☝📖İbrahimi ﷺ Muhammedi ﷺ Hanif İslam📖☝﷽𐰃𐰠𐰯☝📖المحمدية☝Muhammediyye📖☝𐰃𐰠𐰯༺الله أكبر ༻

Güncel Duyuru Eylül -Ekim 2026

Nehvul Vazıh 2.Merhale Derslerimiz Çok Yakında Eylül itibariyle Başlayacak Ekim itibariyle devam edecek inşallah!Nehcül Belağa Dersleri sitemize ekleniyor,Kur'anla Arapça Dilbilgisi derslerimiz ve 116 tane Arapça dilbilgisi konu testi sitemize eklendi..

☝المحمدية☝الاامام سيد محمد هاشمي الموسوي 📖 ☝

☝https://www.muhammediyye.org/☝
📖-المحمدية-📖

Teoriye göre;İlluminati(hizbüşşeytan) yani uzaylı ve insan melezi ırklar,yarı vampir,yılan,ejderha vs melez soylardan oluşan topluluk,masonik, illuminatik firavun ve nemrud soylarının hipnoz,büyü,zihin kontrolü,algı yönetimi ile bireyler ve toplumları yönetmesi,hizbüşşeytan illumiatinin küresel illuminatik sistemi; siyaset,medya,sivil toplum,terör örgütleri,mafya,enerji,silah,ilaç,gıda tekeli alanlarda illuminati vardır!

Destek olmak isteyen kardeşlerimiz iletişim formundan bize yazınız Allah razı olsun.

Arapça Metinler-نهج البلاغة-Nehcül Belağa-Hutbe-31-36.Hutbeler

☝https://www.muhammediyye.org/☝
📖-المحمدية علي الكتاب و السنة الصحيحة-📖
Üye olmak isteyen kardeşlerimiz iletişim formundan bize yazınız Allah razı olsun.Kardeşlerimize Önemli :
اعوذ بالله من الشيطان الرجيم
 بسم الله الرحمان الرحيم
 الحمد لله رب العالمين و الصلاة و السلام علي امامنا محمد
 و آله و اهل بيته و صحبه و امته اجمعين
Euzü billahi mineşeydanirracimi ve min hizbihi..
Bismillahirrahmanirrahiym
Allahım cc Şeytandan ve onun hizbi tağutlardan
marid ve hannaslardan,cibt ve belamlardan sana sığınırız.Rahman ve rahiym olan Allahın cc adıyla.. 
Ahmedilik,kadıyanilik,bahailik,Vahhabilik,Şiilik,
illuminati,masonluk,yahudilik,nasırilik,nusayrilik,yezidilik,
sağcılık,solculuk,islamcılık,ateizm,deizm, budizm,hinduizm gibi  İbrahimi  ﷺ Muhammedi  ﷺ hanif İslama aykırı dini,felsefi ve ideolojik akımlardan imanımızı ve dinimizi koruyalım!     
İbrahimi  ﷺ Muhammedi  ﷺ hanif din islamdır!
İslam ise; peygamberler peygamberi cenabı Muhammed ﷺ  dinidir!..
Nemrut,Firavun,İsis,ra ve el gibi tağutlar(illuminati) ve onların günümüzdeki soylarının ve taraftarlarının dini(inanış,felsefe,ideolojilerinin) değil!
𐰃𐰠𐰯Kur'an ve sahih sünnetin izinde Muhammediyiz𐰃𐰠𐰯
📖☝ المحمدية علي الكتاب و السنة☝📖 Arapça Dersleri☝İslami Sohbetler☝İslami İlimler☝Manevi Rehberlik☝  instagram: https://www.instagram.com/muhammediyye
  • Nehc1
  • Nehc2
  • Nehc3
  • Nehc4
  • Nehc5
  • Nehc6
  • Nehc
  • ☝📖المحمدية📖☝

نهج البلاغة لامامنا علي عليه السلام
www.muhammediyye.org
Hadislerle Arapça

Nehcül Belağa | الخطبة ٣١ - لَا تَلْقَيَنَّ طَلْحَةَ فَإِنَّكَ إِنْ

Okuma Parçası - Metin

Kaynak: alseraj.net/nahj_al-balagha/الخطبة-٣١/ - خذ نفس المتن كلها تحت الموضوع
لَا تَلْقَيَنَّ طَلْحَةَ فَإِنَّكَ إِنْ تَلْقَهُ تَجِدْهُ كَالثَّوْرِ عَاقِصاً قَرْنَهُ يَرْكَبُ الصَّعْبَ وَيَقُولُ هُوَ الذَّلُولُ، وَلَكِنِ الْقَ الزُّبَيْرَ فَإِنَّهُ أَلْيَنُ عَرِيكَةً فَقُلْ لَهُ يَقُولُ لَكَ ابْنُ خَالِكَ عَرَفْتَنِي بِالْحِجَازِ وَأَنْكَرْتَنِي بِالْعِرَاقِ، فَمَا عَدَا مِمَّا بَدَا.
حاشية السيد الشريف الرضي: وهو (عليه السلام) أول من سمعت منه هذه الكلمة، أعني «فما عدا ممّا بَدا».
Türkçe Çevirisi (Tam Metin):
Bu, İmam Ali'nin (a.s) İbn Abbas'a, Nâkisîn'in reisleri Zübeyr ve Talha arasında arabuluculuk yapmasını istediğinde söylediği sözdür. İmam, İbn Abbas'ı Talha ile konuşmaktan onun kibirliliği ve inatçılığı sebebiyle sakındırır ve Zübeyr ile konuşmasını emreder çünkü Zübeyr huyu daha yumuşaktır. Şöyle buyurdu:

"Sakın Talha ile karşılaşma. Eğer onunla karşılaşırsan onu boynuzunu bükmüş bir boğa gibi bulursun; zor işe biner ve 'bu uysal devedir' der. Fakat Zübeyr ile karşılaş, çünkü o daha yumuşak huyludur. Ona de ki: Amca oğlun sana diyor ki: Beni Hicaz'da tanıdın, Irak'ta ise inkâr ettin, peki ortaya çıkan şeyden sonra ne oldu da (sana ne oldu da fikrin değişti)?"
Şerif er-Radi der ki: Bu söz, yani "فَمَا عَدَا مِمَّا بَدَا" cümlesini ilk defa İmam Ali'den duydum.

Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri - Metinden

1. Arapça İsim Örnekleri (8 Adet)

  • طَلْحَةَ - Özel isim, Talha bin Ubeydullah
    Kelime Anlamı: bir sahabi ismi
    Cümle: لَا تَلْقَيَنَّ طَلْحَةَ
    Türkçe: Sakın Talha ile karşılaşma.
  • الثَّوْرِ - Boğa
    Kelime Anlamı: erkek sığır
    Cümle: تَجِدْهُ كَالثَّوْرِ عَاقِصاً قَرْنَهُ
    Türkçe: Onu boynuzunu bükmüş boğa gibi bulursun.
  • قَرْنَهُ - Boynuzu (قرن + هُ)
    Kelime Anlamı: boynuz
    Cümle: عَاقِصاً قَرْنَهُ
    Türkçe: Boynuzunu bükmüş halde.
  • الصَّعْبَ - Zor olan (deve için)
    Kelime Anlamı: zor, inatçı
    Cümle: يَرْكَبُ الصَّعْبَ
    Türkçe: Zor olana biner.
  • الزُّبَيْرَ - Özel isim, Zübeyr bin Avvam
    Kelime Anlamı: sahabi ismi
    Cümle: وَلَكِنِ الْقَ الزُّبَيْرَ
    Türkçe: Fakat Zübeyr ile karşılaş.
  • عَرِيكَةً - Huy, tabiat
    Kelime Anlamı: ahlak, mizaç
    Cümle: فَإِنَّهُ أَلْيَنُ عَرِيكَةً
    Türkçe: Çünkü o huyca daha yumuşaktır.
  • الْحِجَازِ - Hicaz bölgesi
    Kelime Anlamı: Mekke-Medine bölgesi
    Cümle: عَرَفْتَنِي بِالْحِجَازِ
    Türkçe: Beni Hicaz'da tanıdın.
  • الْعِرَاقِ - Irak bölgesi
    Kelime Anlamı: Irak diyarı
    Cümle: وَأَنْكَرْتَنِي بِالْعِرَاقِ
    Türkçe: Ve beni Irak'ta inkâr ettin.

2. Arapça Fiil Örnekleri (9 Adet)

  • تَلْقَيَنَّ - Karşılaşmak (nehy-i müekked)
    Kökü: ل ق ي
    Cümle: لَا تَلْقَيَنَّ طَلْحَةَ
    Türkçe: Sakın Talha ile karşılaşma.
  • تَلْقَهُ - Onunla karşılaşırsan
    Kökü: ل ق ي
    Cümle: إِنْ تَلْقَهُ تَجِدْهُ
    Türkçe: Eğer onunla karşılaşırsan onu bulursun.
  • تَجِدْهُ - Onu bulursun
    Kökü: و ج د
    Cümle: تَجِدْهُ كَالثَّوْرِ
    Türkçe: Onu boğa gibi bulursun.
  • يَرْكَبُ - Biner
    Kökü: ر ك ب
    Cümle: يَرْكَبُ الصَّعْبَ
    Türkçe: Zor olana biner.
  • يَقُولُ - Der, söyler
    Kökü: ق و ل
    Cümle: وَيَقُولُ هُوَ الذَّلُولُ
    Türkçe: Ve der ki: O uysaldır.
  • الْقَ - Karşılaş (emir)
    Kökü: ل ق ي
    Cümle: وَلَكِنِ الْقَ الزُّبَيْرَ
    Türkçe: Fakat Zübeyr ile karşılaş.
  • عَرَفْتَنِي - Beni tanıdın
    Kökü: ع ر ف
    Cümle: عَرَفْتَنِي بِالْحِجَازِ
    Türkçe: Beni Hicaz'da tanıdın.
  • أَنْكَرْتَنِي - Beni inkâr ettin
    Kökü: ن ك ر
    Cümle: وَأَنْكَرْتَنِي بِالْعِرَاقِ
    Türkçe: Ve beni Irak'ta inkâr ettin.
  • بَدَا - Ortaya çıktı, göründü
    Kökü: ب د و
    Cümle: فَمَا عَدَا مِمَّا بَدَا
    Türkçe: Peki görünen şeyden sonra sana ne oldu?

3. Arapça Edat Örnekleri (6 Adet - Harf-i Cer Hariç)

  • لَا - Nehy edatı (te'kidli nehy)
    Cümle: لَا تَلْقَيَنَّ طَلْحَةَ
    Türkçe: Sakın Talha ile karşılaşma.
  • إِنْ - Şart edatı
    Cümle: إِنْ تَلْقَهُ تَجِدْهُ
    Türkçe: Eğer onunla karşılaşırsan onu bulursun.
  • فَإِنَّ - Ta'lil ve te'kid edatı
    Cümle: فَإِنَّكَ إِنْ تَلْقَهُ
    Türkçe: Çünkü sen eğer onunla karşılaşırsan...
  • وَ - Atıf edatı
    Cümle: وَيَقُولُ هُوَ الذَّلُولُ
    Türkçe: Ve der ki o uysaldır.
  • لَكِنِ - İstidrak edatı
    Cümle: وَلَكِنِ الْقَ الزُّبَيْرَ
    Türkçe: Fakat Zübeyr ile karşılaş.
  • مَا - İsm-i mevsul / istifham
    Cümle: فَمَا عَدَا مِمَّا بَدَا
    Türkçe: Ortaya çıkan şeyden sonra sana ne oldu?

Nehcül Belaga Hutbe 31 - Paragraf Anlama ve Kelime Testi (10 Soru)

Arapça Kelime ve Gramer Testi (Hutbe 31)

نهج البلاغة لامامنا علي عليه السلام
www.muhammediyye.org
Hadislerle Arapça

Nehcül Belağa | الخطبة ٣٢ - أَيُّهَا النَّاسُ إِنَّا قَدْ أَصْبَحْنَا

Okuma Parçası - Metin

أَيُّهَا النَّاسُ إِنَّا قَدْ أَصْبَحْنَا فِي دَهْرٍ عَنُودٍ وَزَمَنٍ كَنُودٍ، يُعَدُّ فِيهِ الْمُحْسِنُ مُسِيئاً وَيَزْدَادُ الظَّالِمُ فِيهِ عُتُوّاً.
لَا نَنْتَفِعُ بِمَا عَلِمْنَا وَلَا نَسْأَلُ عَمَّا جَهِلْنَا وَلَا نَتَخَوَّفُ قَارِعَةً حَتَّى تَحُلَّ بِنَا.

وَالنَّاسُ عَلَى أَرْبَعَةِ أَصْنَافٍ:
مِنْهُمْ مَنْ لَا يَمْنَعُهُ الْفَسَادَ فِي الْأَرْضِ إِلَّا مَهَانَةُ نَفْسِهِ وَكَلَالَةُ حَدِّهِ وَنَضِيضُ وَفْرِهِ.
وَمِنْهُمْ الْمُصْلِتُ لِسَيْفِهِ وَالْمُعْلِنُ بِشَرِّهِ وَالْمُجْلِبُ بِخَيْلِهِ وَرَجِلِهِ قَدْ أَشْرَطَ نَفْسَهُ وَأَوْبَقَ دِينَهُ لِحُطَامٍ يَنْتَهِزُهُ أَوْ مِقْنَبٍ يَقُودُهُ أَوْ مِنْبَرٍ يَفْرَعُهُ وَلَبِئْسَ الْمَتْجَرُ أَنْ تَرَى الدُّنْيَا لِنَفْسِكَ ثَمَناً وَمِمَّا لَكَ عِنْدَ اللَّهِ عِوَضاً!

