلْمِ كَثِيرٌ وَرُعَاتَهُ قَلِيلٌ.
Onlar ilmin hayatı ve cehaletin ölümüdür. Onların hilmi size ilimlerinden haber verir, zahirleri batınlarından, susmaları da mantıklarının hikmetlerinden haber verir. Hakk'a muhalefet etmezler ve onda ihtilafa düşmezler. Onlar İslam'ın direkleri ve sığınmanın kapılarıdır. Onlar sayesinde hak yerini buldu, batıl yerinden uzaklaştı ve dili kökünden kesildi.
Dini, anlama ve gözetme aklı ile aklettiler, işitme ve rivayet aklı ile değil. Çünkü ilmin ravileri çok, riayet edenleri azdır.
الخطبة التاسعة والثلاثون بعد المائتين يبين فيها فضل أهل البيت وأنهم موت الجهل وحياة العلم بهم يقوم الدين ويمحق الباطل وبهم يعرف الإسلام على حقيقته أصولا وفروعا
Ehl-i Beyt övülüyor - onlar ilmin hayatı, cehlin ölümüdür. Kaynak: alseraj.net/nahj_al-balagha/الخطبة-٢٣٩/
Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri
1. Arapça İsim Örnekleri (8 Adet)
-
عَيْشُ الْعِلْمِ - İlmin hayatı
Anlamı: yaşaması - هم عيش العلم
Cümle: هُمْ عَيْشُ الْعِلْمِ
Türkçe: Onlar ilmin hayatıdır. -
مَوْتُ الْجَهْلِ - Cehaletin ölümü
Anlamı: cehlin yok olması
Cümle: وَمَوْتُ الْجَهْلِ
Türkçe: Ve cehaletin ölümüdür. -
حِلْمُهُمْ - Onların hilmi, yumuşak huyluluğu
Anlamı: sabır ve teenni
Cümle: يُخْبِرُكُمْ حِلْمُهُمْ عَنْ عِلْمِهِمْ
Türkçe: Hilmleri ilimlerinden haber verir. -
دَعَائِمُ الْإِسْلَامِ - İslam'ın direkleri
Anlamı: جمع دعامة - sütunlar
Cümle: وَهُمْ دَعَائِمُ الْإِسْلَامِ
Türkçe: Onlar İslam'ın direkleridir. -
وَلَائِجُ الِاعْتِصَامِ - Sığınmanın giriş kapıları
Anlamı: جمع وليجة - sığınak
Cümle: وَوَلَائِجُ الِاعْتِصَامِ
Türkçe: Ve sığınmanın kapılarıdır. -
نِصَابِهِ - Yerine, aslına, kıvamına
Anlamı: عاد الحق إلى نصابه
Cümle: بِهِمْ عَادَ الْحَقُّ إِلَى نِصَابِهِ
Türkçe: Onlarla hak yerini buldu. -
وِعَايَةٍ - Anlama, idrak etme
Anlamı: عقل وعاية - anlayarak belleme
Cümle: عَقَلُوا الدِّينَ عَقْلَ وِعَايَةٍ
Türkçe: Dini anlama aklı ile aklettiler. -
رُوَاةَ الْعِلْمِ - İlmin ravileri
Anlamı: جمع راوي - nakledenler
Cümle: فَإِنَّ رُوَاةَ الْعِلْمِ كَثِيرٌ
Türkçe: İlmin ravileri çoktur.
