- Nehc1
- Nehc2
- Nehc3
- Nehc4
- Nehc5
- Nehc6
- Nehc
- ☝📖المحمدية📖☝
Nehcül Belağa | الخطبة ٢٠٤ - تَجَهَّزُوا رَحِمَكُمُ اللهُ فَقَدْ نُودِيَ
Okuma Parçası - Metin
Hazırlanın, Allah size merhamet etsin! İçinizde göç çağrısı yapıldı. Dünyaya uğrayıp durmayı azaltın ve yanınızda bulunan salih azıkla dönün. Çünkü önünüzde sarp bir yokuş, korkunç ve ürkütücü menziller var; oraya varmak ve orada durmak kaçınılmazdır. Bilin ki ölümün bakışları size doğru yakındır, sanki pençeleri size geçmiş gibi. Öyleyse dünyanın bağlarını kesin ve takva azığına sarılın!
Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri - خذ نفس المتن كلها تحت الموضوع
1. İsim (8)
- الرَّحِيلِ - Göç
Cümle: نُودِيَ فِيكُمْ بِالرَّحِيلِ - الدُّنْيَا - Dünya
Cümle: الْعُرْجَةَ عَلَى الدُّنْيَا - الزَّادِ - Azık
Cümle: مِنَ الزَّادِ - عَقَبَةً كَؤُوداً - Sarp yokuş
Cümle: أَمَامَكُمْ عَقَبَةً كَؤُوداً - مَنَازِلَ - Menziller
Cümle: مَنَازِلَ مَخُوفَةً - الْمَنِيَّةِ - Ölüm
Cümle: مَلاَحِظَ الْمَنِيَّةِ - مَخَالِبِهَا - Pençeleri
Cümle: بِمَخَالِبِهَا نَشِبَتْ - زَادِ التَّقْوَى - Takva azığı
Cümle: بِزَادِ التَّقْوَى
2. Fiil (9)
- تَجَهَّزُوا - Hazırlanın
Cümle: تَجَهَّزُوا رَحِمَكُمُ اللهُ - نُودِيَ - Nida edildi
Cümle: نُودِيَ فِيكُمْ بِالرَّحِيلِ - أَقِلُّوا - Azaltın
Cümle: أَقِلُّوا الْعُرْجَةَ - انْقَلِبُوا - Dönün
Cümle: وَانْقَلِبُوا بِصَالِحِ الزَّادِ - اعْلَمُوا - Bilin
Cümle: وَاعْلَمُوا أَنَّ مَلاَحِظَ - نَشِبَتْ - Saplandı
Cümle: نَشِبَتْ فِيكُمْ - دَهَمَتْ - Ansızın bastı
Cümle: دَهَمَتْكُمْ مُفْظِعَاتُ - قَطِّعُوا - Kesin
Cümle: فَقَطِّعُوا عَلاَئِقَ - اسْتَظْهِرُوا - Güç alın
Cümle: وَاسْتَظْهِرُوا بِزَادِ التَّقْوَى
3. Edat (6) - harf-i cer hariç
- قَدْ - Muhakkak
Cümle: فَقَدْ نُودِيَ - فَإِنَّ - Çünkü
Cümle: فإنَّ أَمَامَكُمْ - لاَبُدَّ - Kaçınılmaz
Cümle: لاَبُدَّ مِنَ الْوُرُودِ - أَنَّ - Şüphesiz ki
Cümle: أَنَّ مَلاَحِظَ الْمَنِيَّةِ - كَأَنَّ - Sanki
Cümle: كَأَنَّكُمْ بِمَخَالِبِهَا - قَدْ - Tahkik
Cümle: وَقَدْ دَهَمَتْكُمْ
Test (10 Soru) - Hutbe 204
Nehcül Belağa | الخطبة ٢٠٥ - لَقَدْ نَقَمْتُما يَسِيراً وَأَرْجَأْتُمَا
Okuma Parçası - Metin
رَحِمَ اللهُ رَجُلاً رَأَى حَقّاً فَأَعَانَ عَلَيْهِ، أَوْ رَأَى جَوْراً فَرَدَّهُ.
Az bir şeyi kınadınız, çok şeyi ertelediniz! Bana haber verin, hangi hak ki onda sizin hakkınız vardı da sizi ondan defettim? Ve hangi taksim ki onda size karşı bencillik ettim? Yoksa Müslümanlardan birinin bana getirdiği hangi hakkı ki onda zayıf kaldım, yahut onu cahil kaldım, yahut yolunu şaşırdım?! Vallahi hilafette rağbetim yoktu, vilayette de isteğim yoktu. Fakat siz beni ona davet ettiniz ve yüklediniz. Bana intikal edince Allah'ın kitabına baktım, onunla hükmetmemizi emrettiğine tabi oldum ve Nebi'nin sünnetine iktida ettim.
Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri - خذ نفس المتن كلها تحت الموضوع
1. İsim (8)
- حَقٌّ - Hak
Cümle: أَيُّ شَيْء لَكُمَا فِيهِ حَقٌّ
Türkçe: İçinde hakkınız olan hangi şey? - قَسْم - Taksim
Cümle: أَيُّ قَسْم اسْتَأْثَرْتُ
Türkçe: Hangi taksimde bencillik ettim? - الْمُسْلِمِينَ - Müslümanlar
Cümle: أَحَدٌ مِنَ الْمُسْلِمِينَ - الْخِلاَفَةِ - Hilafet
Cümle: مَا كَانَتْ لِي فِي الْخِلاَفَةِ رَغْبَةٌ - الْوِلاَيَةِ - Vilayet
Cümle: وَلاَ فِي الْوِلاَيَةِ إِرْبَةٌ - كِتَابِ اللهِ - Allah'ın kitabı
Cümle: نَظَرْتُ إِلَى كِتَابِ اللهِ - رَأْيِكُمَا - Sizin görüşünüz
Cümle: فَلَمْ أَحْتَجْ إِلَى رَأْيِكُمَا - جَوْراً - Zulüm
Cümle: أَوْ رَأَى جَوْراً فَرَدَّهُ
2. Fiil (9)
- نَقَمَ - Kınadı
Cümle: لَقَدْ نَقَمْتُما يَسِيراً - أَرْجَأَ - Erteledi
Cümle: وَأَرْجَأْتُمَا كَثِيراً - دَفَعَ - Defetti
Cümle: دَفَعْتُكُمَا عَنْهُ - اسْتَأْثَرَ - Bencillik etti
Cümle: اسْتَأْثَرْتُ عَلَيْكُمَا - ضَعُفَ - Zayıf kaldı
Cümle: ضَعُفْتُ عَنْهُ - دَعَا - Davet etti
Cümle: دَعَوْتُمُونِي إِلَيْهَا - نَظَرَ - Baktı
Cümle: نَظَرْتُ إِلَى كِتَابِ اللهِ - اتَّبَعَ - Tabi oldu
Cümle: فَاتَّبَعْتُهُ - رَأَى - Gördü
Cümle: رَأَى حَقّاً فَأَعَانَ
3. Edat (6) - harf-i cer hariç
- لَقَدْ - Andolsun
Cümle: لَقَدْ نَقَمْتُما - أَلاَ - Haber verin ya
Cümle: أَلاَ تُخْبِرَانِي - أَيُّ - Hangi
Cümle: أَيُّ شَيْء - أَمْ - Yoksa
Cümle: أَمْ أَيُّ حَقّ - وَاللهِ - Vallahi
Cümle: وَاللهِ مَا كَانَتْ - مَا - Nefy
Cümle: مَا كَانَتْ لِي رَغْبَةٌ
Test (10 Soru) - Hutbe 205
Nehcül Belağa | الخطبة ٢٠٦ - إِنِّي أَكْرَهُ لَكُمْ أَنْ تَكُونُوا
Okuma Parçası - Metin
Ben sizin sövüp sayan kimseler olmanızı kerih görüyorum, çirkin buluyorum. Fakat siz onların amellerini vasfetseydiniz, hallerini zikretseydiniz, bu sözde daha isabetli ve mazerette daha beliğ olurdu. Onlara sövmeniz yerine şöyle deseydiniz: Allah'ım! Bizim kanlarımızı ve onların kanlarını koru, bizimle onların arasını ıslah et, onları dalaletlerinden hidayet et, ta ki hakkı cahil olan bilsin ve azgınlık ve düşmanlığa düşkün olan ondan vazgeçsin!
Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri - خذ نفس المتن كلها تحت الموضوع
1. Arapça İsim Örnekleri (8 Adet)
-
سَبَّابِينَ - Çok sövenler
Anlamı: sebbab, sövücü
Cümle: أَنْ تَكُونُوا سَبَّابِينَ
Türkçe: Sövüp sayan kimseler olmanız. -
أَعْمَالَهُمْ - Onların amelleri
Anlamı: işleri, fiilleri
Cümle: لَوْ وَصَفْتُمْ أَعْمَالَهُمْ
Türkçe: Amellerini vasfetseydiniz. -
حَالَهُمْ - Onların hali, durumu
Anlamı: durumları
Cümle: وَذَكَرْتُمْ حَالَهُمْ
Türkçe: Hallerini zikretseydiniz. -
الْقَوْلِ وَالْعُذْرِ - Söz ve mazeret
Anlamı: kavil ve özür
Cümle: كَانَ أَصْوَبَ فِي الْقَوْلِ وَأَبْلَغَ فِي الْعُذْرِ
Türkçe: Sözde daha isabetli ve mazerette daha beliğ olurdu. -
دِمَاءَنَا وَدِمَاءَهُمْ - Bizim kanlarımız ve onların kanları
Anlamı: kanlar
Cümle: اللَّهُمَّ احْقِنْ دِمَاءَنَا وَدِمَاءَهُمْ
Türkçe: Bizim ve onların kanlarını koru. -
ذَاتَ بَيْنِنَا - Aramızdaki bağ, aramız
Anlamı: beyn, ilişki
Cümle: وَأَصْلِحْ ذَاتَ بَيْنِنَا وَبَيْنِهِمْ
Türkçe: Bizimle onların arasını ıslah et. -
ضَلاَلَتِهِمْ - Onların dalaleti, sapkınlığı
Anlamı: sapıklık
Cümle: وَاهْدِهِمْ مِنْ ضَلاَلَتِهِمْ
Türkçe: Onları dalaletlerinden hidayet et. -
الْغَيِّ وَالْعُدْوَانِ - Azgınlık ve düşmanlık
Anlamı: ğayy ve udvan
Cümle: وَيَرْعَوِيَ عَنِ الْغَيِّ وَالْعُدْوَانِ
Türkçe: Azgınlık ve düşmanlıktan vazgeçsin.
2. Arapça Fiil Örnekleri (9 Adet)
-
أَكْرَهُ - Kerih görüyorum, çirkin buluyorum
Kökü: ك ر ه
Cümle: إِنِّي أَكْرَهُ لَكُمْ
Türkçe: Sizin için kerih görüyorum. -
تَكُونُوا - Olmanız
Kökü: ك و ن
Cümle: أَنْ تَكُونُوا سَبَّابِينَ
Türkçe: Sövücü kimseler olmanız. -
وَصَفْتُمْ - Vasfettiniz, anlattınız
Kökü: و ص ف
Cümle: لَوْ وَصَفْتُمْ أَعْمَالَهُمْ
Türkçe: Amellerini vasfetseydiniz. -
ذَكَرْتُمْ - Zikrettiniz, andınız
Kökü: ذ ك ر
Cümle: وَذَكَرْتُمْ حَالَهُمْ
Türkçe: Hallerini zikretseydiniz. -
احْقِنْ - Koru, muhafaza et, akıtma
Kökü: ح ق ن - emir
Cümle: اللَّهُمَّ احْقِنْ دِمَاءَنَا
Türkçe: Allah'ım kanlarımızı koru. -
أَصْلِحْ - Islah et, düzelt
Kökü: ص ل ح - emir
Cümle: وَأَصْلِحْ ذَاتَ بَيْنِنَا
Türkçe: Aramızı ıslah et. -
اهْدِ - Hidayet et
Kökü: ه د ي - emir
Cümle: وَاهْدِهِمْ مِنْ ضَلاَلَتِهِمْ
Türkçe: Onları dalaletlerinden hidayete erdir. -
يَعْرِفَ - Bilsin, tanısın
Kökü: ع ر ف
Cümle: حَتَّى يَعْرِفَ الْحَقَّ مَنْ جَهِلَهُ
Türkçe: Hakkı cahil olan bilsin diye. -
يَرْعَوِيَ - لَهِجَ - Vazgeçmek - Düşkün olmak
Kökü: ر ع و - ل ه ج
Cümle: وَيَرْعَوِيَ عَنِ الْغَيِّ مَنْ لَهِجَ بِهِ
Türkçe: Azgınlığa düşkün olan vazgeçsin.
3. Arapça Edat Örnekleri (6 Adet - Harf-i Cer Hariç)
-
إِنِّي - Şüphesiz ben
Türü: Te'kid + mütekellim zamiri
Cümle: إِنِّي أَكْرَهُ لَكُمْ
Türkçe: Ben sizin için kerih görüyorum. -
أَنْ - -ması, -mesi
Türü: Mastariye edatı
Cümle: أَنْ تَكُونُوا سَبَّابِينَ
Türkçe: Sövücü olmanızı. -
لَوْ - Eğer, şayet (temenni)
Türü: Şart edatı
Cümle: لَوْ وَصَفْتُمْ أَعْمَالَهُمْ
Türkçe: Eğer amellerini vasfetseydiniz. -
وَلكِنَّ - Fakat, lakin
Türü: İstirak edatı
Cümle: وَلكِنَّكُمْ لَوْ وَصَفْتُمْ
Türkçe: Fakat siz vasfetseydiniz. -
مَكَانَ - Yerine
Türü: Zarf, bedel edatı
Cümle: مَكَانَ سَبِّكُمْ إِيَّاهُمْ
Türkçe: Onlara sövmeniz yerine. -
حَتَّى - Ta ki, için
Türü: Gaye edatı
Cümle: حَتَّى يَعْرِفَ الْحَقَّ مَنْ جَهِلَهُ
Türkçe: Ta ki hakkı cahil olan bilsin.
