☝📖İbrahimi ﷺ Muhammedi ﷺ Hanif İslam📖☝﷽𐰃𐰠𐰯☝📖المحمدية☝Muhammediyye📖☝𐰃𐰠𐰯༺الله أكبر ༻

Güncel Duyuru Eylül -Ekim 2026

Nehvul Vazıh 2.Merhale Derslerimiz Çok Yakında Eylül itibariyle Başlayacak Ekim itibariyle devam edecek inşallah!Nehcül Belağa Dersleri sitemize ekleniyor,Kur'anla Arapça Dilbilgisi derslerimiz ve 116 tane Arapça dilbilgisi konu testi sitemize eklendi..

☝المحمدية☝الاامام سيد محمد هاشمي الموسوي 📖 ☝

☝https://www.muhammediyye.org/☝
📖-المحمدية-📖

Teoriye göre;İlluminati(hizbüşşeytan) yani uzaylı ve insan melezi ırklar,yarı vampir,yılan,ejderha vs melez soylardan oluşan topluluk,masonik, illuminatik firavun ve nemrud soylarının hipnoz,büyü,zihin kontrolü,algı yönetimi ile bireyler ve toplumları yönetmesi,hizbüşşeytan illumiatinin küresel illuminatik sistemi; siyaset,medya,sivil toplum,terör örgütleri,mafya,enerji,silah,ilaç,gıda tekeli alanlarda illuminati vardır!

Destek olmak isteyen kardeşlerimiz iletişim formundan bize yazınız Allah razı olsun.

Arapça Metinler-نهج البلاغة-Nehcül Belağa-Hutbe-25-30.Hutbeler

☝https://www.muhammediyye.org/☝
📖-المحمدية علي الكتاب و السنة الصحيحة-📖
Üye olmak isteyen kardeşlerimiz iletişim formundan bize yazınız Allah razı olsun.Kardeşlerimize Önemli :
اعوذ بالله من الشيطان الرجيم
 بسم الله الرحمان الرحيم
 الحمد لله رب العالمين و الصلاة و السلام علي امامنا محمد
 و آله و اهل بيته و صحبه و امته اجمعين
Euzü billahi mineşeydanirracimi ve min hizbihi..
Bismillahirrahmanirrahiym
Allahım cc Şeytandan ve onun hizbi tağutlardan
marid ve hannaslardan,cibt ve belamlardan sana sığınırız.Rahman ve rahiym olan Allahın cc adıyla.. 
Ahmedilik,kadıyanilik,bahailik,Vahhabilik,Şiilik,
illuminati,masonluk,yahudilik,nasırilik,nusayrilik,yezidilik,
sağcılık,solculuk,islamcılık,ateizm,deizm, budizm,hinduizm gibi  İbrahimi  ﷺ Muhammedi  ﷺ hanif İslama aykırı dini,felsefi ve ideolojik akımlardan imanımızı ve dinimizi koruyalım!     
İbrahimi  ﷺ Muhammedi  ﷺ hanif din islamdır!
İslam ise; peygamberler peygamberi cenabı Muhammed ﷺ  dinidir!..
Nemrut,Firavun,İsis,ra ve el gibi tağutlar(illuminati) ve onların günümüzdeki soylarının ve taraftarlarının dini(inanış,felsefe,ideolojilerinin) değil!
𐰃𐰠𐰯Kur'an ve sahih sünnetin izinde Muhammediyiz𐰃𐰠𐰯
📖☝ المحمدية علي الكتاب و السنة☝📖 Arapça Dersleri☝İslami Sohbetler☝İslami İlimler☝Manevi Rehberlik☝  instagram: https://www.instagram.com/muhammediyye
  • Nehc1
  • Nehc2
  • Nehc3
  • Nehc4
  • Nehc5
  • Nehc6
  • Nehc
  • ☝📖المحمدية📖☝

نهج البلاغة لامامنا علي عليه السلام
www.muhammediyye.org
Hadislerle Arapça

Nehcül Belağa | الخطبة ٢٥ - مَا هِيَ إِلَّا الْكُوفَةُ أَقْبِضُهَا

Okuma Parçası - Metin

Kaynak: alseraj.net/nahj_al-balagha/الخطبة-٢٥/ - خذ نفس المتن كلها تحت الموضوع - وقد تواترت عليه الأخبار باستيلاء أصحاب معاوية على البلاد
مَا هِيَ إِلَّا الْكُوفَةُ أَقْبِضُهَا وَأَبْسُطُهَا إِنْ لَمْ تَكُونِي إِلَّا أَنْتِ تَهُبُّ أَعَاصِيرُكِ فَقَبَّحَكِ اللَّهُ!
لَعَمْرُ أَبِيكَ الْخَيْرِ يَا عَمْرُو إِنَّنِي، عَلَى وَضَرٍ مِنْ ذَا الْإِنَاءِ قَلِيلِ

أُنْبِئْتُ بُسْراً قَدِ اطَّلَعَ الْيَمَنَ وَإِنِّي وَاللَّهِ لَأَظُنُّ أَنَّ هَؤُلَاءِ الْقَوْمَ سَيُدَالُونَ مِنْكُمْ بِاجْتِمَاعِهِمْ عَلَى بَاطِلِهِمْ وَتَفَرُّقِكُمْ عَنْ حَقِّكُمْ وَبِمَعْصِيَتِكُمْ إِمَامَكُمْ فِي الْحَقِّ وَطَاعَتِهِمْ إِمَامَهُمْ فِي الْبَاطِلِ وَبِأَدَائِهِمُ الْأَمَانَةَ إِلَى صَاحِبِهِمْ وَ خِيَانَتِكُمْ وَبِصَلَاحِهِمْ فِي بِلَادِهِمْ وَ فَسَادِكُمْ فَلَوِ ائْتَمَنْتُ أَحَدَكُمْ عَلَى قَعْبٍ لَخَشِيتُ أَنْ يَذْهَبَ بِعِلَاقَتِهِ. اللَّهُمَّ إِنِّي قَدْ مَلِلْتُهُمْ وَمَلُّونِي وَسَئِمْتُهُمْ وَسَئِمُونِي فَأَبْدِلْنِي بِهِمْ خَيْراً مِنْهُمْ وَأَبْدِلْهُمْ بِي شَرّاً مِنِّي اللَّهُمَّ مِثْ قُلُوبَهُمْ كَمَا يُمَاثُ الْمِلْحُ فِي الْمَاءِ أَمَا وَاللَّهِ لَوَدِدْتُ أَنَّ لِي بِكُمْ أَلْفَ فَارِسٍ مِنْ بَنِي فِرَاسِ بْنِ غَنْمٍ.
هُنَالِكَ لَوْ دَعَوْتَ أَتَاكَ مِنْهُمْ، فَوَارِسُ مِثْلُ أَرْمِيَةِ الْحَمِيمِ
Türkçe Çevirisi (Tam Metin):
O sadece Kûfe'dir; onu kapatır ve açarım. Eğer sen yalnızca sen isen, fırtınaların esiyor; Allah seni çirkinleştirsin!
Şairin sözüyle temsil etti: Hayr üzere olan babanın ömrüne yemin olsun ey Amr, ben bu kabın bulaşığından az bir şey üzerindeyim.
Sonra dedi: Bana Busr'un Yemen'e çıktığı haber verildi. Vallahi zannediyorum ki bu kavim sizden devlet alacak (size galebe çalacak): Batılları üzere birleşmeleriyle ve sizin hakkınızdan ayrılmanızla, sizin hak üzere olan imamınıza isyan etmenizle ve onların batıl üzere olan imamlarına itaat etmeleriyle, onların emaneti sahiplerine eda etmeleriyle ve sizin hıyanet etmenizle, onların beldelerinde ıslah edici olmalarıyla ve sizin fesadınızla. Eğer sizden birine bir kadeh (kap) emanet etsem, onun kulpuyla beraber gidip götüreceğinden korkarım. Allah'ım ben onlardan bıktım, onlar da benden bıktı; onlardan usandım, onlar da benden usandı. Onların yerine bana onlardan hayırlısını ver ve benim yerime onlara benden daha şerli olanı ver! Allah'ım kalplerini tuzun suda eridiği gibi erit! Vallahi isterdim ki sizin yerinize Beni Firas b. Ganm'dan bin süvarim olsaydı.
Orada çağırsan sana onlardan yaz bulutları gibi süvariler gelirdi.

Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri - Metinden

1. Arapça İsim Örnekleri (8 Adet)

  • الْكُوفَةُ - Kufe şehri
    Kelime Anlamı: Irak'ta şehir
    Cümle: مَا هِيَ إِلَّا الْكُوفَةُ أَقْبِضُهَا
    Türkçe: O sadece Kufe'dir, onu kapatırım.
  • الْيَمَنَ - Yemen
    Kelime Anlamı: güney ülke
    Cümle: أُنْبِئْتُ بُسْراً قَدِ اطَّلَعَ الْيَمَنَ
    Türkçe: Busr'un Yemen'e çıktığı haber verildi.
  • الْقَوْمَ - Kavim, topluluk
    Kelime Anlamı: Muaviye taraftarları
    Cümle: أَنَّ هَؤُلَاءِ الْقَوْمَ سَيُدَالُونَ مِنْكُمْ
    Türkçe: Bu kavim sizden devleti alacak.
  • بَاطِلِهِمْ - Batılları
    Kelime Anlamı: haksız dava
    Cümle: بِاجْتِمَاعِهِمْ عَلَى بَاطِلِهِمْ
    Türkçe: Batılları üzere birleşmeleriyle.
  • حَقِّكُمْ - Hakkınız
    Kelime Anlamı: doğru dava
    Cümle: وَتَفَرُّقِكُمْ عَنْ حَقِّكُمْ
    Türkçe: Hakkınızdan ayrılmanız.
  • الْأَمَانَةَ - Emanet
    Kelime Anlamı: güvenilirlik
    Cümle: بِأَدَائِهِمُ الْأَمَانَةَ إِلَى صَاحِبِهِمْ
    Türkçe: Emaneti sahiplerine eda etmeleri.
  • قَعْبٍ - Kadeh, kap
    Kelime Anlamı: ahşap kap
    Cümle: لَوِ ائْتَمَنْتُ أَحَدَكُمْ عَلَى قَعْبٍ
    Türkçe: Birinize bir kap emanet etsem.
  • قُلُوبَهُمْ - Kalpleri
    Kelime Anlamı: gönüller
    Cümle: مِثْ قُلُوبَهُمْ كَمَا يُمَاثُ الْمِلْحُ
    Türkçe: Kalplerini tuz gibi erit.

2. Arapça Fiil Örnekleri (9 Adet)

  • أَقْبِضُهَا - Onu kapatırım / tutarım
    Kökü: ق ب ض
    Cümle: مَا هِيَ إِلَّا الْكُوفَةُ أَقْبِضُهَا
    Türkçe: Kufe'yi kapatırım.
  • أَبْسُطُهَا - Onu açarım
    Kökü: ب س ط
    Cümle: أَقْبِضُهَا وَأَبْسُطُهَا
    Türkçe: Kapatır ve açarım.
  • تَهُبُّ - Esiyor
    Kökü: ه ب ب
    Cümle: تَهُبُّ أَعَاصِيرُكِ
    Türkçe: Fırtınaların esiyor.
  • أُنْبِئْتُ - Bana haber verildi (meçhul)
    Kökü: ن ب أ
    Cümle: أُنْبِئْتُ بُسْراً قَدِ اطَّلَعَ الْيَمَنَ
    Türkçe: Busr'un Yemen'e çıktığı haber verildi.
  • اطَّلَعَ - Çıktı, istila etti
    Kökü: ط ل ع
    Cümle: قَدِ اطَّلَعَ الْيَمَنَ
    Türkçe: Yemen'e çıktı.
  • سَيُدَالُونَ - Devlet alacaklar (galebe)
    Kökü: د و ل
    Cümle: سَيُدَالُونَ مِنْكُمْ
    Türkçe: Sizden devlet alacaklar.
  • مَلِلْتُهُمْ - Onlardan bıktım
    Kökü: م ل ل
    Cümle: إِنِّي قَدْ مَلِلْتُهُمْ وَمَلُّونِي
    Türkçe: Onlardan bıktım, onlar da benden bıktı.
  • أَبْدِلْنِي - Bana değiştir
    Kökü: ب د ل
    Cümle: فَأَبْدِلْنِي بِهِمْ خَيْراً مِنْهُمْ
    Türkçe: Onların yerine bana hayırlısını ver.
  • مِثْ - Erit (emir)
    Kökü: م ي ث
    Cümle: مِثْ قُلُوبَهُمْ كَمَا يُمَاثُ الْمِلْحُ
    Türkçe: Kalplerini tuz gibi erit.

3. Arapça Edat Örnekleri (6 Adet - Harf-i Cer Hariç)

  • مَا - Nefy / hasr edatı
    Cümle: مَا هِيَ إِلَّا الْكُوفَةُ
    Türkçe: O sadece Kufe'dir.
  • إِلَّا - İstisna / hasr edatı
    Cümle: مَا هِيَ إِلَّا الْكُوفَةُ
    Türkçe: Sadece Kufe.
  • إِنْ - Şart edatı
    Cümle: إِنْ لَمْ تَكُونِي إِلَّا أَنْتِ
    Türkçe: Eğer sen sadece sen isen.
  • قَدْ - Tahkik edatı
    Cümle: قَدِ اطَّلَعَ الْيَمَنَ
    Türkçe: Gerçekten Yemen'e çıktı.
  • لَوْ - Temenni / şart edatı
    Cümle: لَوَدِدْتُ أَنَّ لِي بِكُمْ أَلْفَ فَارِسٍ
    Türkçe: Keşke sizin yerinize bin süvarim olsaydı.
  • كَمَا - Teşbih edatı
    Cümle: كَمَا يُمَاثُ الْمِلْحُ فِي الْمَاءِ
    Türkçe: Tuzun suda eridiği gibi.

Nehcül Belaga Hutbe 25 - Paragraf Anlama ve Kelime Testi (10 Soru)

Arapça Kelime ve Gramer Testi (Hutbe 25)

نهج البلاغة لامامنا علي عليه السلام
www.muhammediyye.org
Hadislerle Arapça

Nehcül Belağa | الخطبة ٢٦ - إِنَّ اللَّهَ بَعَثَ مُحَمَّداً نَذِيراً

Okuma Parçası - Metin

Kaynak: alseraj.net/nahj_al-balagha/الخطبة-٢٦/ - خذ نفس المتن كلها تحت الموضوع
إِنَّ اللَّهَ بَعَثَ مُحَمَّداً (صلی الله علیه وآله) نَذِيراً لِلْعَالَمِينَ وَأَمِيناً عَلَى التَّنْزِيلِ وَأَنْتُمْ مَعْشَرَ الْعَرَبِ عَلَى شَرِّ دِينٍ وَفِي شَرِّ دَارٍ، مُنِيخُونَ بَيْنَ حِجَارَةٍ خُشْنٍ وَحَيَّاتٍ صُمٍّ تَشْرَبُونَ الْكَدِرَ وَتَأْكُلُونَ الْجَشِبَ وَتَسْفِكُونَ دِمَاءَكُمْ وَتَقْطَعُونَ أَرْحَامَكُمْ، الْأَصْنَامُ فِيكُمْ مَنْصُوبَةٌ وَالْآثَامُ بِكُمْ مَعْصُوبَةٌ.

فَنَظَرْتُ فَإِذَا لَيْسَ لِي مُعِينٌ إِلَّا أَهْلُ بَيْتِي فَضَنِنْتُ بِهِمْ عَنِ الْمَوْتِ وَأَغْضَيْتُ عَلَى الْقَذَى وَشَرِبْتُ عَلَى الشَّجَا وَصَبَرْتُ عَلَى أَخْذِ الْكَظَمِ وَعَلَى أَمَرَّ مِنْ طَعْمِ الْعَلْقَمِ.

وَلَمْ يُبَايِعْ حَتَّى شَرَطَ أَنْ يُؤْتِيَهُ عَلَى الْبَيْعَةِ ثَمَناً فَلَا ظَفِرَتْ يَدُ الْبَائِعِ وَخَزِيَتْ أَمَانَةُ الْمُبْتَاعِ. فَخُذُوا لِلْحَرْبِ أُهْبَتَهَا وَأَعِدُّوا لَهَا عُدَّتَهَا فَقَدْ شَبَّ لَظَاهَا وَعَلَا سَنَاهَا وَاسْتَشْعِرُوا الصَّبْرَ فَإِنَّهُ أَدْعَى إِلَى النَّصْرِ.
Türkçe Çevirisi (Tam Metin):
Şüphesiz Allah Muhammed'i (s.a.a) alemlere uyarıcı ve tenzile emin olarak gönderdi. Siz ey Arap topluluğu! En kötü din üzere ve en kötü yurttaydınız. Sert taşlar ve sağır yılanlar arasında çökmüş haldeydiniz. Bulanık su içiyor, katı yiyecek yiyor, kanlarınızı döküyor ve akrabalık bağlarınızı kesiyordunuz. Putlar aranızda dikiliydi ve günahlar size dolanmıştı.