2. Arapça Fiil Örnekleri (9 Adet)
-
يُخْبِرُكُمْ - Size haber verir
Kökü: خ ب ر
Cümle: يُخْبِرُكُمْ حِلْمُهُمْ عَنْ عِلْمِهِمْ
Türkçe: Hilmleri ilimlerinden haber verir. -
يُخَالِفُونَ - Muhalefet etmezler
Kökü: خ ل ف
Cümle: لَا يُخَالِفُونَ الْحَقَّ
Türkçe: Hakka muhalefet etmezler. -
يَخْتَلِفُونَ - İhtilafa düşmezler
Kökü: خ ل ف - اختلف
Cümle: وَلَا يَخْتَلِفُونَ فِيهِ
Türkçe: Onda ihtilafa düşmezler. -
عَادَ - Döndü
Kökü: ع و د
Cümle: بِهِمْ عَادَ الْحَقُّ إِلَى نِصَابِهِ
Türkçe: Onlarla hak yerine döndü. -
انْزَاحَ - Uzaklaştı, zail oldu
Kökü: ز و ح
Cümle: وَانْزَاحَ الْبَاطِلُ عَنْ مُقَامِهِ
Türkçe: Batıl makamından uzaklaştı. -
انْقَطَعَ - Kesildi
Kökü: ق ط ع - انقطع
Cümle: وَانْقَطَعَ لِسَانُهُ عَنْ مَنْبِتِهِ
Türkçe: Dili kökünden kesildi. -
عَقَلُوا - Aklettiler, anladılar
Kökü: ع ق ل
Cümle: عَقَلُوا الدِّينَ عَقْلَ وِعَايَةٍ
Türkçe: Dini anlama aklı ile aklettiler. -
عَاشَ - Yaşadı (عَيْشُ masdarından)
Kökü: ع ي ش
Cümle: هُمْ عَيْشُ الْعِلْمِ
Türkçe: Onlar ilmin yaşamasıdır - ilim onlarla yaşar. -
مَاتَ - Öldü (مَوْتُ masdarından)
Kökü: م و ت
Cümle: وَمَوْتُ الْجَهْلِ
Türkçe: Cehaletin ölümü - cehalet onlarla ölür.
3. Arapça Edat Örnekleri (6 Adet - Harf-i Cer Hariç)
-
وَ - Atıf edatı (وَمَوْتُ)
Cümle: عَيْشُ الْعِلْمِ وَمَوْتُ الْجَهْلِ
Türkçe: İlmin hayatı ve cehlin ölümü. -
لَا - Nefy edatı (لَا يُخَالِفُونَ)
Cümle: لَا يُخَالِفُونَ الْحَقَّ
Türkçe: Hakka muhalefet etmezler. -
وَلَا - Atıf+nefy (وَلَا يَخْتَلِفُونَ)
Cümle: وَلَا يَخْتَلِفُونَ فِيهِ
Türkçe: Ve onda ihtilafa düşmezler. -
فَـ - Ta'lil/istinaf (فَإِنَّ)
Cümle: فَإِنَّ رُوَاةَ الْعِلْمِ كَثِيرٌ
Türkçe: Çünkü ilmin ravileri çoktur. -
إِنَّ - Tekit edatı
Cümle: فَإِنَّ رُوَاةَ الْعِلْمِ كَثِيرٌ
Türkçe: Muhakkak ilmin ravileri çoktur. -
لَا عَقْلَ - Cinsini nefyeden لا
Cümle: لَا عَقْلَ سَمَاعٍ وَرِوَايَةٍ
Türkçe: İşitme ve rivayet aklı değildir.
Nehcül Belaga Hutbe 239 - Paragraf Anlama ve Kelime Testi (10 Soru)
Nehcül Belağa | الخطبة ٢٤۰ - Hutbe 240
Okuma Parçası - Metin (خذ نفس المتن كلها)
Ey İbn Abbas! Osman'ın istediği şey, beni su kovası ile su taşıyan bir deve gibi yapmaktan başka bir şey değildir; git ve gel diyor. Bana haber gönderdi çıkayım diye, sonra haber gönderdi geleyim diye, sonra şimdi yine haber gönderiyor çıkayım diye. Allah'a and olsun ki onu öylesine savundum ki günahkâr olmaktan korktum.
