☝📖İbrahimi ﷺ Muhammedi ﷺ Hanif İslam📖☝﷽𐰃𐰠𐰯☝📖المحمدية☝Muhammediyye📖☝𐰃𐰠𐰯༺الله أكبر ༻

Güncel Duyuru Eylül -Ekim 2026

Nehvul Vazıh 2.Merhale Derslerimiz Çok Yakında Eylül itibariyle Başlayacak Ekim itibariyle devam edecek inşallah!Nehcül Belağa Dersleri sitemize ekleniyor,Kur'anla Arapça Dilbilgisi derslerimiz ve 116 tane Arapça dilbilgisi konu testi sitemize eklendi..

☝المحمدية☝الاامام سيد محمد هاشمي الموسوي 📖 ☝

☝https://www.muhammediyye.org/☝
📖-المحمدية-📖

Teoriye göre;İlluminati(hizbüşşeytan) yani uzaylı ve insan melezi ırklar,yarı vampir,yılan,ejderha vs melez soylardan oluşan topluluk,masonik, illuminatik firavun ve nemrud soylarının hipnoz,büyü,zihin kontrolü,algı yönetimi ile bireyler ve toplumları yönetmesi,hizbüşşeytan illumiatinin küresel illuminatik sistemi; siyaset,medya,sivil toplum,terör örgütleri,mafya,enerji,silah,ilaç,gıda tekeli alanlarda illuminati vardır!

Destek olmak isteyen kardeşlerimiz iletişim formundan bize yazınız Allah razı olsun.

Arapça Metinler-نهج البلاغة-Nehcül Belağa-Hutbe-204-209.Hutbeler

☝https://www.muhammediyye.org/☝
📖-المحمدية علي الكتاب و السنة الصحيحة-📖
Üye olmak isteyen kardeşlerimiz iletişim formundan bize yazınız Allah razı olsun.Kardeşlerimize Önemli :
اعوذ بالله من الشيطان الرجيم
 بسم الله الرحمان الرحيم
 الحمد لله رب العالمين و الصلاة و السلام علي امامنا محمد
 و آله و اهل بيته و صحبه و امته اجمعين
Euzü billahi mineşeydanirracimi ve min hizbihi..
Bismillahirrahmanirrahiym
Allahım cc Şeytandan ve onun hizbi tağutlardan
marid ve hannaslardan,cibt ve belamlardan sana sığınırız.Rahman ve rahiym olan Allahın cc adıyla.. 
Ahmedilik,kadıyanilik,bahailik,Vahhabilik,Şiilik,
illuminati,masonluk,yahudilik,nasırilik,nusayrilik,yezidilik,
sağcılık,solculuk,islamcılık,ateizm,deizm, budizm,hinduizm gibi  İbrahimi  ﷺ Muhammedi  ﷺ hanif İslama aykırı dini,felsefi ve ideolojik akımlardan imanımızı ve dinimizi koruyalım!     
İbrahimi  ﷺ Muhammedi  ﷺ hanif din islamdır!
İslam ise; peygamberler peygamberi cenabı Muhammed ﷺ  dinidir!..
Nemrut,Firavun,İsis,ra ve el gibi tağutlar(illuminati) ve onların günümüzdeki soylarının ve taraftarlarının dini(inanış,felsefe,ideolojilerinin) değil!
𐰃𐰠𐰯Kur'an ve sahih sünnetin izinde Muhammediyiz𐰃𐰠𐰯
📖☝ المحمدية علي الكتاب و السنة☝📖 Arapça Dersleri☝İslami Sohbetler☝İslami İlimler☝Manevi Rehberlik☝  instagram: https://www.instagram.com/muhammediyye
  • Nehc1
  • Nehc2
  • Nehc3
  • Nehc4
  • Nehc5
  • Nehc6
  • Nehc
  • ☝📖المحمدية📖☝

نهج البلاغة لامامنا علي عليه السلام
www.muhammediyye.org
Hadislerle Arapça

Nehcül Belağa | الخطبة ٢٠٤ - تَجَهَّزُوا رَحِمَكُمُ اللهُ فَقَدْ نُودِيَ

Okuma Parçası - Metin

Kaynak: alseraj.net/nahj_al-balagha/الخطبة-٢٠٤/ - الخطبة الرابعة بعد المائتين في التزهيد
تَجَهَّزُوا رَحِمَكُمُ اللهُ! فَقَدْ نُودِيَ فِيكُمْ بِالرَّحِيلِ، وَأَقِلُّوا الْعُرْجَةَ عَلَى الدُّنْيَا، وَانْقَلِبُوا بِصَالِحِ مَا بِحَضْرَتِكُمْ مِنَ الزَّادِ، فإنَّ أَمَامَكُمْ عَقَبَةً كَؤُوداً، وَمَنَازِلَ مَخُوفَةً مَهُولَةً، لاَبُدَّ مِنَ الْوُرُودِ عَلَيْهَا، وَالْوُقُوفِ عِنْدَهَا. وَاعْلَمُوا أَنَّ مَلاَحِظَ الْمَنِيَّةِ نَحْوَكُمْ دَانِيَةٌ، وَكَأَنَّكُمْ بِمَخَالِبِهَا وَقَدْ نَشِبَتْ فِيكُمْ، وَقَدْ دَهَمَتْكُمْ فِيهَا مُفْظِعَاتُ الاُْمُورِ، وَمُعْضِلاَتُ الْـمَحْذُورِ. فَقَطِّعُوا عَلاَئِقَ الدُّنْيَا، وَاسْتَظْهِرُوا بِزَادِ التَّقْوَى.
Türkçe Çevirisi:
Hazırlanın, Allah size merhamet etsin! İçinizde göç çağrısı yapıldı. Dünyaya uğrayıp durmayı azaltın ve yanınızda bulunan salih azıkla dönün. Çünkü önünüzde sarp bir yokuş, korkunç ve ürkütücü menziller var; oraya varmak ve orada durmak kaçınılmazdır. Bilin ki ölümün bakışları size doğru yakındır, sanki pençeleri size geçmiş gibi. Öyleyse dünyanın bağlarını kesin ve takva azığına sarılın!

Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri - خذ نفس المتن كلها تحت الموضوع

1. İsim (8)

  • الرَّحِيلِ - Göç
    Cümle: نُودِيَ فِيكُمْ بِالرَّحِيلِ
  • الدُّنْيَا - Dünya
    Cümle: الْعُرْجَةَ عَلَى الدُّنْيَا
  • الزَّادِ - Azık
    Cümle: مِنَ الزَّادِ
  • عَقَبَةً كَؤُوداً - Sarp yokuş
    Cümle: أَمَامَكُمْ عَقَبَةً كَؤُوداً
  • مَنَازِلَ - Menziller
    Cümle: مَنَازِلَ مَخُوفَةً
  • الْمَنِيَّةِ - Ölüm
    Cümle: مَلاَحِظَ الْمَنِيَّةِ
  • مَخَالِبِهَا - Pençeleri
    Cümle: بِمَخَالِبِهَا نَشِبَتْ
  • زَادِ التَّقْوَى - Takva azığı
    Cümle: بِزَادِ التَّقْوَى

2. Fiil (9)

  • تَجَهَّزُوا - Hazırlanın
    Cümle: تَجَهَّزُوا رَحِمَكُمُ اللهُ
  • نُودِيَ - Nida edildi
    Cümle: نُودِيَ فِيكُمْ بِالرَّحِيلِ
  • أَقِلُّوا - Azaltın
    Cümle: أَقِلُّوا الْعُرْجَةَ
  • انْقَلِبُوا - Dönün
    Cümle: وَانْقَلِبُوا بِصَالِحِ الزَّادِ
  • اعْلَمُوا - Bilin
    Cümle: وَاعْلَمُوا أَنَّ مَلاَحِظَ
  • نَشِبَتْ - Saplandı
    Cümle: نَشِبَتْ فِيكُمْ
  • دَهَمَتْ - Ansızın bastı
    Cümle: دَهَمَتْكُمْ مُفْظِعَاتُ
  • قَطِّعُوا - Kesin
    Cümle: فَقَطِّعُوا عَلاَئِقَ
  • اسْتَظْهِرُوا - Güç alın
    Cümle: وَاسْتَظْهِرُوا بِزَادِ التَّقْوَى

3. Edat (6) - harf-i cer hariç

  • قَدْ - Muhakkak
    Cümle: فَقَدْ نُودِيَ
  • فَإِنَّ - Çünkü
    Cümle: فإنَّ أَمَامَكُمْ
  • لاَبُدَّ - Kaçınılmaz
    Cümle: لاَبُدَّ مِنَ الْوُرُودِ
  • أَنَّ - Şüphesiz ki
    Cümle: أَنَّ مَلاَحِظَ الْمَنِيَّةِ
  • كَأَنَّ - Sanki
    Cümle: كَأَنَّكُمْ بِمَخَالِبِهَا
  • قَدْ - Tahkik
    Cümle: وَقَدْ دَهَمَتْكُمْ

Test (10 Soru) - Hutbe 204

Hutbe 204 Anlama Testi

نهج البلاغة لامامنا علي عليه السلام
www.muhammediyye.org
Hadislerle Arapça

Nehcül Belağa | الخطبة ٢٠٥ - لَقَدْ نَقَمْتُما يَسِيراً وَأَرْجَأْتُمَا

Okuma Parçası - Metin

Kaynak: alseraj.net/nahj_al-balagha/الخطبة-٢٠٥/ - الخطبة الخامسة بعد المائتين رده على طلحة والزبير
لَقَدْ نَقَمْتُما يَسِيراً، وَأَرْجَأْتُمَا كَثِيراً، أَلاَ تُخْبِرَانِي، أَيُّ شَيْء لَكُمَا فِيهِ حَقٌّ دَفَعْتُكُمَا عَنْهُ؟ وأَيُّ قَسْم اسْتَأْثَرْتُ عَلَيْكُمَا بِهِ؟ أَمْ أَيُّ حَقّ رَفَعَهُ إِلَيَّ أَحَدٌ مِنَ الْمُسْلِمِينَ ضَعُفْتُ عَنْهُ، أَمْ جَهِلْتُهُ، أَمْ أَخْطَأْتُ بَابَهُ؟! وَاللهِ مَا كَانَتْ لِي فِي الْخِلاَفَةِ رَغْبَةٌ، وَلاَ فِي الْوِلاَيَةِ إِرْبَةٌ، وَلكِنَّكُمْ دَعَوْتُمُونِي إِلَيْهَا، وَحَمَلْتُمُونِي عَلَيْهَا، فَلَمَّا أَفْضَتْ إِلَيَّ نَظَرْتُ إِلَى كِتَابِ اللهِ وَمَا وَضَعَ لَنَا، وَأَمَرَنَا بِالْحُكْمِ بِهِ فَاتَّبَعْتُهُ، وَمَا اسْتَسَنَّ النَّبِيُّ فَاقْتَدَيْتُهُ.

رَحِمَ اللهُ رَجُلاً رَأَى حَقّاً فَأَعَانَ عَلَيْهِ، أَوْ رَأَى جَوْراً فَرَدَّهُ.
Türkçe Çevirisi:
Az bir şeyi kınadınız, çok şeyi ertelediniz! Bana haber verin, hangi hak ki onda sizin hakkınız vardı da sizi ondan defettim? Ve hangi taksim ki onda size karşı bencillik ettim? Yoksa Müslümanlardan birinin bana getirdiği hangi hakkı ki onda zayıf kaldım, yahut onu cahil kaldım, yahut yolunu şaşırdım?! Vallahi hilafette rağbetim yoktu, vilayette de isteğim yoktu. Fakat siz beni ona davet ettiniz ve yüklediniz. Bana intikal edince Allah'ın kitabına baktım, onunla hükmetmemizi emrettiğine tabi oldum ve Nebi'nin sünnetine iktida ettim.

Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri - خذ نفس المتن كلها تحت الموضوع

1. İsim (8)

  • حَقٌّ - Hak
    Cümle: أَيُّ شَيْء لَكُمَا فِيهِ حَقٌّ
    Türkçe: İçinde hakkınız olan hangi şey?
  • قَسْم - Taksim
    Cümle: أَيُّ قَسْم اسْتَأْثَرْتُ
    Türkçe: Hangi taksimde bencillik ettim?
  • الْمُسْلِمِينَ - Müslümanlar
    Cümle: أَحَدٌ مِنَ الْمُسْلِمِينَ
  • الْخِلاَفَةِ - Hilafet
    Cümle: مَا كَانَتْ لِي فِي الْخِلاَفَةِ رَغْبَةٌ
  • الْوِلاَيَةِ - Vilayet
    Cümle: وَلاَ فِي الْوِلاَيَةِ إِرْبَةٌ
  • كِتَابِ اللهِ - Allah'ın kitabı
    Cümle: نَظَرْتُ إِلَى كِتَابِ اللهِ
  • رَأْيِكُمَا - Sizin görüşünüz
    Cümle: فَلَمْ أَحْتَجْ إِلَى رَأْيِكُمَا
  • جَوْراً - Zulüm
    Cümle: أَوْ رَأَى جَوْراً فَرَدَّهُ

2. Fiil (9)

  • نَقَمَ - Kınadı
    Cümle: لَقَدْ نَقَمْتُما يَسِيراً
  • أَرْجَأَ - Erteledi
    Cümle: وَأَرْجَأْتُمَا كَثِيراً
  • دَفَعَ - Defetti
    Cümle: دَفَعْتُكُمَا عَنْهُ
  • اسْتَأْثَرَ - Bencillik etti
    Cümle: اسْتَأْثَرْتُ عَلَيْكُمَا
  • ضَعُفَ - Zayıf kaldı
    Cümle: ضَعُفْتُ عَنْهُ
  • دَعَا - Davet etti
    Cümle: دَعَوْتُمُونِي إِلَيْهَا
  • نَظَرَ - Baktı
    Cümle: نَظَرْتُ إِلَى كِتَابِ اللهِ
  • اتَّبَعَ - Tabi oldu
    Cümle: فَاتَّبَعْتُهُ
  • رَأَى - Gördü
    Cümle: رَأَى حَقّاً فَأَعَانَ

3. Edat (6) - harf-i cer hariç

  • لَقَدْ - Andolsun
    Cümle: لَقَدْ نَقَمْتُما
  • أَلاَ - Haber verin ya
    Cümle: أَلاَ تُخْبِرَانِي
  • أَيُّ - Hangi
    Cümle: أَيُّ شَيْء
  • أَمْ - Yoksa
    Cümle: أَمْ أَيُّ حَقّ
  • وَاللهِ - Vallahi
    Cümle: وَاللهِ مَا كَانَتْ
  • مَا - Nefy
    Cümle: مَا كَانَتْ لِي رَغْبَةٌ

Test (10 Soru) - Hutbe 205

Hutbe 205 Anlama Testi

نهج البلاغة لامامنا علي عليه السلام
www.muhammediyye.org
Hadislerle Arapça

Nehcül Belağa | الخطبة ٢٠٦ - إِنِّي أَكْرَهُ لَكُمْ أَنْ تَكُونُوا

Okuma Parçası - Metin

Kaynak: alseraj.net/nahj_al-balagha/الخطبة-٢٠٦/ - الخطبة السادسة بعد المائتين في صفين لما سب أصحابه أهل الشام
إِنِّي أَكْرَهُ لَكُمْ أَنْ تَكُونُوا سَبَّابِينَ، وَلكِنَّكُمْ لَوْ وَصَفْتُمْ أَعْمَالَهُمْ، وَذَكَرْتُمْ حَالَهُمْ، كَانَ أَصْوَبَ فِي الْقَوْلِ، وَأَبْلَغَ فِي الْعُذْرِ، وَقُلْتُمْ مَكَانَ سَبِّكُمْ إِيَّاهُمْ: اللَّهُمَّ احْقِنْ دِمَاءَنَا وَدِمَاءَهُمْ، وَأَصْلِحْ ذَاتَ بَيْنِنَا وَبَيْنِهِمْ، وَاهْدِهِمْ مِنْ ضَلاَلَتِهِمْ، حَتَّى يَعْرِفَ الْحَقَّ مَنْ جَهِلَهُ، وَيَرْعَوِيَ عَنِ الْغَيِّ وَالْعُدْوَانِ مَنْ لَهِجَ بِهِ.
Türkçe Çevirisi:
Ben sizin sövüp sayan kimseler olmanızı kerih görüyorum, çirkin buluyorum. Fakat siz onların amellerini vasfetseydiniz, hallerini zikretseydiniz, bu sözde daha isabetli ve mazerette daha beliğ olurdu. Onlara sövmeniz yerine şöyle deseydiniz: Allah'ım! Bizim kanlarımızı ve onların kanlarını koru, bizimle onların arasını ıslah et, onları dalaletlerinden hidayet et, ta ki hakkı cahil olan bilsin ve azgınlık ve düşmanlığa düşkün olan ondan vazgeçsin!

Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri - خذ نفس المتن كلها تحت الموضوع

1. Arapça İsim Örnekleri (8 Adet)

  • سَبَّابِينَ - Çok sövenler
    Anlamı: sebbab, sövücü
    Cümle: أَنْ تَكُونُوا سَبَّابِينَ
    Türkçe: Sövüp sayan kimseler olmanız.
  • أَعْمَالَهُمْ - Onların amelleri
    Anlamı: işleri, fiilleri
    Cümle: لَوْ وَصَفْتُمْ أَعْمَالَهُمْ
    Türkçe: Amellerini vasfetseydiniz.
  • حَالَهُمْ - Onların hali, durumu
    Anlamı: durumları
    Cümle: وَذَكَرْتُمْ حَالَهُمْ
    Türkçe: Hallerini zikretseydiniz.
  • الْقَوْلِ وَالْعُذْرِ - Söz ve mazeret
    Anlamı: kavil ve özür
    Cümle: كَانَ أَصْوَبَ فِي الْقَوْلِ وَأَبْلَغَ فِي الْعُذْرِ
    Türkçe: Sözde daha isabetli ve mazerette daha beliğ olurdu.
  • دِمَاءَنَا وَدِمَاءَهُمْ - Bizim kanlarımız ve onların kanları
    Anlamı: kanlar
    Cümle: اللَّهُمَّ احْقِنْ دِمَاءَنَا وَدِمَاءَهُمْ
    Türkçe: Bizim ve onların kanlarını koru.
  • ذَاتَ بَيْنِنَا - Aramızdaki bağ, aramız
    Anlamı: beyn, ilişki
    Cümle: وَأَصْلِحْ ذَاتَ بَيْنِنَا وَبَيْنِهِمْ
    Türkçe: Bizimle onların arasını ıslah et.
  • ضَلاَلَتِهِمْ - Onların dalaleti, sapkınlığı
    Anlamı: sapıklık
    Cümle: وَاهْدِهِمْ مِنْ ضَلاَلَتِهِمْ
    Türkçe: Onları dalaletlerinden hidayet et.
  • الْغَيِّ وَالْعُدْوَانِ - Azgınlık ve düşmanlık
    Anlamı: ğayy ve udvan
    Cümle: وَيَرْعَوِيَ عَنِ الْغَيِّ وَالْعُدْوَانِ
    Türkçe: Azgınlık ve düşmanlıktan vazgeçsin.