Nehcül Belaga Hutbe 206 - Paragraf Anlama ve Kelime Testi (10 Soru)
Nehcül Belağa | الخطبة ٢٠٧ - امْلِكُوا عَنِّي هذَا الْغُلاَمَ لاَ يَهُدَّنِي
Okuma Parçası - Metin
Şu genci benden uzak tutun, beni yıkmasın! Çünkü ben bu ikisine — yani Hasan ve Hüseyin'e (a.s) — ölüme karşı kıyamıyorum, cimrilik ediyorum; ta ki onlarla Resulullah'ın (s.a.a) nesli kesilmesin!
Şerh: Şerif Razi dedi ki: «املكوا عني هذا الغلام» sözü, en yüksek ve en fasiḥ kelamlardandır.
Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri - خذ نفس المتن كلها تحت الموضوع
1. Arapça İsim Örnekleri (8 Adet)
-
الْغُلاَمَ - Genç, çocuk
Anlamı: delikanlı
Cümle: امْلِكُوا عَنِّي هذَا الْغُلاَمَ
Türkçe: Şu genci benden tutun, uzaklaştırın. -
الْحَسَنَ - Hasan (a.s)
Anlamı: İmam Hasan
Cümle: يَعْنِي الحَسَنَ وَالْحُسَيْنَ
Türkçe: Yani Hasan ve Hüseyin'i. -
الْحُسَيْنَ - Hüseyin (a.s)
Anlamı: İmam Hüseyin
Cümle: الحَسَنَ وَالْحُسَيْنَ
Türkçe: Hasan ve Hüseyin. -
الْمَوْتِ - Ölüm
Anlamı: vefat
Cümle: أَنْفَسُ بِهذَيْنِ عَلَى الْمَوْتِ
Türkçe: Bu ikisini ölüme karşı kıskanıyorum. -
نَسْلُ - Nesil, soy
Anlamı: zürriyet
Cümle: لِئَلاَّ يَنْقَطِعَ بِهِمَا نَسْلُ رَسُولِ اللهِ
Türkçe: Onlarla Resulullah'ın nesli kesilmesin diye. -
رَسُولِ اللهِ - Allah'ın Resulü
Anlamı: Peygamber
Cümle: نَسْلُ رَسُولِ اللهِ
Türkçe: Resulullah'ın nesli. -
هذَا - Bu
Anlamı: şu, bu - ismi işaret
Cümle: هذَا الْغُلاَمَ
Türkçe: Bu genç. -
بِهذَيْنِ - Bu ikisi ile
Anlamı: ikil işaret
Cümle: أَنْفَسُ بِهذَيْنِ
Türkçe: Bu ikisine karşı cimri davranıyorum.
2. Arapça Fiil Örnekleri (9 Adet)
-
امْلِكُوا - Tutun, zapt edin
Kökü: م ل ك - emir
Cümle: امْلِكُوا عَنِّي هذَا الْغُلاَمَ
Türkçe: Şu genci benden uzak tutun. -
يَهُدَّنِي - Beni yıkmak, beni helak etmek
Kökü: ه د د
Cümle: لاَ يَهُدَّنِي
Türkçe: Beni yıkmasın, beni mahvetmesin. -
أَنْفَسُ - Cimri davranıyorum, kıskanıyorum
Kökü: ن ف س
Cümle: فَإِنَّنِي أَنْفَسُ بِهذَيْنِ عَلَى الْمَوْتِ
Türkçe: Bu ikisini ölüme karşı kıskanıyorum. -
يَعْنِي - Yani, kastediyor
Kökü: ع ن ي
Cümle: يَعْنِي الحَسَنَ وَالْحُسَيْنَ
Türkçe: Yani Hasan ve Hüseyin'i. -
يَنْقَطِعَ - Kesilmek
Kökü: ق ط ع
Cümle: لِئَلاَّ يَنْقَطِعَ بِهِمَا نَسْلُ رَسُولِ اللهِ
Türkçe: Onlarla nesil kesilmesin diye. -
قَالَ - Dedi (rivayet dışı, şerhte)
Kökü: ق و ل
Cümle: قال السيد الشريف: هذا من أعلى الكلام
Türkçe: Seyyid Şerif dedi ki: Bu en yüksek kelamdandır. -
تَسَرَّعَ - Acele etti, hızlandı
Kökü: س ر ع - (sebep kısmında)
Cümle: رأى الحسن يتسرع إلى الحرب
Türkçe: Hasan'ın harbe acele ettiğini gördü. -
خَطَبَ - Hutbe verdi
Kökü: خ ط ب
Cümle: خطبها في بعض أيام صفين
Türkçe: Sıffin günlerinden birinde hutbe verdi. -
رَأَى - Gördü
Kökü: ر أ ي
Cümle: رأى الحسن يتسرع
Türkçe: Hasan'ı acele ederken gördü.