الخطبة الأربعون بعد المائة من خطب أمير المؤمنين يبين فيها أمر عثمان في شأنه عندما اجتمع الثوار في المدينة ضد سياسات عثمان التعسفية وكانوا يهتفون باسمه فطلب عثمان من الإمام أن يخرج من المدينة ثم أمره ليعود إليها
İmam Ali (a.s) Osman'ın çelişkili emirlerini, kendisini su taşıyan deve gibi kullanmasını eleştiriyor ve yine de onu savunduğunu ifade ediyor. Kaynak: alseraj.net/nahj_al-balagha/الخطبة-٢٤۰/
Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri
1. Arapça İsim Örnekleri (8 Adet)
-
ابْنَ عَبَّاسٍ - İbn Abbas
Anlamı: Abdullah b. Abbas, sahabe
Cümle: يَا ابْنَ عَبَّاسٍ
Türkçe: Ey İbn Abbas! -
عُثْمَانُ - Osman b. Affan
Anlamı: Üçüncü halife
Cümle: مَا يُرِيدُ عُثْمَانُ إِلَّا أَنْ يَجْعَلَنِي
Türkçe: Osman'ın istediği beni yapmaktan başka değil. -
جَمَلًا - Deve
Anlamı: erkek deve - تشبيه بالإهانة
Cümle: أَنْ يَجْعَلَنِي جَمَلًا نَاضِحاً
Türkçe: Beni su taşıyan deve gibi yapmak. -
نَاضِحاً - Su taşıyan, sulayan deve
Anlamı: الجمل الذي يُستقى عليه الماء
Cümle: جَمَلًا نَاضِحاً بِالْغَرْبِ
Türkçe: Kova ile su taşıyan deve. -
الْغَرْبِ - Büyük su kovası, kırba
Anlamı: الدلو الكبير للسقي
Cümle: نَاضِحاً بِالْغَرْبِ
Türkçe: Kova ile su taşıyan. -
الْآنَ - Şimdi
Anlamı: ظرف زمان للحاضر
Cümle: ثُمَّ هُوَ الْآنَ يَبْعَثُ إِلَيَّ
Türkçe: Sonra o şimdi yine haber gönderiyor. -
آثِماً - Günahkâr
Anlamı: اسم فاعل من أثم - مذنب
Cümle: حَتَّى خَشِيتُ أَنْ أَكُونَ آثِماً
Türkçe: Günahkâr olmaktan korktum. -
اللَّهِ - Allah lafzı
Anlamı: قسم - والله
Cümle: وَاللَّهِ لَقَدْ دَفَعْتُ عَنْهُ
Türkçe: Allah'a yemin olsun onu savundum.
2. Arapça Fiil Örnekleri (9 Adet)
-
يُرِيدُ (yurîdu) - İstiyor
Kökü: ر و د
Cümle: مَا يُرِيدُ عُثْمَانُ
Türkçe: Osman istemiyor. -
يَجْعَلَنِي (yec'alunî) - Beni yapıyor
Kökü: ج ع ل
Cümle: أَنْ يَجْعَلَنِي جَمَلًا
Türkçe: Beni deve gibi yapması. -
أَقْبِلْ (akbil) - Gel, öne gel
Kökü: ق ب ل - Emir
Cümle: أَقْبِلْ وَأَدْبِرْ
Türkçe: Gel ve git - ileri geri git. -
أَدْبِرْ (edbir) - Git, geri dön
Kökü: د ب ر
Cümle: أَقْبِلْ وَأَدْبِرْ
Türkçe: İleri git geri dön. -
بَعَثَ (bease) - Gönderdi
Kökü: ب ع ث
Cümle: بَعَثَ إِلَيَّ أَنْ أَخْرُجَ
Türkçe: Çıkmam için bana haber gönderdi. -
أَخْرُجَ (ahruce) - Çıkayım
Kökü: خ ر ج - منصوب بأن
Cümle: أَنْ أَخْرُجَ
Türkçe: Çıkmam. -
أَقْدُمَ (akdume) - Geleyim, döneyim
Kökü: ق د م
Cümle: بَعَثَ إِلَيَّ أَنْ أَقْدُمَ
Türkçe: Gelmemi istedi. -
دَفَعْتُ (defa'tu) - Savundum, defettim
Kökü: د ف ع
Cümle: لَقَدْ دَفَعْتُ عَنْهُ
Türkçe: Onu gerçekten savundum. -
خَشِيتُ (haşîtu) - Korktum
Kökü: خ ش ي
Cümle: حَتَّى خَشِيتُ أَنْ أَكُونَ آثِماً
Türkçe: Günahkâr olmaktan korkar hale geldim.