Baktım, bana yardımcı olarak ehlibeytimden başka kimse yoktu. Onları ölümden esirgedim, gözüme çöp batmış gibi yumdum, boğazımda düğümlenmiş gibi yuttum, öfkemi yutmaya ve alqam'dan (acı ottan) daha acı olan şeye sabrettim.

(O kişi Amr b. As) biat etmedi, ta ki biati karşılığında kendisine bir bedel verilmesini şart koştu. Satıcının eli kazanç görmesin ve alıcının emaneti rezil olsun! Artık savaş için hazırlığınızı yapın ve onun için teçhizatınızı hazırlayın. Çünkü savaşın alevi tutuştu ve kıvılcımı yükseldi. Sabrı şiar edinin, çünkü sabır zafere daha yakındır.

Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri - Metinden

1. Arapça İsim Örnekleri (8 Adet)

  • نَذِيراً - Uyarıcı
    Kelime Anlamı: korkutan
    Cümle: بَعَثَ مُحَمَّداً نَذِيراً لِلْعَالَمِينَ
    Türkçe: Muhammed'i alemlere uyarıcı olarak gönderdi.
  • الْعَالَمِينَ - Alemler
    Kelime Anlamı: tüm varlıklar
    Cümle: نَذِيراً لِلْعَالَمِينَ
    Türkçe: Alemlere uyarıcı.
  • الْعَرَبِ - Araplar
    Kelime Anlamı: Arap toplumu
    Cümle: وَأَنْتُمْ مَعْشَرَ الْعَرَبِ
    Türkçe: Siz ey Arap topluluğu.
  • حِجَارَةٍ خُشْنٍ - Sert taşlar
    Kelime Anlamı: kaba taşlar
    Cümle: مُنِيخُونَ بَيْنَ حِجَارَةٍ خُشْنٍ
    Türkçe: Sert taşlar arasında çökmüş.
  • الْأَصْنَامُ - Putlar
    Kelime Anlamı: sanemler
    Cümle: الْأَصْنَامُ فِيكُمْ مَنْصُوبَةٌ
    Türkçe: Putlar aranızda dikiliydi.
  • الْآثَامُ - Günahlar
    Kelime Anlamı: hatalar
    Cümle: وَالْآثَامُ بِكُمْ مَعْصُوبَةٌ
    Türkçe: Günahlar size dolanmıştı.
  • الْقَذَى - Gözdeki çöp
    Kelime Anlamı: eziyet
    Cümle: وَأَغْضَيْتُ عَلَى الْقَذَى
    Türkçe: Gözümde çöp varmış gibi yumdum.
  • الْحَرْبِ - Savaş
    Kelime Anlamı: muharebe
    Cümle: فَخُذُوا لِلْحَرْبِ أُهْبَتَهَا
    Türkçe: Savaş için hazırlığınızı alın.

2. Arapça Fiil Örnekleri (9 Adet)

  • بَعَثَ - Gönderdi
    Kökü: ب ع ث
    Cümle: إِنَّ اللَّهَ بَعَثَ مُحَمَّداً
    Türkçe: Allah Muhammed'i gönderdi.
  • تَشْرَبُونَ - İçiyorsunuz
    Kökü: ش ر ب
    Cümle: تَشْرَبُونَ الْكَدِرَ
    Türkçe: Bulanık su içiyordunuz.
  • تَسْفِكُونَ - Döküyorsunuz
    Kökü: س ف ك
    Cümle: وَتَسْفِكُونَ دِمَاءَكُمْ
    Türkçe: Kanlarınızı döküyordunuz.
  • تَقْطَعُونَ - Kesiyorsunuz
    Kökü: ق ط ع
    Cümle: وَتَقْطَعُونَ أَرْحَامَكُمْ
    Türkçe: Akrabalık bağlarınızı kesiyordunuz.
  • نَظَرْتُ - Baktım
    Kökü: ن ظ ر
    Cümle: فَنَظَرْتُ فَإِذَا لَيْسَ لِي مُعِينٌ
    Türkçe: Baktım bana yardımcı yok.
  • صَبَرْتُ - Sabrettim
    Kökü: ص ب ر
    Cümle: وَصَبَرْتُ عَلَى أَخْذِ الْكَظَمِ
    Türkçe: Öfkemi yutmaya sabrettim.
  • شَرَطَ - Şart koştu
    Kökü: ش ر ط
    Cümle: حَتَّى شَرَطَ أَنْ يُؤْتِيَهُ عَلَى الْبَيْعَةِ ثَمَناً
    Türkçe: Biati karşılığında bedel şart koşana kadar biat etmedi.
  • خُذُوا - Alın, hazırlayın
    Kökü: أ خ ذ
    Cümle: فَخُذُوا لِلْحَرْبِ أُهْبَتَهَا
    Türkçe: Savaş için hazırlığınızı alın.
  • شَبَّ - Tutuştu, alevlendi
    Kökü: ش ب ب
    Cümle: فَقَدْ شَبَّ لَظَاهَا وَعَلَا سَنَاهَا
    Türkçe: Alevi tutuştu ve kıvılcımı yükseldi.

3. Arapça Edat Örnekleri (6 Adet - Harf-i Cer Hariç)

  • إِنَّ - Tekit edatı
    Cümle: إِنَّ اللَّهَ بَعَثَ مُحَمَّداً
    Türkçe: Şüphesiz Allah Muhammed'i gönderdi.
  • وَ - Atıf edatı
    Cümle: وَأَمِيناً عَلَى التَّنْزِيلِ
    Türkçe: Ve tenzile emin olarak.
  • فَإِذَا - Müfecce edatı
    Cümle: فَإِذَا لَيْسَ لِي مُعِينٌ
    Türkçe: Bir de baktım ki bana yardımcı yok.
  • إِلَّا - İstisna edatı
    Cümle: لَيْسَ لِي مُعِينٌ إِلَّا أَهْلُ بَيْتِي
    Türkçe: Ehlibeytimden başka yardımcım yok.
  • لَيْسَ - Nefy fiili
    Cümle: لَيْسَ لِي مُعِينٌ
    Türkçe: Bana yardımcı yok.
  • فَلَا - Dua / nefy edatı
    Cümle: فَلَا ظَفِرَتْ يَدُ الْبَائِعِ
    Türkçe: Satıcının eli kazanç görmesin!

Nehcül Belaga Hutbe 26 - Paragraf Anlama ve Kelime Testi (10 Soru)

Arapça Kelime ve Gramer Testi (Hutbe 26)

نهج البلاغة لامامنا علي عليه السلام
www.muhammediyye.org
Hadislerle Arapça

Nehcül Belağa | الخطبة ٢٧ - أَمَّا بَعْدُ فَإِنَّ الْجِهَادَ بَابٌ

Okuma Parçası - Metin

Kaynak: alseraj.net/nahj_al-balagha/الخطبة-٢٧/ - خذ نفس المتن كلها تحت الموضوع - غزو الأنبار بجيش معاوية
أَمَّا بَعْدُ، فَإِنَّ الْجِهَادَ بَابٌ مِنْ أَبْوَابِ الْجَنَّةِ فَتَحَهُ اللَّهُ لِخَاصَّةِ أَوْلِيَائِهِ وَهُوَ لِبَاسُ التَّقْوَى وَدِرْعُ اللَّهِ الْحَصِينَةُ وَجُنَّتُهُ الْوَثِيقَةُ. فَمَنْ تَرَكَهُ رَغْبَةً عَنْهُ أَلْبَسَهُ اللَّهُ ثَوْبَ الذُّلِّ وَشَمِلَهُ الْبَلَاءُ وَدُيِّثَ بِالصَّغَارِ وَالْقَمَاءَةِ وَضُرِبَ عَلَى قَلْبِهِ بِالْإِسْهَابِ وَأُدِيلَ الْحَقُّ مِنْهُ بِتَضْيِيعِ الْجِهَادِ وَسِيمَ الْخَسْفَ وَمُنِعَ النَّصَفَ.