3. Arapça Edat Örnekleri (6 Adet - Harf-i Cer Hariç)
-
هذَا - Bu - İsmi işaret
Türü: İşaret edatı
Cümle: هذَا الْغُلاَمَ
Türkçe: Bu genç. -
لاَ - Olumsuzluk - -ma
Türü: Nefy edatı
Cümle: لاَ يَهُدَّنِي
Türkçe: Beni yıkmasın. -
فَإِنَّ - Çünkü, şüphesiz
Türü: Ta'lil ve te'kid
Cümle: فَإِنَّنِي أَنْفَسُ بِهذَيْنِ
Türkçe: Çünkü ben bu ikisine kıyamıyorum. -
يَعْنِي - Yani
Türü: Tefsir edatı
Cümle: يَعْنِي الحَسَنَ وَالْحُسَيْنَ
Türkçe: Yani Hasan ve Hüseyin'i kastediyorum. -
لِئَلاَّ - Ta ki ...mesin diye
Türü: Gaye ve nefy birleşimi (li + en + la)
Cümle: لِئَلاَّ يَنْقَطِعَ نَسْلُ رَسُولِ اللهِ
Türkçe: Resulullah'ın nesli kesilmesin diye. -
أَنْ - ...mesi
Türü: Mastariye edatı (gizli)
Cümle: أَنْفَسُ عَلَى الْمَوْتِ içinde gizli mastar
Türkçe: Ölüme karşı kıskanma - cimrilik.
Nehcül Belaga Hutbe 207 - Paragraf Anlama ve Kelime Testi (10 Soru)
Nehcül Belağa | الخطبة ٢٠٨ - أَيُّهَا النَّاسُ إِنَّهُ لَمْ يَزَلْ
Okuma Parçası - Metin
Ey insanlar! Benim sizinle olan işim, sevdiğim üzere devam edip durdu, ta ki harp sizi bitkin düşürünceye kadar. Andolsun, o sizden aldı ve bıraktı, düşmanınız için ise daha da bitkin düşürücüdür. Andolsun dün emir idim, bugün ise memur oldum! Dün nehyeden idim, bugün ise nehyolunan oldum! Siz bekayı, kalmayı sevdiniz, benim ise sizi kerih gördüğünüz şeye zorlamaya hakkım yoktur!
Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri - خذ نفس المتن كلها تحت الموضوع
1. Arapça İsim Örnekleri (8 Adet)
-
النَّاسُ - İnsanlar
Anlamı: halk
Cümle: أَيُّهَا النَّاسُ
Türkçe: Ey insanlar! -
أَمْري - İşim, emrim
Anlamı: durumum
Cümle: إِنَّهُ لَمْ يَزَلْ أَمْري مَعَكُمْ
Türkçe: Sizinle olan işim devam edip durdu. -
الْحَرْبُ - Savaş, harp
Anlamı: cenk
Cümle: حَتَّى نَهَكَتْكُمُ الْحَرْبُ
Türkçe: Harp sizi bitkin düşürünceye kadar. -
عَدُوِّكُمْ - Düşmanınız
Anlamı: hasmınız
Cümle: وَهِيَ لِعَدُوِّكُمْ أَنْهَكُ
Türkçe: Düşmanınız için daha da bitkin düşürücüdür. -
أَمِيراً - مَأْمُوراً - Emir - Memur
Anlamı: emreden ve emir alan
Cümle: لَقَدْ كُنْتُ أَمْسِ أَمِيراً فَأَصْبَحْتُ الْيَوْمَ مَأْمُوراً
Türkçe: Dün emir idim bugün memur oldum. -
نَاهِياً - مَنْهِيّاً - Nehyeden - Nehyolunan
Anlamı: yasaklayan ve yasaklanan
Cümle: وَكُنْتُ أَمْسِ نَاهِياً فَأَصْبَحْتُ الْيَوْمَ مَنْهِيّاً
Türkçe: Dün nehyeden idim bugün nehyolunan oldum. -
الْبَقَاءَ - Bekâ, kalma
Anlamı: yaşama, kalıcılık
Cümle: وَقَدْ أَحْبَبْتُمُ الْبَقَاءَ
Türkçe: Bekayı, kalmayı sevdiniz. -
أَمْسِ - الْيَوْمَ - Dün - Bugün
Anlamı: iki zaman
Cümle: كُنْتُ أَمْسِ أَمِيراً فَأَصْبَحْتُ الْيَوْمَ
Türkçe: Dün emir idim bugün ise.