3. Arapça Edat Örnekleri (6 Adet - Harf-i Cer Hariç)
-
يَا - Nida edatı
Cümle: يَا ابْنَ عَبَّاسٍ
Türkçe: Ey İbn Abbas! -
مَا - Nefy edatı
Cümle: مَا يُرِيدُ عُثْمَانُ إِلَّا
Türkçe: Osman istemiyor ancak... -
إِلَّا - İstisna edatı
Cümle: مَا يُرِيدُ إِلَّا أَنْ يَجْعَلَنِي
Türkçe: Ancak beni yapmayı istiyor. -
أَنْ - Masdar/nasb edatı
Cümle: أَنْ يَجْعَلَنِي جَمَلًا
Türkçe: Beni deve yapması. -
ثُمَّ - Atıf/terahi edatı
Cümle: ثُمَّ بَعَثَ إِلَيَّ أَنْ أَقْدُمَ
Türkçe: Sonra gelmemi istedi. -
حَتَّى - Gaye edatı
Cümle: حَتَّى خَشِيتُ أَنْ أَكُونَ آثِماً
Türkçe: Ta ki günahkâr olmaktan korktum.
Nehcül Belaga Hutbe 240 - Paragraf Anlama ve Kelime Testi (10 Soru)
Nehcül Belağa | الخطبة ٢٤١ - Hutbe 241
Okuma Parçası - Metin (خذ نفس المتن كلها)
Allah sizden şükrünü eda etmenizi istiyor, emrini size miras bırakıyor ve sınırlı/geniş bir yarış pistinde size mühlet veriyor ki öne geçmek için yarışasınız. Öyleyse peştemallarınızın düğümlerini sıkı bağlayın, fazla gelen etek kısımlarını dürün. Azim ile ziyafet bir arada toplanmaz. Gündüzün azimlerini uykunun bozması ne kadar çok, karanlıkların himmetleri hatırlatmayı silmesi ne kadar çok!
مستأديكم شكره أي طالب منكم أداء ذلك والقيام به، استأديت ديني عند فلان أي طلبته
ومورثكم أمره أي سيرجع أمر الدولة إليكم ويزول أمر بني أمية
مضمار ممدود أي ميدان سباق - لتتنازعوا سبقه أي öne geçmek için yarışın
İmam Ali (a.s) ashabını cihada ve sorumluluğa teşvik ediyor - dünya rahatı ile ahiret azmi bir arada olmaz. Kaynak: alseraj.net/nahj_al-balagha/الخطبة-٢٤١/
Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri
1. Arapça İsim Örnekleri (8 Adet)
-
شُكْرَهُ - Şükrü
Anlamı: مستأديكم شكره أي طالب منكم أداء الشكر
Cümle: وَاللَّهُ مُسْتَأْدِيكُمْ شُكْرَهُ
Türkçe: Allah şükrünü sizden istiyor. -
مِضْمَارٍ - Yarış pisti
Anlamı: مكان السباق - ممدود genişletilmiş
Cümle: مُمْهِلُكُمْ فِي مِضْمَارٍ مَمْدُودٍ
Türkçe: Geniş bir yarış alanında size mühlet veriyor. -
الْمَآزِرِ - Peştemallar, izarlar
Anlamı: جمع مئزر
Cümle: فَشُدُّوا عُقَدَ الْمَآزِرِ
Türkçe: Peştemallarınızın düğümlerini sıkın. -
الْخَوَاصِرِ - Böğürler, fazla etek
Anlamı: جمع خاصرة
Cümle: وَاطْوُوا فُضُولَ الْخَوَاصِرِ
Türkçe: Fazla etekleri dürün. -
عَزِيمَةٌ - Azim, kararlılık
Anlamı: قوة الإرادة
Cümle: لَا تَجْتَمِعُ عَزِيمَةٌ وَوَلِيمَةٌ
Türkçe: Azim ile ziyafet bir arada olmaz. -
وَلِيمَةٌ - Ziyafet, rahatlık
Anlamı: طعام الدعوة كناية عن tembellik
Cümle: لَا تَجْتَمِعُ عَزِيمَةٌ وَوَلِيمَةٌ
Türkçe: Kararlılık ve ziyafet düşkünlüğü birleşmez. -
النَّوْمَ - Uyku
Anlamı: ما أنقض النوم لعزائم اليوم
Cümle: مَا أَنْقَضَ النَّوْمَ لِعَزَائِمِ الْيَوْمِ
Türkçe: Uykunun gündüz azimlerini bozması ne çok. -
الْهِمَمِ - Himmetler, gayretler
Anlamı: جمع همة
Cümle: وَأَمْحَى الظُّلَمَ لِتَذَاكِيرِ الْهِمَمِ
Türkçe: Karanlıkların himmet hatırlatmalarını silmesi.