وَمِنْهُمْ مَنْ يَطْلُبُ الدُّنْيَا بِعَمَلِ الْآخِرَةِ وَلَا يَطْلُبُ الْآخِرَةَ بِعَمَلِ الدُّنْيَا قَدْ طَامَنَ مِنْ شَخْصِهِ وَقَارَبَ مِنْ خَطْوِهِ وَشَمَّرَ مِنْ ثَوْبِهِ وَزَخْرَفَ مِنْ نَفْسِهِ لِلْأَمَانَةِ وَاتَّخَذَ سِتْرَ اللَّهِ ذَرِيعَةً إِلَى الْمَعْصِيَةِ.
وَمِنْهُمْ مَنْ أَبْعَدَهُ عَنْ طَلَبِ الْمُلْكِ ضُئُولَةُ نَفْسِهِ وَانْقِطَاعُ سَبَبِهِ فَقَصَرَتْهُ الْحَالُ عَلَى حَالِهِ فَتَحَلَّى بِاسْمِ الْقَنَاعَةِ وَتَزَيَّنَ بِلِبَاسِ أَهْلِ الزَّهَادَةِ وَلَيْسَ مِنْ ذَلِكَ فِي مَرَاحٍ وَلَا مَغْدًى.

وَبَقِيَ رِجَالٌ غَضَّ أَبْصَارَهُمْ ذِكْرُ الْمَرْجِعِ وَأَرَاقَ دُمُوعَهُمْ خَوْفُ الْمَحْشَرِ فَهُمْ بَيْنَ شَرِيدٍ نَادٍّ وَخَائِفٍ مَقْمُوعٍ وَسَاكِتٍ مَكْعُومٍ وَدَاعٍ مُخْلِصٍ وَثَكْلَانَ مُوجَعٍ قَدْ أَخْمَلَتْهُمُ التَّقِيَّةُ وَشَمِلَتْهُمُ الذِّلَّةُ فَهُمْ فِي بَحْرٍ أُجَاجٍ أَفْوَاهُهُمْ ضَامِزَةٌ وَقُلُوبُهُمْ قَرِحَةٌ قَدْ وَعَظُوا حَتَّى مَلُّوا وَقُهِرُوا حَتَّى ذَلُّوا وَقُتِلُوا حَتَّى قَلُّوا.

فَلْتَكُنِ الدُّنْيَا فِي أَعْيُنِكُمْ أَصْغَرَ مِنْ حُثَالَةِ الْقَرَظِ وَقُرَاضَةِ الْجَلَمِ وَاتَّعِظُوا بِمَنْ كَانَ قَبْلَكُمْ قَبْلَ أَنْ يَتَّعِظَ بِكُمْ مَنْ بَعْدَكُمْ وَارْفُضُوهَا ذَمِيمَةً فَإِنَّهَا قَدْ رَفَضَتْ مَنْ كَانَ أَشْغَفَ بِهَا مِنْكُمْ.
Türkçe Çevirisi (Tam Metin):
Ey insanlar! Biz inatçı bir devirde ve nankör / çetin bir zamanda sabahladık; içinde iyilik yapan kötü sayılıyor, zalim ise azgınlığını artırıyor. Öğrendiğimizden faydalanmıyoruz, bilmediğimizi sormuyoruz, başımıza gelinceye kadar hiçbir beladan korkmuyoruz.

İnsanlar dört sınıf üzeredir: Onlardan bir kısmını yeryüzünde bozgunculuk yapmaktan ancak nefsinin aşağılığı, keskinliğinin körelmesi ve malının azlığı alıkoyar. Onlardan bir kısmı kılıcını sıyırmış, kötülüğünü ilan etmiş, atlısını ve yaya askerini toplamıştır; nefsini ortaya koymuş ve kapacağı bir enkaz, sevk edeceği bir süvari birliği veya çıkacağı bir minber uğruna dinini helak etmiştir. Ne kötü bir ticarettir ki dünyayı kendine bedel, Allah katında olanı da ona karşılık sayasın!

Onlardan bir kısmı dünyayı ahiret ameliyle ister, ahireti dünya ameliyle istemez; şahsını alçaltmış, adımlarını küçültmüş, eteğini toplamış, emanet ehli görünmek için nefsini süslemiş ve Allah'ın örtüsünü günaha vesile edinmiştir. Onlardan bir kısmını ise mülk / makam istemekten nefsinin küçüklüğü ve imkânının kesilmesi uzaklaştırmıştır; bu yüzden hali onu kendi halinde bırakmış, kanaat adıyla süslenmiş, zahidler elbisesiyle ziynetlenmiştir; oysa ne bir binek yerinde ne de bir otlakta değildir.

Geriye gözlerini dönüş yerinin zikri kısan, gözyaşlarını mahşer korkusu akıtan adamlar kaldı; onlar kaçıp uzaklaşan, korkup bastırılan, susturulup ağzı bağlanan, ihlasla dua eden ve evladı ölmüş gibi acı çeken kimseler arasındadır; takiyye onları gizlemiş, zillet onları kuşatmıştır; onlar tuzlu bir denizdedir; ağızları kapalı, kalpleri yaralıdır; öğüt verdiler de usandılar, kahredildiler de zelil oldular, öldürüldüler de azaldılar.

Dünya sizin gözünüzde karaçam yaprağı kırıntısından ve makas kırpıntısından daha küçük olsun. Sizden öncekilerden ibret alın, sizden sonrakiler sizden ibret almadan önce. Onu kötüleyerek terk edin; çünkü o, sizden daha çok ona düşkün olanları terk etmiştir.
Kaynak: alseraj.net/nahj_al-balagha/الخطبة-٣٢/

Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri - Tam Metinden

1. Arapça İsim Örnekleri (8 Adet - Metinden)

  • دَهْرٍ عَنُودٍ - inatçı devir / zaman
    Kelime anlamı: zorlu, inatçı zaman
    Cümle: إِنَّا قَدْ أَصْبَحْنَا فِي دَهْرٍ عَنُودٍ
    Türkçe: Biz inatçı bir devirde sabahladık.
  • زَمَنٍ كَنُودٍ - nankör / şiddetli zaman
    Kelime anlamı: hayırsız, nankör zaman
    Cümle: وَزَمَنٍ كَنُودٍ
    Türkçe: Ve nankör bir zamanda.
  • الْمُحْسِنُ - iyilik yapan kimse
    Kelime anlamı: muhsin, iyi amel sahibi
    Cümle: يُعَدُّ فِيهِ الْمُحْسِنُ مُسِيئاً
    Türkçe: İçinde iyilik yapan kötü sayılıyor.
  • الظَّالِمُ - zalim
    Kelime anlamı: zulmeden
    Cümle: وَيَزْدَادُ الظَّالِمُ فِيهِ عُتُوّاً
    Türkçe: Zalim azgınlığını artırıyor.
  • الْفَسَادَ - fesat, bozgunculuk
    Kelime anlamı: bozulma, ifsat
    Cümle: مَنْ لَا يَمْنَعُهُ الْفَسَادَ فِي الْأَرْضِ
    Türkçe: Yeryüzünde fesadı engellemeyen kimse.
  • الدُّنْيَا - dünya
    Kelime anlamı: yakın olan, dünya hayatı
    Cümle: أَنْ تَرَى الدُّنْيَا لِنَفْسِكَ ثَمَناً
    Türkçe: Dünyayı kendine bedel göresin.
  • الْمُلْكِ - mülk, saltanat, makam
    Kelime anlamı: hükümranlık
    Cümle: مَنْ أَبْعَدَهُ عَنْ طَلَبِ الْمُلْكِ ضُئُولَةُ نَفْسِهِ
    Türkçe: Nefsinin küçüklüğü onu mülk istemekten uzaklaştıran.
  • الْقَنَاعَةِ - kanaat
    Kelime anlamı: yetinme, kanaatkarlık
    Cümle: فَتَحَلَّى بِاسْمِ الْقَنَاعَةِ
    Türkçe: Kanaat adıyla süslendi.