2. Arapça Fiil Örnekleri (9 Adet)
-
يَزَلْ - Devam etti, zail olmadı
Kökü: ز و ل - لم يزل
Cümle: إِنَّهُ لَمْ يَزَلْ أَمْري مَعَكُمْ
Türkçe: Benim işim sizinle devam edip durdu. -
أُحِبُّ - Seviyorum
Kökü: ح ب ب
Cümle: عَلَى مَا أُحِبُّ
Türkçe: Sevdiğim üzere. -
نَهَكَ - Bitkin düşürdü
Kökü: ن ه ك
Cümle: حَتَّى نَهَكَتْكُمُ الْحَرْبُ
Türkçe: Harp sizi bitkin düşürünceye kadar. -
أَخَذَ - Aldı
Kökü: أ خ ذ
Cümle: وَاللهِ أَخَذَتْ مِنْكُمْ
Türkçe: Sizden aldı. -
تَرَكَ - Bıraktı
Kökü: ت ر ك
Cümle: أَخَذَتْ مِنْكُمْ وَتَرَكَتْ
Türkçe: Sizden aldı ve bıraktı. -
كَانَ - كُنْتُ - İdi
Kökü: ك و ن
Cümle: لَقَدْ كُنْتُ أَمْسِ أَمِيراً
Türkçe: Dün emir idim. -
أَصْبَحَ - Sabahladı, oldu
Kökü: ص ب ح
Cümle: فَأَصْبَحْتُ الْيَوْمَ مَأْمُوراً
Türkçe: Bugün memur oldum. -
أَحَبَّ - Sevdi
Kökü: ح ب ب
Cümle: وَقَدْ أَحْبَبْتُمُ الْبَقَاءَ
Türkçe: Bekayı sevdiniz. -
أَحْمِلُ - تَكْرَهُونَ - Zorlamak - Kerih görmek
Kökü: ح م ل - ك ر ه
Cümle: أَنْ أَحْمِلَكُمْ عَلَى مَا تَكْرَهُونَ
Türkçe: Sizi kerih gördüğünüz şeye zorlamam.
3. Arapça Edat Örnekleri (6 Adet - Harf-i Cer Hariç)
-
أَيُّهَا - Ey! - Nida
Türü: Nida edatı
Cümle: أَيُّهَا النَّاسُ
Türkçe: Ey insanlar! -
إِنَّ - Şüphesiz
Türü: Te'kid edatı
Cümle: إِنَّهُ لَمْ يَزَلْ أَمْري
Türkçe: Şüphesiz işim devam edip durdu. -
لَمْ - -medi (nefy)
Türü: Cezm ve nefy edatı
Cümle: لَمْ يَزَلْ أَمْري
Türkçe: İşim zail olmadı, devam etti. -
حَتَّى - Ta ki, -ıncaya kadar
Türü: Gaye edatı
Cümle: حَتَّى نَهَكَتْكُمُ الْحَرْبُ
Türkçe: Harp sizi bitkin düşürünceye kadar. -
قَدْ - Muhakkak
Türü: Tahkik edatı
Cümle: وَقَدْ أَخَذَتْ مِنْكُمْ
Türkçe: Muhakkak sizden aldı. -
لَقَدْ - لَيْسَ - Andolsun - Değil
Türü: Te'kid ve nefy
Cümle: لَقَدْ كُنْتُ أَمْسِ - وَلَيْسَ لِي أَنْ أَحْمِلَكُمْ
Türkçe: Andolsun dün idim, benim için yoktur ki sizi zorlayayım.