2. Arapça Fiil Örnekleri (9 Adet)

  • أَكْرَهُ - Kerih görüyorum, çirkin buluyorum
    Kökü: ك ر ه
    Cümle: إِنِّي أَكْرَهُ لَكُمْ
    Türkçe: Sizin için kerih görüyorum.
  • تَكُونُوا - Olmanız
    Kökü: ك و ن
    Cümle: أَنْ تَكُونُوا سَبَّابِينَ
    Türkçe: Sövücü kimseler olmanız.
  • وَصَفْتُمْ - Vasfettiniz, anlattınız
    Kökü: و ص ف
    Cümle: لَوْ وَصَفْتُمْ أَعْمَالَهُمْ
    Türkçe: Amellerini vasfetseydiniz.
  • ذَكَرْتُمْ - Zikrettiniz, andınız
    Kökü: ذ ك ر
    Cümle: وَذَكَرْتُمْ حَالَهُمْ
    Türkçe: Hallerini zikretseydiniz.
  • احْقِنْ - Koru, muhafaza et, akıtma
    Kökü: ح ق ن - emir
    Cümle: اللَّهُمَّ احْقِنْ دِمَاءَنَا
    Türkçe: Allah'ım kanlarımızı koru.
  • أَصْلِحْ - Islah et, düzelt
    Kökü: ص ل ح - emir
    Cümle: وَأَصْلِحْ ذَاتَ بَيْنِنَا
    Türkçe: Aramızı ıslah et.
  • اهْدِ - Hidayet et
    Kökü: ه د ي - emir
    Cümle: وَاهْدِهِمْ مِنْ ضَلاَلَتِهِمْ
    Türkçe: Onları dalaletlerinden hidayete erdir.
  • يَعْرِفَ - Bilsin, tanısın
    Kökü: ع ر ف
    Cümle: حَتَّى يَعْرِفَ الْحَقَّ مَنْ جَهِلَهُ
    Türkçe: Hakkı cahil olan bilsin diye.
  • يَرْعَوِيَ - لَهِجَ - Vazgeçmek - Düşkün olmak
    Kökü: ر ع و - ل ه ج
    Cümle: وَيَرْعَوِيَ عَنِ الْغَيِّ مَنْ لَهِجَ بِهِ
    Türkçe: Azgınlığa düşkün olan vazgeçsin.

3. Arapça Edat Örnekleri (6 Adet - Harf-i Cer Hariç)

  • إِنِّي - Şüphesiz ben
    Türü: Te'kid + mütekellim zamiri
    Cümle: إِنِّي أَكْرَهُ لَكُمْ
    Türkçe: Ben sizin için kerih görüyorum.
  • أَنْ - -ması, -mesi
    Türü: Mastariye edatı
    Cümle: أَنْ تَكُونُوا سَبَّابِينَ
    Türkçe: Sövücü olmanızı.
  • لَوْ - Eğer, şayet (temenni)
    Türü: Şart edatı
    Cümle: لَوْ وَصَفْتُمْ أَعْمَالَهُمْ
    Türkçe: Eğer amellerini vasfetseydiniz.
  • وَلكِنَّ - Fakat, lakin
    Türü: İstirak edatı
    Cümle: وَلكِنَّكُمْ لَوْ وَصَفْتُمْ
    Türkçe: Fakat siz vasfetseydiniz.
  • مَكَانَ - Yerine
    Türü: Zarf, bedel edatı
    Cümle: مَكَانَ سَبِّكُمْ إِيَّاهُمْ
    Türkçe: Onlara sövmeniz yerine.
  • حَتَّى - Ta ki, için
    Türü: Gaye edatı
    Cümle: حَتَّى يَعْرِفَ الْحَقَّ مَنْ جَهِلَهُ
    Türkçe: Ta ki hakkı cahil olan bilsin.

Nehcül Belaga Hutbe 206 - Paragraf Anlama ve Kelime Testi (10 Soru)

Hutbe 206 Anlama Testi - إِنِّي أَكْرَهُ

نهج البلاغة لامامنا علي عليه السلام
www.muhammediyye.org
Hadislerle Arapça

Nehcül Belağa | الخطبة ٢٠٧ - امْلِكُوا عَنِّي هذَا الْغُلاَمَ لاَ يَهُدَّنِي

Okuma Parçası - Metin

Kaynak: alseraj.net/nahj_al-balagha/الخطبة-٢٠٧/ - الخطبة السابعة بعد المائتين قالها في صفين لما رأى الحسن يتسرع إلى الحرب
امْلِكُوا عَنِّي هذَا الْغُلاَمَ لاَ يَهُدَّنِي، فَإِنَّنِي أَنْفَسُ بِهذَيْنِ ـ يَعْنِي الحَسَنَ وَالْحُسَيْنَ (عليهما السلام) ـ عَلَى الْمَوْتِ، لِئَلاَّ يَنْقَطِعَ بِهِمَا نَسْلُ رَسُولِ اللهِ (صلى الله عليه وآله).
Türkçe Çevirisi:
Şu genci benden uzak tutun, beni yıkmasın! Çünkü ben bu ikisine — yani Hasan ve Hüseyin'e (a.s) — ölüme karşı kıyamıyorum, cimrilik ediyorum; ta ki onlarla Resulullah'ın (s.a.a) nesli kesilmesin!

Şerh: Şerif Razi dedi ki: «املكوا عني هذا الغلام» sözü, en yüksek ve en fasiḥ kelamlardandır.

Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri - خذ نفس المتن كلها تحت الموضوع

1. Arapça İsim Örnekleri (8 Adet)

  • الْغُلاَمَ - Genç, çocuk
    Anlamı: delikanlı
    Cümle: امْلِكُوا عَنِّي هذَا الْغُلاَمَ
    Türkçe: Şu genci benden tutun, uzaklaştırın.
  • الْحَسَنَ - Hasan (a.s)
    Anlamı: İmam Hasan
    Cümle: يَعْنِي الحَسَنَ وَالْحُسَيْنَ
    Türkçe: Yani Hasan ve Hüseyin'i.
  • الْحُسَيْنَ - Hüseyin (a.s)
    Anlamı: İmam Hüseyin
    Cümle: الحَسَنَ وَالْحُسَيْنَ
    Türkçe: Hasan ve Hüseyin.
  • الْمَوْتِ - Ölüm
    Anlamı: vefat
    Cümle: أَنْفَسُ بِهذَيْنِ عَلَى الْمَوْتِ
    Türkçe: Bu ikisini ölüme karşı kıskanıyorum.
  • نَسْلُ - Nesil, soy
    Anlamı: zürriyet
    Cümle: لِئَلاَّ يَنْقَطِعَ بِهِمَا نَسْلُ رَسُولِ اللهِ
    Türkçe: Onlarla Resulullah'ın nesli kesilmesin diye.
  • رَسُولِ اللهِ - Allah'ın Resulü
    Anlamı: Peygamber
    Cümle: نَسْلُ رَسُولِ اللهِ
    Türkçe: Resulullah'ın nesli.
  • هذَا - Bu
    Anlamı: şu, bu - ismi işaret
    Cümle: هذَا الْغُلاَمَ
    Türkçe: Bu genç.
  • بِهذَيْنِ - Bu ikisi ile
    Anlamı: ikil işaret
    Cümle: أَنْفَسُ بِهذَيْنِ
    Türkçe: Bu ikisine karşı cimri davranıyorum.

2. Arapça Fiil Örnekleri (9 Adet)

  • امْلِكُوا - Tutun, zapt edin
    Kökü: م ل ك - emir
    Cümle: امْلِكُوا عَنِّي هذَا الْغُلاَمَ
    Türkçe: Şu genci benden uzak tutun.
  • يَهُدَّنِي - Beni yıkmak, beni helak etmek
    Kökü: ه د د
    Cümle: لاَ يَهُدَّنِي
    Türkçe: Beni yıkmasın, beni mahvetmesin.
  • أَنْفَسُ - Cimri davranıyorum, kıskanıyorum
    Kökü: ن ف س
    Cümle: فَإِنَّنِي أَنْفَسُ بِهذَيْنِ عَلَى الْمَوْتِ
    Türkçe: Bu ikisini ölüme karşı kıskanıyorum.
  • يَعْنِي - Yani, kastediyor
    Kökü: ع ن ي
    Cümle: يَعْنِي الحَسَنَ وَالْحُسَيْنَ
    Türkçe: Yani Hasan ve Hüseyin'i.
  • يَنْقَطِعَ - Kesilmek
    Kökü: ق ط ع
    Cümle: لِئَلاَّ يَنْقَطِعَ بِهِمَا نَسْلُ رَسُولِ اللهِ
    Türkçe: Onlarla nesil kesilmesin diye.
  • قَالَ - Dedi (rivayet dışı, şerhte)
    Kökü: ق و ل
    Cümle: قال السيد الشريف: هذا من أعلى الكلام
    Türkçe: Seyyid Şerif dedi ki: Bu en yüksek kelamdandır.
  • تَسَرَّعَ - Acele etti, hızlandı
    Kökü: س ر ع - (sebep kısmında)
    Cümle: رأى الحسن يتسرع إلى الحرب
    Türkçe: Hasan'ın harbe acele ettiğini gördü.
  • خَطَبَ - Hutbe verdi
    Kökü: خ ط ب
    Cümle: خطبها في بعض أيام صفين
    Türkçe: Sıffin günlerinden birinde hutbe verdi.
  • رَأَى - Gördü
    Kökü: ر أ ي
    Cümle: رأى الحسن يتسرع
    Türkçe: Hasan'ı acele ederken gördü.

3. Arapça Edat Örnekleri (6 Adet - Harf-i Cer Hariç)

  • هذَا - Bu - İsmi işaret
    Türü: İşaret edatı
    Cümle: هذَا الْغُلاَمَ
    Türkçe: Bu genç.
  • لاَ - Olumsuzluk - -ma
    Türü: Nefy edatı
    Cümle: لاَ يَهُدَّنِي
    Türkçe: Beni yıkmasın.
  • فَإِنَّ - Çünkü, şüphesiz
    Türü: Ta'lil ve te'kid
    Cümle: فَإِنَّنِي أَنْفَسُ بِهذَيْنِ
    Türkçe: Çünkü ben bu ikisine kıyamıyorum.
  • يَعْنِي - Yani
    Türü: Tefsir edatı
    Cümle: يَعْنِي الحَسَنَ وَالْحُسَيْنَ
    Türkçe: Yani Hasan ve Hüseyin'i kastediyorum.
  • لِئَلاَّ - Ta ki ...mesin diye
    Türü: Gaye ve nefy birleşimi (li + en + la)
    Cümle: لِئَلاَّ يَنْقَطِعَ نَسْلُ رَسُولِ اللهِ
    Türkçe: Resulullah'ın nesli kesilmesin diye.
  • أَنْ - ...mesi
    Türü: Mastariye edatı (gizli)
    Cümle: أَنْفَسُ عَلَى الْمَوْتِ içinde gizli mastar
    Türkçe: Ölüme karşı kıskanma - cimrilik.