أَلَا وَإِنِّي قَدْ دَعَوْتُكُمْ إِلَى قِتَالِ هَؤُلَاءِ الْقَوْمِ لَيْلًا وَنَهَاراً وَسِرّاً وَإِعْلَاناً وَقُلْتُ لَكُمُ اغْزُوهُمْ قَبْلَ أَنْ يَغْزُوكُمْ. فَوَاللَّهِ مَا غُزِيَ قَوْمٌ قَطُّ فِي عُقْرِ دَارِهِمْ إِلَّا ذَلُّوا فَتَوَاكَلْتُمْ وَتَخَاذَلْتُمْ حَتَّى شُنَّتْ عَلَيْكُمُ الْغَارَاتُ وَمُلِكَتْ عَلَيْكُمُ الْأَوْطَانُ. وَهَذَا أَخُو غَامِدٍ قَدْ وَرَدَتْ خَيْلُهُ الْأَنْبَارَ وَقَدْ قَتَلَ حَسَّانَ بْنَ حَسَّانَ الْبَكْرِيَّ وَأَزَالَ خَيْلَكُمْ عَنْ مَسَالِحِهَا.

وَلَقَدْ بَلَغَنِي أَنَّ الرَّجُلَ مِنْهُمْ كَانَ يَدْخُلُ عَلَى الْمَرْأَةِ الْمُسْلِمَةِ وَالْأُخْرَى الْمُعَاهِدَةِ، فَيَنْتَزِعُ حِجْلَهَا وَقُلُبَهَا وَقَلَائِدَهَا وَرُعُثَهَا مَا تَمْتَنِعُ مِنْهُ إِلَّا بِالاسْتِرْجَاعِ وَالِاسْتِرْحَامِ، ثُمَّ انْصَرَفُوا وَافِرِينَ مَا نَالَ رَجُلًا مِنْهُمْ كَلْمٌ وَلَا أُرِيقَ لَهُمْ دَمٌ. فَلَوْ أَنَّ امْرَأً مُسْلِماً مَاتَ مِنْ بَعْدِ هَذَا أَسَفاً مَا كَانَ بِهِ مَلُوماً بَلْ كَانَ بِهِ عِنْدِي جَدِيراً ؛ فَيَا عَجَباً عَجَباً، وَاللَّهِ يُمِيتُ الْقَلْبَ وَيَجْلِبُ الْهَمَّ مِنَ اجْتِمَاعِ هَؤُلَاءِ الْقَوْمِ عَلَى بَاطِلِهِمْ وَ تَفَرُّقِكُمْ عَنْ حَقِّكُمْ، فَقُبْحاً لَكُمْ وَتَرَحاً حِينَ صِرْتُمْ غَرَضاً يُرْمَى يُغَارُ عَلَيْكُمْ وَلَا تُغِيرُونَ وَتُغْزَوْنَ وَلَا تَغْزُونَ وَيُعْصَى اللَّهُ وَتَرْضَوْنَ.

فَإِذَا أَمَرْتُكُمْ بِالسَّيْرِ إِلَيْهِمْ فِي أَيَّامِ الْحَرِّ قُلْتُمْ هَذِهِ حَمَارَّةُ الْقَيْظِ أَمْهِلْنَا يُسَبَّخْ عَنَّا الْحَرُّ وَإِذَا أَمَرْتُكُمْ بِالسَّيْرِ إِلَيْهِمْ فِي الشِّتَاءِ قُلْتُمْ هَذِهِ صَبَارَّةُ الْقُرِّ أَمْهِلْنَا يَنْسَلِخْ عَنَّا الْبَرْدُ. كُلُّ هَذَا فِرَاراً مِنَ الْحَرِّ وَالْقُرِّ فَإِذَا كُنْتُمْ مِنَ الْحَرِّ وَالْقُرِّ تَفِرُّونَ، فَأَنْتُمْ وَاللَّهِ مِنَ السَّيْفِ أَفَرُّ!

يَا أَشْبَاهَ الرِّجَالِ وَلَا رِجَالَ، حُلُومُ الْأَطْفَالِ وَعُقُولُ رَبَّاتِ الْحِجَالِ. لَوَدِدْتُ أَنِّي لَمْ أَرَكُمْ وَلَمْ أَعْرِفْكُمْ مَعْرِفَةً وَاللَّهِ جَرَّتْ نَدَماً وَأَعْقَبَتْ سَدَماً. قَاتَلَكُمُ اللَّهُ لَقَدْ مَلَأْتُمْ قَلْبِي قَيْحاً وَشَحَنْتُمْ صَدْرِي غَيْظاً وَجَرَّعْتُمُونِي نُغَبَ التَّهْمَامِ أَنْفَاساً وَأَفْسَدْتُمْ عَلَيَّ رَأْيِي بِالْعِصْيَانِ وَالْخِذْلَانِ حَتَّى لَقَدْ قَالَتْ قُرَيْشٌ إِنَّ ابْنَ أَبِي طَالِبٍ رَجُلٌ شُجَاعٌ وَلَكِنْ لَا عِلْمَ لَهُ بِالْحَرْبِ. لِلَّهِ أَبُوهُمْ! وَهَلْ أَحَدٌ مِنْهُمْ أَشَدُّ لَهَا مِرَاساً وَأَقْدَمُ فِيهَا مَقَاماً مِنِّي؟ لَقَدْ نَهَضْتُ فِيهَا وَمَا بَلَغْتُ الْعِشْرِينَ وَهَا أَنَا ذَا قَدْ ذَرَّفْتُ عَلَى السِّتِّينَ وَلَكِنْ لَا رَأْيَ لِمَنْ لَا يُطَاعُ!
Türkçe Çevirisi (Tam Metin Özeti):
Bundan sonra, şüphesiz cihad cennet kapılarından bir kapıdır ki Allah onu özel dostlarına açmıştır; o takvanın elbisesi, Allah'ın sağlam zırhı ve güvenilir kalkanıdır. Kim ondan yüz çevirerek onu terk ederse Allah ona zillet elbisesi giydirir, bela onu kuşatır, küçüklük ve alçaklıkla horlanır, kalbine gaflet perdesi vurulur, cihadı zayi etmesiyle hak ondan alınır, horlanmaya uğratılır ve insaftan mahrum edilir.

Biliniz ki sizi gece gündüz, gizli açık bu kavimle savaşmaya çağırdım ve dedim ki onlar sizi istila etmeden siz onları istila edin. Vallahi kendi yurdunda istila edilen hiçbir kavim zelil olmaktan kurtulmamıştır. Siz ise birbirinize güvenip birbirinizi yalnız bıraktınız, ta ki üzerinize akınlar yapıldı ve vatanlarınız ele geçirildi. İşte Gamid oğullarından olan (Muaviye'nin komutanı) atlarıyla Enbar'a geldi, Hasan bin Hasan el-Bekri'yi öldürdü ve süvarilerinizi karakollarından sürdü.

Bana ulaştı ki onlardan bir adam Müslüman kadının ve zimmi kadının evine giriyor, halhalını, bileziğini, gerdanlığını ve küpesini söküp alıyor, kadın ise ancak istirca ve istirhamla karşı koyabiliyor, sonra ganimetlerle dolu olarak dönüyorlar, içlerinden birine bir yara bile değmiyor, kanları akmıyor. Eğer bundan sonra bir Müslüman kederinden ölse kınanmaz, aksine benim yanımda buna layıktır. Ne acayip, vallahi kalbi öldüren ve keder getiren şey, bu kavmin batılları üzere birleşmesi ve sizin hakkınızdan ayrılmanızdır. Size çirkinlik ve keder olsun! Siz atış hedefi oldunuz; size akın yapılıyor siz akın yapmıyorsunuz, siz istila ediliyorsunuz siz istila etmiyorsunuz, Allah'a isyan ediliyor ve siz razı oluyorsunuz...

Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri - Metinden

1. Arapça İsim Örnekleri (8 Adet)

  • الْجِهَادَ - Cihad
    Kelime Anlamı: Allah yolunda mücadele
    Cümle: فَإِنَّ الْجِهَادَ بَابٌ مِنْ أَبْوَابِ الْجَنَّةِ
    Türkçe: Cihad cennet kapılarından bir kapıdır.
  • الْجَنَّةِ - Cennet
    Kelime Anlamı: mükafat yurdu
    Cümle: بَابٌ مِنْ أَبْوَابِ الْجَنَّةِ
    Türkçe: Cennet kapılarından bir kapı.
  • التَّقْوَى - Takva
    Kelime Anlamı: Allah korkusu
    Cümle: وَهُوَ لِبَاسُ التَّقْوَى
    Türkçe: O takvanın elbisesidir.
  • الْأَنْبَارَ - Enbar şehri
    Kelime Anlamı: Irak'ta bir şehir
    Cümle: قَدْ وَرَدَتْ خَيْلُهُ الْأَنْبَارَ
    Türkçe: Atları Enbar'a geldi.
  • الْمَرْأَةِ الْمُسْلِمَةِ - Müslüman kadın
    Kelime Anlamı: mümine kadın
    Cümle: يَدْخُلُ عَلَى الْمَرْأَةِ الْمُسْلِمَةِ
    Türkçe: Müslüman kadının evine giriyor.
  • حِجْلَهَا - Halhalı
    Kelime Anlamı: ayak bileziği
    Cümle: فَيَنْتَزِعُ حِجْلَهَا وَقُلُبَهَا
    Türkçe: Halhalını ve bileziğini söküyor.
  • الْحَرِّ وَالْقُرِّ - Sıcak ve soğuk
    Kelime Anlamı: yaz ve kış
    Cümle: فِرَاراً مِنَ الْحَرِّ وَالْقُرِّ
    Türkçe: Sıcaktan ve soğuktan kaçmak için.
  • أَشْبَاهَ الرِّجَالِ - Erkek benzerleri
    Kelime Anlamı: erkeğe benzeyen ama erkek olmayan
    Cümle: يَا أَشْبَاهَ الرِّجَالِ وَلَا رِجَالَ
    Türkçe: Ey erkek benzerleri ama erkek olmayanlar!