Nehcül Belaga Hutbe 208 - Paragraf Anlama ve Kelime Testi (10 Soru)
Nehcül Belağa | الخطبة ٢٠٩ - مَا كُنْتَ تَصْنَعُ بِسِعَةِ هذِهِ الدَّارِ
Okuma Parçası - Metin
فَقَالَ لَهُ الْعَلاَءُ: يَا أَمِيرَالْمُؤْمِنِينَ، أَشْكُو إِلَيْكَ أَخِي عَاصِمَ بْنَ زِيَاد. قَالَ: وَمَا لَهُ؟ قَالَ: لَبِسَ الْعَبَاءَةَ وَتَخَلَّى مِنَ الدُّنْيَا. قَالَ: عَلَيَّ بِهِ. فَلَمَّا جَاءَ قَالَ:
يَا عُدَىَّ نَفْسِهِ! لَقَدِ اسْتَهَامَ بِكَ الْخَبِيثُ! أَمَا رَحِمْتَ أَهْلَكَ وَوَلَدَكَ! أَتَرَى اللهَ أَحَلَّ لَكَ الطَّيِّبَاتِ، وَهُوَ يَكْرَهُ أَنْ تَأْخُذَهَا! أَنْتَ أَهْوَنُ عَلَى اللهِ مِنْ ذلِكَ!
قَالَ: يَا أَمِيرَالْمُؤْمِنِينَ، هذَا أَنْتَ فِي خُشُونَةِ مَلْبَسِكَ وَجُشُوبَةِ مَأْكَلِكَ! قَالَ: وَيْحَكَ، إِنِّي لَسْتُ كَأَنْتَ، إِنَّ اللهَ تَعَالَى فَرَضَ عَلَى أَئِمَّةِ الْعَدْلِ أَنْ يُقَدِّرُوا أَنْفُسَهُمْ بِضَعَفَةِ النَّاسِ، كَيْلاَ يَتَبَيَّغَ بِالْفَقِيرِ فَقْرُهُ!
Bu geniş evi dünyada ne yapacaksın, halbuki sen ona ahirette daha çok muhtaçtın? Evet, eğer istersen onunla ahirete de ulaşırsın: Onda misafiri ağırlarsın, onda akrabayı gözetirsin ve ondan hakları çıktığı yerlere çıkarırsın, böylece onunla ahirete ulaşmış olursun.
Ala dedi ki: Ya Emir-el Müminin, sana kardeşim Asım bin Ziyad'ı şikayet ediyorum. Dedi: Ona ne oldu? Dedi: Aba giydi ve dünyadan el çekti. Dedi: Onu bana getirin. Gelince dedi ki:
Ey kendi nefsinin düşmanı! Habis şeytan seni saptırmış! Ailene ve çocuğuna acımadın mı! Allah'ın sana temiz şeyleri helal kıldığını ve onları almanı kerih görmediğini mi sanıyorsun! Sen Allah katında bundan daha değersizsin!
Asım dedi: Ya Emir-el Müminin, bu sen ise, elbisenin kabalığı ve yiyeceğinin kuruluğu içinde! Dedi: Yazık sana, ben senin gibi değilim. Allah Teala adalet imamlarına, kendilerini zayıf insanların seviyesinde takdir etmelerini farz kıldı ki, fakirin fakirliği ona taşmasın, azmasın!
Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri - خذ نفس المتن كلها تحت الموضوع
1. Arapça İsim Örnekleri (8 Adet)
-
سِعَةِ - Genişlik
Anlamı: vüs'at
Cümle: مَا كُنْتَ تَصْنَعُ بِسِعَةِ هذِهِ الدَّارِ
Türkçe: Bu evin genişliği ile ne yapacaksın? -
الدُّنْيَا وَالْآخِرَةِ - Dünya ve ahiret
Anlamı: iki alem
Cümle: فِي الدُّنْيَا أَنْتَ إِلَيْهَا فِي الْآخِرَةِ كُنْتَ أَحْوَجَ
Türkçe: Dünyada, ahirette ona daha muhtaçtın. -
الضَّيْفَ - Misafir
Anlamı: konuk
Cümle: تَقْرِي فِيهَا الضَّيْفَ
Türkçe: Onda misafiri ağırlarsın. -
الرَّحِمَ - Akrabalık, rahim
Anlamı: sıla
Cümle: وَتَصِلُ فِيهَا الرَّحِمَ
Türkçe: Onda akrabayı gözetirsin. -
الْحُقُوقَ - Haklar
Anlamı: hukuk, haklar
Cümle: وَتُطْلِعُ مِنْهَا الْحُقُوقَ مَطَالِعَهَا
Türkçe: Hakları çıktığı yerlere çıkarırsın. -
عُدَىَّ نَفْسِهِ - Kendi nefsinin düşmanı
Anlamı: nefse düşman olan
Cümle: يَا عُدَىَّ نَفْسِهِ
Türkçe: Ey kendi nefsinin düşmanı! -
الطَّيِّبَاتِ - Temiz, güzel şeyler
Anlamı: helal tayyibat
Cümle: أَتَرَى اللهَ أَحَلَّ لَكَ الطَّيِّبَاتِ
Türkçe: Allah'ın sana temiz şeyleri helal kıldığını mı sanıyorsun? -
أَئِمَّةِ الْعَدْلِ - Adalet imamları
Anlamı: adil önderler
Cümle: فَرَضَ عَلَى أَئِمَّةِ الْعَدْلِ
Türkçe: Adalet imamlarına farz kıldı.