2. Arapça Fiil Örnekleri (9 Adet - Metinden)

  • أَصْبَحْنَا - sabahladık, olduk
    Kök: ص ب ح
    Cümle: إِنَّا قَدْ أَصْبَحْنَا فِي دَهْرٍ عَنُودٍ
    Türkçe: Biz inatçı bir devirde sabahladık.
  • يُعَدُّ - sayılır, kabul edilir (meçhul)
    Kök: ع د د
    Cümle: يُعَدُّ فِيهِ الْمُحْسِنُ مُسِيئاً
    Türkçe: İçinde iyilik yapan kötü sayılır.
  • يَزْدَادُ - artar, çoğalır
    Kök: ز ي د
    Cümle: وَيَزْدَادُ الظَّالِمُ فِيهِ عُتُوّاً
    Türkçe: Zalim azgınlığını artırır.
  • نَنْتَفِعُ - faydalanıyoruz
    Kök: ن ف ع
    Cümle: لَا نَنْتَفِعُ بِمَا عَلِمْنَا
    Türkçe: Bildiğimizden faydalanmıyoruz.
  • يَطْلُبُ - ister, talep eder
    Kök: ط ل ب
    Cümle: مَنْ يَطْلُبُ الدُّنْيَا بِعَمَلِ الْآخِرَةِ
    Türkçe: Dünyayı ahiret ameliyle isteyen.
  • طَامَنَ - alçalttı, küçülttü
    Kök: ط م ن
    Cümle: قَدْ طَامَنَ مِنْ شَخْصِهِ
    Türkçe: Şahsını alçaltmış.
  • اتَّخَذَ - edindi, vasıta yaptı
    Kök: أ خ ذ
    Cümle: وَاتَّخَذَ سِتْرَ اللَّهِ ذَرِيعَةً إِلَى الْمَعْصِيَةِ
    Türkçe: Allah'ın örtüsünü günaha vesile edindi.
  • غَضَّ - kıstı, kapattı
    Kök: غ ض ض
    Cümle: غَضَّ أَبْصَارَهُمْ ذِكْرُ الْمَرْجِعِ
    Türkçe: Dönüş yerinin zikri gözlerini kıstı.
  • ارْفُضُوهَا - onu terk edin (emir)
    Kök: ر ف ض
    Cümle: وَارْفُضُوهَا ذَمِيمَةً
    Türkçe: Onu kötüleyerek terk edin.

3. Arapça Edat Örnekleri (6 Adet - Harf-i Cer Hariç)

  • إِنَّا - tekit edatı + biz zamiri - şüphesiz biz
    Cümle: إِنَّا قَدْ أَصْبَحْنَا فِي دَهْرٍ عَنُودٍ
    Türkçe: Şüphesiz biz inatçı bir devirde sabahladık.
  • قَدْ - tahkik edatı - muhakkak, gerçekten
    Cümle: قَدْ أَصْبَحْنَا - قَدْ أَشْرَطَ نَفْسَهُ
    Türkçe: Muhakkak sabahladık - Nefsini şart koştu.
  • لَا - nefy edatı - olumsuzluk
    Cümle: لَا نَنْتَفِعُ بِمَا عَلِمْنَا
    Türkçe: Bildiğimizden faydalanmıyoruz.
  • حَتَّى - gaye edatı - tâ ki, kadar
    Cümle: وَلَا نَتَخَوَّفُ قَارِعَةً حَتَّى تَحُلَّ بِنَا
    Türkçe: Belanın başımıza gelmesine kadar korkmuyoruz.
  • أَنْ - mastar edatı - ki, ...mesi
    Cümle: أَنْ تَرَى الدُّنْيَا لِنَفْسِكَ ثَمَناً
    Türkçe: Dünyayı kendine bedel görmen.
  • فَـ / وَ - atıf ve istinaf edatı - sonra, ve, öyleyse
    Cümle: فَلْتَكُنِ الدُّنْيَا فِي أَعْيُنِكُمْ أَصْغَرَ
    Türkçe: Dünya gözünüzde daha küçük olsun.

Nehcül Belaga Hutbe 32 - Paragraf Anlama ve Kelime Testi (10 Soru)

Arapça Kelime ve Gramer Testi (Hutbe 32)

نهج البلاغة لامامنا علي عليه السلام
www.muhammediyye.org
Hadislerle Arapça

نهج البلاغة الخطبة 33

Okuma Parçası - Metin

مِنْ خُطْبَةٍ لَهُ (عليه السلام) فِي ذِكْرِ أَصْحَابِ الْجَمَلِ: وَلَقَدْ كُنْتُ مَكْصُوراً عَنْ حَقِّي مُتَعَدًّى عَلَيَّ حَتَّى قَامَ فُلَانٌ وَفُلَانٌ، فَأَخَذَا بِحُبْزُورَتِهَا وَنَهَضَا فِي حَوَاشِيهَا، فَأَشْعَلَا نَارَ الْفِتْنَةِ، وَتَحَكَّمَا فِي غَيْرِ حَقٍّ، وَمَا لَهُمَا وَلِذَاكَ! وَلَقَدْ كُنْتُ أَحَقَّ بِالأَمْرِ، وَلَوْ أَنَّهُمْ رَجَعُوا إِلَى رُشْدِهِمْ لَرَعَيْتُهُمْ سِمَاكاً وَلَكَفَيْتُهُمْ مَؤُونَةَ الْعَمَلِ.
Türkçe Çevirisi:
(İmam Ali a.s.'ın Cemel Ashabını andığı hutbelerindendir): Andolsun ki ben hakkımdan mahrum bırakılmış ve bana haksızlık edilmiştim; ta ki falan ve falan kalkıp işin kökünü tutarak kenarlarında ayağa kalktılar, fitne ateşini yaktılar, haksız yere hükmettiler. Onların bunda ne hakkı vardı! Andolsun ki ben bu işe (halifeliğe) daha layıktım. Eğer onlar doğru yollarına dönerselerdi, onları korur ve işin yükünden onları kurtarırdım.

Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri

1. Arapça İsim Örnekleri (8 Adet)

  • الْجَمَلِ - Cemel (Deve)
    Anlamı: Cemel vakası
    Cümle: فِي ذِكْرِ أَصْحَابِ الْجَمَلِ
    Türkçe: Cemel Ashabını zikrederken.
  • حَقِّي - Hakkım
    Anlamı: Hak, adalet
    Cümle: كُنْتُ مَكْصُوراً عَنْ حَقِّي
    Türkçe: Hakkımdan alıkonulmuştum.
  • فُلَانٌ - Falan (şahıs)
    Anlamı: Filanca kişi
    Cümle: حَتَّى قَامَ فُلَانٌ وَفُلَانٌ
    Türkçe: Ta ki falan ve falan kalktı.
  • نَارَ - Ateş
    Anlamı: Yangın, alev
    Cümle: فَأَشْعَلَا نَارَ الْفِتْنَةِ
    Türkçe: Fitne ateşini yaktılar.
  • الْفِتْنَةِ - Fitne
    Anlamı: Karışıklık, kargaşa
    Cümle: أَشْعَلَا نَارَ الْفِتْنَةِ
    Türkçe: Fitne ateşini yaktılar.
  • الأَمْرِ - İş, emir, hilafet
    Anlamı: İdare, makam
    Cümle: كُنْتُ أَحَقَّ بِالأَمْرِ
    Türkçe: Bu işe (halifeliğe) daha layıktım.
  • رُشْدِهِمْ - Onların rüşdü, doğru yolu
    Anlamı: Doğruluk, hidayet
    Cümle: رَجَعُوا إِلَى رُشْدِهِمْ
    Türkçe: Doğru yollarına dönerselerdi.
  • الْعَمَلِ - İş, çalışma
    Anlamı: Görev, amel
    Cümle: مَؤُونَةَ الْعَمَلِ
    Türkçe: İşin yükü, meşakkati.

2. Arapça Fiil Örnekleri (9 Adet)

  • كَانَ (كُنْتُ) - Oldu / İdim
    Kökü: ك و ن
    Cümle: وَلَقَدْ كُنْتُ مَكْصُوراً
    Türkçe: Andolsun ki ben alıkonulmuştum.
  • قَامَ - Kalktı, ayağa kalktı
    Kökü: ق و م
    Cümle: حَتَّى قَامَ فُلَانٌ وَفُلَانٌ
    Türkçe: Ta ki falan ve falan kalktı.
  • أَخَذَ (أَخَذَا) - Aldı, tuttu
    Kökü: أ خ ذ
    Cümle: فَأَخَذَا بِحُبْزُورَتِهَا
    Türkçe: İkisi kökünü tuttu.
  • نَهَضَ (نَهَضَا) - Harekete geçti, kalktı
    Kökü: ن ه ض
    Cümle: وَنَهَضَا فِي حَوَاشِيهَا
    Türkçe: Kenarlarında ayağa kalktılar.
  • أَشْعَلَ (فَأَشْعَلَا) - Yaktı
    Kökü: ش ع ل
    Cümle: فَأَشْعَلَا نَارَ الْفِتْنَةِ
    Türkçe: Fitne ateşini yaktılar.
  • تَحَكَّمَ (وَتَحَكَّمَا) - Kendi hükmünü yürüttü
    Kökü: ح ك م
    Cümle: وَتَحَكَّمَا فِي غَيْرِ حَقٍّ
    Türkçe: Haksız yere hükmettiler.
  • رَجَعَ (رَجَعُوا) - Döndü
    Kökü: ر ج ع
    Cümle: وَلَوْ أَنَّهُمْ رَجَعُوا إِلَى رُشْدِهِمْ
    Türkçe: Eğer onlar doğru yollarına dönerselerdi.
  • رَعَى (لَرَعَيْتُهُمْ) - Gözetti, korudu
    Kökü: ر ع ي
    Cümle: لَرَعَيْتُهُمْ سِمَاكاً
    Türkçe: Onları korur, gözetirdim.
  • كَفَى (وَلَكَفَيْتُهُمْ) - Yetti, kafi geldi
    Kökü: ك ف ي
    Cümle: وَلَكَفَيْتُهُمْ مَؤُونَةَ الْعَمَلِ
    Türkçe: Ve işin yükünden onları kurtarırdım.

3. Arapça Edat Örnekleri (6 Adet - Harf-i Cer Hariç)

  • وَ - Kasem / Atıf Vavı
    Cümle: وَلَقَدْ كُنْتُ مَكْصُوراً
    Türkçe: Andolsun ki ben...
  • لَقَدْ - Tahkik edatı
    Cümle: وَلَقَدْ كُنْتُ أَحَقَّ
    Türkçe: Kesinlikle ben daha layıktım.
  • حَتَّى - Gayaiyet / Başlangıç edatı
    Cümle: حَتَّى قَامَ فُلَانٌ وَفُلَانٌ
    Türkçe: Ta ki falan ve falan kalktı.
  • فَـ - Fâ-i sebebiye / Atıf
    Cümle: فَأَشْعَلَا نَارَ الْفِتْنَةِ
    Türkçe: Böylece fitne ateşini yaktılar.
  • مَا - Nafi (olumsuzluk) edatı
    Cümle: وَمَا لَهُمَا وَلِذَاكَ
    Türkçe: Onların bunda ne hakkı vardı!
  • لَوْ - Şart edatı (imkansızlık bildiren)
    Cümle: وَلَوْ أَنَّهُمْ رَجَعُوا
    Türkçe: Keşke / Eğer dönselerdi.

Nehcül Belaga Hutbe 33 - Paragraf Anlama ve Kelime Testi (10 Soru)

Arapça Kelime ve Gramer Testi (Hutbe 33)

نهج البلاغة لامامنا علي عليه السلام
www.muhammediyye.org
Hadislerle Arapça

أَيُّهَا النَّاسُ إِنَّ لِي عَلَيْكُمْ حَقًّا

Okuma Parçası - Metin

أَيُّهَا النَّاسُ، إِنَّ لِي عَلَيْكُمْ حَقًّا، وَلَكُمْ عَلَيَّ حَقٌّ: فَأَمَّا حَقُّكُمْ عَلَيَّ فَالنَّصِيحَةُ لَكُمْ، وَتَوْفِيرُ فَيْئِكُمْ عَلَيْكُمْ، وَتَعْلِيمُكُمْ كَيْ لاَ تَجْهَلُوا، وَتَأْدِيبُكُمْ كَيْ تَعْمَلُوا. وَأَمَّا حَقِّي عَلَيْكُمْ فَالْوَفَاءُ بِالْبَيْعَةِ، وَالنَّصِيحَةُ فِي الْمَشْهَدِ وَالْمَغِيبِ، وَالإِجَابَةُ حِينَ أَدْعُوكُمْ، وَالطَّاعَةُ حِينَ آمُرُكُمْ.
Türkçe Çevirisi:
Ey insanlar! Muhakkak ki benim üzerinizde bir hakkım var, sizin de benim üzerimde hakkınız var. Sizin üzerimdeki hakkınız: Size öğüt vermektir, ganimet/gelirlerinizi size bolca vermektir, cahil kalmamanız için size öğretmektir ve amel etmeniz için sizi eğitmekmektir. Benim üzerinizdeki hakkım ise: Biata vefalı olmak, huzurda ve gaibte samimi olmak, sizi çağırdığımda icabet etmek ve emrettiğimde itaat etmektir.

Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri

1. Arapça İsim Örnekleri (8 Adet)

  • النَّاسُ - İnsanlar
    Anlamı: halk
    Cümle: أَيُّهَا النَّاسُ
    Türkçe: Ey insanlar!
  • حَقًّا - Hak, görev
    Anlamı: hak
    Cümle: إِنَّ لِي عَلَيْكُمْ حَقًّا
    Türkçe: Benim üzerinizde hakkım var.
  • النَّصِيحَةُ - Nasihat, samimiyet
    Anlamı: öğüt
    Cümle: فَالنَّصِيحَةُ لَكُمْ
    Türkçe: Size öğüt vermektir.
  • فَيْئِكُمْ - Feyiniz, geliriniz
    Anlamı: ganimet geliri
    Cümle: وَتَوْفِيرُ فَيْئِكُمْ
    Türkçe: Gelirlerinizin bollaştırılması.
  • الْبَيْعَةِ - Biat, sözleşme
    Anlamı: bağlılık yemini
    Cümle: الْوَفَاءُ بِالْبَيْعَةِ
    Türkçe: Biate vefalı olmak.
  • المَشْهَدِ - Huzur, hazır bulunulan yer
    Anlamı: meydan, huzur
    Cümle: فِي الْمَشْهَدِ وَالْمَغِيبِ
    Türkçe: Huzurda ve gaibte.
  • المَغِيبِ - Gaib, göz uzağı
    Anlamı: yokluk, gizlilik
    Cümle: وَالْمَغِيبِ
    Türkçe: Gaibte (arka arkaya).
  • الطَّاعَةُ - İtaat
    Anlamı: boyun eğme
    Cümle: وَالطَّاعَةُ حِينَ آمُرُكُمْ
    Türkçe: Emrettiğimde itaat.

2. Arapça Fiil Örnekleri (9 Adet)

  • تَوْفِيرُ (Vaffera kökünden masdar/fiil türevi) - Bollaştırmak
    Kökü: و ف ر
    Cümle: وَتَوْفِيرُ فَيْئِكُمْ
    Türkçe: Gelirlerinizi bol tutmak.
  • تَعْلِيمُ (Alleme kökünden) - Öğretmek
    Kökü: ع ل م
    Cümle: وَتَعْلِيمُكُمْ
    Türkçe: Size öğretmek.
  • تَجْهَلُوا - Cahil kalasınız
    Kökü: ج ه ل
    Cümle: كَيْ لاَ تَجْهَلُوا
    Türkçe: Cahil kalmayasınız diye.
  • تَأْدِيبُ (Eddebe kökünden) - Terbiye etmek, eğitmek
    Kökü: أ د ب
    Cümle: وَتَأْدِيبُكُمْ
    Türkçe: Sizi eğitmek.
  • تَعْمَلُوا - Amel edersiniz, çalışırsınız
    Kökü: ع م ل
    Cümle: كَيْ تَعْمَلُوا
    Türkçe: Amel edesiniz diye.
  • وَفَاءُ (Vefaa kökünden) - Vefalı olmak
    Kökü: و ف ي
    Cümle: الْوَفَاءُ بِالْبَيْعَةِ
    Türkçe: Biate vefa göstermek.
  • إِجَابَةُ (Ecebe kökünden) - İcabet etmek
    Kökü: ج و ب
    Cümle: وَالإِجَابَةُ حِينَ أَدْعُوكُمْ
    Türkçe: Sizi çağırdığımda icabet etmek.
  • أَدْعُوكُمْ - Sizi çağırıyorum
    Kökü: د ع و
    Cümle: حِينَ أَدْعُوكُمْ
    Türkçe: Sizi davet ettiğim zaman.
  • آمُرُكُمْ - Size emrediyorum
    Kökü: أ م ر
    Cümle: حِينَ آمُرُكُمْ
    Türkçe: Size emrettiğim zaman.

3. Arapça Edat Örnekleri (6 Adet - Harf-i Cer Hariç)

  • إِنَّ - Tevkid edatı (Harf-i müşebbehe bil-fiil)
    Cümle: إِنَّ لِي عَلَيْكُمْ حَقًّا
    Türkçe: Muhakkak ki benim hakkım var.
  • فَأَمَّا - Şart ve tafsil edatı
    Cümle: فَأَمَّا حَقُّكُمْ
    Türkçe: Ama sizin hakkınıza gelince.
  • كَيْ - Tevil ve nasb edatı
    Cümle: كَيْ لاَ تَجْهَلُوا
    Türkçe: Cahil kalmayasınız diye.
  • لاَ - Nefy (olumsuzluk) edatı
    Cümle: كَيْ لاَ تَجْهَلُوا
    Türkçe: Cahil kalmayasınız.
  • وَ - Atıf harfi / bağlaç
    Cümle: وَلَكُمْ عَلَيَّ حَقٌّ
    Türkçe: Ve sizin de hakkınız var.
  • حِينَ - Zarf-ı zaman / bağlaç edatı
    Cümle: حِينَ أَدْعُوكُمْ
    Türkçe: Sizi çağırdığım vakit.

Nehcül Belaga Hutbe 34 - Paragraf Anlama ve Kelime Testi (10 Soru)

Arapça Kelime ve Gramer Testi (Hutbe 34)

نهج البلاغة لامامنا علي عليه السلام
www.muhammediyye.org
Hadislerle Arapça

Nehcül Belağa | الخطبة ٣٥ - إِنَّ اللَّهَ بَعَثَ مُحَمَّداً

Okuma Parçası - Metin Tamamı

Kaynak: alseraj.net/nahj_al-balagha/الخطبة-٣٥/ ve arabic.balaghah.net/node/2721 - خذ نفس المتن كلها تحت الموضوع
إِنَّ اللَّهَ بَعَثَ مُحَمَّداً صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَآلِهِ وَلَيْسَ أَحَدٌ مِنَ الْعَرَبِ يَقْرَأُ كِتَاباً وَلَا يَدَّعِي نُبُوَّةً فَسَاقَ النَّاسَ حَتَّى بَوَّأَهُمْ مَحَلَّتَهُمْ وَبَلَّغَهُمْ مَنْجَاتَهُمْ فَاسْتَقَامَتْ قَنَاتُهُمْ وَاطْمَأَنَّتْ صَفَاتُهُمْ. أَمَا وَاللَّهِ إِنْ كُنْتُ لَفِي سَاقَتِهَا حَتَّى تَوَلَّتْ بِحَذَافِيرِهَا مَا ضَعُفْتُ وَلَا جَبُنْتُ وَإِنَّ مَسِيرِي هذَا لِمِثْلِهَا فَلَأَنْقُبَنَّ الْبَاطِلَ حَتَّى يَخْرُجَ الْحَقُّ مِنْ جَنْبِهِ. مَا لِي وَلِقُرَيْشٍ وَاللَّهِ لَقَدْ قَاتَلْتُهُمْ كَافِرِينَ وَلَأُقَاتِلَنَّهُمْ مَفْتُونِينَ.
Türkçe Çevirisi (Tam Metin):
Şüphesiz Allah Muhammed'i - s.a.a - gönderdiği zaman Araplardan hiçbir kimse kitap okumuyor ve nübüvvet iddia etmiyordu. İnsanları sevk etti ta ki onları mahallelerine yerleştirdi ve onları necatlarına ulaştırdı, böylece kanatları istikamet buldu, safatları mutmain oldu. Ama vallahi ben onun sakasında idim ta ki bütün حذافيرi ile dönüp gitti, zayıf düşmedim ve korkmadım ve benim bu yürüyüşüm onun misli gibidir, elbette batılı deleceğim ta ki hak onun yanından çıksın. Kureyş ile ne işim var, vallahi onları kafirler olarak katlettim ve elbette onları meftunlar olarak katledeceğim.

Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri - Metinden Tamamı

1. Arapça İsim Örnekleri (8 Adet)

  • اللَّهَ - Allah
    Kelime Anlamı: Allah
    Cümle: إِنَّ اللَّهَ بَعَثَ مُحَمَّداً
    Türkçe: Şüphesiz Allah Muhammed'i gönderdi.
  • مُحَمَّداً - Muhammed
    Kelime Anlamı: Muhammed
    Cümle: إِنَّ اللَّهَ بَعَثَ مُحَمَّداً
    Türkçe: Allah Muhammed'i gönderdi.
  • كِتَاباً - kitap
    Kelime Anlamı: kitab
    Cümle: يَقْرَأُ كِتَاباً
    Türkçe: Kitap okuyor.
  • نُبُوَّةً - nübüvvet
    Kelime Anlamı: nübüvve
    Cümle: وَلَا يَدَّعِي نُبُوَّةً
    Türkçe: Nübüvvet iddia etmiyor.
  • مَحَلَّتَهُمْ - mahalleleri mekan
    Kelime Anlamı: mahalle
    Cümle: حَتَّى بَوَّأَهُمْ مَحَلَّتَهُمْ
    Türkçe: Ta ki onları mahallelerine yerleştirdi.
  • قَنَاتُهُمْ - kanatları
    Kelime Anlamı: kanat
    Cümle: فَاسْتَقَامَتْ قَنَاتُهُمْ
    Türkçe: Kanatları istikamet buldu.
  • الْبَاطِلَ - batıl
    Kelime Anlamı: batıl
    Cümle: فَلَأَنْقُبَنَّ الْبَاطِلَ
    Türkçe: Elbette batılı deleceğim.
  • الْحَقُّ - hak
    Kelime Anlamı: hak
    Cümle: حَتَّى يَخْرُجَ الْحَقُّ
    Türkçe: Ta ki hak çıksın.

2. Arapça Fiil Örnekleri (9 Adet)

  • بَعَثَ - gönderdi
    Kökü: ب ع ث
    Cümle: إِنَّ اللَّهَ بَعَثَ مُحَمَّداً
    Türkçe: Allah Muhammed'i gönderdi.
  • قَرَأَ - يَقْرَأُ - okudu
    Kökü: ق ر أ
    Cümle: يَقْرَأُ كِتَاباً
    Türkçe: Kitap okuyor.
  • ادَّعَى - يَدَّعِي - iddia etti
    Kökü: د ع و
    Cümle: وَلَا يَدَّعِي نُبُوَّةً
    Türkçe: Nübüvvet iddia etmiyor.
  • سَاقَ - sevk etti
    Kökü: س و ق
    Cümle: فَسَاقَ النَّاسَ
    Türkçe: İnsanları sevk etti.
  • بَوَّأَ - yerleştirdi
    Kökü: ب و أ
    Cümle: حَتَّى بَوَّأَهُمْ مَحَلَّتَهُمْ
    Türkçe: Onları mahallelerine yerleştirdi.
  • بَلَّغَ - ulaştırdı
    Kökü: ب ل غ
    Cümle: وَبَلَّغَهُمْ مَنْجَاتَهُمْ
    Türkçe: Onları necatlarına ulaştırdı.
  • اسْتَقَامَ - istikamet buldu
    Kökü: ق و م
    Cümle: فَاسْتَقَامَتْ قَنَاتُهُمْ
    Türkçe: Kanatları istikamet buldu.
  • نَقَبَ - لَأَنْقُبَنَّ - deldi
    Kökü: ن ق ب
    Cümle: فَلَأَنْقُبَنَّ الْبَاطِلَ
    Türkçe: Elbette batılı deleceğim.
  • قَاتَلَ - savaştı
    Kökü: ق ت ل
    Cümle: لَقَدْ قَاتَلْتُهُمْ كَافِرِينَ
    Türkçe: Onları kafirler olarak katlettim.

3. Arapça Edat Örnekleri (6 Adet - Harf-i Cer Hariç)

  • إِنَّ - inne te'kid
    Cümle: إِنَّ اللَّهَ بَعَثَ
    Türkçe: Şüphesiz Allah gönderdi.
  • وَ - va atıf
    Cümle: وَلَا يَدَّعِي نُبُوَّةً
    Türkçe: Ve nübüvvet iddia etmiyor.
  • لَا - la nafiye
    Cümle: وَلَا يَدَّعِي
    Türkçe: Ve iddia etmiyor.
  • حَتَّى - hatta gaye
    Cümle: حَتَّى بَوَّأَهُمْ مَحَلَّتَهُمْ
    Türkçe: Ta ki onları yerleştirdi.
  • أَمَا - ema tenbih
    Cümle: أَمَا وَاللَّهِ
    Türkçe: Ama vallahi.
  • لَـ - lam te'kid
    Cümle: فَلَأَنْقُبَنَّ الْبَاطِلَ
    Türkçe: Elbette batılı deleceğim.

Nehcül Belaga Hutbe 35 Tam Metin - Test (10 Soru)