2. Arapça Fiil Örnekleri (9 Adet)

  • فَتَحَهُ - Onu açtı
    Kökü: ف ت ح
    Cümle: فَتَحَهُ اللَّهُ لِخَاصَّةِ أَوْلِيَائِهِ
    Türkçe: Allah onu özel dostlarına açtı.
  • تَرَكَهُ - Onu terk etti
    Kökü: ت ر ك
    Cümle: فَمَنْ تَرَكَهُ رَغْبَةً عَنْهُ
    Türkçe: Kim ondan yüz çevirerek terk ederse.
  • دَعَوْتُكُمْ - Sizi çağırdım
    Kökü: د ع و
    Cümle: قَدْ دَعَوْتُكُمْ إِلَى قِتَالِ هَؤُلَاءِ
    Türkçe: Sizi bu kavimle savaşmaya çağırdım.
  • يَغْزُوكُمْ - Sizi istila etmeden
    Kökü: غ ز و
    Cümle: اغْزُوهُمْ قَبْلَ أَنْ يَغْزُوكُمْ
    Türkçe: Onlar sizi istila etmeden siz onları istila edin.
  • ذَلُّوا - Zelil oldular
    Kökü: ذ ل ل
    Cümle: إِلَّا ذَلُّوا
    Türkçe: Ancak zelil oldular.
  • يَنْتَزِعُ - Söküp alıyor
    Kökü: ن ز ع
    Cümle: فَيَنْتَزِعُ حِجْلَهَا وَقَلَائِدَهَا
    Türkçe: Halhalını ve gerdanlıklarını söküp alıyor.
  • يُغَارُ - Akın yapılıyor (meçhul)
    Kökü: غ و ر
    Cümle: يُغَارُ عَلَيْكُمْ وَلَا تُغِيرُونَ
    Türkçe: Size akın yapılıyor, siz akın yapmıyorsunuz.
  • تَفِرُّونَ - Kaçıyorsunuz
    Kökü: ف ر ر
    Cümle: فَإِذَا كُنْتُمْ مِنَ الْحَرِّ تَفِرُّونَ
    Türkçe: Sıcaktan kaçıyorsanız.
  • نَهَضْتُ - Kalktım, savaştım
    Kökü: ن ه ض
    Cümle: لَقَدْ نَهَضْتُ فِيهَا وَمَا بَلَغْتُ الْعِشْرِينَ
    Türkçe: Ben daha yirmiye ulaşmadan onda kalktım savaştım.

3. Arapça Edat Örnekleri (6 Adet - Harf-i Cer Hariç)

  • أَمَّا - Fasıl edatı
    Cümle: أَمَّا بَعْدُ فَإِنَّ الْجِهَادَ
    Türkçe: Bundan sonra, şüphesiz cihad.
  • فَإِنَّ - Tahkik edatı
    Cümle: فَإِنَّ الْجِهَادَ بَابٌ
    Türkçe: Şüphesiz cihad bir kapıdır.
  • فَمَنْ - Şart edatı (fe + men)
    Cümle: فَمَنْ تَرَكَهُ رَغْبَةً عَنْهُ
    Türkçe: Kim onu terk ederse.
  • قَدْ - Tahkik edatı
    Cümle: قَدْ دَعَوْتُكُمْ إِلَى قِتَالِ
    Türkçe: Gerçekten sizi savaşa çağırdım.
  • لَوْ - Temenni / şart edatı
    Cümle: لَوَدِدْتُ أَنِّي لَمْ أَرَكُمْ
    Türkçe: Keşke sizi görmeseydim.
  • مَا - Nefy edatı
    Cümle: مَا غُزِيَ قَوْمٌ قَطُّ إِلَّا ذَلُّوا
    Türkçe: Hiçbir kavim yurdunda istila edilmedi ki zelil olmasın.

Nehcül Belaga Hutbe 27 - Paragraf Anlama ve Kelime Testi (10 Soru)

Arapça Kelime ve Gramer Testi (Hutbe 27)

نهج البلاغة لامامنا علي عليه السلام
www.muhammediyye.org
Hadislerle Arapça

Nehcül Belağa | الخطبة ٢٨ - أَمَّا بَعْدُ فَإِنَّ الدُّنْيَا أَدْبَرَتْ

Okuma Parçası - Metin

Kaynak: alseraj.net/nahj_al-balagha/الخطبة-٢٨/ - خذ نفس المتن كلها تحت الموضوع - وهو فصل من الخطبة التي أولها الحمد لله غير مقنوط من رحمته
أَمَّا بَعْدُ، فَإِنَّ الدُّنْيَا أَدْبَرَتْ وَآذَنَتْ بِوَدَاعٍ وَإِنَّ الْآخِرَةَ قَدْ أَقْبَلَتْ وَأَشْرَفَتْ بِاطِّلَاعٍ. أَلَا وَإِنَّ الْيَوْمَ الْمِضْمَارَ وَغَداً السِّبَاقَ وَالسَّبَقَةُ الْجَنَّةُ وَالْغَايَةُ النَّارُ. أَفَلَا تَائِبٌ مِنْ خَطِيئَتِهِ قَبْلَ مَنِيَّتِهِ؟ أَلَا عَامِلٌ لِنَفْسِهِ قَبْلَ يَوْمِ بُؤْسِهِ؟ أَلَا وَإِنَّكُمْ فِي أَيَّامِ أَمَلٍ مِنْ وَرَائِهِ أَجَلٌ فَمَنْ عَمِلَ فِي أَيَّامِ أَمَلِهِ قَبْلَ حُضُورِ أَجَلِهِ فَقَدْ نَفَعَهُ عَمَلُهُ وَلَمْ يَضْرُرْهُ أَجَلُهُ وَمَنْ قَصَّرَ فِي أَيَّامِ أَمَلِهِ قَبْلَ حُضُورِ أَجَلِهِ فَقَدْ خَسِرَ عَمَلُهُ وَضَرَّهُ أَجَلُهُ. أَلَا فَاعْمَلُوا فِي الرَّغْبَةِ كَمَا تَعْمَلُونَ فِي الرَّهْبَةِ. أَلَا وَإِنِّي لَمْ أَرَ كَالْجَنَّةِ نَامَ طَالِبُهَا وَلَا كَالنَّارِ نَامَ هَارِبُهَا. أَلَا وَإِنَّهُ مَنْ لَا يَنْفَعُهُ الْحَقُّ يَضُرُّهُ الْبَاطِلُ وَمَنْ لَا يَسْتَقِيمُ بِهِ الْهُدَى يَجُرُّ بِهِ الضَّلَالُ إِلَى الرَّدَى. أَلَا وَإِنَّكُمْ قَدْ أُمِرْتُمْ بِالظَّعْنِ وَدُلِلْتُمْ عَلَى الزَّادِ. وَإِنَّ أَخْوَفَ مَا أَخَافُ عَلَيْكُمُ اثْنَتَانِ: اتِّبَاعُ الْهَوَى وَطُولُ الْأَمَلِ. فَتَزَوَّدُوا فِي الدُّنْيَا مِنَ الدُّنْيَا مَا تَحْرُزُونَ بِهِ أَنْفُسَكُمْ غَداً.
Türkçe Çevirisi (Tam Metin):
Bundan sonra, şüphesiz dünya arkasını dönüp gitti ve vedalaşacağını bildirdi; ahiret ise yönelip geldi ve görünüp yaklaştı. Bilin ki bugün talim ve hazırlık günüdür (midmar), yarın ise yarış günüdür. Yarışın ödülü cennettir, varış yeri ise cehennemdir. Hala günahından ecelinden önce tevbe eden yok mu? Belalı gününden önce kendisi için çalışan yok mu? Bilin ki siz, arkasında ecel olan bir emel günlerindesiniz. Kim emel günlerinde eceli gelmeden önce amel ederse ameli ona fayda verir ve eceli ona zarar vermez. Kim de emel günlerinde eceli gelmeden önce kusur ederse ameli hüsrana uğrar ve eceli ona zarar verir. Öyleyse rağbet (cennet ümidi) halinde de korku (cehennem korkusu) halinde çalıştığınız gibi çalışın. Bilin ki ben cennet gibi, talibi uyuyan ve cehennem gibi kaçanı uyuyan bir şey görmedim. Bilin ki hak kendisine fayda vermeyene batıl zarar verir ve hidayetle doğru yolda gitmeyeni dalalet helaka sürükler. Bilin ki göç etmekle emrolundunuz ve azık gösterildi size. Sizin için en çok korktuğum iki şey vardır: Hevaya uymak ve uzun emel beslemek. Öyleyse dünyada dünyadan yarın kendinizi koruyacağınız azığı hazırlayın.

Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri - Metinden

1. Arapça İsim Örnekleri (8 Adet)

  • الدُّنْيَا - Dünya
    Kelime Anlamı: yakın olan hayat
    Cümle: فَإِنَّ الدُّنْيَا أَدْبَرَتْ
    Türkçe: Dünya arkasını dönüp gitti.
  • الْآخِرَةَ - Ahiret
    Kelime Anlamı: son diyar
    Cümle: وَإِنَّ الْآخِرَةَ قَدْ أَقْبَلَتْ
    Türkçe: Ahiret yönelip geldi.
  • الْمِضْمَارَ - İdman pisti, hazırlık alanı
    Kelime Anlamı: atların koşuya hazırlandığı yer
    Cümle: الْيَوْمَ الْمِضْمَارَ وَغَداً السِّبَاقَ
    Türkçe: Bugün talim günü, yarın yarış günü.
  • الْجَنَّةُ - Cennet
    Kelime Anlamı: bahçe, mükafat yurdu
    Cümle: وَالسَّبَقَةُ الْجَنَّةُ
    Türkçe: Yarışın ödülü cennettir.
  • النَّارُ - Ateş, cehennem
    Kelime Anlamı: ceza yurdu
    Cümle: وَالْغَايَةُ النَّارُ
    Türkçe: Varış yeri ateştir.
  • خَطِيئَتِهِ - Günahı
    Kelime Anlamı: hatası
    Cümle: تَائِبٌ مِنْ خَطِيئَتِهِ قَبْلَ مَنِيَّتِهِ
    Türkçe: Ölümünden önce günahından tevbe eden.
  • الْحَقُّ - Hak, doğru
    Kelime Anlamı: gerçek
    Cümle: مَنْ لَا يَنْفَعُهُ الْحَقُّ يَضُرُّهُ الْبَاطِلُ
    Türkçe: Hak kendisine fayda vermeyene batıl zarar verir.
  • الْهَوَى - Heva, nefsi arzu
    Kelime Anlamı: istek
    Cümle: اتِّبَاعُ الْهَوَى وَطُولُ الْأَمَلِ
    Türkçe: Hevaya uymak ve uzun emel.

2. Arapça Fiil Örnekleri (9 Adet)

  • أَدْبَرَتْ - Arkasını döndü gitti
    Kökü: د ب ر
    Cümle: فَإِنَّ الدُّنْيَا أَدْبَرَتْ
    Türkçe: Dünya arkasını döndü.
  • آذَنَتْ - Bildirdi, ilan etti
    Kökü: أ ذ ن
    Cümle: وَآذَنَتْ بِوَدَاعٍ
    Türkçe: Vedalaşacağını bildirdi.
  • أَقْبَلَتْ - Yönelip geldi
    Kökü: ق ب ل
    Cümle: وَإِنَّ الْآخِرَةَ قَدْ أَقْبَلَتْ
    Türkçe: Ahiret yönelip geldi.
  • أَشْرَفَتْ - Görünüp yaklaştı
    Kökü: ش ر ف
    Cümle: وَأَشْرَفَتْ بِاطِّلَاعٍ
    Türkçe: Görünüp yaklaştı.
  • عَمِلَ - Amel etti, çalıştı
    Kökü: ع م ل
    Cümle: فَمَنْ عَمِلَ فِي أَيَّامِ أَمَلِهِ
    Türkçe: Kim emel günlerinde amel ederse.
  • قَصَّرَ - Kusur etti, eksik bıraktı
    Kökü: ق ص ر
    Cümle: وَمَنْ قَصَّرَ فِي أَيَّامِ أَمَلِهِ
    Türkçe: Kim emel günlerinde kusur ederse.
  • نَامَ - Uyudu
    Kökü: ن و م
    Cümle: نَامَ طَالِبُهَا وَلَا كَالنَّارِ نَامَ هَارِبُهَا
    Türkçe: Talibi uyuyan cennet gibi, kaçanı uyuyan ateş gibi görmedim.
  • أُمِرْتُمْ - Emrolundunuz (meçhul)
    Kökü: أ م ر
    Cümle: قَدْ أُمِرْتُمْ بِالظَّعْنِ
    Türkçe: Göç etmekle emrolundunuz.
  • تَزَوَّدُوا - Azık hazırlayın
    Kökü: ز و د
    Cümle: فَتَزَوَّدُوا فِي الدُّنْيَا مِنَ الدُّنْيَا
    Türkçe: Dünyada dünyadan azık hazırlayın.

3. Arapça Edat Örnekleri (6 Adet - Harf-i Cer Hariç)

  • أَمَّا - Fasıl ve şart edatı
    Cümle: أَمَّا بَعْدُ
    Türkçe: Bundan sonra.
  • فَإِنَّ - Tahkik ve ta'lil edatı
    Cümle: فَإِنَّ الدُّنْيَا أَدْبَرَتْ
    Türkçe: Şüphesiz dünya arkasını döndü.
  • أَلَا - Tembih ve dikkat çekme edatı
    Cümle: أَلَا وَإِنَّ الْيَوْمَ الْمِضْمَارَ
    Türkçe: Bilin ki bugün talim günüdür.
  • قَدْ - Tahkik edatı
    Cümle: وَإِنَّ الْآخِرَةَ قَدْ أَقْبَلَتْ
    Türkçe: Ahiret gerçekten yönelip geldi.
  • لَمْ - Cezm ve nefy edatı
    Cümle: لَمْ أَرَ كَالْجَنَّةِ نَامَ طَالِبُهَا
    Türkçe: Cennet gibi talibi uyuyan görmedim.
  • مَا - İsmi mevsul / masdariyye
    Cümle: أَخْوَفَ مَا أَخَافُ عَلَيْكُمُ
    Türkçe: Sizin için en çok korktuğum şey.

Nehcül Belaga Hutbe 28 - Paragraf Anlama ve Kelime Testi (10 Soru)

Arapça Kelime ve Gramer Testi (Hutbe 28)

نهج البلاغة لامامنا علي عليه السلام
www.muhammediyye.org
Hadislerle Arapça

Nehcül Belağa | الخطبة ٢٩ - أَيُّهَا النَّاسُ الْمُجْتَمِعَةُ أَبْدَانُهُمْ الْمُخْتَلِفَةُ