Nehcül Belaga Hutbe 207 - Paragraf Anlama ve Kelime Testi (10 Soru)

Hutbe 207 Anlama Testi - امْلِكُوا عَنِّي

نهج البلاغة لامامنا علي عليه السلام
www.muhammediyye.org
Hadislerle Arapça

Nehcül Belağa | الخطبة ٢٠٨ - أَيُّهَا النَّاسُ إِنَّهُ لَمْ يَزَلْ

Okuma Parçası - Metin

Kaynak: alseraj.net/nahj_al-balagha/الخطبة-٢٠٨/ - الخطبة الثامنة بعد المائتين قالها في صفين عندما عظم الأمر
أَيُّهَا النَّاسُ، إِنَّهُ لَمْ يَزَلْ أَمْري مَعَكُمْ عَلَى مَا أُحِبُّ، حَتَّى نَهَكَتْكُمُ الْحَرْبُ، وَقَدْ، وَاللهِ أَخَذَتْ مِنْكُمْ وَتَرَكَتْ، وَهِيَ لِعَدُوِّكُمْ أَنْهَكُ. لَقَدْ كُنْتُ أَمْسِ أَمِيراً، فَأَصْبَحْتُ الْيَوْمَ مَأْمُوراً! وَكُنْتُ أَمْسِ نَاهِياً، فَأَصْبَحْتُ الْيَوْمَ مَنْهِيّاً! وَقَدْ أَحْبَبْتُمُ الْبَقَاءَ، وَلَيْسَ لِي أَنْ أَحْمِلَكُمْ عَلَى مَا تَكْرَهُونَ!
Türkçe Çevirisi:
Ey insanlar! Benim sizinle olan işim, sevdiğim üzere devam edip durdu, ta ki harp sizi bitkin düşürünceye kadar. Andolsun, o sizden aldı ve bıraktı, düşmanınız için ise daha da bitkin düşürücüdür. Andolsun dün emir idim, bugün ise memur oldum! Dün nehyeden idim, bugün ise nehyolunan oldum! Siz bekayı, kalmayı sevdiniz, benim ise sizi kerih gördüğünüz şeye zorlamaya hakkım yoktur!

Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri - خذ نفس المتن كلها تحت الموضوع

1. Arapça İsim Örnekleri (8 Adet)

  • النَّاسُ - İnsanlar
    Anlamı: halk
    Cümle: أَيُّهَا النَّاسُ
    Türkçe: Ey insanlar!
  • أَمْري - İşim, emrim
    Anlamı: durumum
    Cümle: إِنَّهُ لَمْ يَزَلْ أَمْري مَعَكُمْ
    Türkçe: Sizinle olan işim devam edip durdu.
  • الْحَرْبُ - Savaş, harp
    Anlamı: cenk
    Cümle: حَتَّى نَهَكَتْكُمُ الْحَرْبُ
    Türkçe: Harp sizi bitkin düşürünceye kadar.
  • عَدُوِّكُمْ - Düşmanınız
    Anlamı: hasmınız
    Cümle: وَهِيَ لِعَدُوِّكُمْ أَنْهَكُ
    Türkçe: Düşmanınız için daha da bitkin düşürücüdür.
  • أَمِيراً - مَأْمُوراً - Emir - Memur
    Anlamı: emreden ve emir alan
    Cümle: لَقَدْ كُنْتُ أَمْسِ أَمِيراً فَأَصْبَحْتُ الْيَوْمَ مَأْمُوراً
    Türkçe: Dün emir idim bugün memur oldum.
  • نَاهِياً - مَنْهِيّاً - Nehyeden - Nehyolunan
    Anlamı: yasaklayan ve yasaklanan
    Cümle: وَكُنْتُ أَمْسِ نَاهِياً فَأَصْبَحْتُ الْيَوْمَ مَنْهِيّاً
    Türkçe: Dün nehyeden idim bugün nehyolunan oldum.
  • الْبَقَاءَ - Bekâ, kalma
    Anlamı: yaşama, kalıcılık
    Cümle: وَقَدْ أَحْبَبْتُمُ الْبَقَاءَ
    Türkçe: Bekayı, kalmayı sevdiniz.
  • أَمْسِ - الْيَوْمَ - Dün - Bugün
    Anlamı: iki zaman
    Cümle: كُنْتُ أَمْسِ أَمِيراً فَأَصْبَحْتُ الْيَوْمَ
    Türkçe: Dün emir idim bugün ise.

2. Arapça Fiil Örnekleri (9 Adet)

  • يَزَلْ - Devam etti, zail olmadı
    Kökü: ز و ل - لم يزل
    Cümle: إِنَّهُ لَمْ يَزَلْ أَمْري مَعَكُمْ
    Türkçe: Benim işim sizinle devam edip durdu.
  • أُحِبُّ - Seviyorum
    Kökü: ح ب ب
    Cümle: عَلَى مَا أُحِبُّ
    Türkçe: Sevdiğim üzere.
  • نَهَكَ - Bitkin düşürdü
    Kökü: ن ه ك
    Cümle: حَتَّى نَهَكَتْكُمُ الْحَرْبُ
    Türkçe: Harp sizi bitkin düşürünceye kadar.
  • أَخَذَ - Aldı
    Kökü: أ خ ذ
    Cümle: وَاللهِ أَخَذَتْ مِنْكُمْ
    Türkçe: Sizden aldı.
  • تَرَكَ - Bıraktı
    Kökü: ت ر ك
    Cümle: أَخَذَتْ مِنْكُمْ وَتَرَكَتْ
    Türkçe: Sizden aldı ve bıraktı.
  • كَانَ - كُنْتُ - İdi
    Kökü: ك و ن
    Cümle: لَقَدْ كُنْتُ أَمْسِ أَمِيراً
    Türkçe: Dün emir idim.
  • أَصْبَحَ - Sabahladı, oldu
    Kökü: ص ب ح
    Cümle: فَأَصْبَحْتُ الْيَوْمَ مَأْمُوراً
    Türkçe: Bugün memur oldum.
  • أَحَبَّ - Sevdi
    Kökü: ح ب ب
    Cümle: وَقَدْ أَحْبَبْتُمُ الْبَقَاءَ
    Türkçe: Bekayı sevdiniz.
  • أَحْمِلُ - تَكْرَهُونَ - Zorlamak - Kerih görmek
    Kökü: ح م ل - ك ر ه
    Cümle: أَنْ أَحْمِلَكُمْ عَلَى مَا تَكْرَهُونَ
    Türkçe: Sizi kerih gördüğünüz şeye zorlamam.