Hutbe 35 Tam Metin - Arapça Test

نهج البلاغة لامامنا علي عليه السلام
www.muhammediyye.org
Hadislerle Arapça

Nehcül Belağa | الخطبة ٣٦ - فَأَنَا نَذِيرٌ لَكُمْ أَنْ

Okuma Parçası - Metin Tamamı

Kaynak: alseraj.net/nahj_al-balagha/الخطبة-٣٦/ ve arabic.balaghah.net/node/2724 - خذ نفس المتن كلها تحت الموضوع
فَأَنَا نَذِيرٌ لَكُمْ أَنْ تُصْبِحُوا صَرْعَى بِأَثْنَاءِ هذَا النَّهَرِ وَبِأَهْضَامِ هذَا الْغَائِطِ عَلَى غَيْرِ بَيِّنَةٍ مِنْ رَبِّكُمْ وَلَا سُلْطَانٍ مُبِينٍ مَعَكُمْ. قَدْ طَوَّحَتْ بِكُمُ الدَّارُ وَاحْتَبَلَكُمُ الْمِقْدَارُ وَقَدْ كُنْتُ نَهَيْتُكُمْ عَنْ هذِهِ الْحُكُومَةِ فَأَبَيْتُمْ عَلَيَّ إِبَاءَ الْمُنَابِذِينَ حَتَّى صَرَفْتُ رَأْيِي إِلَى هَوَاكُمْ وَأَنْتُمْ مَعَاشِرُ أَخِفَّاءُ الْهَامِ سُفَهَاءُ الْأَحْلَامِ وَلَمْ آتِ لَا أَبَا لَكُمْ بُجْراً وَلَا أَرَدْتُ لَكُمْ ضُرّاً.
Türkçe Çevirisi (Tam Metin):
Ben size nezirim ki Rabbinizden bir beyyine ve yanınızda mübin bir sultan olmaksızın bu nehrin içinde ve bu ovacığın çukurlarında yere serilmiş olarak sabahlayasınız. Dar sizi savurdu, mikdar sizi tuzağa düşürdü. Ben sizi bu hükümetten nehyetmiştim, siz bana münabizlerin ibası gibi iba ettiniz, ta ki reyimi hevanıza sarf ettim. Siz ey hamları hafif, ahlamları sefih topluluk, babanız olmasın, bucr getirmedim, size zarar irade etmedim.

Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri - Metinden Tamamı

1. Arapça İsim Örnekleri (8 Adet)

  • نَذِيرٌ - nezir uyarıcı
    Kelime Anlamı: nezir
    Cümle: فَأَنَا نَذِيرٌ لَكُمْ
    Türkçe: Ben size nezirim.
  • صَرْعَى - yere serilmişler
    Kelime Anlamı: sar'a
    Cümle: أَنْ تُصْبِحُوا صَرْعَى
    Türkçe: Sar'a olarak sabahlayasınız.
  • النَّهَرِ - nehir
    Kelime Anlamı: nehr
    Cümle: بِأَثْنَاءِ هذَا النَّهَرِ
    Türkçe: Bu nehrin esnasında.
  • الْغَائِطِ - alçak arazi
    Kelime Anlamı: gait
    Cümle: وَبِأَهْضَامِ هذَا الْغَائِطِ
    Türkçe: Bu ovacığın çukurlarında.
  • بَيِّنَةٍ - açık delil
    Kelime Anlamı: beyyine
    Cümle: عَلَى غَيْرِ بَيِّنَةٍ مِنْ رَبِّكُمْ
    Türkçe: Rabbinizden beyyine olmaksızın.
  • سُلْطَانٍ مُبِينٍ - açık sultan
    Kelime Anlamı: sultan
    Cümle: وَلَا سُلْطَانٍ مُبِينٍ مَعَكُمْ
    Türkçe: Yanınızda mübin sultan olmaksızın.
  • الدَّارُ - ev dünya
    Kelime Anlamı: dar
    Cümle: قَدْ طَوَّحَتْ بِكُمُ الدَّارُ
    Türkçe: Dar sizi savurdu.
  • الْمِقْدَارُ - kader miktar
    Kelime Anlamı: mikdar
    Cümle: وَاحْتَبَلَكُمُ الْمِقْدَارُ
    Türkçe: Miktar sizi avladı.

2. Arapça Fiil Örnekleri (9 Adet)

  • أَصْبَحَ - تُصْبِحُوا - sabahladı
    Kökü: ص ب ح
    Cümle: أَنْ تُصْبِحُوا صَرْعَى
    Türkçe: Sar'a olarak sabahlayasınız.
  • طَوَّحَ - savurdu attı
    Kökü: ط و ح
    Cümle: قَدْ طَوَّحَتْ بِكُمُ الدَّارُ
    Türkçe: Dar sizi savurdu.
  • احْتَبَلَ - tuzağa düşürdü
    Kökü: ح ب ل
    Cümle: وَاحْتَبَلَكُمُ الْمِقْدَارُ
    Türkçe: Miktar sizi avladı.
  • نَهَى - نَهَيْتُكُمْ - nehyetti
    Kökü: ن ه ي
    Cümle: قَدْ كُنْتُ نَهَيْتُكُمْ
    Türkçe: Sizi nehyetmiştim.
  • أَبَى - أَبَيْتُمْ - reddetti
    Kökü: أ ب ي
    Cümle: فَأَبَيْتُمْ عَلَيَّ إِبَاءَ
    Türkçe: Bana karşı iba ettiniz.
  • صَرَفَ - çevirdi sarf etti
    Kökü: ص ر ف
    Cümle: حَتَّى صَرَفْتُ رَأْيِي
    Türkçe: Ta ki reyimi sarf ettim.
  • أَتَى - آتِ - getirdi
    Kökü: أ ت ي
    Cümle: وَلَمْ آتِ لَا أَبَا لَكُمْ بُجْراً
    Türkçe: Bucr getirmedim.
  • أَرَادَ - أَرَدْتُ - irade etti
    Kökü: ر و د
    Cümle: وَلَا أَرَدْتُ لَكُمْ ضُرّاً
    Türkçe: Size zarar irade etmedim.
  • نَابَذَ - الْمُنَابِذِينَ - muhalefet ilan etti
    Kökü: ن ب ذ
    Cümle: إِبَاءَ الْمُنَابِذِينَ
    Türkçe: Münabizlerin ibası.

3. Arapça Edat Örnekleri (6 Adet - Harf-i Cer Hariç)

  • فَـ - fe istinaf
    Cümle: فَأَنَا نَذِيرٌ لَكُمْ
    Türkçe: Ben size nezirim.
  • أَنْ - en masdariye
    Cümle: أَنْ تُصْبِحُوا صَرْعَى
    Türkçe: Sar'a olarak sabahlamanız.
  • غَيْرِ - gayr ismi
    Cümle: عَلَى غَيْرِ بَيِّنَةٍ
    Türkçe: Beyyine olmaksızın.
  • لَا - la nafiye
    Cümle: وَلَا سُلْطَانٍ مُبِينٍ
    Türkçe: Ve mübin sultan yok.
  • قَدْ - kad tahkik
    Cümle: قَدْ طَوَّحَتْ بِكُمُ الدَّارُ
    Türkçe: Dar sizi savurdu.
  • حَتَّى - hatta gaye
    Cümle: حَتَّى صَرَفْتُ رَأْيِي
    Türkçe: Ta ki reyimi sarf ettim.

Nehcül Belaga Hutbe 36 Tam Metin - Test (10 Soru)

Hutbe 36 Tam Metin - Arapça Test

S.Muhammed Kayaalp (el-Haşimi) Ks

الاامام سيد محمد هاشمي الموسوي

Arapça Dersleri-İslami Sohbetler-Tevhid-Tefsir-Hadis-Fıkıh-Fetvalar-İrşadlar

Arapça Metinler-نهج البلاغة-Nehcül Belağa-Hutbe-31-36.Hutbeler Rating: 4.5 Diposkan Oleh: ☝الاامام سيد محمد هاشمي الموسوي☝المحمدية☝

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.