Okuma Parçası - Metin

Kaynak: alseraj.net/nahj_al-balagha/الخطبة-٢٩/ - خذ نفس المتن كلها تحت الموضوع - بعد غارة الضحاك بن قيس
أَيُّهَا النَّاسُ الْمُجْتَمِعَةُ أَبْدَانُهُمْ الْمُخْتَلِفَةُ أَهْوَاؤُهُمْ، كَلَامُكُمْ يُوهِي الصُّمَّ الصِّلَابَ وَفِعْلُكُمْ يُطْمِعُ فِيكُمُ الْأَعْدَاءَ! تَقُولُونَ فِي الْمَجَالِسِ كَيْتَ وَكَيْتَ فَإِذَا جَاءَ الْقِتَالُ قُلْتُمْ حِيدِي حَيَادِ، مَا عَزَّتْ دَعْوَةُ مَنْ دَعَاكُمْ وَلَا اسْتَرَاحَ قَلْبُ مَنْ قَاسَاكُمْ أَعَالِيلُ بِأَضَالِيلَ وَسَأَلْتُمُونِي التَّطْوِيلَ دِفَاعَ ذِي الدَّيْنِ الْمَطُولِ. لَا يَمْنَعُ الضَّيْمَ الذَّلِيلُ وَلَا يُدْرَكُ الْحَقُّ إِلَّا بِالْجِدِّ أَيَّ دَارٍ بَعْدَ دَارِكُمْ تَمْنَعُونَ وَمَعَ أَيِّ إِمَامٍ بَعْدِي تُقَاتِلُونَ؟ الْمَغْرُورُ وَاللَّهِ مَنْ غَرَرْتُمُوهُ وَمَنْ فَازَ بِكُمْ فَقَدْ فَازَ وَاللَّهِ بِالسَّهْمِ الْأَخْيَبِ وَمَنْ رَمَى بِكُمْ فَقَدْ رَمَى بِأَفْوَقَ نَاصِلٍ. أَصْبَحْتُ وَاللَّهِ لَا أُصَدِّقُ قَوْلَكُمْ وَلَا أَطْمَعُ فِي نَصْرِكُمْ وَلَا أُوعِدُ الْعَدُوَّ بِكُمْ. مَا بَالُكُمْ مَا دَوَاؤُكُمْ مَا طِبُّكُمْ الْقَوْمُ رِجَالٌ أَمْثَالُكُمْ. أَقَوْلًا بِغَيْرِ عِلْمٍ وَغَفْلَةً مِنْ غَيْرِ وَرَعٍ وَطَمَعاً فِي غَيْرِ حَقٍّ؟
Türkçe Çevirisi (Tam Metin):
Ey bedenleri bir araya toplanmış, heva ve arzuları darmadağın olan insanlar! Sözünüz sert kayaları bile eritir (zayıflatır), ama eyleminiz düşmanlarınızı size karşı tamahkâr eder! Meclislerde şöyle şöyle dersiniz, savaş geldiğinde ise "savul, yana çekil" dersiniz. Sizi çağıranın çağrısı izzetli olmadı, size katlananın kalbi rahat etmedi. Bahanelerle oyalamalarla ve borcunu uzatan borçlu gibi uzatma isteğiyle beni oyaladınız. Zillete razı olan, zulmü engelleyemez; hak ancak ciddiyetle elde edilir. Yurdunuzdan sonra hangi yurdu savunacaksınız ve benden sonra hangi imamla birlikte savaşacaksınız? Vallahi aldattığınız kişi aldanmıştır, sizi kazanan kimse vallahi en başarısız oku kazanmıştır, sizi atan kimse kırık temrenli ok atmıştır. Vallahi artık sözünüzü tasdik etmiyorum, yardımınıza tamah etmiyorum ve düşmanı sizinle tehdit etmiyorum. Haliniz nedir? Derdiniz nedir? İlacınız nedir? Karşı kavim de sizin gibi adamlardır. Yoksa ilimsiz söz mü, vera sahibi olmadan gaflet mi, haksız yere tamah mı?

Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri - Metinden

1. Arapça İsim Örnekleri (8 Adet)

  • النَّاسُ - İnsanlar
    Kelime Anlamı: halk
    Cümle: أَيُّهَا النَّاسُ الْمُجْتَمِعَةُ أَبْدَانُهُمْ
    Türkçe: Ey bedenleri toplanmış insanlar.
  • أَبْدَانُهُمْ - Bedenleri
    Kelime Anlamı: vücutlar
    Cümle: الْمُجْتَمِعَةُ أَبْدَانُهُمْ
    Türkçe: Bedenleri bir araya toplanmış.
  • أَهْوَاؤُهُمْ - Hevaları, arzuları
    Kelime Anlamı: istekler
    Cümle: الْمُخْتَلِفَةُ أَهْوَاؤُهُمْ
    Türkçe: Arzuları farklı olan.
  • الصُّمَّ الصِّلَابَ - Sağlam sert kayalar
    Kelime Anlamı: sert taşlar
    Cümle: كَلَامُكُمْ يُوهِي الصُّمَّ الصِّلَابَ
    Türkçe: Sözünüz sert kayaları bile zayıflatır.
  • الْأَعْدَاءَ - Düşmanlar
    Kelime Anlamı: hasımlar
    Cümle: يُطْمِعُ فِيكُمُ الْأَعْدَاءَ
    Türkçe: Düşmanları size karşı tamahlandırır.
  • الْقِتَالُ - Savaş
    Kelime Anlamı: muharebe
    Cümle: فَإِذَا جَاءَ الْقِتَالُ قُلْتُمْ حِيدِي حَيَادِ
    Türkçe: Savaş gelince savul dersiniz.
  • السَّهْمِ الْأَخْيَبِ - En başarısız ok
    Kelime Anlamı: isabetsiz ok
    Cümle: فَقَدْ فَازَ بِالسَّهْمِ الْأَخْيَبِ
    Türkçe: En başarısız oku kazanmıştır.
  • الْعَدُوَّ - Düşman
    Kelime Anlamı: hasım
    Cümle: وَلَا أُوعِدُ الْعَدُوَّ بِكُمْ
    Türkçe: Düşmanı sizinle tehdit etmiyorum.

2. Arapça Fiil Örnekleri (9 Adet)

  • يُوهِي - Zayıflatır, eritir
    Kökü: و ه ي
    Cümle: كَلَامُكُمْ يُوهِي الصُّمَّ الصِّلَابَ
    Türkçe: Sözünüz sert kayaları zayıflatır.
  • يُطْمِعُ - Tamahlandırır
    Kökü: ط م ع
    Cümle: وَفِعْلُكُمْ يُطْمِعُ فِيكُمُ الْأَعْدَاءَ
    Türkçe: Fiiliniz düşmanları tamahlandırır.
  • تَقُولُونَ - Söylersiniz
    Kökü: ق و ل
    Cümle: تَقُولُونَ فِي الْمَجَالِسِ كَيْتَ وَكَيْتَ
    Türkçe: Meclislerde şöyle böyle dersiniz.
  • جَاءَ - Geldi
    Kökü: ج ي ء
    Cümle: فَإِذَا جَاءَ الْقِتَالُ
    Türkçe: Savaş geldiğinde.
  • قُلْتُمْ - Dediniz
    Kökü: ق و ل
    Cümle: قُلْتُمْ حِيدِي حَيَادِ
    Türkçe: Savul, çekil dediniz.
  • عَزَّتْ - İzzetli olmadı
    Kökü: ع ز ز
    Cümle: مَا عَزَّتْ دَعْوَةُ مَنْ دَعَاكُمْ
    Türkçe: Sizi çağıranın çağrısı izzet bulmadı.
  • يَمْنَعُ - Engeller, savunur
    Kökü: م ن ع
    Cümle: لَا يَمْنَعُ الضَّيْمَ الذَّلِيلُ
    Türkçe: Zillete razı olan zulmü engelleyemez.
  • يُدْرَكُ - Elde edilir (meçhul)
    Kökü: د ر ك
    Cümle: وَلَا يُدْرَكُ الْحَقُّ إِلَّا بِالْجِدِّ
    Türkçe: Hak ancak ciddiyetle elde edilir.
  • تُقَاتِلُونَ - Savaşırsınız
    Kökü: ق ت ل
    Cümle: وَمَعَ أَيِّ إِمَامٍ بَعْدِي تُقَاتِلُونَ؟
    Türkçe: Benden sonra hangi imamla savaşacaksınız?

3. Arapça Edat Örnekleri (6 Adet - Harf-i Cer Hariç)

  • أَيُّهَا - Nida edatı
    Cümle: أَيُّهَا النَّاسُ
    Türkçe: Ey insanlar!
  • مَا - Nefy edatı
    Cümle: مَا عَزَّتْ دَعْوَةُ مَنْ دَعَاكُمْ
    Türkçe: Sizi çağıranın çağrısı izzet bulmadı.
  • لَا - Nefy edatı
    Cümle: لَا يَمْنَعُ الضَّيْمَ الذَّلِيلُ
    Türkçe: Zillete razı olan zulmü engelleyemez.
  • إِلَّا - İstisna edatı
    Cümle: وَلَا يُدْرَكُ الْحَقُّ إِلَّا بِالْجِدِّ
    Türkçe: Hak ancak ciddiyetle elde edilir.
  • مَنْ - İsmi mevsul / şart
    Cümle: مَنْ دَعَاكُمْ - مَنْ غَرَرْتُمُوهُ
    Türkçe: Sizi çağıran - aldattığınız kimse.
  • أَ - İstifham edatı (hemze)
    Cümle: أَيَّ دَارٍ بَعْدَ دَارِكُمْ تَمْنَعُونَ؟
    Türkçe: Yurdunuzdan sonra hangi yurdu savunacaksınız?