3. Arapça Edat Örnekleri (6 Adet - Harf-i Cer Hariç)

  • أَيُّهَا - Ey! - Nida
    Türü: Nida edatı
    Cümle: أَيُّهَا النَّاسُ
    Türkçe: Ey insanlar!
  • إِنَّ - Şüphesiz
    Türü: Te'kid edatı
    Cümle: إِنَّهُ لَمْ يَزَلْ أَمْري
    Türkçe: Şüphesiz işim devam edip durdu.
  • لَمْ - -medi (nefy)
    Türü: Cezm ve nefy edatı
    Cümle: لَمْ يَزَلْ أَمْري
    Türkçe: İşim zail olmadı, devam etti.
  • حَتَّى - Ta ki, -ıncaya kadar
    Türü: Gaye edatı
    Cümle: حَتَّى نَهَكَتْكُمُ الْحَرْبُ
    Türkçe: Harp sizi bitkin düşürünceye kadar.
  • قَدْ - Muhakkak
    Türü: Tahkik edatı
    Cümle: وَقَدْ أَخَذَتْ مِنْكُمْ
    Türkçe: Muhakkak sizden aldı.
  • لَقَدْ - لَيْسَ - Andolsun - Değil
    Türü: Te'kid ve nefy
    Cümle: لَقَدْ كُنْتُ أَمْسِ - وَلَيْسَ لِي أَنْ أَحْمِلَكُمْ
    Türkçe: Andolsun dün idim, benim için yoktur ki sizi zorlayayım.

Nehcül Belaga Hutbe 208 - Paragraf Anlama ve Kelime Testi (10 Soru)

Hutbe 208 Anlama Testi - أَيُّهَا النَّاسُ

نهج البلاغة لامامنا علي عليه السلام
www.muhammediyye.org
Hadislerle Arapça

Nehcül Belağa | الخطبة ٢٠٩ - مَا كُنْتَ تَصْنَعُ بِسِعَةِ هذِهِ الدَّارِ

Okuma Parçası - Metin

Kaynak: alseraj.net/nahj_al-balagha/الخطبة-٢٠٩/ - الخطبة التاسعة بعد المائتين في البصرة عند العلاء بن زياد
مَا كُنْتَ تَصْنَعُ بِسِعَةِ هذِهِ الدارِ فِي الدُّنْيَا، أَنْتَ إِلَيْهَا فِي الاْخِرَةِ كُنْتَ أَحْوَجَ؟ وَبَلَى إِنْ شِئْتَ بَلَغْتَ بِهَا الاْخِرَةَ، تَقْرِي فِيهَا الضَّيْفَ، وَتَصِلُ فِيهَا الرَّحِمَ، وَتُطْلِعُ مِنْهَا الْحُقُوقَ مَطَالِعَهَا، فَإذَا أَنْتَ قَدْ بَلَغْتَ بِهَا الاْخِرَةَ.

فَقَالَ لَهُ الْعَلاَءُ: يَا أَمِيرَالْمُؤْمِنِينَ، أَشْكُو إِلَيْكَ أَخِي عَاصِمَ بْنَ زِيَاد. قَالَ: وَمَا لَهُ؟ قَالَ: لَبِسَ الْعَبَاءَةَ وَتَخَلَّى مِنَ الدُّنْيَا. قَالَ: عَلَيَّ بِهِ. فَلَمَّا جَاءَ قَالَ:

يَا عُدَىَّ نَفْسِهِ! لَقَدِ اسْتَهَامَ بِكَ الْخَبِيثُ! أَمَا رَحِمْتَ أَهْلَكَ وَوَلَدَكَ! أَتَرَى اللهَ أَحَلَّ لَكَ الطَّيِّبَاتِ، وَهُوَ يَكْرَهُ أَنْ تَأْخُذَهَا! أَنْتَ أَهْوَنُ عَلَى اللهِ مِنْ ذلِكَ!

قَالَ: يَا أَمِيرَالْمُؤْمِنِينَ، هذَا أَنْتَ فِي خُشُونَةِ مَلْبَسِكَ وَجُشُوبَةِ مَأْكَلِكَ! قَالَ: وَيْحَكَ، إِنِّي لَسْتُ كَأَنْتَ، إِنَّ اللهَ تَعَالَى فَرَضَ عَلَى أَئِمَّةِ الْعَدْلِ أَنْ يُقَدِّرُوا أَنْفُسَهُمْ بِضَعَفَةِ النَّاسِ، كَيْلاَ يَتَبَيَّغَ بِالْفَقِيرِ فَقْرُهُ!
Türkçe Çevirisi:
Bu geniş evi dünyada ne yapacaksın, halbuki sen ona ahirette daha çok muhtaçtın? Evet, eğer istersen onunla ahirete de ulaşırsın: Onda misafiri ağırlarsın, onda akrabayı gözetirsin ve ondan hakları çıktığı yerlere çıkarırsın, böylece onunla ahirete ulaşmış olursun.

Ala dedi ki: Ya Emir-el Müminin, sana kardeşim Asım bin Ziyad'ı şikayet ediyorum. Dedi: Ona ne oldu? Dedi: Aba giydi ve dünyadan el çekti. Dedi: Onu bana getirin. Gelince dedi ki:
Ey kendi nefsinin düşmanı! Habis şeytan seni saptırmış! Ailene ve çocuğuna acımadın mı! Allah'ın sana temiz şeyleri helal kıldığını ve onları almanı kerih görmediğini mi sanıyorsun! Sen Allah katında bundan daha değersizsin!

Asım dedi: Ya Emir-el Müminin, bu sen ise, elbisenin kabalığı ve yiyeceğinin kuruluğu içinde! Dedi: Yazık sana, ben senin gibi değilim. Allah Teala adalet imamlarına, kendilerini zayıf insanların seviyesinde takdir etmelerini farz kıldı ki, fakirin fakirliği ona taşmasın, azmasın!

Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri - خذ نفس المتن كلها تحت الموضوع

1. Arapça İsim Örnekleri (8 Adet)

  • سِعَةِ - Genişlik
    Anlamı: vüs'at
    Cümle: مَا كُنْتَ تَصْنَعُ بِسِعَةِ هذِهِ الدَّارِ
    Türkçe: Bu evin genişliği ile ne yapacaksın?
  • الدُّنْيَا وَالْآخِرَةِ - Dünya ve ahiret
    Anlamı: iki alem
    Cümle: فِي الدُّنْيَا أَنْتَ إِلَيْهَا فِي الْآخِرَةِ كُنْتَ أَحْوَجَ
    Türkçe: Dünyada, ahirette ona daha muhtaçtın.
  • الضَّيْفَ - Misafir
    Anlamı: konuk
    Cümle: تَقْرِي فِيهَا الضَّيْفَ
    Türkçe: Onda misafiri ağırlarsın.
  • الرَّحِمَ - Akrabalık, rahim
    Anlamı: sıla
    Cümle: وَتَصِلُ فِيهَا الرَّحِمَ
    Türkçe: Onda akrabayı gözetirsin.
  • الْحُقُوقَ - Haklar
    Anlamı: hukuk, haklar
    Cümle: وَتُطْلِعُ مِنْهَا الْحُقُوقَ مَطَالِعَهَا
    Türkçe: Hakları çıktığı yerlere çıkarırsın.
  • عُدَىَّ نَفْسِهِ - Kendi nefsinin düşmanı
    Anlamı: nefse düşman olan
    Cümle: يَا عُدَىَّ نَفْسِهِ
    Türkçe: Ey kendi nefsinin düşmanı!
  • الطَّيِّبَاتِ - Temiz, güzel şeyler
    Anlamı: helal tayyibat
    Cümle: أَتَرَى اللهَ أَحَلَّ لَكَ الطَّيِّبَاتِ
    Türkçe: Allah'ın sana temiz şeyleri helal kıldığını mı sanıyorsun?
  • أَئِمَّةِ الْعَدْلِ - Adalet imamları
    Anlamı: adil önderler
    Cümle: فَرَضَ عَلَى أَئِمَّةِ الْعَدْلِ
    Türkçe: Adalet imamlarına farz kıldı.

2. Arapça Fiil Örnekleri (9 Adet)

  • تَصْنَعُ - Yapıyorsun
    Kökü: ص ن ع
    Cümle: مَا كُنْتَ تَصْنَعُ بِسِعَةِ هذِهِ الدَّارِ
    Türkçe: Bu evin genişliği ile ne yapıyorsun?
  • بَلَغَ - بَلَغْتَ - Ulaştı
    Kökü: ب ل غ
    Cümle: إِنْ شِئْتَ بَلَغْتَ بِهَا الْآخِرَةَ
    Türkçe: İstersen onunla ahirete ulaşırsın.
  • تَقْرِي - Ağırlıyorsun, ikram ediyorsun
    Kökü: ق ر ي
    Cümle: تَقْرِي فِيهَا الضَّيْفَ
    Türkçe: Onda misafiri ağırlarsın.
  • تَصِلُ - Sıla ediyorsun, gözetiyorsun
    Kökü: و ص ل
    Cümle: وَتَصِلُ فِيهَا الرَّحِمَ
    Türkçe: Akrabayı gözetirsin.
  • اسْتَهَامَ - Saptırdı, peşinden sürükledi
    Kökü: ه ي م
    Cümle: لَقَدِ اسْتَهَامَ بِكَ الْخَبِيثُ
    Türkçe: Habis şeytan seni saptırmış.
  • رَحِمَ - رَحِمْتَ - Acıdı, merhamet etti
    Kökü: ر ح م
    Cümle: أَمَا رَحِمْتَ أَهْلَكَ وَوَلَدَكَ
    Türkçe: Ailene ve çocuğuna acımadın mı?
  • أَحَلَّ - Helal kıldı
    Kökü: ح ل ل
    Cümle: أَتَرَى اللهَ أَحَلَّ لَكَ الطَّيِّبَاتِ
    Türkçe: Allah'ın sana temiz şeyleri helal kıldığını mı sanıyorsun?
  • فَرَضَ - Farz kıldı
    Kökü: ف ر ض
    Cümle: إِنَّ اللهَ فَرَضَ عَلَى أَئِمَّةِ الْعَدْلِ
    Türkçe: Allah adalet imamlarına farz kıldı.
  • يَتَبَيَّغَ - Taşmak, azmak, kabarmak
    Kökü: ب غ ي
    Cümle: كَيْلاَ يَتَبَيَّغَ بِالْفَقِيرِ فَقْرُهُ
    Türkçe: Fakirin fakirliği taşmasın, azmasın diye.

3. Arapça Edat Örnekleri (6 Adet - Harf-i Cer Hariç)

  • مَا - Soru edatı - Ne?
    Türü: İstifham
    Cümle: مَا كُنْتَ تَصْنَعُ
    Türkçe: Ne yapıyorsun, ne yapacaktın?
  • بَلَى - Evet, aksine
    Türü: Tasdik edatı
    Cümle: وَبَلَى إِنْ شِئْتَ بَلَغْتَ بِهَا
    Türkçe: Evet, istersen onunla ahirete ulaşırsın.
  • إِنْ - Eğer, şayet
    Türü: Şart edatı
    Cümle: إِنْ شِئْتَ بَلَغْتَ بِهَا الْآخِرَةَ
    Türkçe: Eğer istersen onunla ahirete ulaşırsın.
  • قَدْ - Muhakkak
    Türü: Tahkik edatı
    Cümle: فَإِذَا أَنْتَ قَدْ بَلَغْتَ بِهَا الْآخِرَةَ
    Türkçe: Böylece onunla ahirete ulaşmış olursun.
  • يَا - Ey! - Nida
    Türü: Nida edatı
    Cümle: يَا عُدَىَّ نَفْسِهِ
    Türkçe: Ey kendi nefsinin düşmanı!
  • لَقَدْ - Muhakkak, andolsun
    Türü: Te'kid edatı (lam + kad)
    Cümle: لَقَدِ اسْتَهَامَ بِكَ الْخَبِيثُ
    Türkçe: Andolsun habis seni saptırmış.

Nehcül Belaga Hutbe 209 - Paragraf Anlama ve Kelime Testi (10 Soru)

Hutbe 209 Anlama Testi - مَا كُنْتَ تَصْنَعُ
Kaynak: alseraj.net/nahj_al-balagha/الخطبة-٢٠٩/ | www.muhammediyye.org | İlk 5 kelime header: مَا كُنْتَ تَصْنَعُ بِسِعَةِ

S.Muhammed Kayaalp (el-Haşimi) Ks

الاامام سيد محمد هاشمي الموسوي

Arapça Dersleri-İslami Sohbetler-Tevhid-Tefsir-Hadis-Fıkıh-Fetvalar-İrşadlar

Arapça Metinler-نهج البلاغة-Nehcül Belağa-Hutbe-204-209.Hutbeler Rating: 4.5 Diposkan Oleh: ☝الاامام سيد محمد هاشمي الموسوي☝المحمدية☝

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.