2. Arapça Fiil Örnekleri (9 Adet)
-
مُسْتَأْدِيكُمْ - Sizden isteyen
Kökü: أ د ي
Cümle: وَاللَّهُ مُسْتَأْدِيكُمْ شُكْرَهُ
Türkçe: Allah şükrünü sizden talep ediyor. -
مُوَرِّثُكُمْ - Size miras bırakan
Kökü: و ر ث
Cümle: وَمُوَرِّثُكُمْ أَمْرَهُ
Türkçe: Emrini size miras bırakıyor. -
مُمْهِلُكُمْ - Mühlet veren
Kökü: م ه ل
Cümle: وَمُمْهِلُكُمْ فِي مِضْمَارٍ
Türkçe: Size yarış alanında mühlet veriyor. -
تَتَنَازَعُوا - Yarışasınız
Kökü: ن ز ع
Cümle: لِتَتَنَازَعُوا سَبَقَهُ
Türkçe: Öne geçmek için yarışasınız diye. -
شُدُّوا - Sıkıca bağlayın
Kökü: ش د د
Cümle: فَشُدُّوا عُقَدَ الْمَآزِرِ
Türkçe: Düğümleri sıkın. -
اطْوُوا - Dürün
Kökü: ط و ي
Cümle: وَاطْوُوا فُضُولَ الْخَوَاصِرِ
Türkçe: Fazla etekleri dürün. -
تَجْتَمِعُ - Bir araya gelmez
Kökü: ج م ع
Cümle: لَا تَجْتَمِعُ عَزِيمَةٌ وَوَلِيمَةٌ
Türkçe: Azim ile ziyafet bir arada olmaz. -
أَنْقَضَ - Ne kadar bozar
Kökü: ن ق ض
Cümle: مَا أَنْقَضَ النَّوْمَ لِعَزَائِمِ الْيَوْمِ
Türkçe: Uykunun azimleri bozması ne şaşılacak. -
أَمْحَى - Ne kadar siler
Kökü: م ح و
Cümle: وَأَمْحَى الظُّلَمَ لِتَذَاكِيرِ الْهِمَمِ
Türkçe: Karanlıkların himmeti silmesi ne çok.
3. Arapça Edat Örnekleri (6 Adet - Harf-i Cer Hariç)
-
وَ - Atıf edatı
Cümle: وَاللَّهُ مُسْتَأْدِيكُمْ
Türkçe: Ve Allah sizden istiyor. -
فَـ - Ta'kip edatı
Cümle: فَشُدُّوا عُقَدَ الْمَآزِرِ
Türkçe: Öyleyse düğümleri bağlayın. -
لِـ - Ta'lil edatı
Cümle: لِتَتَنَازَعُوا سَبَقَهُ
Türkçe: Öne geçmek için yarışasınız diye. -
لَا - Nefy edatı
Cümle: لَا تَجْتَمِعُ عَزِيمَةٌ وَوَلِيمَةٌ
Türkçe: Azim ve ziyafet bir arada olmaz. -
مَا - Taaccub edatı
Cümle: مَا أَنْقَضَ النَّوْمَ
Türkçe: Uykunun bozması ne şaşılacak. -
أَنْ - Masdar/nasb edatı (gizli)
Cümle: لِتَتَنَازَعُوا = لِ + أَنْ + تَتَنَازَعُوا
Türkçe: Yarışmanız için.
Nehcül Belaga Hutbe 241 - Paragraf Anlama ve Kelime Testi (10 Soru)



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.