Nehcül Belaga Hutbe 29 - Paragraf Anlama ve Kelime Testi (10 Soru)

Arapça Kelime ve Gramer Testi (Hutbe 29)

نهج البلاغة لامامنا علي عليه السلام
www.muhammediyye.org
Hadislerle Arapça

Nehcül Belağa | الخطبة ٣٠ - لَوْ أَمَرْتُ بِهِ لَكُنْتُ قَاتِلًا

Okuma Parçası - Metin

Kaynak: alseraj.net/nahj_al-balagha/الخطبة-٣٠/ - خذ نفس المتن كلها تحت الموضوع
لَوْ أَمَرْتُ بِهِ لَكُنْتُ قَاتِلًا أَوْ نَهَيْتُ عَنْهُ لَكُنْتُ نَاصِراً، غَيْرَ أَنَّ مَنْ نَصَرَهُ لَا يَسْتَطِيعُ أَنْ يَقُولَ خَذَلَهُ مَنْ أَنَا خَيْرٌ مِنْهُ وَمَنْ خَذَلَهُ لَا يَسْتَطِيعُ أَنْ يَقُولَ نَصَرَهُ مَنْ هُوَ خَيْرٌ مِنِّي. وَأَنَا جَامِعٌ لَكُمْ أَمْرَهُ، اسْتَأْثَرَ فَأَسَاءَ الْأَثَرَةَ وَجَزِعْتُمْ فَأَسَأْتُمُ الْجَزَعَ وَلِلَّهِ حُكْمٌ وَاقِعٌ فِي الْمُسْتَأْثِرِ وَالْجَازِعِ.
Türkçe Çevirisi (Tam Metin):
Eğer onun (Osman'ın öldürülmesini) emretmiş olsaydım katil olurdum, eğer ondan nehyetmiş olsaydım ona yardım etmiş olurdum. Şu var ki, ona yardım eden kişi "onu benden daha hayırlı olan yalnız bıraktı" diyemez; onu yalnız bırakan da "ona benden daha hayırlı olan yardım etti" diyemez. Ben size onun işini özetleyeyim: O (Osman) bencil davrandı, imtiyaz tanıdı ve bu imtiyazda kötülük etti; siz de sabırsızlık gösterdiniz ve sabırsızlıkta kötülük ettiniz. Allah'ın hem bencil davranan (müste'sir) hem de sabırsızlanan (cazi') hakkında gerçekleşecek bir hükmü vardır.
Açıklama: İmam (a.s) bu hutbede Osman'ın katlini ve sahabenin onun etrafında yardım eden ve yalnız bırakan olarak ikiye bölünmesini anlatır ve Osman'ın siyasetini iki kelimeyle özetler: استأثر فأساء الأثرة.

Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri - Metinden

1. Arapça İsim Örnekleri (8 Adet)

  • قَاتِلًا - Katil, öldüren
    Kelime Anlamı: katleden kimse
    Cümle: لَكُنْتُ قَاتِلًا
    Türkçe: Katil olurdum.
  • نَاصِراً - Yardımcı
    Kelime Anlamı: yardım eden
    Cümle: لَكُنْتُ نَاصِراً
    Türkçe: Yardım eden olurdum.
  • أَمْرَهُ - Onun işi, durumu
    Kelime Anlamı: mesele, durum
    Cümle: وَأَنَا جَامِعٌ لَكُمْ أَمْرَهُ
    Türkçe: Ben size onun işini topluyorum/özetliyorum.
  • الْأَثَرَةَ - Bencillik, kayırma
    Kelime Anlamı: imtiyaz, bencillik
    Cümle: اسْتَأْثَرَ فَأَسَاءَ الْأَثَرَةَ
    Türkçe: Bencil davrandı ve bencillikte kötülük etti.
  • الْجَزَعَ - Sabırsızlık, feryat
    Kelime Anlamı: telaş, sabırsızlık
    Cümle: فَأَسَأْتُمُ الْجَزَعَ
    Türkçe: Sabırsızlıkta kötülük ettiniz.
  • حُكْمٌ - Hüküm, karar
    Kelime Anlamı: yargı
    Cümle: وَلِلَّهِ حُكْمٌ وَاقِعٌ
    Türkçe: Allah için gerçekleşecek bir hüküm vardır.
  • الْمُسْتَأْثِرِ - Bencilce imtiyaz tanıyan
    Kelime Anlamı: tekeline alan
    Cümle: فِي الْمُسْتَأْثِرِ وَالْجَازِعِ
    Türkçe: Bencil davranan ve sabırsızlanan hakkında.
  • الْجَازِعِ - Sabırsızlanan
    Kelime Anlamı: sızlanan, telaş eden
    Cümle: فِي الْمُسْتَأْثِرِ وَالْجَازِعِ
    Türkçe: Bencil ve sabırsız hakkında.

2. Arapça Fiil Örnekleri (9 Adet)

  • أَمَرْتُ - Emrettim
    Kökü: أ م ر
    Cümle: لَوْ أَمَرْتُ بِهِ
    Türkçe: Eğer onunla emretmiş olsaydım.
  • نَهَيْتُ - Nehyettim, engelledim
    Kökü: ن ه ي
    Cümle: أَوْ نَهَيْتُ عَنْهُ
    Türkçe: Veya ondan nehyetmiş olsaydım.
  • نَصَرَ - Yardım etti
    Kökü: ن ص ر
    Cümle: مَنْ نَصَرَهُ
    Türkçe: Ona yardım eden kimse.
  • خَذَلَ - Yalnız bıraktı
    Kökü: خ ذ ل
    Cümle: خَذَلَهُ مَنْ أَنَا خَيْرٌ مِنْهُ
    Türkçe: Onu benden daha hayırlı olan yalnız bıraktı.
  • يَسْتَطِيعُ - Gücü yeter, yapabilir
    Kökü: ط و ع
    Cümle: لَا يَسْتَطِيعُ أَنْ يَقُولَ
    Türkçe: Söylemeye gücü yetemez.
  • يَقُولَ - Söylesin
    Kökü: ق و ل
    Cümle: أَنْ يَقُولَ خَذَلَهُ
    Türkçe: Yalnız bıraktı desin.
  • جَامِعٌ - Toplayan, özetleyen (ism-i fail)
    Kökü: ج م ع
    Cümle: وَأَنَا جَامِعٌ لَكُمْ أَمْرَهُ
    Türkçe: Ben size onun işini özetliyorum.
  • اسْتَأْثَرَ - Bencil davrandı, tekeline aldı
    Kökü: أ ث ر
    Cümle: اسْتَأْثَرَ فَأَسَاءَ الْأَثَرَةَ
    Türkçe: Bencil davrandı ve bencillikte kötü davrandı.
  • جَزِعَ (جَزِعْتُمْ) - Sabırsızlandı
    Kökü: ج ز ع
    Cümle: وَجَزِعْتُمْ فَأَسَأْتُمُ الْجَزَعَ
    Türkçe: Sabırsızlandınız ve sabırsızlıkta kötülük ettiniz.

3. Arapça Edat Örnekleri (6 Adet - Harf-i Cer Hariç)

  • لَوْ - Şart edatı (imtinai şart)
    Cümle: لَوْ أَمَرْتُ بِهِ
    Türkçe: Eğer emretmiş olsaydım.
  • أَوْ - Tahyir / atıf edatı
    Cümle: أَوْ نَهَيْتُ عَنْهُ
    Türkçe: Veya ondan nehyetmiş olsaydım.
  • غَيْرَ أَنَّ - İstisna + tekit edatı
    Cümle: غَيْرَ أَنَّ مَنْ نَصَرَهُ
    Türkçe: Şu var ki ona yardım eden.
  • مَنْ - İsmi mevsul / şart edatı
    Cümle: مَنْ نَصَرَهُ لَا يَسْتَطِيعُ
    Türkçe: Ona yardım eden diyemez.
  • لَا - Nefy edatı
    Cümle: لَا يَسْتَطِيعُ أَنْ يَقُولَ
    Türkçe: Söyleyemez.
  • أَنْ - Masdar edatı
    Cümle: أَنْ يَقُولَ خَذَلَهُ
    Türkçe: Yalnız bıraktı demesi.

Nehcül Belaga Hutbe 30 - Paragraf Anlama ve Kelime Testi (10 Soru)

Arapça Kelime ve Gramer Testi (Hutbe 30)

S.Muhammed Kayaalp (el-Haşimi) Ks

الاامام سيد محمد هاشمي الموسوي

Arapça Dersleri-İslami Sohbetler-Tevhid-Tefsir-Hadis-Fıkıh-Fetvalar-İrşadlar

Arapça Metinler-نهج البلاغة-Nehcül Belağa-Hutbe-25-30.Hutbeler Rating: 4.5 Diposkan Oleh: ☝الاامام سيد محمد هاشمي الموسوي☝المحمدية☝

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.