2. Arapça Fiil Örnekleri (9 Adet)
-
تَصْنَعُ - Yapıyorsun
Kökü: ص ن ع
Cümle: مَا كُنْتَ تَصْنَعُ بِسِعَةِ هذِهِ الدَّارِ
Türkçe: Bu evin genişliği ile ne yapıyorsun? -
بَلَغَ - بَلَغْتَ - Ulaştı
Kökü: ب ل غ
Cümle: إِنْ شِئْتَ بَلَغْتَ بِهَا الْآخِرَةَ
Türkçe: İstersen onunla ahirete ulaşırsın. -
تَقْرِي - Ağırlıyorsun, ikram ediyorsun
Kökü: ق ر ي
Cümle: تَقْرِي فِيهَا الضَّيْفَ
Türkçe: Onda misafiri ağırlarsın. -
تَصِلُ - Sıla ediyorsun, gözetiyorsun
Kökü: و ص ل
Cümle: وَتَصِلُ فِيهَا الرَّحِمَ
Türkçe: Akrabayı gözetirsin. -
اسْتَهَامَ - Saptırdı, peşinden sürükledi
Kökü: ه ي م
Cümle: لَقَدِ اسْتَهَامَ بِكَ الْخَبِيثُ
Türkçe: Habis şeytan seni saptırmış. -
رَحِمَ - رَحِمْتَ - Acıdı, merhamet etti
Kökü: ر ح م
Cümle: أَمَا رَحِمْتَ أَهْلَكَ وَوَلَدَكَ
Türkçe: Ailene ve çocuğuna acımadın mı? -
أَحَلَّ - Helal kıldı
Kökü: ح ل ل
Cümle: أَتَرَى اللهَ أَحَلَّ لَكَ الطَّيِّبَاتِ
Türkçe: Allah'ın sana temiz şeyleri helal kıldığını mı sanıyorsun? -
فَرَضَ - Farz kıldı
Kökü: ف ر ض
Cümle: إِنَّ اللهَ فَرَضَ عَلَى أَئِمَّةِ الْعَدْلِ
Türkçe: Allah adalet imamlarına farz kıldı. -
يَتَبَيَّغَ - Taşmak, azmak, kabarmak
Kökü: ب غ ي
Cümle: كَيْلاَ يَتَبَيَّغَ بِالْفَقِيرِ فَقْرُهُ
Türkçe: Fakirin fakirliği taşmasın, azmasın diye.
3. Arapça Edat Örnekleri (6 Adet - Harf-i Cer Hariç)
-
مَا - Soru edatı - Ne?
Türü: İstifham
Cümle: مَا كُنْتَ تَصْنَعُ
Türkçe: Ne yapıyorsun, ne yapacaktın? -
بَلَى - Evet, aksine
Türü: Tasdik edatı
Cümle: وَبَلَى إِنْ شِئْتَ بَلَغْتَ بِهَا
Türkçe: Evet, istersen onunla ahirete ulaşırsın. -
إِنْ - Eğer, şayet
Türü: Şart edatı
Cümle: إِنْ شِئْتَ بَلَغْتَ بِهَا الْآخِرَةَ
Türkçe: Eğer istersen onunla ahirete ulaşırsın. -
قَدْ - Muhakkak
Türü: Tahkik edatı
Cümle: فَإِذَا أَنْتَ قَدْ بَلَغْتَ بِهَا الْآخِرَةَ
Türkçe: Böylece onunla ahirete ulaşmış olursun. -
يَا - Ey! - Nida
Türü: Nida edatı
Cümle: يَا عُدَىَّ نَفْسِهِ
Türkçe: Ey kendi nefsinin düşmanı! -
لَقَدْ - Muhakkak, andolsun
Türü: Te'kid edatı (lam + kad)
Cümle: لَقَدِ اسْتَهَامَ بِكَ الْخَبِيثُ
Türkçe: Andolsun habis seni saptırmış.
Nehcül Belaga Hutbe 209 - Paragraf Anlama ve Kelime Testi (10 Soru)



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.